Bir su isteyecek misin? Bir tefsirini göndermişler bize. Bu da şey tefsiri, Sure-i Yusuf'un. Düşündüğümüz bir şey var biz. Ramazan-ı Şerif'te de sair zamanlarda ibadetten nasip alabilmek. Mesela oruç tuttuk elhamdülillah'ne bir ayet ama bu oruç bizden ne etki bıraktı? Teravih namazı da kırdı. Teravih namazı bizde nasıl bir yansıma hasıl etti? Üstelik bütün taahhütleriniz. İsterseniz, öldüğüm kadarıyla bir ayıp olmayarak sizi bir ibadet ehli, taat ehli. İki değerli olarak görüyorum. Zikir bizde nasıl bir tesir bırakacak? Onu kaynaklarıyla vermek istiyorum. Kaynağı Kütü bitisa. Madem dokuz Hadis kitabı. Musannefleri ve Zevai kitaplarını. Böyle tarat elimizde. Efendimizin zikir konusuyla ilgili teşviklerini şu şekilde görüyoruz ama bu iyi bir araştırmanın, Rabbımızın izniyle neticesi. Böyle birkaç ayet ve hadis şeriflerle değil, iyice taranıyor hadis kitapları. Bak dokuz hadis kitabı.
Bir Muvatta otuz cilt eserdi. Mesela Buhari, altı yüz bin Hadis-i Şerif'ten üç yüz bini araştırılarak kitaplara konmuştur. Muhammed burada mıydın? Gözüm neredeyse göremeyecek. Olur mu öyle oturuyor? Mehmet Kalkan vardı. Hocamız kardeşimiz. Olmaz gelmiş. Bizim gözümüz de aydınlanmak istiyor. Biz de onlarla aydınlanıyoruz. Sana biraz alır konular. Nasıl etsem? Nasıl yumuşatsa? Kuran-ı Kerim'de geçen anlamlarından soyutlayarak böyle bir mükellef anlam vermek doğru değildir. Bu eksikliğin olmadığı kamil mürşitler, onların zikriin Kuran-ı Kerim ve sünnetteki anlamlarına uygun olarak ele alınması lazım zikrullah'ın. Salibe Allah ve secdelerine dikkat değil, diğerdeki zikirde. Evet bu bitki yapar bizi ama bir şeyin esasını öğrenirsek onun mesela yaratılış şeklini, onun asıl özelliklerini bilirsek o zaman daha çok tesir eder. Bunu İbrahim aleyhisselam Rabbımızdan talep etti. Yoksa inanmaz mı?
Ölüleri nasıl diriltirsin? İnanmadın mı yoksa? Kalbin mutmain olsun, tam inansın diye. Bu ifade de aynen onun gibi. Zikre mücerret anlamı daha çok seyri sülükü tamamlamazsa onda olur ve burada biz bazı meşayih kiramı görüyoruz, takdir ediyoruz ki şüphesiz. En azından yüzde elli kötülüklerden korunmuş oluyoruz ama seyri süluk şu anlatacağımız hususlar yerine getirilmedikçe hasıl olmaz. Bunu biz İmamı Rabbani'de görüyoruz. Başta itikadın tashihi buyuruyor. Bunu boşuna söylemiyor. Ondan sonra farz edip sünneti üstadı bunları övünmek. Daha sonra da gereği ile amel etmek ve nefsin ıslahı ve dirildı şeklinde ifade etmiş etmişlerdir. Demek ki ilim eksikliğinden kaynaklanıyor bu yanlış O yanlış tutun, Zisullah'ı tam manasıyla idrak edememek.
Bu hususta bize Ömer bin Abdülaziz Rahmetullahi kim ki ilimsiz olarak amelde bulunursa onun ifsad ettiği, bozduğu ıslah ettiğinden daha Dört halife, beşincisi de Ömer İbni Abdül Aziz denir. Eğer buyuruyor, ilimsiz olarak amelde bulunursa onun ifsadı ıslahından daha ziyadedir. Eder. Şimdi okuyorlar arkadaşlar, çok güzel. Seviniyoruz. Evvela ilim olmalı ama bunu ticaret Amma velakin orada helleke l Alimun ille de amin, ille muhlisun onlarda da hatarı, azim, azim, büyüklükledik ancak muhlas olması gerekir. Bakın ilim ehlili, ehli insanların geldiğini görüyordum. Böyle Mısır'da Eser Üniversitesi'nden mezun olmuş. Onun yanında yine Mısır'da tahsilini görmüş. Orta Doğu'da tahsil görmüş. Böyle kimselerdi. Medrese tahsili görenler. Onlara bir soru soruyordu. Muhlis nedir? Muhlas nedir? Mürşid-i Kamil diye buna derler işte. Onlar derler işte. Muhlis ismi fail, muhlas ismi Mekhul.
Fakat kendileri izaha başlardı. Bunu çokça anlattığımız için söylemiyorum. Kastamonu'daki Mehmet Teyze Hazretleri Rahmetullahi hiç ona bir soru sormadı. Vaizlerin kurusuydu. Orada gerilerde oturuyordum. Fakat gözü bize dikti. Mübarek zatın. Demek ki anladığımız Biz gayret gösterirsek Cenabı Hak yollarımızı açıyor. İnsan nefsinin heva ve heves ile meşguliyete meyli bulunduğundan dolayı zikir sayesinde Halık'ı düşünerek fısktan, batıldan, dalaletten korunmak için insan insana etki emrolunmuştur. Şimdi burada Şem suresine bakın. Evvela kötülüklerden arınacak. Ondan sonra kalbimizin nurla dolmasına gayret göstereceğiz. Diyoruz ya, içtiğimiz bir çay bardağına dahi çayı doldururken eğer bardak killiyse ona koyamıyoruz. Temizlenmesi gerekiyor. Bu sebeple Yunus Emre, temizi gönül evini dost gelecek, kondurmaya yiyor.
Şimdi nefsimizin heva ve heves ile ilgili bunlara meyri bulunduğundan dolayı zikir sayesinde halıkımızın azamet-i ilahiyesini düşünerek hırstan, batıldan, dalaletten korunmak için insana zikir emrolunmuştur. Zikir, işte anam da bu yoldaydı. Babam da geçmişlerimizde, arkadaşlarımız da böyle. Biz de mahrum olmayalım şeklinde değil. Bunları gözeterek evrak ve ezkar olmamız gerekiyor. Emir olunan zikrin, Salih amel grubuna girmesi münasebetiyle salih amellerin kabulünün altyapısını oluşturan Tevhid'in İmam Rabbani Hazretlerinin ifade buyurduğu itikadın sahih olması gerekir. Gerçekten biz Hacasın Efendi hakkında çok söylüyoruz da söyletiyor. Kendini mecbur söyletiyor. Demek boşuna okumazmış. Bunu çok söylerlerdi. Hatta yanlış dönüş ve düşüncelerin bütün olduğu gibi listesini çıkarttı. Dört mezhebin hak olduğunu. Bunun dışında bunlara ateş dinmez. İnkarında olunmadığı sürece fakat azaptır.
Bu mesela Şia'nın yirmi iki kolunun olduğunu vesaire müşeble gibi yanlış düşünceler. Bunları bizzat izah buyuruyordu. Nereden alıyordu? Bunun kaynakları çok. Muhtasar olduğu için böyle bir özetlenmiş şekilde Abdullah Develioğlu'nun Penç Name beş kitap ve bundan sonra üç bin Türk ve İslam Fenibi diye bir eseri orada özetlemiş. Oraları okutturuyor. Emzir olunan zikrin salih amel durumuna girmesi münasebet değil, salih amellerin kabulünün altyapısını oluşturan tevhid sağlam olması icap ile İman olmadan yapılan zikir ve teşekkürle müsbet bir adım atılamaz. Sahibine hiçbir faydası olmaz. Birçok böyle ehil kimselerin ifade ettiği gibi bu yolun amacı tevhittir. Müminlere ihsan Allah'ı görüyormuş ibadet makamında bir imanı kazandırmayı amaçladı. Çok aradım. Bu müsaahemelerde Sami Beni Hazretlerinin bir ifadesi çok müstesna. Hepsi güzel olmakla birlikte. Tasavvufu aynı tevhidtir diyor.
Burada hepsini hülasa etmiş. Özetlemiş. Yüce Allah'a davet eden kimseler davetlerinde buna dikkat etmeli. Allah'a iman ve Allah'ı çokça anma konusu üzerinde özellikle durmalıyız. Zikrin tevhid yönüyle ilgili şunları söyleyebiliriz. Zikir şimdi Arapçada zikrin zıttı nedir? Nisyan, unutmaktır. Bir de ezel aleminde verilmiş olduğumuz ahit. Niye biz ahit yaptı orada? Ruhta öyle bir özellik var ki, Rabbımızın Rab oluşunu kabul edecek istidada sahip olduğu için Cenabı Hak ruhlara hitap ediyor. Mesela yine sohbetlerde gördüğümüz Lokman Aleyhisselam'ın dört binini bilgi tetkikliğini, onlardan sekiz dördü seçtiğini. Bak bizim bütün bu anlattıklarımız o sohbetleri şöyle kafamızda canlandırsak, ilk kitaplarından da görebiliriz. O bantlarda da belki tesadüf edebiliriz. İki şeyi unutmayın diyor. Birisi Allah'ı unutmayın. Bir de bölümü unutmayın. İşte dediğimizin hülasasını ifade etmiştir.
Ölümü unutmayacağım. Bir de Rabb bizi yücelerinince. Kuran-ı Kerim bize bu sözleşmeyi şöyle haber verir. Şimdi zikirde en önemli olan husus budur. Esselam. Tefsirle meşgul olan bir hocamız var. Tabii ilim çevreleriyle görüşüyor. O dedi ki bize benim bir öğrencim daha var dedi. Altmışın üzerinde hiçbir şey bilmez. Belki herif yüzünde bilmez ama en çok anlayan dedi, öğrencim odur dedi. Çünkü kalbi dedi, odun mu? Hafasa ediliyor. Kalbi anlıyor dedi. Diyor. Bu bizi, Rab suresinde otuz yedinci ayeti celine'ye götürür. O da kulağı ve kalbi olanlar diyor. Hakikati anlayan kişiler. Rabbin Celle Celalühü, Ademoğullarından onların vellerinden zürriyetlerini almış. Ben sizin Rabbiniz değil miyim diye onları kendilerine şahit tutmuştu. Evet buna şahidiz dediler. Yüce Allah kıyamet günü biz bundan habersizdik dememeniz için bu misabı yaptı.
Anlama yeteneğine sahip olan ruh, Rab kavramının manasını bilerek bu anlaşmayı kabul etmiştir. Ruhun yapısında bunlar. Onun için bu ruh ciheti uzun girecekler değil. Ebu Abbasi Nursi Hazretleri insanın değerini iki hususa bağlar. Bu da ruhu ve aklı der. Bakıyoruz bunların ifadelerine hemen hemen bütün hepsi birbiriyle örtüşüyor. Esad El-Bili Hazretlerine bakıyoruz. Mektubatını okuduğunuzda Cenabı Hak aklınızı ve ruhunuzu hakim kılsın. Hani öyle yerlere temas etmişler ki bizim zirveye ulaşmamız için hakikatleri böyle beyan etmişler. Fıtratını korudukça anlaşmaya sadık kalan insan nefis şeytan kötü sosyal ortamda bozuldukça anlaşmanın mahiyetinden uzak kaymıştır. Kendi özgür iradesiyle emanet ve zikirden kopmuştur. İşte zikir fıtratından sapan insana yeniden Allahutaala'nın yaratıcı, emredici, bir seyirci, bir hükmedici, yönetici ve rızıklandırıcı olduğunu hatırlatmaktır. Fıtratımız nedir?
Kuran-ı Kerim'de göreceğiz bunu. Fıtratımız dindir. Rabbimizi tanımaktır. Bunun için İbrahim Aleyhisselam ve sonra Ben yönümü Allah'a döndüm. Semavat ve arzı yaratan fıtratımızdaki özelliği söylüyor. Yaratan Allahü Zülcelal'e döndüm. Ben müşriklerden değilim diyor. Efendimizde de göreceksiniz bunu. Essairbillah. Yani yaratılışımızda fıtratımızda bizim inanmak var. İnanç var. Bir iman var. İşte bunu bazen közler olur da böyle ciğer gibi közlenir, üzeri küllenir. Biz Sikrullah'ı yaptıkça, o külleri onun üzerinden kaldıracağız. İmanımızı tahkike götüreceğiz.