Elhamdülillahi vahde. Allah'ın velileri için konuşmak kadar zor hiçbir şey yoktur. Çünkü Mevla-yı Zülcelal, evliyayı tahtaku babi, la yarifuhun gayri, Velilerim beşeriyet çadırı altındadır, onları benden başkası tanıyamaz. Ancak Sami Ramazanoğlu Kabde Sallallahü Sırrı Hazretlerinin Ashabı Kiram kitabında Dürrar ibni Ezber, Radıyallahu Anhün menkıbesinde şöyle bir söz geçer. Allah'ın gözüne nur ihsan ettiği, kalbine ilahi sürmelerle gözüne ilahi sürme, kalbine de nur bahşettiği kimseler tanıyabilir. Düşünüyoruz, ne yaparız, ne ederiz, şu hatırıma geliyor. Bayezidi Bistami kalpte Sallallahü Sırrı hazretleri yürüyor. Bir tanesi de o nereye bassa oraya basıyor. Buyurdu ki evladım değil bizim dizimize basmak, derimize de bürünsen eğer söylediğimize, anlattığımıza, tavsiyelerimize uymazsanız bunun hiçbir manası, faydası, anlamı yoktur diye.
Şimdi üstadımızın şahsında bütün velilerde bir özellik var. O da hayata anlam kazandırmak. Şu dünya bu alem bir badenin sarhoşudur. O bade de elest badesidir. Rabbi Zülcelal'imiz, enestübi rabbikun. Ben sizin Rabbiniz değil miyim deyince bütün ruhlar, kalu bela, Evet Rabbimizsın dediler. Şimdi evet Rabbimizsın diyen bunun içerisinde inanmayan zümre de var. Münafık olan zümre de var. Küfür içerisinde olanlar da var. Neden bunlar? Halu bela, evet Rabbimizsın dediler. Bunun bir hikmeti var. O da o anda cemali izzeti Rabbi Zülcelal'imizin cemalini görmelerinden dolayı galu bela demişlerdir. Tasavvufta bir ifade var. Hübut, gavsi bir de uruç gavsi. Hubud iniş demektir. Ruhlar aleminden ruhlar aleminden ana karnına, ana karnından dünya, dünyadan ukraya. Şimdi hayata anlam kazandırmak ne demek? Ana karnı hayatı bir çocuğun dünyaya gelmesi için dokuz aylık bir müddeti tamamlamasıdır.
Eğer çocuk orada azasını teşekkül ettirmezse mesela şu on parmağın birisi eksik olacak olursa dünyada doksan sene dokuz yüz sene artı trilyonlarca sene kalsa o onuncu parmak yerine gelmez. Neden? Çünkü o parmağın teşekkür yeri ana karne hayatıdır. Öyle hayata anlam yüklüyorlar ki bu dünya hayatı da nasıl ki ana karnındaki çocuk dünyaya gelmek için azalarını teşekkül ettiriyorsa, bu dünyada da biz azalarımızı Allah'ımızın kitabında Sa'd İbni Hişam'ın Aişe annemize gelip Radıyallahu Anh'a Resulullah'ın ahlakı nasıldı deyince, kene hulukuhul Kuran onun ahlakı Kuran'dı. İşte şu dünyaya anlam verirken hayatlarına anlam verirken altı bin altı yüz altmış altı ayat-ı ilahiye ile amil olmak ve Rabbimizin huzurunda da ahirette huzura ermektir.
Nebiye Ekrem aleyhissalatü vesselam Efendimiz insanın ahiretteki derecesini dünyada Kuran-ı Azimüşşan'a ne kadar uygunluk varsa, hac ayat-ı ilahiyeye muvafıksa o nispette derece ve makamı vardır. Şimdi bunları anlatmak elbette zor. Söz buraya gelince hiç uzak bir evladım. Düşündüm, düşündüm, tek hatırıma gelen hayata anlam vermeleri, attıkları her adım, gördükleri, duydukları ve her tavırlarında zaten hocam ifade etti bunu. Cenabıhakk'a nafilelerle ulaştıklarını gören göz, işiten kulak, kavralayan el ve yürüyen ayak. Allah'ımız nur verir, öyle bakar, nur verir, öyle yürür ve izahı pek çoktur. Şer'i esasa göre hareket eder.