Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Vakıa suresi Mekke'de inen ayeti celilelerden, kıyametin ahvalini ve insanların hallerini, insanların kaç sınıftan oluştuğunu, hayırlı kimselere verilecek mükafatları, cennetin maddi ve manevi nimetlerini, yine insanların üç sınıfa ayrıldığını, daha sonra asilerin, küfre girenlerin şiddetini, sıkıntısını, daha sonra da Cenabı hak azametini, Kitabı Kerim'in ulviyetini bildirir bu sure-i celile-i cemilede. Kıyamet koptuğu zaman, Artık kıyametin kopuşuyla daha evvel onun huzurunu inkar eden insanlar, hatiyen yalanlayamazlar. Çünkü başlarına geliyor. Bu sure hakkında İbn-i Hatiyye, Rüvian rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemtennehü gal, mendeme ala kıraatil vakiiah, lem yiftegil ebede. Kim bu Vakıa Suresini okumaya devam edecek olursa, o had'iyyen fakirlik görmez.
Osmanuzinnureyn radıyallahu anh Hazretleri, İbni Mesud radıyallahu anh'ın hastalık anında artık hastalığının da şiddetlendiği, ölüm halinin zuhur edeceği anda ziyaretine vardı. Kendisine yardım edeceğini, evladı i'aline bakacağını söyleyince, Semiutun Nebi ya sallallahu aleyhi ve sellem Yabguul dedi ki ben Rasulullah'tan duydum. Buyurdular ki kim Vakıa suresini okursa ona katiyen fakirlik, yoksulluk gelmez. Ben çocuklarıma Vakıa Suresi'ni öğrettim. Onlar Vakıa suresini okuyacaklar. Resulullah da böyle buyuruyor efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Onlar fakirlik görmezsen endişe etme dedi. Hafi Vatan Rafiah Mevla-yı Zülcelal'imiz buyuruyor ki o alçaltıcı yükselticidir. Bu ne demek? Bu şu, kıyametin ahvalini, ondan sonra zuhur edecek bütün durumları inkar eden kimseler ateşe gireceklerdir inkarlarının neticesi.
Şimdi çeşitli hizahlar yapılmış ama müfessirini hızam bu noktada bir araya gelmiş, buyuruyorlar ki kim kıyameti onun şiddetini, ölüm halini, kabirdeki suani, hangi sıfatta kalkılacağını, defteri, mizanı, sıratı, mahşeri, cenneti, cehennemi. İnkar eden kimselerin ateşe gideceğini, inkar etmeyip de bunu Kuran-ı Azimüşşan bize bildiriyor. Resulullah da haber veriyor. Zaten Kuran ona inmiyor. Aman bugün için hazırlık yapalım. Bu bela, bu sıkıntı, bu meşakkat çünkü büyük bir hadise, onu Rabbimizi celalani'miz zikrediyor Kuran-ı Kerim'de. Çalışalım, gayret gösterelim aman ha emri ilahiye riayet edelim diyen kimselerin de derecelere erişeceği, manevi derecelere gireceği ve cennete gireceğinin vaadi vardır. O kıyamet avarinden anlatırken ashable, Öyle olacak ki her şey altüst olacak.
Allah korusun bir eve tahribat kalıbından bırakılacak olsa, nasıl ki altı üstüne geliyorsa, bununla dahi ifade edilemeyecek derecede her şey yok olacak, mahvolup bitecek. Giden, rutçe değil, arduuretçe. Artık yeryüzü tamamen birbirine karıştığı zaman. Buddela dağlar parçalandığı zaman, bunu ifade giderken un haline geleceği faiz buyurulmakta. Dağların da diğer Vakıa suresinde geçtiği gibi, Garya suresinde de anlatıldığı gibi o da kıyamet ahvalini bildirir. Aynen pamukların havada uçuştuğu gibi, dağların toz duman olduğu zaman en güzel ifade de bu. Diğer Nebe suresinde de geçtiği üzere ve suyiratilcibe dağlar yürütüldüğü zaman. Artık bu dağların yürütülmesi değil, toz duman olun bir un haline geliyor. O koskoca dediğimiz, genişlemeyen yüksek dağların böyle olacağı kıyamet gününde haber verilmekte. Öyle olacak ki hebeen ubar tuz olacak.
Münbet de böyle yayılmış münteşira, müteferrican filheve, semada böyle uçuşan rüzgarla tuz duman gibi olacaktır. Böyle fırtınalı bir havai düşünecek olursak, çok rüzgarlı bir havai bazen doluyor. Göz gözü görmez hale geliyor. Bazen kum tipilerinde görülür. İşte tozlu, topraklı yerlerde de görürsünüz. Aynen bunun gibi dağlar toz duman olacaktır. Veküntüm insanlar da ezvece, sınıf sınıf olacak. Sınıf fani fil cennet ve sınıfın minna. Sınıf fani fil cennet bir sınıf vardır ki onlar cennet yaranı olacak. Onlar iman etmişler. Gelen peygamberlere kulak vermişler, semiana ve apana demişler. İşittik ve itaat ettik demişler. Riayet etmişler. Semiana ve asayna duyduk ama isyan ettik diyenler de ve sınıfun naar, onlar da ateş yaranı olacaklardır. Feeshapul meymeni, Sahifelerini, defterlerini sağ taraftan alan kimselerdir.
Ashabul meymen'e, Kuran-ı Kerim'in ifadesiyle hayırlı kimseler, müminler, defterlerini sağ tarafından alacak kişilerdir. Ma ashabul meymene, bunun tekrar ifade edilmesi onların şerefini bildiriyor. Ashabı yemin cennet ey onlar. Ma ashabul meymene, ne mutludur onlara. Ne kadar güzel insanlar, ne kadar hayırlı kişiler. Onlar bahsedilmiş oluyor onların, şanı'ı bildiriliyor. Nasıl ki elhamdülillah el-hapaküm el-hapta, Yine kıyamet, bugünün şiddeti bildirildiği gibi ikinci ifade edişte, onun dehşeti haber veriliyor. Bu tekittir aslında. O cennet yaranı öyle mutlu, öyle kutlu, öyle hayırlı kimselerdir ki ve Kuran-ı Kerim'de devamında onlara verilecek nimetten de bahis buyurunca. Onları da defterlerini sol taraftan alır kimseler. Ma sabul meşeme, ey eyyü şeyhin hüm, bunlar da neden böyle, nedir bunlar? Tacibun min halim milfallıya, onların çok sıkıntılı anı, fezatir nedir feza?
Derdi, fezası, şiddeti, sıkıntısı arttı denilen sıkıntılı, derliliği, meşakkatli kimselerdir onlar. Birincisi ve ashabü'l menzileti saniye. Ashabü'l yemin, öğlen, hayırlı yerlerde bulunan kimseler ve ashabü'l menzileti deniyyeti'l-hasîse. Artık bir diğeri de aşağı mekanlardadır. İmamı Uşeyhi Hazretleri, Ashabul Meymene, bu cennet yaranı olan kimseler Artık bu cennet yaranı olan ashabul yemin, Adem Aleyhisselam'ın sağ tarafında bulunan kimselerdir. Tabii biz onun zürriyetinden geliyoruz ya, bütün insanlar onun bel kısmında, zerreler halinde mevcut. Hayırlı olan kimseler onun sağ tarafında, şerhi olan kimseler de sol tarafındadır. Bunu efendimiz Aleyhissalatü Vesselam Miraç hadisesinde gördüler sağ tarafına bakıp sevindiğini, sol tarafına bakıp üzüldüğünü.
Bunun sebebi nedir deyince sağ tarafında olanların cennet yarağını, sol tarafında oturanların da ateş ehli oldukları haber verilmektedir. Buna bir işaret edilmiş oluyor. Ve sabigun esabigun, bu hayırlı zümreye gelince, bunlar kimlerdir denirse, ta ki hümullezine sebagu ile iman, imanda öncü olan kimselerdir. Haydi Allah'a, resulüne, getirdiklerine iman ettiğindiği zaman, derhal tereddütsüz, canı gönülden teslim olan kimselerdir. Şimdi saabigun deyince bu hayırlı kimseler ve saabigunebevvelune nevuhacirînevel ensar, muhacir ve ensardan, Allah'ın resulünün davetine ilk icabet eden kimselerdir. Burada mes sabikun denir ya üç sınıfa ayırdı. Bir sağından defterini alan cennetini, solundan defterine alan cehennem ihanı. Bir de sabikun o mutlu insanlar, hayırlı insanlar. Neymiş?
Muhacir ve Ensar cemaati cemaatinde olan kimseler iman edenler demektir ve bill bir manaya göre de beş vakit namazını mescitte kılmaya çalışanlar. Beş vakit namazlarını kılmak için yarışanlar, kuşanlar diyeceğiz de tabii bu anlama gelir. Mescide gelirken vakarla gelinir. Aman ha yetişeyim diye böyle süratli süratli bir şekilde koşar adımlarına değil tabii, bir vakarla gelinir. Ve bill yine bir manaya göre el müsariune fil hayrat, hayırlı işlerde öncü olan kimseler. Mesela diyelim ki bir hastanın, ilaç alamayan bir hastanın, hastane masraflarını görmek için. Diyelim yavrularını okutuyor fakat bunun okul masraflarını göremiyor. Bu ihtiyacını karşılamak için sokakta rezil olan, kötü alışkanlıkların içerisinde vakit geçiren, yavruların kurtulması için. Daha başka birçok hizmetlerde yardımcı olabilmek için hayra koşan kimseler ve bu hayırda veren el olmaya çalışıyor.
Veren el olmaya çalışıyor. İşte bunlar sabitun. Çünkü veriyor, eliyle veriyor. Elinin emeklerini ortaya koyuyor. Diyor ki bu hayırlı bir hizmettir. Bu hayırlı olan hizmette sizin de katkılarınız olsun. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.