Şurayı da bitirelim. Cafer-i Sadık Hazretleri'ne, kaç kaç onlamışsın. Muti, muti dedi, itaat geldi. Dedi. Ucube düşerse, mesela ibadet ediyor ama kendini beğenme gibi bir hayır olursa, asidir. Baziyi isyankarda tövbe ederse itaatkar olur. Burada Sami Efendi hazretlerinin Kayseri'nin Kayseri'yi teşbredini tövbe hakkında misaller vermiş. Anlamamız hususunda söylüyorum. Tövbe demiş şuna benzer. Artık bugünkü şartlarını bilmiyoruz. Bunu araştırmak lazım. İşte bir şarap ölmüş. İçine bolca tuz atıldığı zaman o sirkeye infilemler. Yalnız rızkımızda şu var. İstihale var. Bir bölümdür bu. İstihale. Değişimdir. İşte bu böyle kötü hayatımızda tövbe ve istiğfar edersek, dilerse Cenabı Hak bağışlar diye. Bir misal daha vermişler. Tevbe hususunda. Hatta burada bizleriz kıymetli hocalarımız da var. Onlar bile haldelerlarımız, köylerimiz. Diyelim. Biz bir yemek yaptık ama tuz yok.
Tuz bölüne bir hayvan düştü. O da helal olmayan bir hayvan. Merketli. Yanlış dışında dikkat olan Bir ayniyle pis olanlar var. Mısır gibi. O ayrı. Mesela, müşrikler için Cenabı hak. Neces tabiri aynıyla pislik. Bu at. İşte diyelim bir merkep düşmüş. Yalnız kendinden bir eser kalmıyor. Tuz haline gelmiş. Onun eczası, bir meal ona bilir, buyurun. Biz, füşeli kabirlerimizin, ondan sonra aleyhissalatu vesselam efendimiz, Cenabı hakk'ın muhabbeti, Kuran-ı Azimüşşan'ın deryası. Hadis-i şeriflerin deryası. Evliyaullah'ın edep deryasına eğer düşecek olursa, çalkalanmak suretiyle biz de helal bir hale geliriz. Safiyete erişiriz. Buyurmuş ki, Cevaberi Sadık hazretleri, beş kişiden hazer edin. Sakın mıyız? Yalancıdan. Daha yeni kardeşimizin biri biliyor. Yok. Bizden biri bu manevi emanet attığını. Mı? O emaneti her yere dağıtıyor. Derhal yakaladım zaten. Yap. Biz böyle bir şey yapmayız.
Kardeşimizi anlattık. Bak, Efendimizin emaneti bende. Hiçbir kimseye dedim. Çıkarıp göstermedim. Anlattım, manevi olan hediyelerini kaldırıp da işte bu bizdedir demedi. Orduysa da çok özel. Çok özel. Görüyor musunuz yalancıyım? Çok böyle kapılmayalım aman ha. Işte cebine büyük efendimiz bir kimseyi. Dedi ki oğlum dedi sen buradan dedi bizden şekerler alıp dedi reklam ediyorsun. Açıkça da söyledi. Çok iyi. Yok efendim dedi ama. Yok dedi. Yalancı. Kötü bir sır. Lanet var sönüne. Yalan mı? Lanet var. O diyor Efendim işte önüne geçemiyorsun İşte manevi diye lanetmiş Onu parçalıyor O diyor Efendimden ilmiyle hiç alaka E böyle bir şey de yapmayın