Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Bu üçüncü bölüm hakikat babı, hakikat bölümü, hakikatin de başta şeriat, tarikat, hakikat ve marifet diye Yunus Emre'nin Rahmetullahi aleyh Gaddesallahu sırra sıraladığı gibi burada hakikat bölümünde on tane sınıf vardır. Birincisi Başta tevazu, öyle bir tevazu ki ki, istifadesine sunmak için, ilmini yayıyor hilmiyle insanları kucaklamak için. Şükrünü yayıyor Allah'a hamdini ifade için, sabrını yayıyor Halık-ı Lemyezel'den gelene tahammül ve rıza için, tevavu, tevazu ve hıfzü'l cenah kanatlarını yaymaktır. Yebi-i Ekrem aleyhissalatü vesselam Efendimiz süt valideleri Halime anamız geldiği zaman cübbesini çıkarır buyurun ya Halime oturun anneciğim dediler. Kardeşleri gelecek olursa süt kardeşleri cübbenin bir tarafını yayar bir diğeri gelirse bir kısmını yayar onlara ikram ederlerdi.
Öyle bir kanatlarını yayardı ki behyetü'l kelbi iman eden, aslında sahabe-i kiram onun bir kısmı imanına da bazı sıkıntılar duyuyordu. Efendimiz de bunu his buyurdukları için iltifat buyurdular, cübbelerini çıkardılar otur ya bir de deyince cübbe I saadeti bağrına bastı ağlamaya başladı ya Resulallah sizin cübbenizin üzerine ben nasıl oturabilirim dedi. Böyle bir kanatlarını yayma, öyle ki küfre bile kanatlarını yayıyor küfre buğz edilmez mi? Küfrüne buğz ediyor ama hidayeti için kanatlarını yayarak, kavmime hidayet ver ya Rab onlar bilmiyorlar da onun için yapıyorlar buyuruyor. Müminlere kanatlarını yayıyor Rabbi zülcelal'mizin emirlerini duyurmak için onlara azami gayret gösteriyor hiçbir zaman boş bırakmıyordu. Öyle kanatlarını yayıyordu ki efendimiz aleyhissalatu vesselam şefaatim ümmetimin günahkarları üzerine buyuruyor, bizim gibi asilere kanatlarını yayıyor.
Müminlere öyle kanatlarını yayıyor ki onların imanda kemale erişmesi, Mevla'yı bulmaları, müttaki ve mukarreb evsafında Rabbi Zülcelalimize en yakın kullar olması için azami gayret gösteriyor ve bunun öncüsü olan Sıddık-ı Azam radiyallahu anh'a yaymış olduğu kanat benim sadrımda ne varsa onu sıddıkın sadrına verdim diye buyuruyordu. Bununla teveccühü gösteriyordu, bununla ali himmetlerine işaret buyuruyordu. Efendimiz aleyhissalatu vesselam öyle kanat indiriyordu ki şefkat kanadını Cibril-i Emin vasıtasıyla Rabbımızdan gelen emri ilahiyi Ebu Cehne bile duyurmak için kanatlarını yayıyor, yirmi dokuz defa kapısını çalıyor, panayırlarda dolaşıyor bugünkü anlamda isyan mahallerinde insanlar nasıl kurtulacak diye şefkat ve merhamet kanatlarını indiriyordu.
Öyle kanatlarını yayıyordu ki onun Hadis-i Şerifleri gerek huzurunda yapıldığı zaman ses çıkarmadığı yerine göre mübarek dilleri ile ifade buyurduğu kavli birincisi takridi sondan alarak üçüncüsüne geliyorum o da hem kavli hem de fiili olarak yaparak ümmetine ve bütün insanlığa örnek olmak suretiyle kanatlarını yayıyordu. Eğer o kanatlarını yaymasaydı biz oturduğumuz sofrada yemeği nasıl yiyecektik, sol elimizle yer sağ elimizle yemezdik. O eğer kanatlarını yaymasaydı biz tıka basa yer hayatımıza mal olacak hastalık dert ve belalarla dolardık. O kanatlarını yaymasaydı aile hayatında huzur olmazdı sizin en hayırlınız ehline hayırlı olandır buyurdu. Eğer o kanatlarını yaymasaydı cemiyet birbirine karışır, insanlar birbirini yerdi, öyle ki selamla selam vermeyi, selamını almayı, hal ve hatırlarını hoş tutmayı, güler yüzle karşılamayı hep onun şefkat kanadıyla biz öğrendik.
Eğer o kanatlarını yaymasaydı idareciler zalim olurdu. Gölgelenecek yedi sınıftan birisi de halkına şefkatle muamele eden adil devlet reisi buyuruyordu. Eğer o şefkat kanatlarını indirmeseydi gençlik ne kural tanır ne bir esasa uyar hayvan gibi bir hayat yaşardı. Onlara öyle bir kural getirdi ki sizin gençlikte ibadet ve taatten duymuş olduğunuz hazla vazifelerinizi yapmanız arşi azamın gölgesinde gölgelenmenize vesiledir ve siz ve siz ümmetin en hayırlısı olmanız da gençliğinizi ibadet ve taatle geçirip tövbekar olmanızdır Sizi Rabbimiz seviyor çünkü tövbekar oluşunuzla takdire şayansınız buyuruyordu.
Eğer o şefkatle şefkat kanadını indirmeseydi mescide cemaat gelmez hal ve hatırını sorup birbirlerinin dertleri dertlenmezlerdi çünkü mescitte bir vakit görmediği zaman acaba kardeşimizin bir hastası mı var bir derdi mi var bir sıkıntısı mı var bir elemin var bir çıkmazın var nedir diye araştırıyor o Resulü Ekrem'in soruş şefkat kanatlarını indirmesinden dolayı eğer o şefkat kanatlarını indirmese idi ne olurdu insanlar Allah için gözyaşı dökmezdi İnsanlar birbirlerine şefkat gösterir. Sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek şekilde infakta bulunmaz. Fakir ve yoksul itilir, kalkılır, kakılır hiç halleri sorulmaz bir duruma gelirdi.
O şefkatle, o şefkat kanadını yaymakla ona varis olan ulema-yı ümmet de onu takip etti, sıddık-ı azamdan bu zamana kadar gelen cenabı hakk'ın sevgili kulları o şefkatin eseri olacak ki ilim ehilleri ilmi ile kanatlarını yayıp insanların cehaletten kurtulmasına irfan ehilleri nefsimizin irşat ve ıssahıyla cemiyetten numune örnek insanların yetişmesine vesile olmuştur. Tevazu alçak olmak ve hıfzul cenah kanatlarını yaymak ve etrafına da çok mülayim, yumuşak davranmak, komşusuyla o şekilde, iş arkadaşıyla o şekilde, velhasıl bulunduğu her mekanda. Nebi-i Ekrem aleyhissalatü vesselam Efendimiz daima güler yüzlü halka sühuletle muamele eder, insanları zorluğa sokmazdı. Bunlar hep ayrı ayrı ele alınabilir. Mesela bir kısım insan olur iş bitiremezsiniz.
Öyle bir hali ahlaki durumu var ki sizin işinizi çıkmaza sokar ama Resulullah'ın ahlakında olursa zor olan işiniz için yapamasa bile o güler yüzlü tatlı dili inşallah yaparız seni endişe etmez bir rahat et sabırla hareket et bu işlerin hepsi hallolacaktır dili ile seni rahatlatır vechinin yüzünün tebessümü ile halliler eğer yapabilirse eliyle de o işi görmek suretiyle insanı kolaylığı temin eder. Nebi-i Ekrem aleyhissalatü vesselam Efendimiz etrafına da katı ve kaba değildi, bağırıp çağırmazdı kötü sözler ifade etmezdi, ayıplamazdı yiyeceğini, içeceğini, giyeceğini vesaire neyse bu sebeple insanlar birbirlerine ısınamıyor. Acaba ben o cemiyetin arasına girersem o topluluğun benim acaba giyim mi ayıplarlar, benim sebep ve vesile olmaktadır.
Velhasıl, görüşlerine ehemmiyet vermeyip, değer vermeyip daha aklın yetmez demek suretiyle onların itibardan düşmesi birçok ruhi bozukluklara sebep olmaktadır, o ayıplamazdı. Efendimiz aleyhissalatu vesselam bir kimsenin yanında bir diğer kimseyi asıp kesmezdi. Yetmiş iki milleti bir görürken ancak Allah'ın yolundan sapanların sapkınlığını kötü görür ve hepsi şaşırmıştır. Onların kötülüklerinden uzaklaşmak icap eder. Ancak Resulullah'ın ve ashabının yolundan gidenler müstesna. Eğer ehli sünnet ve cemaat görüşü üzerine olacak olursa onlar, onlar Allah'ımızın kendisine yaklaştırdığı hayırlı kullardan olurlar.
Yiyeceği az, çok acı, tatlı ne ise onu tadar ondan istifade eder, bu neden azdı, bu neden çoktu, bu neden tuzu az, bu neden o kadar tatlı değil, hep sen tatlı yapardın, neden bu yemekler tatsız deyip sofrayı neredeyse ailesinin başına geçirecek şekle girmez ve bunun da neticesi ne olur o çocuğun küçük yaşta da olsa bir yemeği beğenmeyişin hanıma karşı sert muamelenin olumsuz hali içine aksetmek suretiyle, kırk yaşında da varsa elli varsa, elli yaşına da varsa, altmış yaşına da varsa o anne ile babanın birbiriyle geçimsizliği onda olumsuz kareler meydana getirir ve sıkıntıya düşer o çocuğun ruhi haline zarar verir. .Hangi şekilde olursa olsun işte tamam şöyleydi böyleydi ben bakıyorum komşu öne güzel börekler, çörekler yapıyor ki yedik sen yapamıyorsun dememeli bu o kadının Allah'ımızın yaratmış olduğu yapıcısı Kabe'nin yapıcısı İbrahim aleyhisselam ise gönlün yapıcısı Cenabı Hak'tır.
Halıkımızın yapmış olduğu o gönül binasını yıkmak suretiyle Rabbimizin da gayretine dokunur hiç şüphesiz. Ondan dolayı ayıplamamaktır. Senin de başka güzel huyların vardır. O böyle yapıyorsa sen de güler yüzünle bize ikram ediyorsun. Tatlı dilinle sanki bize gerekir. Velhamdülillahi Rabbil alemin. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.