Çok muhterem, kıymetli pederim, Şeyhulardan de hasatlarını, münkibay halilerini konuşuyorum. Daha on dört yaşındayken Hazreti Aligime inhisar etmiş, kırk sene bacı tarikimde kalmış, lakin başlarında sağ kutup bulunmadığından iyi bir lezzet alamamış. Muidye gelen alay mucizesi, İbrahim Efendi Hazretleri efendilerini istiyor. Mide ve gülüşüyorlar, İstanbul'da kelam-ı Peki göndereyim diyor. Pehlevi, Hacci Estadi Erbili Hudbü'l Aziz Efendimiz'e yazıyor, feyzınız geldi bize, bismillah ile başkanım söze, ellerim vasın yaza, dahilet ya mürşidin. Evladınız bura geldi, dertli gönlümü geldi, dervişler teslim oldu, dahilet ya mürşidin. Nur cemalin görürsem, feyzınızı alırsam, ferah bana mürşidin. Ey Kemal'im dönersem, ihlasa yanarsam, Ravutan'ı yaparsan, rüya bana mürşidin. Sevgili Pederim. Mevsimine cevap geldikten sonra, memleketler kırk kişi, mescit nur ile doldu. Kalp bahri dalga vurdu.
Rabiallahu Ankın. Mıhhetendi yaptılar, masivayı attılar, Ravşin yedi. Ettiler Rabiallahu Ankın Çok melep yer gerdiler Halaka-i Hata kıldılar, Eşekliler jet buldular Rabiallahu Ankın Orada iki tane halife tayin edilmiş kendine. Bir ayna oranın bir boru konuşulur, söylenilir. Bütün rumuzlar, bütün sırlar bilgili kendine. Böyle ihlasa kalacağı için bütün sırlar bildirirler ve nefsinin gülmesini beklerler. Günün birinde orada Şahan'da hazretleri nefsine katlediyor. Kanaatimiz olsun. Gözlerime yemin ederim gözlerim kır olsun. Ben de o gülleri bilirim. Validen şu aşağıya inince ise evinize gece hüngür hüngür ağlıyor. Ağlıyor, ağzına hep uyandıkken uyanmıyor. Büyükannem vardı, babamın annesi, ana az anne. Bilirsan mısın? O Anşa Anşa diye Anşa diye uyanırsın. Niye ağlıyorsun yahu, nereye bu kadar ağlayon? Oğlumu İstanbul'daki o şirk keste attı bugün.
Böyle kafası kesildiği için hümrikler böyle kıprayı, öldü diye ağlıyordum, bağırıyordum. Validem, büyük validem yani büyükannem de arife bir kadın kızı. Kızım korkma, Nuri şeyhı oğlumun nefsini öldürdü ve onu görmüşsün inşallah. Helakat delalet ediyor. Böyle tabu dayına belli oldu bir isimle. Pelerin pek, pelerin pek sevdiği için şahanlının, ismimizi Mustafa Hulusi vuruyorum ve memurumuz halisen ismin demiş. Memur diye daima şahsiyeti de söylevi şey efendimiz, Mustafa Hulusi ismini, böyle duydun mu seni Mustafa Hulusi diye buyururlardı. Oğlum sen bu tekkeden ayrılırsın, Kuran'ın kıymasını şair sensin, bu tekkenin hakkında, şeyhin hakkında bir rap yapar söyler misin demiş. Pederin şunu söylüyor. Gönül kostumda, rıza kasımda, hakikat kostumda, ürünür şeyhim. Kendi halinde, divazı zılında, Muhammed yanında görünür şeyhim. Maneviyat içinde, edrar içinde, ruhlar saçında şabolur şeyhim.
Kendi bir halinle Kuran elinde, Hızır yanında görülür şeyhim. Tutuşur ahi tarikat şahi, muhkem bir zırhlı yaridir şeyhim. Cennet hali'i, cennet durağı, gülünür şeyhim. Hamın pişmesi, halkın düşmesi, feyzın çeşmesi, akıyor şeyhim. Allah Allah Allah Allah Ravza orası, yoktur karası, aşkın gayyası yaşıyor şeyhim. Virida baba, günaha tövbe, dünya da tuba Bahri, oğludur şeyhim. Sıddık tarıydı, bütün mahzuru, dilin layıkı, mahirdir şeyhim. Çar köşe dolu, gül döker dili, bükülmüş beli, sinimdir şeyhim. Yumuşadır gözü, hakkal yağzı, açıktır gözü, görüyor şeyhim. Şeyhim. Alan yolu, yedin bileli, iki bileği akseder şeyhim. Rumi kafası, yoktur cephesi, aşkta kafası devreder şeyhim. Allah Allah, Allah Allah. Altmış şanları, mağrip meşruk yanları, nur dur kendileri zikreder şeyhim. Haliat arar, ümmet-i diler, kılı kırk yarar alimdir şeyhim.
Kalpler ustasını, çoktur postası, veliler Hası, uludur şeyhim. Yetmiş gırkalden, bilir herhalden, çıkmaz gündüzden lezizdir şeyhim. Bulun orada, çalış burada, memur ukada arz eder şeyhim. Kıymetli pederim muhterem üstadımız. Hazreti Ali'nin huzurunda kırk beş gün eğlendikten sonra, Mustafa Efendi on beş başrol takım, yavruların ne halde kaldı, lütfen girerseniz, temel hiç ayrılmayı azını yetmemiş. Ederim, burada bu yaycılığı da, pazarımızdan duymuştum, Fazlamız bacanayı ve batariyasında da çok yardımlı bir ricatıdır. Bir tane hat bile teravih çıldıran bir ricatıdır Allah'ın ekber razı nur olsun, enra nur olsun. Ona etmiş demiş ki filan adama para verdim, on beş günü buğday verecek. Ben oradan da çocukların bazlamalarını, tekmeliğine getir demiş. Oraya görünce o dik inkar etmiş, buğday bağlanmış. Hem o gün duyduğum şeyler bu. Demiş ki veremeyeceğim başka yerden alsın. Çok mahzun kazamız.
Parayı oradan almış, ayrılmış. O gün gece dünyasında Sultani NBA Efendimiz geliyor o buğday parası verdi adam, kelime bilmeyen ismini ne? Benim de bir kırmaçla, benim evladım, Urfa Efendi'ye söz verdiğim buğdayı, satayım buğdayı, baharı diye niçin inkar içinde vermemin diye, kırmaçla vurduğu yerlerin karalarını fazla avına göstermiş buğdayı getirdiler. Bedenim oradaysa da Şavelinin on beş başrantasın diye harfi çekiyorsa da himmetleriyle biz buradan mükemmel idare ediyorduk. Biiznillahi Teala. Lakin Şahzeddin'in gittiği annen ağlayıyor, gittiği emri indi de, peki efendim demiş. İhvanlar o halifelerin Mustafa Hulusi Efendi Hazretleri, Hamsani, Seyfani Kutlukezeval Ali Efendi'nin o günleri Adana'da bulunuyor, onların suça görüşememişler. Giden ikisi, Hadis-i Şerif'in Efendi hayatları her halifeymiş. O da Ni-i Gide'de bulunduğu için görüşememişler.
O Rıyay, yine fende-i asrlarına sekiz on tane halifeyle görüşmişler. Onlar demişler ki lütfen buradan ayrılıyorsunuz, tek denize ve istavınıza bir evlat söyleyin de gelin. O zaman da şu heypiyatı söylemiş. İftirak günü gelince mahluk Yani ayrılık günü gelince diyor, kebabın demek diyelim büryan oldu. Ne hacet meşruulayim gamile bir bünyadır. Bir hadise, kute bu. Halık-ı Zülcelal'ımız yerlere, kültüre sığmam mümini müttakinin kalbine sığarım buyuruyor. Babam da diyor ki Vahti olmuş, geniş olmuş, kalbi anın, bahsedemem ey yaren. Yerleri gökleri uysan kapsayan doldu, demem. Müminin miratı olmuş, sağ kalenin amiri. Böyle buldun, böyle tarikata bittemem. Geldi, kederimin kıstamızdan ayrıldıktan sonra müjdesi ve silah lafı geldi. Bütün millet, bütün ihvan, karşı gittik. Tahminim ben o günlerde, yedi sekiz yaşında bulunuyordum.
Karaca ve Kürt Kara Cafe'nin bir tarafı, evet, varıyordum pederindeki olan, insan gibi biliyor. Kendime bir şey geldi, hıngır hıngır ağlardı. Buraya geldi, fazla fıs diyor ki Şafalimizden geldiği günlerdeki bile geçen hal az, söylerim sevip vermeye başladı. Ben civayı sevmesem, kalbime de koymazsam, gayri sevda bilmezem, rehberimden sözünü? Ayırma yer gözünü, dikkatle bakmak lazım. Atmalı Basri atı, görmeli hem rü'yeti, bulmalı hem izzeti lütf-ı huluzba lazım. Ara sevgili mürekkep LED'ler Habibi, bu sevgili Habibi niyaz daim lazım. Onun bir bir kesiyor, Nescini aşık basıyor. Arif ana basıyor. Tevazu kamil lazım. Her şeyden onun geni, yükreyle cürni oyan mürşit de daim lazım. Emmarenin emrine, Süvar olma ey kişi, Akıt gözünden yası Haşrasulullah çok bu dine. Senden hem hıfız lazım. Ölümlerinden ipe alsın diye kaderim şuna buyuruyorlar.
Kolun hem tükenince Hacı Hallanız hatırı olsun, Mahre Teyiz hariç'te, Hazreti Turnuvre olsun. Para verdi de Havluları hocanın yazdırmıştım. Böyle zamanlar geldi. Sizler yatsınız, siltevimez. Yasak oldu, tekkeler yıkıldı. Efendim, sil şıkları topladılar. Filmlerin lakabı koptu. Pederime Allah diyorlar diye. Pederime hazlar, ağlardı. Ben