Bismillahirrahmanirrahim. Takip edilecek edep ve erkan hakkında bir talip mürşidin himmeti ile mübarek yola başlayıp, alışık olduğu ve devam ettirdiği yöneliş üzere kalbin hakkı olan Lafza-i celali okumaya devam etmeli. Şayet bir eser ortaya çıkmazsa görmezse ruhun, sırrın, hafinin, ahvanın hakları olan her birisi için tarif buyrulan Lafza-i Celal ismini üstağzının telkini ile ilave ederek okumalıdır. Bu şekildeki devamı sırasında affaaya varıncaya, herhangi birisinde bir eser bir belirtip belirirse geriye dönmeye gerek yoktur. Bundan sonra daha ilerisine yani letaifi nefse, nefsin letaiflerine ve ondan da letaifi zikri küle geçip bu şekil üzere ta ki murakabeye kadar gitmelidir. Çünkü görmek, temaşa etmek, ihsan edildikten sonra o letaifte verilir.
Eğer ahfa da, gizlinin gizcisinde ve ondan sonra da letaif-i nefse geçip bir müddet zikir ve fikre devam ettiği halde yine bir hal olmazsa o zaman üstazı o dervişi karşısına alıp bir teveccüh buyurarak, talebinin letaiflerine birer birer bakar ve hepsini açık bulursa yukarıda izah edildiği gibi onu murakabeye kadar götürür. Eğer mürşid-i kamil teveccühünde talibin letaiflerini kapalı bulursa o zaman talibin yeme içmesinde bir haram olduğuna, üzerinde kul hakkı bulunduğuna veya gıybet gibi bir kusurunun olabileceğine karar vererek onlardan vazgeçinceye kadar kendisini zahiren kalben terbiye eder. Eğer yine bir belirti ortaya çıkmazsa, ezel pazarlığına yorulur ve bulunduğu zikir üzere kullanılır.
Ancak o talibin üstazı olgun ve mükemmel ise isterse ve arzu ederse kutsi kuvvetiyle soyluluğu ve asaletiyle o çaresiz talibi letaiflerin bütün görüntülerini, eserlerini tekrar göstermek suretiyle müşahedeye kadar götürür. Taliplerin bazıları da zeki, parlat ve çabuk kavrayışlı olduğundan kalbin nuru ortaya çıkarak müşahede gerçekleşir. Bu durumu üst ağzına söylediği zaman, üstazı onu örtbas edip kendisine biraz sert davranır, asık yüz gösterir ve birer birer letaiflerin belirtilerini müşahede ettirerek tertip üzere murakabeye kadar götürür. Üstatlarının himmetiyle bazı talipler zekalarının ve teslimiyetlerinin gereği az zamanda letaifleri, nefiy ve ispatı murakabeleri görüp geçirerek her türlü şüpheden uzak olarak Cenabı hakk'ın ihsanına nail olurlar.
Bazı taliplerin anlayışsızlığı ve kabalığı hasebiyle letaif ve müşahedesinde gönül rahatlığını kazanamadığı zaman üstazı talibi kendisinde kalp huzuru rahatlığı oluncaya kadar çalış, diğeri çalıştırmalıdır. Bu üç şekil murakabedeki mertebeler Allah'ın ihsanıyla hilafet makamlarıdır ve bu makamlarda üç çeşittir. Tecellisi gereği şahsında başkalarını irşad kabiliyeti olanlara bu özelliklerinden dolayı halifelik verilir. Kendisinde irşad kabiliyeti bulunmayan, talibe yalnız halifelik verilir. Üçüncü olarak kabiliyetinden dolayı seyri süluku tamamlayanlara da sadece halifelik verilir. Bu yukarıdaki gruplardan herhangi birisine girenlerden, bu tarife uyanlardan herhangi birisi ben seyr-i sülukü tamamlayıp halife oldum diyerek, ben de bir şeyhim gibi iddiada bulunursa bu büyük hatadır. Allah korusun, böyle bir hatayı yedi derya paklayamaz.