Biraz daha havalar ısındığı zaman halıları çıkarıyorlar, dışarıda silkeliyorlar. Tokuş deriz, onlar da vuruyorlar. Neden vuruyorlar? Tozlarını silkeleyelim diye. Allah'ımız canımıza verdiği, bedenimize verdiği derd-i bela sıkıntılar, çocuğumuzda olan sıkıntılar, malımızda olan sıkıntılar vesaire. Hep bunlar, şimdi diyelim ki geçtiğimiz günlerde hava tahta sıfır, bazı yerlerde değişir otuz beş derecedir. Diyelim ham seti aşar, on beş derece aşar da. Vah, bütün meyveler olduğu gibi bitti, değil. Acaba biz Cenab-ı Hakk'a karşı muhabbet meyvesi ne kadar verebildik? Cenab-ı Hakk'a ünsiyet meyvesi olarak ne verebildik? Onun emrine itaat meyvesi bizde ne kadardı? Kulluk noktasında hangi derecede idik? Nefis ve şeytanın ve nefsin hevasının soğuğu ile gönlümüzdeki güzel ahlak meyveleri soğuk aldı mı almadı mı bunu tefekkür etmemiz gerekir.
Siz kendi nefsinizde olanı değiştirmedikçe Allah sizi değiştirmez. Bunu düşüneceğiz. Acaba bizim yaşantımız nasıldı? Hacı Hasen Efendi Hazretleri'ne misafirler geldi. O misafirlerden birisi şunu söyledi. Cenabı Hak velisini severse yazını serin, kışını da sıcak geçir. Er-Rabia, dördüncü olarak. Hatta yalı gibi, amma süvel-melkur. Öyle bir zikir ki bu maddeyi sayıyoruz, zikredip geçmekteyim. Farz olan taatlerimizi, namazımızı kılmak, oruç, cihat, zekat, cihad, tebliğ, davet, Allah için sevgi, Allah için buğz ve cihad. Bunları yapıp geçmek değil. Nasıl yapacağız? Zikir ve tefekkürle meşgulüz. Hatta yagibe amma siver melku. Allah'ın dışında hiçbir şey kalbimizde kalmayacak. Suyu ne için kullanırız? Temizlik maddelerini ne için kullanırız? Kir yok olsun gitsin diye. Bizim gönlümüzdeki kirleri giderecek olan verilen evrad ve ezkar neden gidermiyor? Yine aynı hal üzere kalıyoruz.
Çünkü yaptığımız zikir Allah'ın dışında her şeyi yok edecek derecede ihlas ve samimiyette değiliz. Unuttuğun zaman Rabbini hatırla. Allah'tan gayriyi unuttuğun zaman, nasıl bir izah yapmış ama, o zaman gerçekten zikretmiş olursun Cenabı hakk'ın dışında olan ne varsa onu kalpten def'i ref edince, azalarımızla da yapmayınca. Daha sonra beşinci olarak ne yapacağız? Biz müminiz elhamdülillah, iman ettik. İmanda dereceyi nasıl arttıracağız? Gaybe imana nasıl ulaşacağız? İmanda yakın kesin inancı nasıl temin edeceğiz? İman bizim bütün zerremizde nasıl hakim olacak? İman, Süleyman Aleyhisselam'ın mührü gibi her işimize imanla mühür vurabilecek miyiz? Böyle insanların içerisinde dikkat ediyoruz. Sohbet halkamız, zikir halkamız ama biz bunu insanların dışında halk ile bir araya geldiğimizde, ailemizde de bu mührü vurabiliyor muyuz İslam'ın aile hayatının mührünü?
Ticaretimizde İslam'ın ticaret mührünü, gözümüzde ibretle bakmak, kulağımızda hikmetli sözleri dinlemek, elimizle hakkı tutup Allah'ın kullarına yardım etmem mührünü vurabiliyor muyuz? Ayağımızla hayır yollara yürüme mührü vurulabiliyor. İman öyle bir değer ki Nuh Aleyhisselam'ın gemisi gibidir. Acaba imanın gemisine binebiliyor muyuz? Çünkü o gemiye binenler kurtuluyor, girmeyenler malum boğuluyorlar. Bu iman gemisi deyince taklidi bir iman değil. Anam böyle okurdu, babam böyle okurdu, işte kitaplarda da böyle görür, hocalarımız da böyle öğretirdi. Ama hakiki olanı bir mürşid-i kamilin, evladın nefesini göbeğin altına al. Nefessiz Kelime-i Tevhid'i yirmi bir defa candan oku. Öyle ki La ilahe derken Allah'ın dışında her şey yok bin illallah dediğinde zatı kibriyak alsın içinde.