Insanın aynen dediğiniz gibi kendisinden anlatması kadar zor bir şey yok. Biz bir yerde bulunduk büyük cemaat hem de yüksek düzeyde idari noktada olanlar var böyle tanışmak icap etti ve sünnette zaten tanışmak orada hatırıma bir şey geldi cennetin kapılarından birisinde şu yazılı ümmetün münibe ve rabbin vefur günahkar bir ümmet ama bağışlayan bir Rabbimiz Celle Celalühü biz ilkokul Ondan sonra Kayseri İmam Hatip Okulunda okuduk. Mezun olduk yetmiş bir yetmiş iki Daha sonra yüksek istemenin şuydu bizde sonra ilahiyat oldu ismi seksende mezun olduk Ondan sonra bizim tanırsınız Ahmet Coşkun tefsir hocası evde profesördür çalışması çok güzel onun o elinde böyle koltuğunda bir çantayla geldi Dedi ki okulumuzun tasavvuf hocası yok. Sizin de dedi ceddiniz olarak hep böyle mübarek kimseler, onun da devamı sayılırsınız. Siz de okulumuzu alalım. Evet çok güzel.
Yalnız bizim evimiz bir üniversiteydi. Hacı Hasan Efendi Hazretleri bir üniversite. Hangi konuda soru sorsanız cevap verir. Mesela anatomi böyle geliyor hocalardan neden onlar kendilerini tanıtmadan insanın yapısından haber veriyor. Bir bakıyorsunuz sanki astronomi bunda uzman gibi gök cisimlerinden anlatıyor. Gerçekten öyle gök cisimlerinden anlatırdı. Bunun yanında birçok konularda hangi konuda soru sorarsanız sorun. Allah'ımız lütfetmiş, ihsan etmiş, bir de yanında bulunmamız gerekiyor. Biz vaizlik yaptık. Van'ın enişten iki yıl kadar. Asaletimiz tasdik olduktan sonra gel buyurdu. Geldim, kendisine layık olmayarak yardımcı oldum. Hem sohbetlerinde hem böyle insanların eğitimi hususunda vesaire anlatmakla bitiremem. Hemen hemen yardımcıyım. Şu hatırıma geliyor Musa Aleyhisselam diyor ki Ya Rabbi Harun Aleyhisselam'ı bana yardımcı ver. Harune ahi diye geçer.
Bunu bir misal olarak veriyorum da layık olduğundan değil bu. Bir yardımcı olmak elimizden geldiği kadar bu sebeple üzerinde bulunamadım yalnız tasavvufi çalışmalarda bulundum bulundum bir gün böyle çalışıyorum Biz arkadaşlarımız arasında konular bölüştük. İşte kimimiz tarih, kimimiz coğrafya, kimimiz diyelim tasavvuf, kimimiz hadis, fıkıh, kelam bize tasavvuf düştü. Böyle çalışırken üzerime geldi. Dedim ne yapıyorsun? Dedim işte arkadaşlar arasında bir bölüşüm oldu da bize tasavvuf düştü. Oğlum dedi, tasavvuf dile gelmez. O hal ilmi değil, o hal ilmidir, yaşanır dedi ve gözlerimize gördük. Şimdi bazı asistanlar olur, hocasının yanında işte profesör vesaire, ne isen, ameliyatlara niye girer? Onlar da arkasından girerler, hep böyle gözlemler bakarlar. Elhamdülillah yanlarında bulunmanın çok büyük faydasını gördü. Hani bizzat müşahede etmiş olduk. Onun için bizim hanemizde salikti.
Saliki meczuptu, meczubu salikti. Yalnız salik, yalnız meczup bize yabancı değil. Şöyle, şimdi saliki meczup denince salik zaten bir yola dahil olan demek. Meczup da ilahi coşkunlukla kendinden geçmiş. Zaten bir mürşid-i kamilin gerekliliği burada. İnsanın yapısında dört madde var. Su, hava, ateş, toprak. Bu madden de öyle. Mesela bizim geçmiş tıpla alakalı olan kimselerimiz fazla ilaç, fazla ne bileyim o ilaçlarda ne de bulunmuyorlar. Bu dozajını ayar diyor insanın. Su, hava, ateş, toprak. Gerçekten öyle. Mesela kanser anlatılırken kanserin insanın yapısının bozulmasından meydana geldiğini söyler. Bunun tasavvufla alakası çok büyük. Su, hava, ateş, toprak, bir mürşid-i kamil bunun dozajını ayarlar. Şimdi meczup deyince su mesela çok faydalı bir nimet. Su hayattır zaten. Su hayattır ama suyun fazla olması, aşırı olması, suyun haddini aşması tsunami ile meydana getiriyor.