Tasavvuf Yolu ve Kalp Arınması kaydında Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, Kalemdardan sohbetler başlıyor. Bütün peygamberani zam, bütün evliyai kiram, bütün kirani zam annelerimiz, dualarımız ıslaklığa talip okur, haksızlığa başında kalanlar, katile yeksan olanları, bir Fatiha'ya muhtaç olanlar, bütündür bir mümünatın ruhu için rızam Ya Rabbi…
Tasavvuf Yolu ve Kalp Arınması kaydında Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, Kalemdardan sohbetler başlıyor. Bütün peygamberani zam, bütün evliyai kiram, bütün kirani zam annelerimiz, dualarımız ıslaklığa talip okur, haksızlığa başında kalanlar, katile yeksan olanları, bir Fatiha'ya muhtaç olanlar, bütündür bir mümünatın ruhu için rızam Ya Rabbi…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 18 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, Kalemdardan sohbetler başlıyor. Bütün peygamberani zam, bütün evliyai kiram, bütün kirani zam annelerimiz, dualarımız ıslaklığa talip okur, haksızlığa başında kalanlar, katile yeksan olanları, bir Fatiha'ya muhtaç olanlar, bütündür bir mümünatın ruhu için rızam Ya Rabbi okuyana da, dinleyenlere de ve o memlekete varınca orada dinleyenlerden de Allah cümlemizden razı olsun. Amin. Halık-ı Zülcelal'ımız, Allah'ımız. Eshabübille bismillah ya eyyüennediğine amenu. Ey şerefi imanla şerefyam olan kullarım. İman rütbesini omuzuna diken kullarım, kalbine diken kullarım. Allah'ımız Ya eyyühen Nebi buyuruyor. Bir de müminlere Ya eyyühennebne hemenu, iman edenlere o şerefi veriyor. Ya Nuh, ya Musa, ya İsa.
Hepsinden, ya İsa, hepsinden böyle hitap ediyorlar Peygamberimize, Ya eyyühennebyyüyyüyyüyyüyyüyyüyyüyyüyyüyyüyyüyyüynehuy ey şerefi imanla şerefyab olan kullarım diye kıtaf buyuruyor. İteullah Allah'tan korkun. Allah'tan korkanlar Allah'ın rızasını bulanlar. Allah'tan korkanlar Allah'ın cennet ve cemalını görenler. Allah'tan korkanlar her kötülüklerden kurtulanlar. Öyle korkun ki diyor iki aslan arasında bir bilginin nasıl korktuğu gibi Allah'tan öyle korkun ama beynel harfi vel ricada olun. Haf ile rica yemeğinde olun. Bir tanecik dişi cehenneme girecek deseler o kadar korkuyor ki, acep ben miyim ona Ya Rabbi? Diye. Günahları var çünkü Allah korkutuyor kendini. Öyle ümmi geliyor ki bir tanecik giysiyi cennete girecek olsa herhalde benim Allah'ın rahmeti bu. Efendim ayetini buyur, duyuyor, yemin ediyor.
Böyle hem bir kişi gidecek dese cennete benim herhalde diyecek, bir kişi cehenneme girecek deseler Benim herhalde deyip büyüğe korkacak. Beyne'l havfü vel reca Çok insanı büyüğüne tuttun mu? Recayla harf dininde ol! Derim mi? Irmak kesiliverir. Birden şu dunayinin dibine bakınca, şu beyazlığı örünce kesilir. Adem Aleyhisselam cennetten çıkınca her yeri simsiyah oldu da yalnız Allah'a bir kavide iki yüz sene, bir kavide üç yüz sene ağlaya ağlaya Beyyamü Beybe, on üçüncü, on dördüncü, on beşinci ayın günlerini tutar. Yani o günleri oruç tuttuğundan büyük bembeyaz oldu. Bu beyazlık cennetten geldiğinden oraya baktım ve ora keder mevtiyiymiş, gülme kesilir. Kediye bölüm dün beyaz kesildi. Bu onun bir arasında, bu Baha hangi bak belki azaldı? Yani ölmeyecek kıl hürmetım. Allah'ım inşallah. Allah'ı imatınla gömülürsun, rızasına kurtulsun.
Gismek gelir de böyle Haaadim Peygamberimiz istemez, dersen derhal kes. Yani tecrübe olan şeyler bunlar. Tecrübeli bazı şeyler rahat söyleyen. Bir feci kedinin sırtını sıvamıştı Peygamberimiz. Kavahanın baş kanatsan bir kere, sırtüstü Kitabullah, Allah'tan korkun da, korktuklarınızdan emin olun da cennet ve cemalını bulun inşallah. Allah'ım sen bize buldursun, yüzünüzü, güldürsün inşallah yürürken. Ve künü olun maas sadikin sadıklarla beraber olun. Onu baştan vereyim. Saliha lazım olan şartlar ne hayır? Salih oldu. Buraya bir efendi geldi, oturduk şuraya, şu oda dolu, nuruna dolu, salın dolu ona bütün ihvan doldu. Şöyle baktılar dedi ki: Burada Kazım olan kimse yok. Hep salih kimseler bunlar. Şahit oldu adam, Yahya'nın boynu bükük yavrularını, Develi'nin boynu bükük yavrularını görünce bunların hepsi Salih, dedi. Tabirata girenlerin hepsi Salih.
Yalnız saliha lazım olan şartlar var, şartlar! Şart olmayınca meşrut olmaz, abdest olmayınca namaz kılınmaz. Onun için şart evvel gelir. Birincisi DEVAM-ül Hubu Abdestle devam etmek. Birisi bozuldun mu hemen hep Cehennem abdestin birini eklemek, oraya yine abdest almak. Bu topraklar diyor, ya Bişr-i Hati niye ayağını yalnaya geziyor böyle diyor. Bu yeri ayağımızın altına döşeyen benim. Şu efendinin evine gelince döşemelerinin üstünü dıştan giyip geldiğin ayakkabıyla çınınamıyor da Allah'ım döşediği ayakkabııyla yürünür mü diye öyle nereye daha içini söyle hep nur görüyorum da nurun üzerine ayakkabıyla basamıyorum. Bütün nur oluyor, yeryüzü bana diyor. Huzurlu yazarım kardeşim. Bu topraklardan, lise şehitlerini verdik de öyle geldik o toprağa. Bir gün elimizden Allah istiyorlar. Allah, Kuranlarını yedirmesin. Kudsar-ı Hadis-i salih daha hasmiyle Allah kahretsin.
Onun için Bişr-i Hafi Kuddise sirrakü'l-Aziz Bağdat'ta ile Bağdat'a gelen bütün bazara gelen adlarıyla, katırlarıyla, beygirleriyle, hayvanlarıyla gelen bir tercih bizim tarihlerde, dış tarihlerde da yazılıyor. Tezkilat ile evliyadan konuşuyorum şimdi. Onun için hiçbir hayvan gübre yapmazmış bağda'a, ayağına bulaşmasın işte hafi hazırlıklarının dili. Allah şefaatlerine nailsin Ya Rabbi! Bütün hayvanların arkasında tutulmuş, hiçbirisi gübre yapmaz. Şunu koydun, suralarını yapması Osman. Ondan sonra birisi, birisi Elmas Satar'dan beygiri at veresımız gübre yapmış, ağlamaya başlamış. Ağlayınca baştan birikmişler: Ne ağlıyorsun kardeşim? İşte kahve vefat etti, görmüyor musun hayvanım gübre yaptı, diye ağlamaya başlayınca koşmuşlar gitmişler, varmışlar ki: Anne! Efendimiz nerde? Efendimiz on dakika evvel rahmet-i Rahman'a kavuştu. Allah rahmetine kavuştu, vefat ettirilmiş.
Yani böyle ankalara da tutulmuş. Abdestsiz geziniyor mi kardeşim? Abdest müminin silahı, silaya düşman yaklaşamaz. Üstadımız abdestten evveli taharet lazım. Henüz temiz olmak lazım. Hicaz'da abdestimiz hep tuvaletlerde sabun var sabun. Büyük taharatınız ilk sabunla beyaz hiç kimsenin sürünmediği bizlerle unutur böyle. Acele bakıyoruz diyor Efendimiz gayseri kule mallarının içinde konuşurken bir cama su koysan şöyle ağız üstüne koysan buraya su sızar. Şuraya da koysan sızar, üçüncüde anca kesilir. Şişedeki olan su bu. Etten gelen su birden kesilir mi lakkıverip abdest alıyorsun? Bizim orda Adana'da deve bir köyün imamına Sen abdestsiz namaz kılıyorsun bize demiş gençler. Nereye? Hemen su yoluna oturuyorum ne yıkama var, ne bir şey var. Şafi geliyor, Maliki geliyor, Hanbeli geliyor, Hanefi geliyor. Nereye onlara göre abdest alman?
Sen suyla tahanet etmen, ondan sonra o haletin dörtte birisi ulaşacak olursa hiç abdest olmaz, kıldığın namaz olmaz. Hem de uyku halinde sızıldı, kesilmez. Üstadımız bunu böyle buyurdu yani büyük ulemaları içinde. Ondan sonra hakikaten da tecrübe etmiştik. Tam tahara tefare ettikten sonra, Efendimiz'in vaazından sonra tecrübe ettik sızıntı geliyor yine su tapmayı. Kardeşim dikkat edelim Allah aşkına! Abdestli huzurla alalım, namazı huzurla kılalım. Abdestsiz gezmeyelim inşallah. Devamul Vudu. Birincisi saliha lazım olan şartın birisi. İki, hilaf söylememek, sözüne hilaf söz katmemek. Münafığın alamatı olur o zaman Allah korusun. İki, gıybet etmemek. Gıybet zinadan eşeb. Ne yapayım efendim? Ne yapayım? Hadis-i Şerif böyle diyor. Birisi camide böyle toplar ana Hasan'ı Basri Kuddise Sirrakul Aziz Efendimiz şu zat camide elini açmasa daha iyi çünkü camide Allah'a açılır.
Yani dışarıda toplasaydı bunlar iyi gibi Diyince onu iyice kızartmışlar, emrine getirmişler. Yiyeceksın, buna gıybet ettin. Kalben oldu. Sen salihlardansın. Senin kalben de gıybetin gıybet yazdı. Diyor. Yapmam onu diyor. Gıybet ettim o adamı korkuyla uyandım ağladım diyor. O adamı aradım diyor. Aradı mı baktı mı ekmek sokumunu eline almış yükün tüm dereotlarını çeşmenin orada toplayıp toplayıp tekmanın içine koyuyor diyor. Görünce kopuştum gelme gelme! Camide gıybet ettin. Beni kızarttılar, önüne verdiler. Şimdi mi ettin? Dedi. Kaybolup dedi. Bir huma boşmuş Merve dedi. Kaybettim dedi. Tövbe olsun bir daha kimseye kalben de böyle gıybet etmemeye de tövbe olsun. Bilinen gıybet yarın huzur ile falanca bu defter benim değil, deyince senin değil de kimin plan adamı gıybet ettin de onun günahları ne hep senin defterine geçti, senin sevabın da onun defterine geçti.
Bu defter benim değil Ya Rabbi! Diyen. Oğlum sen maz bulmazdım, kışamda otururum da gıybet ederdi seni. Onun sevabı sıkına geçti de onun için. İnsan sevmediği insana beş lirasını, on lirasını, yüz lirasını, bin lirasını vermez. Sevmediğin adama gıybet ediyorum, sevabımı ona veriyorum. Gıybet bana adet ustayla anamı gıybet ederdim de sevabımı anama verirdim, diyor. Saatin biri de o zaman bunlar. Çünkü binlerce bundan razı veriyoruz biz. Onun için şimdilik bu kadar usul usul göstereyim, göstereyim, geleyim inşallah. Namazı vakti ile eda etmek uzun. Namazlarımızı, bu da etrafımda da kardeşlerim var, yavrularım var. Yaşım çok geçti onların, benim çocuğum yerinde olduğundan yavrularım diyorum. Huzularım var, hele memmerim var, hem benim evimim var, hapızım var, o develiden kardeşlerimiz var, Yahya'da birçok kardeşlerimiz vardı. Onlarla yedik sohbetleri, onları gönderdik.
Bunlarla çalışıyoruz şimdi. Vaktında namazı kılmak. Üç amel, en efdal amel üç amel. Birisi kafirle savaş. Kafirle harp etmek en efdal amel. İkincisi anaya, babaya ikram etmek, hizmet etmek, ömürlerini almak en büyük amel. Üçüncüsü, üçüncüsü, vaktimda kılınan namaz en efdal. O efdal amelleri bırakmayalım inşallah. Yani hiddetli hiddetli konuştuğum tekriben üç metre var efendi şeyi bana deyip de oraya sesim varsın ve Mehmet Caz'ın mahsim gitmesin diye bağırıyorum. Bir kazaya kalmış namazı orucu kaza etmek, Kaza ayıracaksın ve bir de tevbe edeceksin. Namaz geçirdiğine tevbe edeceksin. Çünkü kabuğu olmalı namaz olursa hukuk sene Allah azap edecek hubb sene ruh-ul bir yandan aldık seksen kere bin sene. Seksen kere bin sene. Seksen üç geride Allah'ımız böyle buyuruyor.
Ne kadar tembih ettiğine bak oruçta üç beş ayet, hacda üç beş ayet Hacc ile şeyine namaz ile zekette seksen üç ayet de sarahattan yüzlerce ayette de sarahatla işaretle namaz bu kadar tembih edilmiş. Aman büyük misafirimiz geliyor. Haber gönderiyoruz otobüsla Kayseri'den, evde benim filan bir kahvemiz yokmuş, bir kahve bulup gelme, bir daha yalvarıyorum, bir Anladım yahu! Diyor. Yüz dakika oldu belki, konulmuş ya yüzlerce. Adana'da bunu ona imtihan ettiler, Allah'a az verdiler bize. Devellioğlu Abdullah Efendi dedi ki: Nasıl Cahil'l-Arabî hep selamlar var Efendime, hepsinin evine girdin girdin de ben Adana'ya Devellioğlu Abdullah Efendi'ye geliyorum diye. Ben selam gönderdi herkes bana dedi. Buna kesretten kinaye derler. Yani tecrübeye alıp durma imtihan olup geliyor senden zaten yazıyorum şey. Olur mu şimdi? Keserden kinaye derler. Allah'ım bu kadar tembih ediyorum namaz hakkında.
Allah'ım namazı geçenleri den etmesin, kurban olduğum Allah. Kimse namazı geçiremezmiş ki. Namaz kendini geçirirmiş. Harpinin kalbi namazı geçirmek. Namaz onu geçirirmiş, kulak ol bana diyor. Yaa! Kazaya kalmış namazını, orucunu kaza etmek lazım üstadınız. Daha ona ders verirken evvel kaza namazını kün de bir günlük yap, kün de bir günlük yap. Oruçta kefaretin varsa tut, kazan varsa tut, şeriah, kenel gibi bir kere babanı, boğulurumu, on dörtlük devirlerle neyle öyle dondur ki çimento dörtte bir kat içerisine dört ve biri de çimento olsun. Öyle donsun ki üstüne kaç kat yaparsan tarikattan su, şeriattan sonra tarikat da yap, hakikat da yap, marifet de yap, ne yaparsan yap üstüne olur mu? Yoksa şeriatsız olmaz, şeriatsız tarih olmaz. Cahil sofo, benim bilmez, belki camiye da gelmez, bu kavimden kaçmak lazım. Altın kalem ile yazsın bunu yazan, kendi düşer ilin çunkuyu kazan.
Şeriattır cümle işlerin başı, Şeriasız tarikat, şeytan işi. Tarikat ehlinden yoksa şeriat, anın şeyhi şeytandır oldu mutlak. Söz altındur kelam inci, hemen derce ile derce ile ey bant, hemen derce ile derce ile teraziye koyup satma yeri geldikçe harceyle. Yeri geldi mi kot koy bandı da yerinde her şeyle, yok yerine götürme bandı mı ne. Ondan sonra devam ediyoruz. Üstadımız bu yoldur. Tarikat yolu, demir yolu gibi. Bir tarafında bir ray demiri, bir tarafında bir ray demiri. Sen de ona göre ölçülü vakunu hazırlayacaksın. Tam o demire denk gelecek. Yetersen girer mi? Yetmez, on kişiyle gitsen bir yere varır, azıcık bayır oldu mu gelir laker laker laker laker gitmesine geriye gelir. Mümin de bir erkek putbu cihan ister, ona takılman ister, ona takılana takılman ister, ona takılana takılmak ister, en sonunda takılana takılmak ister hemen kıprayı yirmi takır takır takır takır takır.
Ta arkası büyük, kırp, kırp, emmadeden levvameye, levvameden mühhimeye, mühhimeden mutmainneye, mutmainneden Razı'ye, Razı'ye'den Berziyye'ye, Berziyye'den Safiyye'ye, cenneti buralarda on tane bant dolduracak kadar sözler var. Ne yapayım hiçbirini? Çünkü Allah Kuran-ı Kerim'de enmareten bisuh buyuruyor: Onlara birer birer zat yapardı lakin fark buna kafir değil. Onun için geçiyorum burayı da. Hemen efendim kazamızı yapacağız. Şeriat der yerinden bir iki ray demirini kaldıracak olsan gider o tarafa dövülür diler. Allah şeriattan ayırmasın. Şeriata hizmetçi ona ikinci rayid emir sünnettir. Maasaballahu şeyen Hadis-i Kudsi ile Cebeli Sivir'de o Maye-i Tarikat-ı Nakşibendiyi Cebr-i Emin getirdi ve Hz. Muhammed'in kalbine sabretti. Yasıttık, benden yanına dön dizini dizime daya bir teveccüh buyurunca o da Baş Mahya-yı Talihati hafiye onun kalbine nahş oldu.
Ya kadın tabii nereden geliyor efendim? O da Hasrat-ı Ali Radıyallahu Anh Efendimiz, Allah şefaatine nail etsin cümlesinin Peygamberimizin yatağında beklediği için öyle düşmanlar çevirmişti orayı, orda bekleri için de cehri tarik'ı da Rabbim ona lütfetti Peygamberimiz cehri tarik, Kadiri ile Nahhim öyle ikiye ayrıldı. Çok tarikatlara var ya Nahşi, Kadri diye, onlar da şubelerdi. Cüneydi Bağdadi'den şubelerdi. Efendim İmamı Rabbani müceddidi El-tesani, Mevlana Halis Ziyaüddin Bağdadi'den şubeler. Biz şuba güneşin burcu gibi bak oradan oraya doldu gitti gitti şimdi geriye geliyor. Bunlar hep güneşin burcu gibi üstadımız dedi rabıtadan faide ne var? Diyorsunuz ama dedi bir perdemsizi elinize alın, böyle güneşe tutun, şurayadaki kirbissin, nefes yanıyor, park par. Yanır mı oğlum Fatih? Yanır oğlum böyle.
Bir evliyaullahın perdevsiz kalbine, kalbine yaklaştırın da oradaki hırsı, tamağı, pukulu, adavetatı, kini, buğzu, diyayı, sıvayı, hızıdır, hasetliyi, riyayı yakıp temizlemez mi? Zikrullah şifa hululd, değil mi? Kalben zikir, kalbi şifaya kavuşturmaz mı? Bu emraz-ı batıliyye tüm geçmez mi biiznillah? Bunu kendim dilimle söylemiyorum. Gelen veriyorlarsa oradan söylüyorum. Eşkusula kalmayın. Dilleyin. Mevlanamızdan bir de misal, Şeybanü'r-ray, Kudsesirrahul Aziz, Hur köşe kardeşlerim, dört köşe yedi iklimlı kardeşlerim. Kim dinlerse dinlesin Allah rızası için bizim gibi çok günah Kabe, kusurlu bir kimsenin imanla ölmesine, Rıza-yı İlahiyeyi bulmasına, dualarımızı rica ederim. Allah cümlemizden razı olsun. Amin. Ya Muin. Bir hurmetü taha ve Yasin. Dünderiyorum, döndüriyorum diyorum. Şeyban-ı Raki Hazretleri, biliyorsunuz Arapça okuyanlar rayide çobana derler.
Çoban gün gelmiş cami, geride namaz kılıyor. Şeybanir Rahi, kuddise sirrahul aziz demiş: Doğarımızı, oyunlarımızı ettin. Şu yüzle, taam, şu yüzünde göynük var, orada yayılıyorlar. Ben diyor maykılıp doğuracağım. Ey kurt, huş, vur mu koyunumuzu yahu? Ben diyor onun etrafına üç tane cızık çizdim. Ta göbek, cızıktan çıkan ikinci cızıktan alır, yine kurt ne hoşuna gelemez. İkinci cızıktan çıksa üçüncü cızıktan gene çıkmaz, yine kurt kuş bir şey gelemez. Ama millet bütün dağı almışlar, kimisinin yüz koyunu var, kimisinin yetmiş beş var, kiminin elli var, kimisinin yirmi beş var, On koyunu olan da anlayaraktan geliyor. Gelin çobanı, götünü örtüler, böyle yettelerim mallarımızı. Hiç korkmayın bir Ahmet Abışanın deli koyunu var, anca deli çıkar o cısıklardan. Deli olmayan çıkmaz. Onu belki kurt giyer, ondan başkasını yemez demiş.
Başmışlar, tepeye yol koyun, köylül çürül yani birisini kurt yemiş gelin bakın Ahmet Ana'nın mızkalı koyunu mu der? Mıskalı koyun demiş. Gördün mü? Diğeri ulan çıkar. Oğlun, diğeri olmazsanız o üç cüzıktan çıkmak, yerinde onun için cızıktan dışarıya çıkıyor. Ney bu cızık ya Şeyban? Şu Kur'an-ı Kerim cızğı, şu büyük cızık, Mevlamız cızdı bunu. Kur'an'dan çıkmadıktan sonra şeytan nefis imanımızı alamaz, yiye bez! Demiş. Şu cızık Muhammed Mustafa'nın Hadis-i Şerif sünnet cızıkları. Üçüncü cızık ne ya? Şeybanirrahim'a'yı cızık cızdiydi ya, birisi Kuran-ı Kerim Ayetel Kürsi'yi okuyaraktan onu çizmiş. İkincisi de Sünnet-i Seniyyeyi çizmiş. Üçüncüsü, tasavvufu. Tasavvufu çizmiş. Kim zıptıysa ağza? Aliyyyar muhtasu Efendimiz. Burada durursanız hiçbir şey olmazsınız. Bak bir zıt var, ikinci zıt var ve siz üç yüzığın içindesiniz. İmanla göçersiniz inşallah. Allah çıkarmasın bizi cızıklarımızdan.
Anca deli olan çıkar diyor, deli koyun çıkmış Kuran-ı Kerim'den. Ray demirinin birisi şeriat, birisi de tarikat olduğuna göre tarikattan da birkaç demir alacak olursan sünnetten o tarafa tren yıkılır Allah korusun. Daima kontrol halinde o demirler birbirine bağlanmış görmüyor musun? İstasyondan geçe geçe ta bazı yayı geçmiş geçmiş görmüyor musun? Devimi tekrar ettirmem bize. Şeyhı da teslimi külli ile teslim olmak altı.' sı. Salihlara, salihlara lazım olan şartlardan altı.' sı da Şeyhı da teslimi Küldi ile teslim olmak. Öyle teslim olmak ki buzul, gasir yönünden meyyit gibi teslim olmak. Yönüğü bu yana döndürür, o tarafa döndürür. Dur yahu da diyemez eline bir sarar, takasına sualiyle taharetını verir, elini alıp da koyanla koyamaz. Koyan zatlar oldu ben Evliyam teskiresi'nde gördüm ama kendisi koyabiliyor ve böyle herifuh etmiş. Ruhsuz ceset gibi teslim olmak lazım.
Kasiri önünde nehiyip gibi teslim olmak lazım. Gözümü yumunca ölüm tefekküründen ne kadar teslim etsem yıkayan hocanın eli vücuduma değerini duyardım diyor. Ölmedim, ne oluyor? Bu kadar yerin ölüm tefekkürünü yapardım, öyle rabıta-i şerif yapardım ki etrafıma bütün pileri düzeldim. Yerine gelen olmadığı için bütün pileri diyorum bak Anna manadan. Kimsenin hakkında şöyle böyle diyemem ben, hiç konuşamam. Kimsenin aleyhinde olmadım elhamdülillah. Kimse de benim aleyhimde olmaz. Fehribeye geçilenlerin en yaşlısı benim, yetmiş bir yaşında varmışım. Üstadımız vefat edince Mektugat'ı okusanız da canım yüz kaçıncı mektup oğlum? Yüz otuz dört. Mektup de üstadmızat Sami İbni ma maneviyyemiz diyerekten yazmış. Onun letaiflerini gördüm, nef-i ispatını gördüm, murakabalarını gördüm.
Eshabübillah bismillahinnallahe yevrukum entüettu l emaneti la ehliha diye gününde yazılmış emaneti eline verdim diye üstadımız on iki sene, on beş sene sonra efendim herkes halifeler senin kurbanın yerine geldiğini söylüyorlar. Kalpten hep sana dönüyormuş, harabı tanıyormuş. Yok olmaz, son olmaz bu ufak bir layık değilim, ruhaniyete rabıtayılır. Bir defa ağzından duyulmadı kimseye, Hasan Efendi'ye demiş ki: Menü etmeyin yapın yapsın. Demiş. İşte boğalardan dağıldı. Gene de biz sorduk mu sizden birini sordun mu? Hasan Efendi'ye o hususta danışın kendi dilinden demezdi, ben layıkım diye. Yani o kadar titiz davrandı ki bu hususta Allah'ımız şefaatine nail etsin. O Cüneydi Baldadi gibiydi. O Bayezid-i Bestavi gibiydi. Allah'ın ahlakıyla ahlaklandı. Muhammed Mustafa'nın ahlakıyla ahlaklansın. Allah şefaatine nail et Ya Rabbi! Şimdi bizlerin zıbır zıbır dışarıya çıkıyor.
Rabıta bana olacak, sana olacak hiç olur mu böyle? Herkes ne oldu ya üstadımız Menemen'de şehiyle hakikat mülkün'nin şehri, Füyuzat Bahrinin nehri, içirdiler buna zehri şehittir benim efendim. İtaatı emri ferman arar her dertlere derman. Dinliyorum da oğlum kurban verendir benim efendim dediği zaman üstadımız gitti babam ne hep şaşkın oldular. Buradan itham müdürü Hacı Abdullah Efendi Hicaz'daki Atasayarın babası büyük halifeden birisiydi. Ailesi de yeniden altmış derece yüksek bir hanımını beni evlatlığa kabul etti. Sekiz kişiyle şirket olduk. Onun şirketinde olduğum için Allah'ıma ümit ederim ki onların yüzü gözü hürmetine bizi de affeder inşallah. Ona yazınca cevap veriyor şöyle: Rabıta edilecek kimse yok şimdi daha. Ebu Hadis-i Sam-ı Sultana Hızır Aleyhisselam ilan edecek, yeniler ilan edecek. O ne bekliyor üstadımız dedi?
Ondan sonra Mustafa Efendi kılıç kınından çıkmıştır füyuzat daha çoğaldı, diyor. Vücut kırkkın adı, ruh kılıcını çıktı dağa tez yetişir. Heyecanlan, can söylediğimi Allah aşkına. Köylü biri adammış, ben görüyorum lisanımdan belli. Ben onları hep bütün öyle konuşuyorum kaba saba. Usullar bakmam, rica ederim. Ondan sonra on iki, on beş sene sonra dedim ya kendi yine demeli de yillardır. Allah şefaatini nail etsin. Ondan sonra efendim gidelim, şeytana teslim külli ile teslim olmak deyince asil önünde ve yiğit gibi teslim olmayı dedik. Her bir nefeste, her bir nefeste hiç arası yok şeyhına ve muhtai gördük. Bu cihan Hacı Es-ali Elbili kudtisesir Rah'ul Aziz Benim evlatlarımın semtine şeytan yaklaşamaz ki namaz da vesvese versin ve ölürken de şeytan da sallit etsin. Hiç şeye yaklaşamaz.
Ya da Efendim filan filan ne ders verildi de şu hali var, şu havalı var, tangayla alakası var, yetim malı yiyor, veresini yarı yarıya veriyor ailesini veresini, Kur'an-ı Kerim'i çınar gibi hakaret oluyor. Bunlar yok. Birincisi şer-i alttan kılı'nın ucu kadar ayrılmayacak. Cenayeti bu. İkincisi, üst ağzına teslimi külli ile teslim olacak. Üçüncüsü, rabıtadan hiç hali olmayacak o zıll-i maneviyi altında yaşayacak rabıta oldun mu kalp zikirli olur. Demek kalbimizin zikretmediği rabıtası değmedi efendim rabıta yok da ondan. Çünkü cezveyi iletmişsin, hava kazına. Yanmıyor, ne kadar dursa yanma yiyor. Yandı, bir soru tutuyorsun çekiveriyorum. Bir kahve olur mu o? Hiç de yapmıyor. Üç dakikada cilt, cilt, cilt, cilt katmaya başlar diyor. Efendimiz bunu tarif etti.
Yani La payife hamsii alemi emir, kalp, ruh, sır, hafi, tehva, ahş Televizyonu size şimdi viden gösterirdim böyle kalbime koyuyorum, ruhuma koyuyorum, sırrıma koyuyorum, hafine koyuyorum, takvama koyuyorum. Onlar cim cim cim cim atan o noktalar zayıf geliyor dayanamıyor Füyuzat'a, rabıtaaya dayanamıyor. Ondan sonra, altı-yirmi dakika daha bekledim mi bir mum su kaynağı yurdüm, dürbün, dürbün. Bütün vücut zikri kül oluyor. Mah heva, nar, turak bir de nefis, beş de on. Ikisi bir araya geldim de letait-i aşere oluyor menbelimiz. Ondan sonra nefis pat gelir, bu rakamlar gelir, başka mevsimi gelince denilir onlar. Ondan sonra Demek ki birisi şeriattan hiç ayırmayacak Allah'ın salih kulları şu sallayanlar. İki, iki Teslim-i külli ile teslim olacak. Üç rabıta kadar hiç ayrılmayacak kalp o zaman zikreder. Kalp zikrederse, kardeş şeytan gidebilir mi diyorum ben size.
İnsanlara tesirini lütfeyle yalan bir. Efendim, kalpte zikir olursa, Nemmimiz dinle bu yani Arapçada bilmiyorummuş hoca diyor orada bahane buldurma bana eşşşeytanı yeltekinu kalbde ibn-i Adem feyze'l-Kaddine şeytan girer. Allah şerrinden muhafaza versin. Bir, Heyiza Zekerallahu Hanese inde. Kalp zikir yaptın mı melekler oradan çıkarırlar, kovanlar Kıbrıs'tan bütün denize dökerler Rumları ama Leyle Nesiallahu İlteb ana kalbi. Eğer zikri kalbi unutursa yeniden şeytan gelir oraya konur. Şimdi gözüme bakın da ben konuşmayı tatlı konuşayım. Burnunuzu yere dikmeyin Allah aşkına yahu. Burada iman, akıl, haya, efendim sabır, tahammül, kanaat, tevekkül, tevazu, sahavet bu tarafta oturuyor yasını Kıbrıs'ını almış. Bu tarafta da şeytan, nefis, hırs, tamah, fıkıh, adavet, kem, rüya, süm ahıkız, bak, sayardım, sayarım ya, yoruluyor kafamız da onun için bu kadar sayıyorum.
Eğer ibadeti gevşerdir de Müslüman fırsat bunun da ruh tarafını yıkansa o talip geldin mi bütün şubeler, baksana size kendinize, dinleyenler sizin de kendinize haber veriyorum. Eğer şeytan hokmediyorsa ırzın namusun olduğu halde ayna oğlu elin açık saçık kadınlarına göz önüne akar akar girerse şeytanın şubesi oluyor. Göz o zaman kötü yerlere bakıyor. Kendimizi muhafaza edelim. Kulak kav, gıybet, iftira, istinat, karşındaki televizyonu neyi böyle seyrediyor, onları böyle dinleyiyorsa Ulak şubesi elden çıkmış, şeytanın eline geçmiş. Eğer dilin iftira, israf, gıybet filan oluşuyorsa dillerin şeytanın eline geçmiş. Ellerin hile eriyor, ayaklarım kötü geliyorsa şeytan hodmediyor, yardımcısı da başvekili de nefis oluyor, yine yıkıyorlar evini kıstırır yollar koyuyorlar Müslümanları.
Eğer iman galip geliyor, eğer akın galip geliyor, eğer tevazu galip geliyor, eğer salep galip geliyor, o taraf galip geliyorsa derin tarafı yıkıyorlar ve uzun baktın mı şimdiki okuduğum Kuran'da Okunuyor Kuran-ı Kerim'i orada Allah'ı zikredin, dinlenirken kadar Allah'ı düşünün, fikir de zikir, zikir de fikir. Rabb-u U'den, oturduğumuz yerden de Allah'ı zikredin. Ve ala cünobihin Yatağınıza bir tarafa yaptınız mı Allah? Allah diye abdest ile yapın. Abdestsiz hiç yapmayın. Uyku israf olur o zaman. Ondan sonra abdest ile yatın. Allah'a Allah der, yüzsen, görürsen imanla yurdun o zaman. Demek üstadımızdan soruyorlar: Efendim, dinlenirken Allah, letaiflerinizi çalıştırın da o diyesin diyor. Gelirken öyle diyesin. Otururken letaiflerinizi çalıştırın da Buhari edep insanların yanından namına nasip etsin içiniz.
Uyurdu mu, Mustafa Ali annemi uyandırırmışmış babam Şeyh Mustafa Efendi Hazretleri, hem buradan Kadir Tarikatının halifesi, hem İstanbul'dan Nahçıvan Tarikatının halifesi. Onun icazetini Ömer, Ömer, onun icazetine Şeyh Mustafa Efendi diye yazıldı. O şeyh mi? Ben onun ziyaretine geldim dedi üstadımız. Onun için büyük insanı gece annem uyuyamaz. Neye uyuyamıyorum? Kalbin gürültüsü beni bir uyandım diyor. Vallahi Allah'ı zikrettiğim ben, Sıddık'la Azamın neyin menkıbasında ey elli, altmış diye uyuyamazmış kalbinin gürültüsünden. Allah şefaatine nail et Ya Rabbi! Onun için razı olsun Gözlerimiz diyor eğer zikrin, aklın bu özel bakanların ne bakanı, ne bakanı olacak?
Şeytanın bakanı hıfzta mahfukun, adavet ne olur da şeyin, imanın ve aklın bakanları, başbakanın yanında devlet bakanları neyi olmaz mı işte onlar, onlar sabır, kanaat, tevekkül, tevazu, efendim, sadakat, sabır, ana rasaya tam saydır diyen çok Allah, kurban olduğum Allah hepimize ruh tarafını, iman tarafını, akıl tarafını galip getirsin, şeytanı nefsi mağlup etsin inşallah. Ben size şeyden birçok şeyler çıkarıyorum, söylüyorum. Uhem rabıta'dan oldu. Şimdi, seninizin ismi neymiş efendim? Salih kimselere lazım olan şebairden sagairden içtinab etmek. Büyük günahlardan bilhassa, küt küp günahlar da Allah'ın yanında büyük. Az günahı az sanma, kime karşı ona bak, az nimeti az sanma kimden geldi ona bak. Gelen adam şekerinin ucundan sıkıştırınca kalpte bir şey alıyor mu, küdurak alıyor mu? Geçiyor geliyor. Bin duası ölüp geliyor.
Ey sana Sultanı Enbiya Efendimiz hayatta olsaydı da şu iki hurmayı plan ümmetime bir dese daha buna sığar mıydın kendini yerden yere çalardın keyfinden? Peygamberimiz bana hurma göndermiş. Bu verdiği nimetler hep Allah'ın nimeti. Az nimeti afsanma kimden geldi ona bak? Az günahı afsanma. Kime karşı ona bak? Allah'a karşı olunca günahı sahair de kebair gibi oluyor. Ümmetim üzerine malayani'den korkarım ben diyor Peygamberimiz. Onun için kardeşlerim her günahtan sakınalım çünkü zehiri içip de tiryakle kopuşmayalım. Yer yetişir, ya yetişmezdir ve korkusu zehir. Günahla hep zehirdir. Ondan sonra daha telkin olunan zikir, fikir ahd-ı misakı icraya gayret eylemektir. Bunlara gayret edelim. İnşallah da Rabbimiz bizlerden razı olsun inşallah. Onun için kardeşlerim ne kadar geçsem tükenmeyecek. Evet, şeyi bitirmiştim, bu dereceye niye ile nail oldum ya Abdülkadir Geylanı?
Buyurdu ki bir bu dereceyi, geceleri kıyamla, gündüzleri sıyamla, geceleri sabaha kadar namaz kılmayla, gündüz aşama kadar oruç tutmayla, dereaseti ilim ile, ilim tahsiliyle o dereceye gelmedik. Ne ile geldiniz ya? Kerem ve Saha ile herkese ikram ettik, sahaveti gösterdik, yerliler, içtiler, ondan sonra dua ettiler, gittiler Allah'ımız bana Sahavet lütuf ettiler. Kerem ve Saha ikisi de öyle iki, iki, bir oldu. İkincisi, ikincisi tevazu ola, Tevazula hiç kendimi kimseden yüksek göremedim ki tevazu olunca herkesin ayağının altında ben oldum. Şimdi kardeşlerimizin böyle genç yavrulara bile ayaklarımız sefalet ne diye konuşur kadar. Ne övüyor mu efendim? Ne bileyim, hep ayağımızın altındayım zannediyorum. Lan bunu bana lütfetti ihsan buyurdu bu hali bana. Ney? Tevazu Allah ihsan buyurdu. Şuraya Ömer Bey oturdu da: Sen ne diyorsun, Hacersın Efendi? Ben hiç yok gibiyim.
Benden daha aciz, benden hakıyor, benden fakir. Benim gibi düşkün, benim gibi şaşkın bir insanım bilmiyorum ki! Fena alır, fena halde bu! Bilmem ne? Fena olduğunu da bilmiyorum, vaka olduğunu da bilmiyorum, likavlı olduğunu da bilmiyorum. Hiçbirisini bilemiyorum, çok vermem. Onun için ellerin bir duaya niye canı sıkılır? Bize geleceği da annenin, bacının, mermi getirmedi bu sene. Merime Bandırmaalı Ali Efendi var. Benim öz dostum, yanına gittin mi hiç? Bir de girerse eline ayağını üflerim. He, böyle kardeşim Allah'ımız bize tevazu lütfetti. Ben diyor Kerem ve Saha ile bir de tevazula üçüncüsü ne ile? Selamet-i sadrla vasıl oldum. Onunla halama bunlar beni vasıl etti. Hani elimde okudum, ibadet de ettim. Hepsini yaptım ama asıl amilleri bu üç şey. Özeti anlayabildin mi? Çorgan'ı anlarsın oraya varıp dinlerken, dinlerken inşallah alabildiyse, samimimiz, o daha sonra o hal bana geldi.
Sahavet ile Kerem ile dünya muhabbeti içinden çıktı gitti. Yutdud-u minya re'si kullahatı ye değer mi bre yavrum? Arkadaşlarım, Cemhan, oradaki dinleyen nüshanlar. Allah'ın Resulü'nün fakirliği, dua adamı unutmayın. Bir, demek ki insan sakhi oldun mu? Biriktiremiyor ki. Biriktirdiğinde misafiriyeyi ödeyemiyor. Geçen rüya olmasın, rüya olmasın, Tayyip Hocamız geldi onlarla, dedim. Peygamberimizden beri misafirlerine mal kesmek, onun malın yerine cehennemdeki yanacağın yeri, söndürür. Nedir? Ebaiyyüp eyyüben-l-amsani Halidik mi Zeyd? Resulullah gelince malı kesmedim mi Sıddık'ı alsam ben çok yani fan ile süpürdüğü gibi süpürülecek şimdi. Yani kendimi çok zapt veriyorum. Diyorum beni söyle, beni söyle, diyor başıma biriktiler sözler. Ne yapayım, anısını söyle hepsine. Yavrum! Ondan sonra, haa, demek ki, tevasullah da da Kerem Mesakayla dünya muhabbeti koydu gitti kalbimde.
Sür çıkar ya yar-ı dilden ta ki celbiyede hak. Padişah olmaz seraya hana mamur olmadan, kalp mamur olmadan tecelli vurmaz ki. Yunus, o yalan devayı gel ortaya, o yuvayı temiz et, gömül elini, dost gerecek, koşturma Helgamü Beytullah ora. Onun için Tevazu'la da böyle bir hale geldim ki Allah'ım, ilk kez ben de iyi gördüm. Üçüncüsü üçüncüsü selameti sabrıla da bütün ahladı demime gitti içimden. Ahladı, Habibe geldi. Tahlil idim çıkmış fakirlik yerine sahabet geldi, buldu. Zaten birisi için istifa verdim, onu yerine götürülleri verdim, kollar. Böyle böyle hep istiğfar verdi içimde kötü ahlaklar, yerine hepsi geldi, kondu. Bununla da bu geleceğe Rabbim beni indirdi. Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, kalemdardan sohbetler sona erdi.