Tasavvuf Yolculuğunda Manevi Terbiye ve Ruhun… | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Tasavvuf Yolculuğunda Manevi Terbiye ve Ruhun Yükselişi
Tasavvuf Yolculuğunda Manevi Terbiye ve Ruhun Yükselişi kaydında Güzel hizmet etmeye mecburum, mecburum. Ondan sonra diyor ki oğlum olduğun anda bana evit mi veriyorsun? Diyor. Gerçi ben senin oğlum olmanla, anamla sevişirkene kötü sulardan beni meydana getirdiniz ayağımdan tuttuğunuz ta'la-yı illiyinden yere indirdiniz. Yani sizin evliliğiniz bu kadar oldu bana. Ben bir öyle babayım ki dedi şahinası…
Güzel hizmet etmeye mecburum, mecburum. Ondan sonra diyor ki oğlum olduğun anda bana evit mi veriyorsun? Diyor. Gerçi ben senin oğlum olmanla, anamla sevişirkene kötü sulardan beni meydana getirdiniz ayağımdan tuttuğunuz ta'la-yı illiyinden yere indirdiniz. Yani sizin evliliğiniz bu kadar oldu bana. Ben bir öyle babayım ki dedi şahinası benim Efendimiz. Bütün bu yavrular benim evladım olur, sen de evladım olun, sizi süslü olan yerden la ilahe illiyine çıkarıyorum. Ben sana darılmayayım, ben sana darılmayayım, ben sana hakkımı adam etmeyeyim, mahvolursun. Aman evlat beni reddetmedi, oğlunun eline ayağına kapandı Yahya. Onun onlar bizim efendilerimiz, babalarımız kendileri ne kadar tevazu ederse etsin bize o gelmiyor neden oluyorsa. Ne geliyor ya bize? Daima, daima Allahü Teala azaplarının verdiği, bahşettiği, filmden bahşediyor, bize bahşediyor.
Mehmet yok burada ya Bandırma Ali Efendi Babanız ricaldandır, diyor. Babanız diyor Vallahi ricaldandır, bizim için diyormuş Tövbe tövbe tövbe!giller böyle takdir ediyor, ricaldandır aman hizmetimde husuru, teslimiyetinizde bir husuru yapmayın, onun yerine Allah rızası'ın dinelin de bir ayağımızı öpeyim diyor. Bizim Mehmet Bandırma'ya gitti Bursa'ya gitti oradan Bandırma'ya etmiş Hadi Efendi demiş Efendime bir hediye yapacağım ben Bursa'ya gelirim Emir Sultan'da cumayı beraber kılarım da onu götür kuzum. Mehmet yazmış dediklerini hayrette kalın yani, ne kadar da tevazum da yahu! Oooo, Ali Haydar Efendi'nin Halifesi o vefat etti. Ali Haydar Efendi vasiyet etti Bütün evladım Ramazanoğlu'nun san'ın sultanım dedi.
Şeyh Ziyaüddin Medine'de bir milyon müridini bütün Ali Ramazanoğlu Sami Sultan'a verdim sizin hepinizi demiş Efendim ve kati ne kadar alamam Siz de Kutlu Cihansınız, Ali Talib'ın bir giderisiniz Biz ise fakir kafir diye ağlayarak çıkmış Efendimiz Ama, tasavvufta böyle onların yarışmaları var. Halbini dut öldü mi dura kalır her şeyi Halbini dutmuş şeyh birinci gün aldırmamışmış Oğlum Sami şöyle olsun, Oğlum Sami üçüncü gün diyor ta kapıya çıkmış sokakta bizi bekliyor, elinden tuttu efendimizi, Zühd-i Nuriye'ye yürüttü Sen burada kal Tahir Efendi dedi diyor, Büyük Tahir, Hafız Tahir vardı, O da Konya Ali'ydi, mücavirdi, yirmi senede Medine'de çok meşhur hafızada güzel Kuran'ı okurdu. Güzel Kuran okur demen kimseye güzel Kuran okuyamaz. Güzel Kuran'ı okudu diyorsun bak! Her bir rafımdan anlayayım!
Yani Filan Hafız güzel Kuran okudu dersek Hafıza verirmiş, Güzel Kuran'ı okudu derse Kuran güzel Okuyan güzel olamaz Olamaz, Kuran Muciz okuyan aciz. Durmanın için Allah'ı sevemez Yani buradan yanlış haberler alıp da dışarıya saçmayın çünkü bu Meclis Emanettir. Kim bu meclisi dışarıda konuşursa Emanete hıyanetlik ettiği için münafık yazılır. Yüz kişi münafık ahlakından olur emanete hıyanetlik eden emanettir bu Meclis hıyanetlik etmiştir bu meclise sözüne yalan katan o da münafıktan yazılır. Vadettiği zaman kulfeden, yok eğer kime vadettik gelelim diye hastalığım göndermese Vadimden kulfetmiş olacağım diye sürünü sürünü geldim yavrum Allah'ımız. Sizin karşınızda epey etti de bu kadar konuştum. Üstazımız şu üç kimse şu üç kimse ne namazında, ne durur ana, ne ölürken, ne kabirde şeytan gelmez vesvese gelemez gelemez ki. Iki- Asil yönünde Meik gibi teslim olursa şeytan gelemez ki.
Tasavvuf Yolculuğunda Manevi Terbiye ve Ruhun Yükselişi ne anlatıyor?
Tasavvuf Yolculuğunda Manevi Terbiye ve Ruhun Yükselişi kaydında Güzel hizmet etmeye mecburum, mecburum. Ondan sonra diyor ki oğlum olduğun anda bana evit mi veriyorsun? Diyor. Gerçi ben senin oğlum olmanla, anamla sevişirkene kötü sulardan beni meydana getirdiniz ayağımdan tuttuğunuz ta'la-yı illiyinden yere indirdiniz. Yani sizin evliliğiniz bu kadar oldu bana. Ben bir öyle babayım ki dedi şahinası…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 18 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Üç- Devamlı rabıta ederse devamlı rabıta, kalbinden üstadım muhabbeti sevgisi orada okudum ayetleri Sadıkınla beraber olun diyor Kuran-ı Kerim böyle olunca Sadıkın ta ne dinelerdeydi ta İstanbul'da nail edelim dersen şöyle düşündün mü o senin yanında olur lahime yanında olur. Vallahi bir adım da dünyayı alırım diyor Abdülkadir Geylani Efendimiz. Dörtyollu Mehmet babamız gitmiş İstanbul'a, oraya İstanbul'a gittiğinde Efendim demiş herkes ders vereyim dedi ve seni görünce her şey kalbimden silindi Hababam'a ders ver. Peki, Ey Mehmed Efendi verelim. Efendim edepsizlik olmazsa bir şey soracağım. Kardeşim Yakup kayboldu, kayıp olan Yakup sağ mola, Rusya'dan evvel esir mola yahut da öldü mola bilemiyorum. Öldüyse Kuran okusam sağı sağ sağ arasam diyorum şöyle kafasını üstüne öyle itti diyor kaldırdı bir daha böyle itti diyor yine kaldırdı Allah rahmet eylesin anlatma Baba diyor.
Ne oldu efendim dünyayı kaldır kadar umüme getirdi Allah Yakup diye çağırdım binlerce Yakup kalktı böyle Dörtyollu Mehmet Baba'nın kardeşi Yakup burada mı? Hayır Yok efendim derlerdi hep oturdular İkinci büktüm kafamı ahireti bütün gözünün önüne kaldığı kadar getirdim Yakup binlerce Yakup isminde insan ölmüş ayağa kalktılar Dörtyollu Mehmet Baba'nın kardeşi Yakup varsa dünyasın geliniz oturun. Hep oturdular bir kişi dünyalı kaldı diyor. Buyur üstadım geri diyor buyur üstadım Üstağızım diyor ki Mehmet Baba dediler bir kardeşin var Dörtyol'da seni soruyor. Sen demek vefat ettin, şehitler arasındayım. Şehit oldum şehitler arasındayım. Akrabama, akrabama, yoldaşlarıma, sevdiğim dostlara, yetmiş tane gişiye şefaat edeceğim.
Şehit Hanlığı ile geldim bak gerdanımda Allah'ın huzuruna dibi, size Selamullah Mehmet ola deyince bir hıçkırık dostuyor ağladım ağladım yanından çıktım gittim hem ahireti görüyorlar hem dünyayı görüyorlar. Bizim liderlerimiz böyle, o liderler ama diyor ki, Midem bir tarikat ehli olursa olsun, Nurcu olsun, Ala Yamanlar olsun, Kadirliler olsun, Geçliler olsun, Gülçani olsun, Halleti olsun, Celdeti olsun şeriata muvafık hareket ettim mi hepimizin abiğ olur, onlara muhalif çıkmayalım. Bağmahuf-u kerrinin kafirleri dahi incitmediğinden onun güzel ahlakından dört yüz sekiz yüz kişi onun güzel ahlakı yüzünden iman ettiler. Siz ne deyip böyle sağa sola nakledersiniz, reklamını siz mi çoğaltacaksınız tarikatın?
Ne kadar çoğalırsanız şeytan da o kadar çoğalır Onun ağzı mübarek, ağzı Onun için biz çok duayı hiç merak etmek yani oğlum filan yerde filan zat var O an yine geldiler ağladı birisi Ondan sonra Ondan sonra Kendi üstazımı da haber veriyorum Sultanımız, sevgilimiz, Hazreti Peygamber vekili, Hacı Sami Sultan, Hamusam, Kudça Sirrahul Aziz Allah merkadı nur olsun, şefaati nasip olsun Kayınpederimin köyü gürüldülü Onun yanında da Irmıt var Cihanın nehyiyesi olur ona Orada bir Mehmet Ali var İhvan'dan Bir de Ali, bir Mehmet Han var bir de Kürt Mustafa Efendi var. O letaiflerinin hep nurunu görürdü. Kimsenin kahvesini çayını içmemiş hayatta Hiç kimsenin devatına gitmemiş gelinin emeğini yer İşte Efendimize dünim niye görünmüyor nurlar letaif geçiyor de Hasan Efendi Hasan Efendi herkesin rızkı, Azra ile karıştı onun için görebilmek ancak hareketi ile geçirebiliyor buyurdular.
Üstad'ım siz ben evvel'e Hacı Esad'i girdi mi ağlaya ağlaya gözlerimizde yaş boşanırdı şimdi nevi ağlayamıyor. O zaman Konya'da bir punga vardı şimdi elli bir punga var diyor. Sanki saydı da not defterim böyle Allah'ımız bildiriyordu ona Saymışlar ki Esed'den elli bir tane banka içinize haram atışmış da orada Taiflerin nurunu ondan göremiyorsunuz. Tahir hoca bunu duyunca Yaaa ya, hep maaşlerimiz neyimiz kardeşim? Ağladı hoca bende, onun için kardeşim üstazımız, sevgili üstazımız, hanganın önünden gitme, arkasından gitme, oraya belki pislik bulaşır size diye böyle buyururdu. Ondan sonra o Kürt Mustafa Efendi varınca iyi dinlen bu size lazım olacak. Kürt Mustafa Efendi varınca demiş ki Memnudal Ali yarın erken gelsin iyi mi? Peki efendim. Yarın Mehmet, Ömer Ali erkenden gelsin iyi mi? Peki efendim. Üç defa dedikten sonra anladım efendim varice diyorum.
Varice demiş Mehmet Ali seni istemiyor, üst lazım sen istiyor. Yok ben de onu ziyaret ettim kuşlukları, ilk gün nerede sen ziyaret etmişsin. Niye geriye istiyor? Dedim ama içerime bir yirmi taşı düştü. Diyor. Gelirken, trende binliyken diyor yanımda bir hanım oturuyor diyor. Onun gizli, baldırı benim baldırma değiyor diyor. Oradan sıcaklık geldikçe Şahavat-ı nefsaniyem gevrediyor diyor. Bunu üst hazımız keşfetti Allah'a ona bildiriyor Allah bildirirse bilir biiznillahi ta'ale diyorum bak ben bunu sahibinden dinledim de size haber veriyorum. Sabahla otobüs geliyor diyor kırmıktan tesbihimi elime aldım cihana kadar üç saat mi gelir diyor üç saat mi ağlayaraktan gittim diyor.
Vallahi, vallahi, estağfurullah, tövbe olsun, estağfurullah diyorum ya diyor, Allah'ım diyor Naime, vardım diyor Trende öte taraftan geldi diyor yani Maraş tarafından geldi diyor bindim diyor istasyonda indim diyor, vardım üstazın kapısının düğmesine çöktüm diyor, çökünce diyor vefatla açıldı üstü altı direkte üstü bina hiç görünmez yukarıdan. Gömü de taktal hiç görünmez tabi merdivenin gelene adam insanı göremem Adana'daki evinde, defebağda ondan sonra kapı açılır açılmaz Mehmet Ali, Mehmet Ali. Usulullah söylerdi kurban olduğum. Buyur efendim, Geldin mi? Geldim efendim. Kırmıkla cihan arasındaki gözyaşınızla istiyortınız, seni kurtardı bir daha öyle yapmayı iyi midir? Diyor. Vallahi diyor, bir Allah bilirdi, bir de ben bilirsin diyor. O kadın bile bilmedi çünkü böyle sıcaklık geliyor, sıraladım da öyle diyor zannediyor. Çeksem, çekemedim böyle diyor. Nefsiniz böyle oğlum.
Öldü diye hiçbir şeyiniz güvenle nefsi, yani faini çakmak taşı gibi, ormanın içine, çayın içine üç beş tane vursun çıktıktan sonra çakmak taşını vuruverdim mi yine ata çıkarır. Allah nefsimize bırakmasın bizi. Nefsimizi öldürsün, yüzümüzü güldürsün diyor ki benim evlatlarımın semtinden şeytan geçemez ki diyor. Şeriata tam bağlanmış, tam teslim olmuş aynı rabıtalı olunca kalbim niye zikretmiyor diyor rabıta olmadığından zikretmez kalbim aynı cezve gibi hava gazının üstüne kor da azıcık çok duracak olursa üç dakikada cilt, cilt, cip atar. Efendimiz umnan tarif etti O cilt, cip atan kart ruh, sir, hafa, ekbah. Onlar o, ondan sonra gıcık daha fazla durdurdun mu ulan dur lohur lohur yeni de kayalar kaynar. Daha hamıyı iyice kırılsın dersen birkaç dakika daha durdun mu çay da güzel olur kahvesi de güzel olur. Siz rağutan üstünde kalbinizi tutmuyor musunuz?
Tuttun mu kalp zikreder Bir kimsenin şeytan yeltati mi kalbe İbn-i Adem, İbn-i Adem'in kalbine girer şeytan Girdiği için işte bu rabıta lazım oldu. Bir yanda ümmet böğülür Kıbrıs'a Türkiye'ye ümmet verip de bir iki gün daha Bursa öte yanına geçeceklermiş. Aman efendim, filan o Yahudi'nin arkadaşları olan burada, duruşuyla benziyor belki Birleşmiş Milletler filan, birleşmez, alınacak imanlı insanlarla birleşsen bile, orada tutuyorsun da kafirlerle birleşiyor Yahudilerle. Oradan geri çektiler. Bak buradan kuvvet varınca Rumlar firar ettiler, arkalarından süngüleri yerliler. O kutlu cihan buraya girdin mi rabıtası şeytan eşşşeytanu yeltakimu kalbe ibn-i alem Kalp, Allah'ı zikrettin mi Şeytan, buradan kira eder Neyle?
Ravutanın çokluğuyla diyorum, iyi dinleyin Kalp zikretmez, ille rabıta çoğalursa zikreder Eğer kalp bir zikri uludur da gene gaflete dalarsa şeytan gelir, gene yerine gelir oturur. Hiç zikri kalır, zikrini terk etmeyelim inşallah daima zikrle Fikr ile uğraşalım Adamda diyor Kuddüsüllerden dersine diyor Şafağla kalkar da ağlayarak da Estağfurullah. Ana niye ağlayon bir yerim mi ağrıyor? Çigerim ağrıyor, imanla gelebilecek miyim gidemeyecek miyim diye. Diye. Gitmem kardeşim, bu kadar heyula olmak doğru değil kanaatiniz olsun, ben açıktan söyleyemiyorum. Yani dört ayaklı hayvanla bizim farkımız olacak Velekatkardan ne beni Adem ama, Adem herkes Adem, Havva annemiz ile Adem Aleyhisselam'dan geldi. Bütün insan okuduğunuz yalan, maymundan neden olmadık biz. Demek Tayyip değilinden maymunlar insan yapmayı biliyordu da şimdi unuttular mı? Niye bir maymundan insan doğmayı yok?
Ne yalan söylüyor, maymun ol diye sana çalışıyor, maymun mu biz kabul etmiyoruz. Biz peygamberzadeyiz. Elhamdülillah. Elhamdülillah, peygamberzadeyiz tefsir ederken de üstadımızla mükerrem olan bu etle kemik değil. Der ki ruhaniyettir, ruhaniyetin gıdası da ibadettir. Zikr-i şerifin furubunu içe içe Adem anca yok oğlum sen öyle, böyle Adem olunmaz. Hayvandan ziyade dalalete geçmiş dedi. Babam bize belletti bunları, onun kabirde ayaklarına kurban olayım ben, Kabri nur olsun. Amin. Geçen biriyle bana selam gönderiyor diyor ki Hasan beni büyük meclislerde ansın, onlar Allah rahmet etsin dedim mi nurlarda çalkalanıyorum böyle demiş. Allah rahmet et Ya Rabbi. Anneme böyle rahmet et. O kadınların mürşidibi, o da erkeklerin mürşidibi. İkisi de o taraftan da Hacıosmanzade Seyyid olarak Peygamberimizin sülalesinden yetmiş. Seyyid babamdır. Yetmiş.
Seyyid, işte böyle sırrımı dökeyim de gideyim develiğe, bu ölüm beni ya getirir ya getirmez. Nevi dersen saat on biri geçti daha uyuyamıyorum on ikiye doğru uyuyabildim bütün dizlerim doğranıyor, içerim doldu kalbim ağrıyor iki tane hap aldım kalbim için yavrularıma şeyim tok almasın, şerim diye. Hani işte, cazip üzülecek, Ali Ramazan şurada bir odada yatıyor, bitsin! Ondan sonra Sami de şurada bir yatakta yatıyor. Ayşe'da yakınımda gözüm almış tırnağımdan tepeme yer olmuşsun hep. Kızım, kanşa kızım buyur, babam buyur, geldi bütün sırtımı Allah Hakk'ın bin koru ile helal olsun Makam-ı Cennet-i Adanın Pir-i Adası olsun. O gece beni soydu, bu gece gidemeyeceğim derim. Götü, Müennes Göz Mümuni gelip dikiliyor. Dillen Gel efendim, diyeyim. Nurayım Ya Rabbi onu Nurayım, hastalığımı mı diyeyim? Kızım, diz çöktüm, anadınız olsun, yalan şu kadar ilave etmem çok şükür!
O battaniyeye sarıldım dizimin üstüne oturdum: Üç Salavatı okuyayım Hasbinallah'a da bitirdim Ya Rahman ya Rahim'i de bitirdim. Ya Rahman'r-Rahmin ilhamna'yı da bitirdim. Anşah, iyi yemeyeceğim kızım. İçerimde çok büyük rahatsızlık var. Hemen şöyle yatayım bal şerbetiyle çörek otu ne getir şöyle içeyim. Ondan sonra üstüme de bir mum dökün. Samim de kalksın, Sami de kalktım, bu çok Allah iki cihana aciz olsun yavrucağızımın. O dizlerimi eve ele yiyor, okuyor üstüme mum döktürüyor derken elhamdülillah gözüme uyku geldi, gelinlik geldi böyle çok derinden. Ondan sonra yattığımıza uyumuşsun, kalktım hiç bedenim yok tir tir tir tireye yok. Gitmesek mi ola derim haşa girersek iyi olun inşallah, açık olacak dedi. İsa'nın verdiği cesaretla bir izni-i Talha geldik hiç kızlar, konuşuruz, alırız. Allah bizden dövmeyi, nasip verdiği çok şükür.
Allah'ım, kardeşlerim diyorum ki daima böyle fikirde insan olalım. Allah'ımız da bizden öyle istiyor. Ve Kurunellah Allah'ı zikredin, kullarım. Dingeldiğiniz yerden Allah'ı zikredin. Hacı Eszade Erbili Budise Sirrahul Azir Efendimiz Bunu tefsir ederken, dinyalilere Allah'ı zikretmek letaiflerin çalışması ile olur Zikr-i kül oldu mu, dünyadiğin yerden her yerin Allah Allah Allah çok rabıta yapmağı yok. Çok rabıta yapmağı yok. Hacı Esadı Erbili Efendimiz Kuddise sirruhul Aziz buyuruyor ki benim yavrularımın semtinden şeytan geçemez ki vesvese versin. Ne diyor namazla vesvese geliyor sana ya? Abdestli alırken derviş kısmı korunu yiyor, üç defa yüz yine yiyor. Ne yiyorsun oğlum? Kuru kaldı diyorlar içinden. Böyle çok kardeşimiz var içimizde.
Ondan sonra ayağını yiyor derisini sıyırınca şekilde yürüyor, değirmen altına girmiş de ne diyeyim öyle diyorum havuza tuğla diyorlar benim damat Sanayi İmamına daha kızımın neyi verme üneveri, yavrumdu benim. Çok severdim çocuğu, kuru kaldı diyorlar. Kendi askere gidince böyle dediler. Onu vesvese veren şeytan vesvese yayıyor, gurur aldı diye. Aişe annemiz abdest alırken niye çok özeniyor öyle? Gurur aldı diyorlar. Aman gurur aldı diyene bakma nefs-i emmarayı takdir, nefs-i levvameyi takdir, nefs-i mutmaineyi takdir ettin mi? Temizlenin bu üçünü. Ondan sonra kalbine şüphe kalma, oldu ha abdesttir, oldu inatlaşma, ondan sonra onu vesvese veriyor şeytan Necip Fazıl Kısakulet şurada Kayseri'de konferans verirken Nakşilerde bir adet var diyor. Bizim Teyip'te gelmiş de abdestin olmadı kuru kaldı abdestsiz namaza niyet Allahu ekber demiş miş. Mindi hac semtine yaklaşamamış.
Bunlar hep müessbis, bunlar hep vesvese yapıyorlar. Ben biliyorum vesveseyi kaldırırım yahu icrem bunu şeytan veriyor. Allah olsun, bunu hep belleyin. Hacı babanızın son vasiyeti olsun size! Bir- Hacir! Namazda imkanı yok, vesvese bir etmez Evlatlarıma niye veriyor ya bize? Biz Hakk'ıyla evlat değer tamam mı? Iki. Iki, ne ile olur? Birisi Şeriat-ı Karra-i Ahmediye'ye Kuran-ı Kerim'e tıpkı tıpkısına uyacaksın, uyacağız. Ben uyamayayım, ben çok şeyi zayi ettim. Evvelki yaptığımı da kaybettim, ifkos ettim, Huzurumuza geldim bana dua edin. Allah, sevapsız demiyorum, aç bir ilaç bıraklasın demiyorum. Rızasız bırakmasın beni bugünümde. Ama hocam biliyor da he evvelden ne yaptığını saf hasta olunca yapamadığını Allah yapmış gibi yazdırıyor meleklere. Yazdırıyor. Yazın amelinin evvel camiye mi giderdi? O gülleden kal şafakla camiye giderdim. Gözleriniz ağlayamıyor mu? Ağlayamıyor efendim.
İstiğfar şeyine ağlasan günahını koyma siler süpürür ama ben ağlayamıyorum. Allah'ı yemiyorsanız diyor Eskidet-ül Evliya'da Kuran-ı Kerim'den onuncu sahibe de ayet-i celilesi var. Hafızımız var mı okuyacak, Kadı Mehmet? Ondan sonra Bu ayeti Kuran-ı Kerim'den bulun. Onuncu sayfada Sünmeyle başlar. Bundan sonra diyor Allah, yani o kalbi taş olan kimseler, gözü taş olmuş da yaş çıkmayan kimseler, Doğru. Bak sanki sular taşın anasından çıkıyor. O su değil, o, 0 diyor Allah'ımız, o diyor başım diyor gözüm yaşı diyor. Allah'ım siz zannediyorsunuz ki funat çıktı zannediyorsunuz. O dallardan bazı taşlar yuvarlanıyor, geliyor yağmur yağdı, toprağını aldı niyetti de ondan zannetmeyin diyor. Allah, Kuran'ında o Allah'tan haşyet edip korktuğundan, o yuvarlanaraktan aşağıya giden taş Allah korkusundan geliyor. Sen baştan da mı daha katı oldun diyor bizim gözlerimize.
Oradan gözlenen camiye girerken de diyelim de bunu da gecenin ikisi geçip de birisi kaldığı zaman, şafak yakın değil daha namaz kılarken ilki Sübhaneke'yi okuyor, Elham'ı da okuyor, bu ayeti bir defa okumalı. İkinci defa erdi baktım mı yine Elham'ı okur Zammı sure yerine yine Sünna gasebuluhu ayetini okur öyle iki rekat namazlılar da kalbimi, gözümü sana emanet Ya Rabbi ne olur gözlerimi del de ağlasın, derin mi diyor gözlerinden şapır şapır yaşlı bulur. Tamın dışarısına çıktım da şöyle yoldan semaya baktın mı, her yıldız Allah diyor. Bak tam öyle bütün yıldızlar kudret sahibi, böyle elektriklerini semaya takmış, güneşi kocaman Ay'ı Dünya'nın dörtte biri kadar o da öyle Dünya, Güneş'in dörtte biri kadar ancak alıyor böyle bunları döndüren Allah diye hatırıma gelince gözümden kendi kendine yaş şapır şapır dökülmeye başladım. Meğer ve usul bendeymiş!
Size de bellediyorum bunları bugün belletmeyen çok ateşli sohbet etmeye de usul usul işi belletmeye geldim. Allah izin verirse. İnşallah, inşallah. Demek bunu belledim efendim. Sure-i Bakara'nın onuncu sahifesinin ortasında sümme kasıt kulu, ara ve bak orada bulursun. Amin. Ondan sonra şu üçü dedim ya birisi, kılın ucu kadar da Kuran-ı Kerim'den ayrılmayacaksın. Eğer bir tarikat ehli, kalan içi karışık mı, neyse bilemiyorum. Allah topunu bil etsin inşallah. Amin. Buradaki cemaatin içinde istihbarattan da olan varmış bizim evde. İmam Hatib'in oraya doğru ağlayaraktan geliyormuş. Beni istihbarata gönderdiler. Hac Hasan Efendi'yi bir yokla sohbetini yokla da bakalım hükümete ne zarar gelecek bundan, ne zarar gelecek böyle adamdan. Ben irşad oldum tövbe olsun diye ağlayıp geliyorum.
Biz kimseye ne partcılığı tarif ederek, ne fırkayı tarif ederek, her tarikatın ehline de kardeş gibi muameleyi tarif ederiz. Herkese kardeş olanın cihan bağında ey aşık, nedir matlu bi'insu cin, Ne senden kimse incinsin, ne sen bir kimseden incin. Ma'ruf-u Kahhi hiç kimseyi incitmemiş de Yahudi, Nasrani, Mecusi Müslümanlar cenazesine gelmişler. O diyor bizden, o diyor bizden, o diyor bizden, o diyor bizden diyor. Herkes dinine göre merasımını yapsın kağıdı çıkarmış oğlu oğlum ben kimseyi incitmediğimden, her kavimden benim cenazeme gelirler. Yalnız cenazamın merasımları tamam oldun mu cenazemi salacımı yerinde koyun hangi mezara uçar girersem o mezardanim ben, o gönüldenim buyurmuşlar. Eski gün evliya da okuyor musunuz siz de? Ondan sonra böyle böyle kalktı diyor. Gelmiş kendine kalktı, melekler kaldırıyor, beraber geliyorlar Müslümanın mezarının başına koyuyor.
Bak oğlum, oğlum, özel ahlak böyle geliyor insanı, sal ağacını kendi götürüyor orayadır. E? Dört yüz tane kafir, buyurun, teşhad Ne arar sende sinir canım? Sinir hastası oldum da konu için hastalandılar bir lafıyla çıkıp ediyor, hep azabından o. Azap şeytandan geliyor. Şeytan ateşten oldu. Gazaplanan anamın yüzü tırt kırmızı geçiyor. Görmüyor musun? Ateş gibi yanıyor. Sonra ne oluyor? Sapsarı geçiyor. Sonra gazaplanan adam sapsarı geçiyor. Bir evi ateş tutarsa Allah korusun, neylen suyunu? Suyuyla, hemen din arıyorsan oturuver. Oturuyorsan bir tarafa yakıver, geçmediyse kalk bir abdest dal, ne geçmediyse normal suyla pek kaynar da olmasın, pek soğuk da belki bedenin dayanmaz onunla bir uslet iki rekat namaz kıl Ya Rabbi benden bu gazabı al dedin mi korvarı girer. Gazap ne yapayım, neymiş de seni kaldırıp yere vuracak. Azap gelince iman kalır mı? Ne dediğini bilir mi?
Üçüne şart yetmiyor azaba gelince üç, üç daha altı, dokuzla. Ondan sonra on altıyla ailelerini boşayanın çok duyuyor bu gazabının yüzünden. Aile kendinden ayrılamıyor, kendine aileden ille bir kolayıma bakın, kolayını koymamışsın. Üç def'i kattığında, yetmiş talak'ın üçü de. Sen altı def'i katmışsın, dokuz def'i katmışsın, on altı defik atmışsın, ne nikah kaldı ne bir şey kaldı, hiçbir şey yok ama yeniden birleştiriyorlar, zamanla birleştiriyor, kendileri de birleşiyor, daima zina ediyor, daima zina ediyor, daima zina ediyor, zina ediyor, daima zina ediyor. Gazabı bırakın Allah aşkına yahu. Ne diyelim efendim La havle vela kuvvete illa billahil alil azim dedim bir us dedim de atas suyuyla söndürdü. Siz de gusül ile söndürün bunu yoksa sizin evinizi, bakınızı yıkar o, yavrularınızı yetim kor boynunu yıkar her yerin. Allah hepimizi korusun kurban olduğum vallahi!
Bak, ebbiyin birine bu oldu! Ve bu ne, vasiyete geldim diyorum size! Kitaplarımı da kaylıyorum de! Isterseniz inanın, isterseniz inanmayın, ben de görürüm söylerim ama niye söyleyeceğim? Allah dilime sizin dinlemenizden lütfetti de bir yerdi dilime. E onu verince ben ne yapayım da kitabla uğraşayım da sizi meşgul edeyim kafamızı? Bazı kardeşlerimiz var da, ya üstad demişler Hacı Esad'l, yine eski günahları yiyor filan. Üç şeyle yapamazlar birisi şeriat hududünden hiç ayrılmayacaklar. İkincisi, efendisine külli de teslim olacak, gasil önünde meykit gibi teslim olacak. Allah'ım ya yıkayan hoca, ölüyü uyanına kıpra diyor, uyanına kıpra diyor, karnını sığıyor belki bir şey çıkıyor. Hiç sesleniyor mu doğru söylem, bu yönü hiç sesleniyor mu gönderdiği tarafa dönüyor. Sen nereye dönmüyorsun? Senin niye teslimiyetin yok böyle?
Öyle olursan doğru söyle, vardın da ameliyat olacaksın patlamış olmuş senin ne atantısın. Diyor ki, yap, ameliyat edelim, kaç defa oldu böyle sancı iki defa, üçüncü oldun mu patlar, zehirler öldürür seni, yatmazlar. Ben yatamam hemen, korkuyorum ben. Ben önce teselli reçetesi verirler on, on beş, on gün daha evvel bir dahaki sadece daha yükselince dediği üçüncüde görür diye hemen yetiştirirler ki yetişemez çok koca devler ne Adana'da hastaneye yetişmeden öldü. Bütün insan sanki bütün insanın pangasıymış o kadar şeylerden dedi, incelerden dedi, evet. Haccabtillar'ın imamlık ettiği yerden dedi. Ondan sonra, Mithat devrdiller halam. Yetiştiremedi, öldü gitti. Şu elini, oğlunu teslim edip de tabii bir halika bağlamazsan ameliyat eder mi? Etmez mi soruyorum size. Yetmez çünkü bağlanmayayım. Sen de bağlanmayayım, iyice bağlanıyorsun da ondan tedavi olamıyorsun.
Böyle duruyor o reçete olan dersin, hemen teselli oluyor ancak kalbin zikri nerede kaldı? Ruhun zikri nerede kaldı? Hatinin zikri nerede kaldı? İhvan'ın zikri nerede kaldı? Ondan sonra nefsin zikri nerede kaldı? Zikri kül nerede kaldı? Zikri sultanı nerede kaldı? Ondan sonra nefiy ispat nerede kaldı, o zaman mümin-i kamil olabiliyorsun ancak. Murakaba nerede kaldı? Nerede kaldı? Nerede kaldı murakabe ilehim min habün murakablın verip, nerede kaldı murakablın verip muhabbet birisini görmeden ben de onlardanım böyle sözüm neyle olmaz. Ben adamı birer birer elesem, yani bütün alta geçersiniz, onun için elini kolunu iyi bağla da teslim ol.
Kaç sene nefsin böyle sekiz sene karşımda dikli durdu, tahammül ettim, zincirini boy yarmadım, Allah rızası için birisini getirdiler, siz havalardınız azı Köyü'ne selam, on altı sandık eski gümüşten yarısını kendine, yarısına da bize elma toplarmış efendim beni gönderdi elma istiyor. On altısını da bilmezdi, Bahrolayım! On altısını böyle adamları, cihetler bir heyet geldi dedi ki Bu, kahrolası cayı reddet gitsin dedi. Reddedemeyeceğim, yazık olur ölürken inşallah iman nasip olur. Yine bize karışır yerim, imkanı yok, kıyamadım yok kalbim kıyamaz beni! Ben kedimiz bunlamış mı, bunlamamış mı haşa bakın kaygılanıyorum. Kedinin bunlamasına kaygılanan bir adam. Bir yavrusunu kaldırır da atar mı dışarıya? Ölsem atmam ancak kendi bağını koparır da giderse uğurlar olsun giderken, yoksa bizden red ummam. Biz sizin hiç sıkıntınıza katlanmaya söz verdik müstahız mısın?
Karşısında söz verdim ben hiç kimseyi reddedemem çünkü redtiniz, redtim dedi Efendimiz, kabulumuz, kabulum dedi. Eğer insaf ettiğin zat reddettim derse, hutbu cihan da reddetmiyormuş. Allah Allah. Butbu cihan reddettim işte şu kitapta yazdı. Butbu cihan reddettim mi, Rasul-ü Kibriya da reddettim ben onu diyorum. Muş. Rasul-i Kibriya reddettim mi Allah ben kabul dertlerinden sildim onu diyormuş. Onun için kardeşim, gömümdeki insana sahip olun, elinizden gelene yapmayın. Allah peygamber aşkı da yapmayın. Yapmayın. Kendinizi nara yeniden yapmayın. Siz hepiniz başımın tacısı, derdim ilacısınız, hepinizin ayağına tura bilirim. Öyle tevazu geldi bana ki indi nefsim en yüksek indi. Kurban olayım ben yavrularıma onlar gibi vazife yapamıyorum diyor. Onlar iyi vazife yapıyor. Ben amelim manda oldum diyor. Ben amelim manda oldum.
Allah sizin duanı sorma efendim, beni imanla öldürsün, rızasını bulursun, cümlemizi imanla öldürsün, rızasını bulursun, cennetine doldursun, yüzümüzü güldürsün inşallah. Bozullarım, yavrularım, ağlamayalım ben, yavrularım, yavurlarım, yavurlarım, yavurlarım, yavurlarım, yavurlarım, yavurlarım, yavurlarım, yavurlarım, yavurlarım, yavurlarım, yavurlarım, yavurlarım, yavurlarım, yavurlarım, yavurlarım, yavurlarım, yavurlarım, yavurlarım, yavurlarım, yavurlarım, yavurlarım, yavurlarım, yav İçine dün akşam geldiler de alyana'yla istersen kurgusu salevat oku şeyi bozmayalım, istersen haksız, mahsus haksız görüldüğü yerde misafirhanelerini hazırlayacağız, İstanbul'da bizim liderimize varacaksın, ellerini öpeceksin, bir görüşeceksiniz efendim, şu çocuk kaçtı, getir kaçtı. Yenemem ben, yenemem, eline ayağını öpeyim, yani affetsin, yenemem, nereye gelemem?
Şekerim değil, iki yüz elli üç yüz, Ondan sonra bazı zaman canımın sıkıldığı sevmediğim bir kişi olsaydı şekerim yükselir, gelirdi. Hepsini seviyorum bu adamlar. Onlar da beni seviyorlar, çok rahat kalbim elhamdülillah. Tansiyonum Furkandar, sen doktorsun gelmişsin vallahi yalvarıyorum onunla. Benim sana diyemeyeceğim üç hastalığım daha var. Dizim de romatizma yedi senedir oturduğum yerden namaz duruyorum. Akşamla akşam hırp sabaha, sabahla hırp akşam yirmi insülin vuruyor vücuduma da onu olan şeker, azıcık duruyor ve onun ağzını çok kuruyordu bir iki armuttan, hemen aldım böyle şişmiş gitmiş gine gitmesi ağzına yatasıca. Gelemem yavrum diyorum, Efendim ne oğlum orada evimi hazırladık Orada sen varınca evimi oturacaksın Efendimize götüreceğiz sultanımıza Nereden sultan olmuş kurbanımız olayım Allah Allah!
E, yani Efendimiz Hacı Esad Efendimizin günü de okuyor Hocanız mektubunu ne iteceğini okusun da bakın! Yazılmış emaneti eline verdim diyor. Elhamdülillah. Aldım diyor da on iki sene rabıta yaptırmıyor kendine, on iki sene. Bunlara dedim gelenlere, Çinli ile ona rabıta yapacaksın demeye beni götürüyorlar. Bak, bak o tarafın halife diyorlar, kurban olsun, tekbire halife, halife dedim mi eririm ben eririm Halife deseler. Yani Mürü Şey diyorlar değil mi? Şurada dursun Medine'den Yahya'lı halifesi Hacı Hasan Efendimize Uhedeyem diyor orayı yırt verdim yukarıdaki Yahya'lı halife Medine'yi Hasan Efendi'yi koydum çünkü yeririm ben, ne diye yerin? Şu giderken şuradan ondan Hacı, Hoca, Efendi, lütfen, dur da bir konuşacaksınız deseler sen Hacı ve hoca mısın? Yooo. Evlenin mi evlenmem, gor giderim. Çünkü ismimle çıldırmiyorlar bana. Yahyalı Pınt biri Hacı Hasan, önde gülmemeli.
Efendimiz Hacıla dedirtmez Hasan Efendi dedirtirdi. Onun için beni halifeliği de çağıran, yine ben onları duymayayım, kulağım sağır oluyor. Ben müminim bunların hizmetçisiyim. Efendimiz, sen onların kölesisin, onlara hizmet edeceksin diyor. Ben size hizmetçi verildim yavrum. İstersen bir tanecik Reşat-ı aynü'l-Hayattan bir seçik hikaye canım istedi, söyleyeyim. Bahaiddin-i Nakşibendi ibiveysi I Buhari Utddise sirrau'l aziz. Dünyası böyle okunur Şahin Nakşibendi efendimizin laçebalının ailesi. Babası hastaymış da iki oğlum sen öyle sen babama hizmet edeceksiniz hasta. O da varmış o da babasını yoklamaya varmış.