Tasavvuf ve Tarikatın Temel Prensipleri ve… | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Tasavvuf ve Tarikatın Temel Prensipleri ve Manevi Terbiye
Tasavvuf ve Tarikatın Temel Prensipleri ve Manevi Terbiye kaydında Hacı Hasan Efendi Kuddise Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden Kalemdardan sohbetler başlıyor. Efendimiz Kayseri'ye geldi, oradan da o Konya'ya götüreceğimmış. Mehmet'e hacmememdim ben de bu oturan başka bir genç değildi ve bu Yahya'nın şirk Müst Müstse Efendi'nin mahkum varsa bir ben bilirim. Bu devirde hayırlı halef babasının yerine…
Hacı Hasan Efendi Kuddise Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden Kalemdardan sohbetler başlıyor. Efendimiz Kayseri'ye geldi, oradan da o Konya'ya götüreceğimmış. Mehmet'e hacmememdim ben de bu oturan başka bir genç değildi ve bu Yahya'nın şirk Müst Müstse Efendi'nin mahkum varsa bir ben bilirim. Bu devirde hayırlı halef babasının yerine bakıyor bu devirde. Hepdimizi geçti adam. Dışarıya çıkınca bir de canım Hasan Efendi, Hasan Efendi diyor, bende altmış yaşında bir adam zannederdim. Çocuk muyum sen daha ya böyle dedi, Ben gıybet ediyordum sizi, efendimiz razı olmadı. Dedi ki yahu o Hasan Efendi, Yahya'lı bizim için Yahya'yla arabalarla merketlerle ta Kayseri'ye gelmiştik, şu hafızda Kuran okuyuyordu orada. Ne günler geçirdik biz canım abla, yine böyle hayvan orası olsun ben yahu. Kanaatimiz olsun, dış nazımız vardı, çıkıyor çıkarıyordu.
Devellioğlu Abdullah Efendi şöyle tuttu da işte Peygamberimiz burada deyi verince bütün millet yere yaptılar ağlayarak. Firezade de diyor ki Abdullah Efendi ben milleti ağlattım zannediyorum. Bu cihan burada da ondan millet yıkıldı hep buraya diyor. Grecade hocamızla. Hele alemler geçirdik yavrum. Biz ağzımız burada görüşüyorken su döktünüz mü? Evet, suyla yıkayın ama birden kalkıp da yıkamayın. Bir şişeye su koyarsanız iyi dinleyin. Suyu o şişeyi şuraya biraz koysan biraz oraya su sızar. Oradan kaldırır. Suyu şuraya koysanız biraz da oraya sızar. Üçüncü yere borsanız o zaman sızmaz. Hemen su döküp da kahkaha suyla yıkarım diye abdest alırsan uyuşur şekilde su lambaları yerir. O zaman abdestimiz olmaz. Bizim orada Adana'nın bir köyün imamına gençler demiş ki sen su döküyorum, elinle kuruttum diyorsun, hemen abdest alıyorsun, senin abdestin yok demişler.
Ne abdestim olmayacak, bu her tren ne derken Delikanlılar ona bakmamışlar, kontrolunun şeyini çekivermişler, aha donu çıkmış ki sapsarili bir tonunu bulmuş. Orada efendimiz ayıp dedi, ona haber verdi. Evümüze varınca muayene etti de aynı oluyor dostum geliyorsun buna. Diyor dostum namazımı kaza ettim. Hacı Hüseyin, şey, Hacı Zühtü Efendimiz Şahat Efendi diyor, otuz senelik namazımı kaza kıldım. Evvel kılmadınız mı? Kırıldım ya abdest aldığımda şu gözümün çapağında bir şerit varmış da eliyle şu pınarlar yıkanmak lazım, parmağını kuleye sürtmek lazım. Ben sürtmemişsin de namaz farz olanı otuz sene olmuş da vallahi otuz senedir namazı gaza ettim diyor. Duydunuz mu kardeşim? Böyle ibret en iyi şeyler söyleyeyim ve Hakan bizim dedemiz şehitlerden baba hoca, ikinci dedemiz babamızdan dedemiz, annemizden dedemiz Hacosmanzade, bir ikisi de peygamber sülalesi ama ben o sülaleyi batırdım ben sana.
Estağfurullah. Batırdım öyle bir insan olmalı. Onun için bir gün ekin biçmiş de ak başta hocamına deyince bilir, yatınca ve ben de o yanıvermiş ki, gündeymiş. Vallahi Abdullah demiş herkesin ismine, kırk senedir o sabah namazını kaza ederim, Allah affetti mi bilmem affetmedi mi bilmem demiş. Kardeş ibret alalım biz bu büyüklerimizi andıktan sonra böyle yapalım inşallah. Efendimiz de buyurdular ki küçük taharetınsına suyuna yapmamla öksürün, kalkın biraz bezeleyin, suyun sonu bitsin de ondan sonra taharet yaptığında namazımızı kılıp namazımız olmaz buyurdular. Hakikatat kitap böyle diyor, biz de öyle diyor, efendimiz de öyle diyor. Şimdi burada da böyle söylüyor, Şu dava da şahit olsun böyle söylüyor. Yarın Allah'ın huzuruna varacağız. İki, devamı uygun bir, abdestte devam etmek. Yahu hiç ağzından söz tutamıyor, ne yapayım der. Allah'ım maşallahlara yatmaya sizi usandırıyorum.
Tasavvuf ve Tarikatın Temel Prensipleri ve Manevi Terbiye ne anlatıyor?
Tasavvuf ve Tarikatın Temel Prensipleri ve Manevi Terbiye kaydında Hacı Hasan Efendi Kuddise Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden Kalemdardan sohbetler başlıyor. Efendimiz Kayseri'ye geldi, oradan da o Konya'ya götüreceğimmış. Mehmet'e hacmememdim ben de bu oturan başka bir genç değildi ve bu Yahya'nın şirk Müst Müstse Efendi'nin mahkum varsa bir ben bilirim. Bu devirde hayırlı halef babasının yerine…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 11 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Her abdesttan moda iki rekat namazlardı. Bilal-i Habeşi Hazretleri peygamberimiz ihraca gittiğinde dağa arşi alzama çıkmış da küt küt küt ayak sesi duyuyormuş. Bu insan ayak sesi değil mi ya Cebrail? Evet ayak sesi, insanın ayak sesi. Kimi demiş Bilal-i Habeşi ezan okumaya geliyor da efendim teheccüd namazı kılmanın için ezenden bir saat evet, Mekke'ye gidenler onu dinler, ezan okur. Ona geliyor da onun ayağının sesi duyuluyor. Uğraya ne kadar ona? Şu böyle ikimizin arası beş yüz senelik, onun arası beş, kanun oluyor beş yüz senelik, onun arası beş yüz senelik oluyor ta aşığı bu. Babam aşığı azamı bürünürdü ve diyirdi bize oğlum, oğlum dileklerin adedi, mahlukatı adetice ara, dilekleri var. Her direyanın arasında bir senelik yol. Karşı Azam bu kadar büyük, içinde meleklerle dolu. Beytülmahur da kendi Beytullah'ın üstünde. Tavaf yeri de bu dünya kadar geniş böyle melekler tavaf ediyorlar.
Soruyor ya Cebrail burayı melekler kaç defa tavaf eder? Ya Muhammed vallahi bir tavaf edene bir defa kıyamet kutana kadar nöbet gelmez diyor. Melek bu kadar çok. Birden çoğalıyor Ahmet'im. Sen değil mi biz bineriz efendim? Bir melek oturmuş diyor oradaki bir ırmağının başına binlerce başı binlerce gövdesi binlerce tereyağı var. Dalıyor, çıkıyor. Bir çırpındın mı her damlasından bir melek oluyor. O cennete girene kadar onun için istiğfar okuyun. Neden oluyor? Ümmetimden birisi yeryüzünde diyor bu menet dalıyor suya, ondan sonra çırpındın mı aç lafa değiyorsa o kadar berrak çoğalıyor diyor. Şeytan da çoğalır mı? Babam şeytan da çoğalır mı Hasan oğlum? Evet. Ona da insan çoğaldır. Nasıl çoğaldır? Sinile kefi bir araya getirdin mi? Bir adamın anasına, bacısına, ırzına, namusuna, daha doğrusu milletine, ceddini severse Hazreti Adem'e sever. Milletine severse İbrahim aleyhisselama sever.
Dinle severse Muhammed aleyhisselama sever. Mezhebi ne severse imamı Azam'ı sever. Ey sevince ne olur? Şeytanın bir bacağında Zekeriya, bir bacağında da tercih olur. İkisini birbirine çarptım mı kırk tane yumurta yumurtlar, her yumurtanın içinden hırkar şeytan doğar onun vücuduna dağılır, etrafına dağılır. Gıt perra kıt değerse her sevmede bu olur yavrum. Ne babam ne kılavuz hafızız ne biz ne Abdullah ne yavruların sevmeyi biz bilmek. Yeminini de bilmek. Ne diye halatı olsun bizim yeminimiz, halatı olsun, kanaatı olsun, inanırsan inanmıyorlarsan ama hiç daha vallahi duymadım babamın ağzından ta kefareti yemin istemez dedi. Bana delil de yapman, dört sene askerlik yaptım Çanakkale'de böyle çakmak çaldık. Bir iki kindin namazın, akşam namazla yarım saat kala azıcık geç kılabildim. Başka bir kecik namazım geçmedi dedi. Bakın böyle bir babanın evladıyız biz ama ben hayvan oldum.
Estağfurullah, sizin birinizin ölmesine Allah beni affetsin, imanı güldürsün, rızasını dursun hepimize ya Rabbi. Ondan sonra Amin. Şu kedinin arkasında istihdamımız var diyor. Şurada su akıyor diyor, yaltısını duyuyor ama düşman o taraftan habire kurşun yağdırıyor. Ben çıksam bölecekler istihdamdan, hay yahu bir abdest alayım şöyle serin serin de şu kelinin ardında bir namaz kılayım, öldüm bir senedir. Bir şöyle din yerlere namaz kılayım, istihdamda bükülü bükülü döndüm. Hocam bunlar ya, gitme, kurbanım olayım, etme.
Ya Allah dedim diyor ona fırlanın, ben oradan üç hoplamadan geçtim bu yüze, şuraya indim, soyundum, abdestimi aldım, buz gibi uslu, cahilliğin üstünde namazı delerkana kurşun firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, firar, verar, fir burçun yemez ta'nın üstünden bir dahaki top attılar diyor. Mızağı gibi nelerdi toplum mermileri. Dört sene devamlı olarak orada harbiyle meşgul olan bir ikindi namazı, ikindi namazı karşıma yaklaşık kanatılmış. Bir dahaki o geliyerekten geldi, deyince üzerimden bir ton kadar toprak döküldü böyle döküldü. Tabrama çıktı toprak. Göz mü kırk varım hiç diyor. Namazımı tındım, yeniden gittim iki hoklama da vardı mıdır diyor. Meğer ve bizim istihkama düşmüş, bir dişi kalmamış.
Yani o doksan derece üç defa intikam değişmiş, hiç kalmıyor diyor. Öteki Medine'de yaşıyorum. Aşkımdan orada, aşkından dirsek dirsek kademesine çıkıyormuşsun da bu torbalarının üstünden sıkıyormuşsun, geldi diyor yılbaşı hocam kurbanım o benim, hedefim çok büyümüş, vurulursun ha aşağayım, bilmiyorum, aşkımdan bilmiyorum dedim diyor. Bilmeyeyim, Allah beni zır gibi eder. Onların bursu ne ki bana gelecek dedim diyor. Ondan sonra bak, hoca, başmış hoca dedim diyor. Yani Allah'ın aşkla başmış hamlelerini cihada küçük zannetmiyor kardeşim. Yetmiş tane akrabasına şehit olsa şefaat edecek gazineyi gülüyor mu? Oradan indirirken bir yerden almış. Onu da pikniğe dokundu mu, biliyor muyuze kadar düşman gelmiş de, istihdamdaymış, çıkmış da kaçıyormuş, arkam üstüne attığım hem sırtına isabet etmiştir. Bak hoca vurduğun kafir ediyor.
Fazır külte yuvarlanır gibi bende gazi olduğumu böyle gözümle göster de Allah bana diyor. Allah şefaatine nail eylesin. Amin. Filaf söyleme demek şerhaitleri, salihlara lazım olan şartlar, Filaf söylemem, söz uzak filan takma. İki, iki. Filaf söylersem ne olur da, yalan olur. Yalan olunca ne olur da? Taşla su bir arada kalmadığımda yalanla iman bir arada kalmasın. Size açıktan bir saldırı yerlerden geleyim Yalan. Çok vukugayiyim. Hadi Hüseyin Efendi hocamız aksakal bizim memlekete gelip de vaaz gelirken cemaat şöyle bir çocuk, ağlayan çocuk bizim torunu ya, torunum ne oğlum, ay hiçbir şey gözüme görünmez. Ben size kurban olayım yahu. Allah'ım yarabbim. İstenenim için, ben dostlarım için ölüyorum, evlattan geçtim, her şeyden geçtim. Onun için size ne dinlenebilirsem benim karım o yavrum. Ondan sonra oğlum dese gidiyor.
Gel çocuğum, ben şeker vereyim, ağlıyor şimdi olsun diye eğer gömümde şeker yok da veremezse yalan söylediği için yetmiş sene Allah hasar edecek. Çocuğa yalan zannettiği için sen de böyle yalanla insanı aldat yavrum demek oluyor. Yalan dellettiği için yetmiş sene Allah azap edecek. Şeker olmasa da şeker vereyim diye. Aman yok yerine yalan söyleyip de yalanla iman bir arada durmaz. Onun için yalan, Allah'ı yalanı dilimize getirmesin ya Rabbi. Çok derim onlar tükenmez Allah'a geçiyorum. Üç, gıybet etmeyin. Salihlar, gıybet etmeyin. Ne olur da devam eden böyle. Gıybet etmek zinadan daha eşşek. Bir kadın geldi ve peygamberimizin evine, peygamberimizin Aişe annemiz ne kaviliymiş ne uzun kadınmış veyahut da boyu küçük karnı şişmem ne hacip mahv okumuş deyince gıybet ettin ya Ayşe. O kendini galip duruyor. Etmedim ben kendimde olanı söylerim. Kendimde olanı söyledin mi gıybet olur.
Kendimde olmayanı söylesen böhden olundu. Tükür ağzını tükürdü mü diyor. Et düştü ağzımdan. İşte hocalarımız bilir burada. Bir küçük yanlışlarım varsa diyesinler alnımızın çaldığında öttüğüm hep Kuran-ı Kerim'e göre konuşuyorum, Elhamdülillah. Onun için kardeşim ölür de çiğ etimle yiyeceksin diye sopa vurmaya başlarlarsa yiyebilir mi? Kardeşim niye acımıyor? Çiğ ettin de bundan eti de yiyebilir mi? Bunlar değil de insan mükerremle mükerrem olduğu için yenilmez. Bir kara böcının eti yenilmez. Bir de ölen kardeşin eti yenilmez kardeşim. Acıdığından yenilmez. Mükerrem olduğundan yenilmez. Siz anlamayacaksınız. Yeniden diyeceğim bunu. Birisi camide toplanıyor. Kalben demiş ki Hasan-ı Basri camide Allah'a uç açılır, camide dilençilik yapılmaz ki demiş. O içinden, hava tından geçmiş ama iyice kızartmışlar ve buna getirmişler. Ye şu adamın takmış o dervişten gıybetlik benim demiş.
Evliyanın kalbinden geçen de gıybet olur. Sen camide demedin mi ki buna doğru mu camide toplama demedin mi? Haykıyla sıçradıyla boyanmış, tövbe etmiş ağlayaraktan bu derbişi arıyormuş. Bakmış ki ilk çeşmenin altında fakirliğinden karnı aç sokumunu biz yıkatmakla yaparız da sizin orada da buluruz, kanser ve onun içine elden dökülen dereotlarını toplayıp da koyuyorummuş farklı büyüğünden. Onu görünce kopuşmuş hasarı bastı. Halalaşayım diye. Kopuşmaya Hasan demiş. Beni demiş camide gıybet ettin. Kızarttılar, önüne verdiler de şimdi pişman mı oldun demiş kayboluvermiş. Kuşuymuş, meğer beni imtihana gelmiş diyor. Kalbin dengesine gıybet olur diyor. Salihsin sen yahu. Doğru değerli bize kardeşim. Tövbe olsun hepsi. Namazı vaktiyle eda etmek, vaktinde namazı kılmak. Üç amel çok efdal. Birisi kafirlerle harp etmek. Birisi annene babama itaat etmek. Birisi de vaktinde namazını kılmak.
Bu üç amelden efdal amel yok. Namazı vaktinde eda etmek. Bu da salihlere lazım olan şartlardan birisi de bu. Beş, kazaya kalmış namazını, orucunu kaza et. Üst ağzımızdan ders isteyene hemen oğlum namazını kaza et, orucun kazaysa onları yap da temel temel muhkem olmak lazım diye fiyatların içinde vardı ya o temeli demirle neyle çimontalayla dondurursan üstüne kaç kat yaparsan yapılır, kuma kalbe müsaadeler, beş kat yapılır, yedi kat yapılır diye. Temel şeriatattan bir parmak kadar ayrılırsan tarikattan mani bile meşrep kadar ayrılın. İyice dinleyelim ki Allah'ımız bizi ıslah etsin, inşallah göstermesin, bize şeriatsız şeyi göstermesin. Şeybanü'r-ray'i hep bize haber verdim, size de haber vereyim mi, dinlemez mi? Hocalar bilirler, rayi çoban demek. Şeyban ismi İmamı Azam'ın şehifi. İmamı Yusuf ve İmamı Muhammed geldiler biz çobanım önünde niye boynumuzu döktünüz?
Çok deyimaklı, yani deyimaklı profesör gibi bir muallim Hamdi Hoca. Şu hocamız şu sakalını el bile agartı ya. Bunların yanında ben edepsizlik yapıyorum. Hayır, konuşuyorum ya, edepsizlik yapıyorum gözüyle konuşuyorum. Evet, o Şeybanır Raidin bir çobanın evine ya İmamı Azam, anadan süt ister gibi ne koyayım büktün be oturuyorum. Sor bakalım dördümüzün bilemediği bir mesele sor, bilecek mi bilmeyecek mi demiş. İmamı Yusuf da İmamı Muhammed demiş ki bir namaz geçirdim ama sabah mı öğlen mi, ikindi mi, haşam mı, yaksı mı, salat-ı vitir mi bilemiyorum çünkü bir sene oldu. Gerçilerini unutmuşsun hangi namaz olduğunu, hangisini kutsan da o kazayı ödesem isyan ettiğiniz için beşini de kaza edeceksiniz. Unuttuğumuz için beşinin de kazası üzerimize lazım deyince üçü de devrilmişler. Yani kaşı vakolmuş diyenler, kalp sefresi kesilmişler, ayıktıktan sonra ellerini öpmüşler bu şeybanır rai, çoban.
Bakmış ki cani kibirde namaz kılıyor. Yahu demişler ki, ne ettiniz, koyunumuza geldin bu da namaz kılıyor. Onu şu dağın artık da böyle bana demiş bir yazı oraya o oyunu bir çizdim dar, bir daha çizdim gıcık bol, bir daha bol cızık çizdim üçünün içinden çıkmaz, yayılır orada Ayetel Kürsi'nde çizdın yahu demiş. Çok ibret alınacak söz, iyi dinleyin. Faydamız olsun. Elhamdülillah. Kimse inanamamış. Yüz oyunu var, yetmiş beş oyunu var, elli koyunu var, yirmi beş var. On koyunu olan yine ağlayaraktan geliyormuş yahu. Kır kardeş şöyle halı dokur da onu satar da saklamını alırdık çocuklarına vay, deli çoban hiç ağlamam. Bir Ahmet Ağa'nın deli koyunu var, o döne döne o çıkarsa çıkar, akıllı koyun o ciziktan dışarı çıkmaz demiş. Depeyi aşmışlar ki Hasan Hoca düne döne yay, Mevlana buyuruyor bunu. Düne döne yayılıyor. Bak, ha, koyunun birini kurt yemiş. Bakın, boğazı mızkalı olacak.
Ahmelağa'nın koyunu geliyor o. Varmışlar ki, boğazı mızkalı, geri koyun yönetime çıkmış, onu yemiş hurdıra, uçlarda gözünü oymuş. Yeni yandı diye çıkmamış, işte cızık var demiş. Ayetel kürsiyle çizdim. Bir cızık daha var içinde yayılıyor. Ona da ben çizdim. O bir cızık daha onunla çizdim. Allah aşkına bu cızıklar ne demiş. Allah aşkına diye yemin verdiniz o bol cızık Kuran-ı Kerim cızğı. Kim Kuran'dan çıkarsa, Kuran'dan çıkarsa dışarıya onu şeytanla nefis imansız öldürür, yer onu demiş. Deli olan ancak o cızıktan dışarıya çıkar. Aman kardeşim, elinizi ayağa üzmeyin kardeşim. Cızığı dışarıya çıkmayın. Ben de bu araziyi deyip de kendinizi helak etmeyin, diyor. Siz yanmasın ki peygamberimiz Muhammed aleyhisselam gevelek gelir gelir kendini çığlığa vurur, ben de dışarıya atarım. Orayı pencere zanneder gelir vurur.
Ümmetimi ben ateşe düşmesinler diye tutup tutup atıyorum, ondan gelip cehenneme kendine atıyor. Biz size cehenneme düşmesin, ben de düşmeyeyim diye tutup tutup dışarısına atıyor ki yapmayalım Allah aşkına ya. Cehennemin üstündendir kapısı, ağaçtandır civarinin yapısı, seksen yıllık yoldan gelir kokusu bünye döner bir gün alem kan olur. Hep ben en küçük şunun gibi yavrunum, hep benden büyük insan bir tane kalmadı da şimdi en yaşlı ben oldum. Kardeşim, böyle kalmayacağız, hepimiz öleceksiniz. Şu cızık ben ya, o da Muhammed Aleyhisselam'ın Hadis-i Şerif'in cızığı, sünnet cızığı o. Şimdi camii gelir ya, direklerini al da bak çöker bu mutlaka. Namazını aldığı Müslümanlar çöker. Namazdan hesabı kolay verdim mi Allah'ımız diyor başka hesaplarını inceleme kulum affettirmişsin cennete. Namazımızda güzel cevap vermem için aman namazımızı kazayı verelim, namazımıza devam edelim inşallah.
Hocam ama üçüncü cızgı haber vermedim. Üçüncü cızıp da sıddıkı azam cızdı tarikat cızğı o tasavvuf, tasavvuf cızğı. Oraya girenler bak vurdurla kuş o zıtta. Daha deli czıklar daha içerideki zıt. Onun için tarikata devam ediyor milleti. Allah ayırmasın bizi. Amin. Sen de siz şimdi anladınız. Bu da girdi keyfimizin içinde üst ağzına teslim içinde teslim olmak. Yani kasil önünde meyyit gibi teslim olmak ki Oh, terapi edebilsin, doktora elini kolunu iyi teslim ettim mi? Amelyendiler. Yok reçeteyle girersen bir yerden iki yerden üçüncüye apansın katlan, Bakma bıçağın altına yat evliyanın bıçağının altına. Seni ameliye gezsin. Üst ağzımıza dedim cı cı yanıyor kalbi bazı kardeşlerim müzik mi dedi oldu yine ne olay efendim bu dedi mi dedi. Zamanın kutlu cihanı, jilet bıçağını, manevi bıçağı var, hırsı, tamah, kokunu, adabı, içten kesip kesim atıyor, kesip kesim atıyor.
Hakil kana şakaletli oluveriyor. Azaplı yıkana halim oluveriyor. Allah onların ameliyat masasının üstüne bizi yatırsın diyor. Amin. Sen ne diyor? Neler gördü bu Hasan? Her bir nefeste kendi üstasına rabıta etmek şartın yedincisi, sekiz, kebairden, günahı kebairden, günahı sakayirden içtinap etmek. Küçük günahtan içtinap ne olacak bu? Az günahı assan da kime karşı ona? Az nimeti assan da kimden geldi ona bak. Az benzetme, dışarıda içtiğin sığarayı ne yanında içemiyor. Hocamız da olmazsa ayıp olur. İyi, peygamberin huzurunda mı hadiseceksin? Allah'ın huzurunda mı alışacaksın? Yavrum ben sana geliyorum. Yarın kim neyle sevirse onunla haşr olacak. Kaviğin içine o tütün dolacak, ağzına gözüne burnuna da flüt dolacak. Onu ona hasret olacaksın. Onun için az günah az zannetmem yavrum. Dokuzuncu telkin olan zikirden, fitirden misafir icraya gayret etmektir.
Altın kalem ile yazsın bunu yazan, kendi düşer ilim için kuyu kazan. Hadi şeriattır cümle işlerin başı, şeriatsız tarikat şeytan işi. O Dokuz Osman'ın bilmem neyin. Allah şerrinden hıfzetsin. Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, kalemdardan sohbetler sona erdi.