Sadırda kudret olarak yazılmış. Yazılmış. Kelime-i tevhidi ifade ediyor. Yazmakla bu iş bilinmez. Sadra yazılır silinmez insanın sadırında mevcuttur. İşte güzel bir sözdü de. Yani ilk bel Yemen'de şunu da arama, kendinde ara diyemiyor, güzel bir söylem işte. Var mı senin kendinde? Aciz bu sende bulunmaz, lakin tarif etmek lazım. Okumuşlarını okuyun. Bak Murakabeyi anlatıyor. Murakabe, yirmi Murakabe içine, katıl ebrarırlar göçüne, bunlar gelmesin içine, hedefini gözetmek lazım. Yapıyor, yapanlar ne oldu ki? Dime diyor. Sen gerçeğe bak, hakikate bak. Ehli bir fana bak. Nebilere bakalım, sıddıklere bakalım, şeyhiklere bakalım, salihlere bakalım. Yoksa bu emniyette bu olur kalırız. Kalbin arşa tamam açmalı, Allah'ın feyzını içmeli, fena ahlaktan geçmeli, nefsini çiğnemek lazım. İşte ah. Tasavvufi sen bir kitap anlat. Bir kelimenin içerisinde seyr ü sülükü özetledi seyr ü sülükü.
Seyr ü sülükün tarifi, hülasa edilecek olursa şudur. Fena ahlaktan geçmeli. Şeyi sürdürüyorsun talibi bu. Kötü ahlaktan güzel ahlaka geçmektir. Onu tam söyledi. Sonra ifade ediyordu. Allah'ımızın Essadi El bin Hazretleri divanını yazdıktan sonra üzüldüğü zamanlar olmuş. Demiş ki bunlardan demiş bu. Gerçeyim önce, şurayı söyleyeyim de sizi Nimete erdiğinde nasıl seviniyorsa, musibete de uğradığında böyle sevinecek. Allah'ım beni andı diye. Demek ki bu bir hadis diyor. Nedir bu Nedir bu Rıza hali? Bu Allah'ımızın Celle Celal Celalü kulu için açmış olduğu en muazzam bir kapı gömdü. Bu kapıdan girenin artık hesapmış, kabirmiş, mizanmış. Makşer bunları hiç görmediniz. Bu kaside mi artık, Mesnevi ismi mi, Divanı mı? Onda geçen bir söz. Burada bir görürdü. Hani insan sırat ve mahşeri hep burada yaşıyor aslında. Şu sıra bizim diyelim ki yataktan kalktık. Hemen ayağımız sıratta zaten Kalktı.
Ne diyoruz? Vakit geçmeden bu kuşluk namazını bir kılalım. İşte sıratı geçiyoruz. O kuşluk namazını kılmakla da geçiriliyor. Hakikate, o namazdaki hakikati olmadı. Zorlaştırmayalım. Çünkü bakıyoruz, cemiyetimize. Burada üç İhlas bir Fatiha'yı okurken dedik ki, gençlerimizin durumu Bunu bak, bizim gençlik teşkilatımız var. Onlarla halleşir, konuşulur. Bizim bu hususta nasıl yardımımız olur, ne yapabiliriz, dünyadaki cennettir. O rıza hali Allah'ımızın hükmünde takdirinde tamamen kendinizi teslim edip şikayet etmemek. Kendisinde bir seçim yok. Allah'ım neyin, nasıl takdir etmeyi söyle. Yani şu varlıklı oldu, şu zengin oldu, benden de çok sonra başladı ama çok ileri gitti Dedik de ona takoz olmak değil. Allah'ım helalinden lütfetmek bana da böyle takdir etmiş. Dese, kızı halim idare eder. Kim niyetimizi anlatmıyorum, cemiyetteki durumları, biliyorsunuz.
Nasıl olduğunu, nasıl bir hayat yaşandı? Konuşmaların, görüşmelerin hep o kredi olması lazım. Nasıl biz kurtulacağız? Nasıl biz bu güzelliklere daim olacağız? Doğru mudur. Sonra ve su ile galna Rahimehullahü Teala ahirrı da rızadan sorulmuşta gayrı buyurdu ki o Allah'ın Allah'ımızın hükmünde Celle Celalühü'l, sıkıntı duyuneler haller budur. O sıkıntı hallerin, sıkıntı hallerin sükunetle, buzul içerisinde geçmesidir. Üstadımızın anneleri iki tane evlat kaybetmiş. İkisini de vurmuşlar. Genç, hafız ikisi de. Hafız Yusuf, Hafız Ahmet. Ne diyor bakın? Allah'ınızın rızasına, takdirine razı olmamak olur. Eğer gözümden yaş akarsa diyor ah, yaş akıtmayacağım razıyım Allah'ım demiş. Ama ciğerleri yanıyor. Evladım nihayet. Sabretmiş, şikayet etmemiş. İşte bu. Allah'ımızın ezindeki takdirini görmek gerekiyor. İşte Allah'ım böyle takdir etmiş deyip razı olmaz.
Üstadımızın damatları halkı zahmet edenin, yirmi dört yaşında itti artık. Allah'ım ona bambaşka bir güzellik getirmiş. Hem cisme hem ahbap olarak. Onun ayağı kesildi. Dayısı ziyaretine gidiyor. Dayısına demiş ki dayı, damat yirmi dört yaşında belki değil. Genç nihayet, ayağını kaybetmiş. Söylediği söz şu, dayı, bu zamana kadar Allah'ım beni hayatına yürüttü. Bundan sonra da böyle takdir etti deyince dayısı, hümbür amblem. Onun Rabbimize bu teslimiyetini görünce. Ezel alemi, takdirimi görebilir. Acaba onda Rabbimizin muradı nedir? Ne murad ediyor Rabbimize? Onu hatırlayabilmek, onu bilmek, onu idrak edebilmek. Nedir acaba? Cenabı hakk'ın, orada murad. Tevekkülde ilk makam. İkincisi ibadet ve davet yapmaya sabır. Üçüncüsü nedir? Üçüncüsü hükmüne razı olmak. Şimdi, Muhsinimizin buraya gelirken düşünün.
Büyüklerimizin için, Efendimizin huzuruna gelirken, Dedim ki Allah büyüklerimiz niye yapmıştın? Kendi kendime. En çok hatırıma şefkatleri geldi, merhametleri geldi. Bizim gibi insanlara nasıl sabrettin? Sivri tenkit gider ama kendim için nasıl demin Efendimiz bize sabretmiş? Bizim şu halimize bize sabretmiş. Şefkat gördüm, merhamet gördüm. Sami Sami'den de hazret evvel, Abdest gözünü, eserleri ümmet-i Muhammed kurtuluşa ersin diye yazılan yazılan yazar, gözlerini perdelerin daha başka rahatsız oluyorlar. Mürşid-i kamilimiz öyle. Bir numune hastanesinde yakın bir dostluk, şimdi diyeyim istersen isim olarak, Cevan Tepe. Yaş olarak da biraz efendimize yakın. Cemal diyor, ben hastanedeydim. Kalbidür, numunumu hastanesine yatmış. Sırayı almak kolay değil oldular. Efendim nedir yapıyor? Bir kardeşimizi görevden aldılar. Öğretmendi. Şimdi onun çoluğu çocuğu ne yiyor ne yiyor? Düşündüğüne bak.
Arazları ayrıldı bunu demekle değil. Bizzat cahil. Dola ulaştık, dolaba ulaştık. Oradan o zamanki paraya giren üç yüz liraya yakın para onun ailesine gönderdi. Cezaevine girenler vardır, seksen ihtilalinde. Belki varlıklıydılar bunlar. O varlıklı olmasına rağmen onların birbirlerini gözetle efendim. İşte rabıta bu. Rarukadan hasıl olacak bizde bu. Efendimizi böyle bir edeple anlatalım, ahlakla anlatalım. İnsanların beynini bulandıracak şekilde anlatmasın kimse. Yani bu ben onun şanına yakmayayım, yakıştıramıyorum. Bizim gözümüzde efendimiz, Fahri kainatın sıddık bir cik evladı olan. Çünkü Hasan'ın ifadesini bulunmamıştır. Sahip olun demiştir ona. Hayatındayken bir kısım kimselere, biz de tenniyata bulunmuş, sahip olun, Mektubat var, Eshabü'l-Didi Hazretleri Mektubat'ın Mektubat'ın. Oradan on ikinci mektubu yansıtmış. Yazıtmış, o da şu.
Bir kimse diyor ki efendim diyor biz tarikatı adiyeden nasıl istifade edeceğiz? Bak, onu soracağız. Haklı olmadan günde çocuğunun ismini soruyor. Ya tabutun bir çocuk dünyaya geçti. Sorduğumuz bu. Ya bunları soralım. Mürşid-i Kamiriz de biri geldi Sami Efendi hazretlerine. Efendim tayinim çırptır dedi. Ankara'ya mı olsun, İstanbul'a mı olsun? Anca Ali Fani İlahi öyle konuştu. Onlar onu Allah'ın izni açık söylemeden daha iyi bilirler. Kalben sor. O verir cevabını Allah'ın izniyle yani umrubaharet zatı bu sözlerle duymamıza ne gerek var etsin? Bize? Galiba su. Şimdi sonra buyurdu ki hakkımızda nereye hayırlıysa o olsun. Bakın utanacağımız çok işler var ama şu milletin sultanımızın huzurunu kilitlenmekten Allah'a sığınırım. Efendim odun malıyım, kıvır malıyız. Efendimiz de yazmış, ister odunla alın, ister kıvırıyor. Ne diyorsun? Buyuruyor ya Essai El-Mide Hazretleri'ne soruyor.
Efendim diyor biz bu yoldan nasıl istifade etsek? Bunu ise bize neler uzatırız şimdi kamilimiz? Unuttuğumdan da bunu deyince bir şey anlatabilirsin inşallah. Evvela buyuruyor. Allah'ım resulü size neyi emretmişse onu alın, neden nehyetmişse ondan sakın ha. Bazı aşık müridan olabilir. Böyle gönül ehli sözden isek, gönülden gelen onu da verirler, vermez, değiller, verirler. Yani cahilını da verir, salatasını da verir, turşuunu da verir, hoşafını da verir. Etki me-i Rahr-i Rahr-i Rahr-i Rahr-i Rahr-i Rahr-i Rahr-i Rahr-i Rahr-i Rahr-i Rahr-i Rahr-i Rahr-i Rahr-i Rah O kalben İzmir İlahiyati Teala hisseder o. Bir dur. Sen neyi istiyorsan onu çıkar onun mağazasını. Yeter ki istemesini bilelim. Burada birincisi İkinci olarak ikinci olarak bak bizim yolumuzda uçma kaçma yok. Uçma kaçma şekli emirlere riayet etme. İnanın buna dikkat etsek uçma, doktor, kaçmaz.
Efendimizin sünneti Muhammediyesine uğruna, Kitabı kelime başta bir yapılsa her şey olacak. Onlar da olur olmaz değil mi? Olur, bir melihinin iflahları, bunları görmek ister. Bunları yapmak ister. Dedemde de olmadı mı? Oldu işte, dedemde de olur. Acaba şeyhim arşım gösterecek, kürsü mü gösterecek değilmiş bari kalbe. Buyurmuş ki bu sebepten isyande olan bir kimseyi kurtarmaya vesile olmak dünyadan mafya atan hayırlı demiş. Bir kalmış. Bu. Bu. Orada iki halife olan birbirini dizlerini hafifçe değmişler, hissetmiş. Bu herhalde halife olacak demişler dedemde. Öyle bir mağlubiyet var ki. Ki. Onlara da cevap vermiş. Çok görünmeyin. Mustafa Efendi şehidi ocağı öyle güzel kurmuş gibi şehidin emirlerde nihayetler. Onun için bağlandığımız yere tam bağlı, tam. Diyoruz ya soğanın da sarımsağında kökü olmaz. Buranın kökü sıktıyla ağzına dayanır. Biz ne ilahi tayin. Böyle sarılır.
Biz üstadımıza sarıldık. Üstatımız sıddıkyı ağzıma dayanır. Ali Efendimize dayanır. Radıyallahu anh. Bize ne kadar acıyorsa, bunu fark etmez. Yazmadığı, çizmek de yok. Okuyacağız tabii, tatmindir. Bunun yanında en çok düşündüklerimizden birisi de şu olacak. Acaba bu kadar duyduklarımızı ne kadar tatbik edebiliyor? Onu tatbik edebilme. Cenabı Hak