Tasavvuf Ve Ruhaniyetin Derinlikleri kaydında Hapbirden yoruldum. Bunun altındaymış. Isınma nazar buyururlar. Şimdi, dışarıya, içeriye, Eperla gazetesini gören şu bu. Evet. O ikisi mi? Evet. Nasıl sesin duyulması kadar? Güzel duyuluyor mu? He, he daha yanaştın da öyle. Şimdi nasıl? Biraz daha diyorlar. Tamam, iyi bütün peygamberani son, evliya-i kiram, sıddık-ı Azamdan sultanımıza…
Hapbirden yoruldum. Bunun altındaymış. Isınma nazar buyururlar. Şimdi, dışarıya, içeriye, Eperla gazetesini gören şu bu. Evet. O ikisi mi? Evet. Nasıl sesin duyulması kadar? Güzel duyuluyor mu? He, he daha yanaştın da öyle. Şimdi nasıl? Biraz daha diyorlar. Tamam, iyi bütün peygamberani son, evliya-i kiram, sıddık-ı Azamdan sultanımıza kadar, Bütün Peygamber-ı insan, bütün evliya-yı kiram, hele sevgili annelerimiz, hemen musluklarından emdiğimiz annelerimiz, omuz zorlarıyla geçindiğimiz babalarımız, bünyeye getirmeye vesile olan anne ve babamız Akbaba-i Ta'Anügatımızın, dağlar başında kalan, hakile yeksan olan bir Fatiha için boyun bükenlerin ruhuna, bütün mümin, müminatın ruhuna üç İhlas bir Fatiha. Bu gerekene kalbime ilham oldun. Bunu size kısaca anlatayım, takatim yok. İyi dinlersek iyi anlat. Çeşmeler de bardağın doldurmadan korursan bin yanında durursa kendi olası der.
İlla kulak desteğimizin ağzını söze açacağız. Kalp memesini füyuzat, kalp çocuğunu füyuzat memesine tutturacağız, öyle duyacağız inşallah. Ruvan-ı Hassel, Hazreti Hasan-ı Basri Efendimizden rivayet olundu Hadis-i Şerif. Hasan-ı Basri'ye girdim mi böyle birkaç saat devam etmeli ki Hasan-ı Basri Kudusesirrahul Aziz Efendimizin menakabı bitmeli. İmkan yok bunun için. Yani onun menakabına girmeye imkan yok. Hasan'ın bastığı Efendimiz rivayet etti diyelim geçelim. De efendim biteceğini söyle. Bütün hayatında tek günah etmiş. Bütün hayatında onu da yakasına yazdırmış ve yapıştırmış bana bir mağrurluk gelmesin diye o yazıyı bakar, ben bir günah etmiştim diye Binasının balkonunda yakıkana gözlerinden mütemadiyen yaş dökılırdı.
Gözlerinden akan yaş bir adamın üstüne dökülünce şapır şapır, Hacer mısfırı mula mundar mıla diye mıdırdanmış, demiş ki der ki Müslüman'da olmaz yavrum günahkar Hasan'ın gözünün yaşı dedi. Öyle ağlarlar da. Huzur-u İlahidiyeye varınca şu Allah sorulup da kulum şu günahı yetmişsin, sen şöyle bir günah etmişsin dendiği zaman hayır Ya Rabbi ben öyle bir günah etmemiştim, ağzını mühürleyin. Ağzı mühürlenince azalarına söyle diyor. Söyle diyen Allah olduğu için Celle Celalühu'mine ve la ilahe hayruh. Göz diyor ki benim ile televizyona gözler dikti. Gözümü yok yerlerine harcadı Ya Rabbi. Kulak diyor ki benim ile gıybet dinler. Diyor ki benimle kötü yere yürüdü, bütün vücut kendi evinin şahidi oluyor. Diyor ki Yahu niye söylüyorsunuz, siz yanmayacak mısınız elimizde değil diyor. Allah söyle diri söylüyoruz takır takır takır söylüyoruz. Cehenneme gitme tahakkuk edince hadi Cehennemullah.
Gözün kibriğinden bir kıl çıkıyor. Dinleniyor, diyor ki Ya Rabbi ben de lehine şahidim bu kuluyum, hep aleyhine şahitlik yaptılar. Nesini biliyorsun sen ey kibrrik. Diyor ki bir gün senin korkundan ciğeri büryan gibi oldu, ağlamak istedi. Gözlerine yaş doldu ya, ağlayamadı. Bana bir geriye çekildi, dağıldı, gitti. Bana senin korkundan, senin korkundan yaş değmişti Ya Rabbi. Demek benim korkumdan sana yaş derdi ha. Evet Ya Rabbi sen de biliyorsun derdi. Kolumu ben affettim Cennet böyle aşağıdaki adamın üzerine dökülecek kadar akardı. Daha var mı efendim? Abo uzun onun menakabı. Onun için ravel hasen Hil Hasan. O da, Haziratta Hasan efendimizden ki Muhammedimizin torunu. Ondan rivayet ediliyor Hadis-i Şerif.
Tasavvuf Ve Ruhaniyetin Derinlikleri ne anlatıyor?
Tasavvuf Ve Ruhaniyetin Derinlikleri kaydında Hapbirden yoruldum. Bunun altındaymış. Isınma nazar buyururlar. Şimdi, dışarıya, içeriye, Eperla gazetesini gören şu bu. Evet. O ikisi mi? Evet. Nasıl sesin duyulması kadar? Güzel duyuluyor mu? He, he daha yanaştın da öyle. Şimdi nasıl? Biraz daha diyorlar. Tamam, iyi bütün peygamberani son, evliya-i kiram, sıddık-ı Azamdan sultanımıza…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hazıratta Hasan Fatıma'da zıhranın arşın küpeleri olan, cennetin ehli şebabı olan, seyyidleri olan bir gün Yahya geldik size Dihyetü'l Kelevi Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem bize Cibril-i Emin geldi mi Yahya suretinde gelirdi. Cibril-i Emin gelince Hasan-ı Hüseyin Efendimiz kucaklarına oturmuşlar. Kucağına oturunca şöyle ceblerinden bir şey aramışlar Cebrail Aleyhisselam'ın. Bilemedim, çocuklar ne arıyor Ya Rasulallah deyince, sizi Bihya zannettiler de, Bihya Bağdat'tan gelince hurma getirirdi de, hurma getirdi zannetti cübünü arıyorlar. Allah'ım Muhammed torunları karşısında beni mahcup etme. Muhammed torunlarına, hatiplerine hurma ver Ya Rabbi. Uzan da Cennet Teala'dan al boynuna koy da bulsunlar diyor. Cennetten alıp koynuna koyuyor, hurmaları oradan yiyor. O bizim sultanlarımız, hepsi zararla, hepsi hakaretla, hepsi zulmüle öldüler, bize şefaat etmenin için.
Hazreti Hüseyin Efendimiz Yezidlere der ki ne olursunuz, bir su verin de hakkım helal olsun, velev öldürüyor musunuz? Sen Muhammed torunu değil misin? Seni susuz öldüreceğiz susuz! Yepyeni vurunca oradan su çıktı, içmeyeceğim ey su! Muhammed Mustafa'nın ümmetine şefaat edeceğim! İçme susuz, susuz! Kendi ailesi Cevdiye, Hazreti Hasan Efendimiz'i zehirle öldürdü bilmiyor musunuz? Bir zehir, üstüne bir zehir daha o zehirlerle şehit olan sevgili rivayet ediyor. Uzatsam çok uzanıyor ne yapayım kısaltacağım. Raval O da babası Ali Gel-Mutaza Efendimizden rivayet ediyor hadis-i şerifte. Babası Ali Gel-Mutaza Efendimiz Muhammed Mustafa Efendimize çocuk ana iman eden, çocuk ana iman eden Tanrı'nın aslanı, saharet kani. Bir şey söyleyeyim de burada yadigar kalsın. Cihatdan geldi Fatıma ve zühra annemiz hastalanmış. Ne oldun ya Fatıma hasta oldum. Ya Ali ne canın istiyor?
Dünyiyetten hiçbir şeyi canını edip canım istemiyor. Mesela bugün yemek verdiler, hiçbir şeyi canım istemeli inan. Yalnız pirinçten ekmeksiz birkaç kaşık alabildim. İşte onunla duruyorum. Sizinle konuşuyorum. Dua ediyorsunuz da böyle oluyorum. İnşallah dua edeceksiniz. Hastalığım boy yana koyup geleceğim inşallah. Şimdi bir tecrit dedi nar can istiyor. Bundan nar olursa dedi yiyeceğim az. İstememu'ya geliyor. İllerden ün güç para aldı da bu sene Medine'de bu vaazları verdim. İldim Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Fatımata Zuhra Rabiallahü Anha, bağdaş bir taş getir, sarayın miydem üstüne, hiç kimse halim bilmesin, sallanmasın bil- Fatıma. Bu neydi bir taş, Muhammed kızı acıktı demesin verdiği sardın. Peygamberimiz diyor yalımız sen mi sardın? Kuyruğlarını çıkardı. Gelir deme taş peygamberimizi mi şeyinden düştü. Bilmiyorsunuz mu bunlar bütün sizin bildiğiniz şeyler?
Biz şimdi gani gani mallara karp olduk da şükretmesinden acizlik de bilmiyoruz. Allah'ımıza sayısız şükürler olsun. Şimdi Amerika'nın dışsisi diyor ki Muhammed Mustafa bu hadisi nerede konuşturysak oranın etrafı dağlar altın diyor. O ruh biri sadık diyor gavurlar. Bizim gavurlar bilmiyor ama yani o gavurlar biliyorlar Peygamberin mucizesini diyor ki onun etrafını arayın, geliyorlar orta oluyorlar, şurada konuştu bu sözü, onun etrafı tüm altın çıkıyor şimdi dağlardan altın madenleri. Yani Peygamberimiz böyleydi ve Allah Böyle olunca, Hazreti Ali radiyallahu anh Efendimizden de bir misal vermeyince geçmeyin, Allah kılıklı bir kafir ile harp ediyordu. Muhammed Mustafa o harbe çıkakana dua ederdi. Ya Rabbi Hamza'mı Uhud'da aldın. Öteki o beyt amcamı Bedir'de aldın. Elimde bir tezik alim kaldı, sen muhafaza et Ya Rabbi der. Hendev geçmiş Amir de bağırıyor.
Ya Muhammed mübareziye er istiyorum er. Hz. Ali Efendimiz hepsi oturuyorlar, dedi ki içinizden birisini amir geçti harbe kin çıkacak, herkes sükut etti. Çünkü gelen amir. Hz. Tanrımız ayağa kalktı. Ben haber edeceğim ya Muhammed, oğlum sen ne olur? Daha yirmi iki yaşındasın, olur. Genç, gelen oturdu kim çıkacak? Gelen Hami dedi kim çıkacak? Dedi ki Hami sordu, yine hazır efendi efendimiz ayağa kalktı başkasına araya vermem, birbirine mi alırsınız? Hemen alacak bir söz değer bizim sözümüz gizlemiş. Dedi ki Yine Hz. Ali Efendimiz takınca artık ayağa kalktı Peygamberimiz Muhammed Mustafa Hz. Hamza'nın kılıcını kuşattı. Zırhını giydirdi. Hazreti Ali Efendimiz gelirken Amir çok makul bir kafir. Dedi ki kimsin sen dedi. Ben İbni kıyamam git sen. Sen bana kıyamam ya ben senin kafanı vurmaya her zaman aşığım diyor. Ben neden kimi kovayım diyor.
Çocuk gitti mi daha senin annen, bütün beni parçalan, ben seni mi parçalarım bu evde atın üstünde yiyeceğine gelince gavur, Hz. Ali Efendimizin üzerine zorlaınca Utah. Söyle. Görüşelim seninle bir dedi. Bal olarak kafir hiddetlenmiş geldi. Kalkanı eline alışık böyle kafasına tuttu. Ballaraktan gelip de vurunca kalkan kalkan kesitti ve Hz. Efendimiz'in kafası hafif kanamıştı. Bir şey olmadı, ben geliyorum dedi. Gel dedi. Ya Allah, ya Bismillah. Allah'ın inayetiyle Muhammed'in himmetiyle geliyorum dedim. Allah Allah Allah Allah iki taraf bağlıyor ama Allah Teala Efendimiz saymak gibi geldi ile kalkan da kesildi efendim sarı öküze ineceği değiller onlar ama bunun mubalekası yok. Hemit demir kesildi, hemit gavur kesildi, yaşa koluverdi. Her taraftan biz de diyelim Allah Allah şefaatlarına nail eylesin. İkinci bir vakada da bir kafir ile ortaya çıktılar.
Bir varmada yendi, yere çarptı ve boğazına kılıcı tuttu. Şahadet okursan kurtuluyorsun, şehadet okumazsan boynunu kesiyorum gibi. Herhalde bu günler mücadele, mücahede, yine için cihat günü ki ben ahlaktan başlıyorum Efendimiz orada biliyor. Şimdi iman etmeye kafirin gömülü olmayınca aşağı taraftan çıktığını ağzına biriktirdi, Ya Ali, pu yüzüne dedi. Daha hiddetli kessin derken, Hz. Ali Efendimiz kesmedi. Kılıcı kaldı, kış oraya oturdu. Dedi ki Beni niye kesmedin dedi yüzüme tükürdüğüm için kesmedin dedi. Bizde Ahlak-ı Hamilde bak oradan konuşuyorduk Kötülük gelenlere iyilik gelin diye Allah emrediyor bize. Rasulullah böyle emrediyor. Sen kötülük ettin, yüzüme tükürdün de, hasi dokunur da keserim de Allah rızası için kesmem, araya bir şey girer diye korkumdan seni affediyorum dedi. Haydi gitmem be kefatına, Sen nereye gireceğim? Dedi. Beni esirin ettin dedi.
Sizin dininiz böyle mi dedi, kötülük gelene iyilik miydiniz dedi. Diyor. Biz kötülük edene iyiliği ederek, hepsini konuşamam size, hepsini devir bilir haber veremem. Onun HAZRAT-ı Ali Radıyallahu Anhü Efendimiz, Sıddîk-ı Azam Efendimiz, Omarur Faruk Efendimiz, Osman-ı Zinnureyn Efendimiz, Ali Yel Murtaza Efendimiz, Hasan Hüseyin-i Kerbela Efendimiz yirmi dört bin sahabenin ruhaniyetini istiyorum bu yaşımda. İnşallah, Konyamız böyle feyizli. Biz size şükran borcu ödeşmeye geldik. Hepimize teşekkür ederim. Allah razı olsun. Hicaz'a gittim kolumdan tutan bütün Gonyalılar oldu. Çünkü düşüyorum, kalkıp böyle düşüyorum. Tahir hocamız yanına aldı bu günahkar müledesi, yanında o kurttu mü minnettarım hocamıza. Allah ömrümüz daha etsin. Ziyaretçimizin en samimisi Konya'dan geliyor. En samimisi Konya'dan geliyor. Her cihetten memnunum bizi, memnun etsizi. Memnun olsun, lazım olsun.
İnşallah rızasıyla evimizi, barkımızı, göğumuzu yer ile dört arası kadar doldursun inşallah. Ona hazinesi, çak. Raval Hasan, Anil Hasan, Anebil Hasan, Ancetbil Hasan, Ancetbil Hasan, Ancetbil Hasan, Hasanın ceddi Muhammed Mustafa. Her birinden söz atsan, sabahlar Rumi Hazretleri yer ile gök arası kadar bir ağzın olmalı ki seni vasf edebilmedim. Ben seni nasıl vasf edeyim? Bütün denizler mühkeb olsa, bütün ırmaklar mürekkep olsa, bütün sular mürekkep olsa, bir böybütün kağıt olsa, insan cin melek katib halk olunan Muhammed o! Bizi birbirimizle seviştiren o! İçimizden manevi filatını gelen, onun vasıtasıyla gelen o! Nişkat-ı nübüvvet nurundan alındı bu, şu aramızdaki sevgi. Bak kardeşlerimiz ta Ankara'dan binmişler, Yahyalı'ya gelmişler, Yahyalı da yok demişler, Konya'sına gitti demişler. Konya edemiyorlar, Konya'sına. Bu benim Konya benim, ben de Konya'nınım.
Allah bunlarla haşr-i cem etsin. Mahyar da bunlarla inşallah cennete geleyim inşallah. Ondan sonra efendim kardeşlerimiz müteutiden beri geldiğine göre bu içimizdeki zevki almaya hiç kimsenin gücü yetmez. Şu Ali Efendimiz, üstadımız iyi bilir Hacı Es'ad-i Elbili Kudtisesi Sirahul Aziz. Efendimizin mahkum muallileri, Gavsulu Anzam, Şıkhal Efendi Hazretleri, elleri arkasında bağlı idam ettiler. Onlar bizim için gittiler. Şihal Efendimiz de diyor ki mektubunda Şihal Efendimiz oğlum Ali beraber vefat edeceğimizi bilirdim de onun için yerime vekil olacaksın demezdim. Rehletimiz, Kerbela'mız beraber olacak. İfadeni iç yanlış verme, yarın Efendimiz'in kendi lisanından duydum. Kayseri'de Hacı Şaban Efendi'nin evinde Şah Efendi hazretlerinin başına Mustafa Paşa, Yedi Paşa Efendimize intisaplıydı.
Yedi Paşa, içinde Mustafa Paşa'nın yeğeni oraya vermiş hasta diye Şah Efendimize hizmet ediyorum elemende. Ona varınca demiş ki Efendim korkmayın, sizininizden istifade ediyorsunuz, idam edemeyecekler sizi, her beni teselli etme Mustafa demiş Paşa'ya. Nereye efendim? İşte edemiyorlar. Hayır bizim paramız verildi, bizim Kerbela günümüz geldi. O uluiyeyi idam edecekler, bana da zehir içirecekler. Yani sen ondan vazgeç de ben bir şeye müteessir edin. Kendi aranda bir müşkülim vardı o halloldu. Hacı Sami Sultanımız, canınızın canı, gönlümüzün sultanı, Allah ömrünüzden ömür versin. Resul Aleyhisselam'dan hayat versin. Allah, başımızda daim etsin. Müşkülim vardı halloldu Mustafa diyor. Ne oldu efendim ne oldu? Bana intisap edenden, gelsin yalnız okuyabilen, ayak üstüne okuyabilen. Bunlara kadar affetmezsen ruhu mukabil etme derim. Allah. Allah da affettim esat dedi.
Ben yolcuyum oğlum, bırak beni bir sabahla. Yastığının üstünde salyası şöyle yemyeşil kesmiş. Ya, Hazreti da Hüseyin Hasan Efendimiz gibi onu da zehirlediler. Niye iyisiniz, pek kaygılanıyorsunuz Gülenverin değil mi? Ne diyeyim, nasıl oldular? Hazreti Yahya'yı koç gibi boğazlamadılar ve Hasan'ın cehd-i peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem