Alemdarın kaleminden yansımalar. Nafileler Hakk'a takdim olunan hediyelerdir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyorlar. Nafileler sizin Hakk'a takdim ettiğiniz hediyelerinizdir. Hediyelerinizi güzelce yapın. Nasıl ki düğünlerde sunulacak hediyeler süslenir, kurdeleler takılır, güzelce bir paketleme yapılırsa, Halık-ı Zülcelal'e yapacağımız nafileleri de onun azametini tefekkür ederek en güzel şekilde yerine getirmeliyiz. Nafileler böyle ifa olunduğu zaman, artık o kulun gören gözü işiten kulağı, yürüyen ayağı Allah Celle Celaluhu olur. Böylece kulun Allah'ı, Allah'ın da kulu sevdiği makam elde edilir. Muhabbetullah, takvayla elde edilir. Mahiriz hocamız, takva Allah rızası için yapmandır, der. Takva hayatımızın her safhasında rızayı Bariyi canlı tutabilmektir. Evimize girerken, çıkarken, alışveriş yaparken hak rızasını gözetmektir.
Su bardağını kaldırırken, yemek tabağına elimizi uzatırken, hakkı hatırlamaktır. Yeme içme hak yolunda eritmek niyetiyle, ibadet ve taat niyetiyle yapıldığında takva esası gözetilmiş demektir. Allah'ım arzu ve isteğim senin rızandır. Evrad-u ezkarımızı gözyaşlarıyla ta ciğerden gelen ahu figyanlarla, nedametle, aşkla, muhabbetle takva esasını gözeterek yapmalıyız. İstiğfar, tevhid, salatü selam, ölüm tefekkürü, rabıta-i Şerife ve zikrullah aşkla, muhabbetle, Hulusi bir kalple yapıldığı zaman tesiri daha kuvvetli olur, taklidi imanımız yavaş yavaş tahkike erer. Böylece imanın tadı alınır. Bütün vücudumuzda, bütün benliğimizde La ilahe illallah Muhammedurresulullah lafzının tesirinin tam manasıyla meydana gelmesi için zikrederken şartlarına riayet etmemiz gerekir. Şöyle ki, kelime-i tevhid eğitiminde sadece dilin talimi yoktur.
İşte mürşid-i kamiller bize bunun talimini yaptıran kimselerdir. Hızır Aleyhisselam kelime-i tevhidi Abdülhalık-i Gocdüvani hazretlerine suya dalarak yapmasını öğretmişti. Hızır Aleyhisselam'ın bu talimine nefy ü ispat denilir. Nefy ü ispat. Nefy ü ispat nefes göbek altına alınarak yapılır. La kelimesi kalpten başlatılarak, uçları iki omuzdan arş-ı Azam'a kadar yükselir. Kelime-i tevhidin elifi, nefsin bulunduğu alın kısmından çeneye kadar iner. İlaeh kelimesi sağ omuza, Hafi letaifinin bulunduğu yere nakşedilir, nurdan yazılır. Kelime-i tevhidin la ilahe nefiy bölümü böylece tamamlanır. İllallah kelimesi de sağ omuzdan kalbe verilir. Hale göre üç, beş, yedi, on bir, on beş, on yedi ve yirmi bir kere nefes almadan, La ilahe illallah zikri yapılır. Nefes alınacağı an, yine nefessiz bir defa kalpten ruha kadar Muhammedurresulullah denir.
İki nefes arası gaflete düşmemek için ilahi ente maksudi ve rızake matlubi. Allah'ım arzum ve isteğim senin rızandır denir. Bu zikir hakkıyla yapılınca iman kemal bulur, olgunlaşır. Nefy ü ispatta Allah'tan gayrıya meyletmemek ve sevilen her şeyi sadece Onun rızası için sevmek, en çok riayet edilmesi gereken husustur. İnsanların bir kısmı dünyayı, bir kısmı da Uhrayı ister. Bizi her an gözetleyen Rabbimizin sevgisi her şeyden fazla olduğu an, gönle tecelliler yağmaya başlar. Böylece kulla Rabbi arasındaki yetmiş bin zulmet, yetmiş bin de nurdan olan perde kalkar. Bu hali yaşayan kimse dünyayı bir cife gibi görür. Gönlü ve gözü ne dünyada ne de ukbadadır. Sadece Mevla'sını arzular. Bir kısım insanlar dünyayı ister, bir kısım insanlarsa Uhra'yı, Allah'ın dostlarıysa Mevla'yı talep ederler. Bu Allah'a kalben ve ruhen yakın olan mukarrebunun halidir. Üveysilik.
Üveysi görmediği halde Muhammedi ruhaniyetten istifade eden kimse demektir. Bu manada hepimiz üveysi meşrebiz. Çünkü hiçbirimiz peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi görmedik. İlahi feyzin kaynağı odur. Cenabı Hak feyzini onun gönlüne lütfeder. Onun gönlünden dağılır. Ona ruhani yönden varis olan insanlarsa bu ilahi nuru ve feyzi bize kadar getirmektedirler. Bir kısım kimselere Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, senin mürşidin benim buyurur ve üveysi yolla onların manevi eğitimleri gerçekleştirilir. Meşayih-i kiramdan Tahal Hariri Hazretleri, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin kendisine senin mürşidin benim buyurduğu büyük kimselerdendir. Bu hadiseye ender rastlandığı için umuma teşmil kılınamaz. İbrahimi Medbuli. İbrahimi Medbuli de üveysi yolla eğitimi gerçekleştirilen büyüklerimizdendir. Efendimiz ona, diğer mürşidlerden almış olduğun bütün evradı terk et.
Senin mürşidin benim buyurmuştur. İbrahim medbuli hazretleri dünyaya geldikten sonra dinlenmeye başlayınca annesi ona salatü selamı öğretmiş. Her gün devamlı surette salatü selam okur. Günde toplam on bin defa salatü selam okumaktadır. Tasavvufta tıpkı tayyi mekan olduğu gibi tayyi lisan da vardır. Tayyi mekanda kişi nasıl bir yerden başka diyarlara giderse, tayyi lisanda da birden böyle binlerce evrad u ezkarı çok rahat bir şekilde okur kişi. İbrahim Metbuli hazretleri bu salatü selamın bereketiyle peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemi rüyasında görmeye başlar. Annesini bu halinden haberdar edince annesi gayet soğukkanlılıkla evladım daha çok yolum var. Hazreti Peygamber'le açıktan açığa görüşene kadar ruhi eğitiminde sa'y ü gayret göster, der. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, beni rüyasında gören açıktan da görecektir, buyuruyorlar. Alemda'nın kaleminden yansımalar.