Tasavvuf Ve Ruhani Yolculukta İstikamet Ve Allah'a Yakınlaşma
Tasavvuf Ve Ruhani Yolculukta İstikamet Ve Allah'a Yakınlaşma kaydında Ben onun huzuruna geldim. Üç sabah bulundum. Fakat onunla konuşmaya bir fırsat bulamadım. Çünkü o zar hep Rabbi Zülcelal'imizle meşguldü. İbadet tat zikir daha ziyade murakabe durumundadır. Murakabe çünkü murakebe marifetullah ve müşahede halleri onlarda zuhur eder. Bu bizim anlayacağımız pek bir iş değil diyemem, çekinirim. Çünkü saygı…
Ben onun huzuruna geldim. Üç sabah bulundum. Fakat onunla konuşmaya bir fırsat bulamadım. Çünkü o zar hep Rabbi Zülcelal'imizle meşguldü. İbadet tat zikir daha ziyade murakabe durumundadır. Murakabe çünkü murakebe marifetullah ve müşahede halleri onlarda zuhur eder. Bu bizim anlayacağımız pek bir iş değil diyemem, çekinirim. Çünkü saygı duymam lazım. Velhasıl mutmainne sıfatına gelmeden ibadet ve taatimizin kabul şeklini düşüneceğiz. Böyle diyor Rabbi Zülcelal'imizin aşkıyla, muhabbetiyle, zikriyle onunla meşgul. Bir türlü diyor fırsat bulamadım. Böyle kırk gün durduğunda bir gün şöyle bana bir baktı. Siz nereden geliyorsunuz? Bazı hali bazı hallerinden anlattık. Sen niçin geldin? Sizin ilminizden, irhaninizden faydalanmak için geldim. Eğer faydalanmak için gelmişsen Allah'tan kork dinicilerü. Veslayim bir. Ona güven, ona dayan ve tevekkel Ali. Ona teslim ol, ona tevekkül eyle.
Feyinnehu veliyyun hamid. Çünkü o öyle bir dost ki, öyle bir dost ki anlatılması mümkün değil. Hamid, hamde layık olan odur. Ve sekrete. Sonra sükut buyurdu. Faguultu dedim, zeatni. Efendim biraz daha nasihatte bunu. Rahimekallah buyurdu ki Allah sana rahmet eylesin. Ben garip bir kimseyim. Çok da uzak yerden geldim. Bazı şeyden sormak için geldim size. Öyle haller yaşıyorum ki böyle içim karmakarışık oluyor. İçinden çıkamadığım bazı haller yaşıyorum efendim dedim. Fakat Buyurdu ki sen öğrenmeye mi geldin yoksa alim misin yoksa bir münazara mı yapacaksın? Dedim ben müteallimin muhtacın. Ben size gerçekten muhtacım. Öğrenmek istiyorum. Ben geldim huzurunuza dedi. Öyle deyince buyurdu ki Kıf fi derece kelime talimimiz. O zaman bir öğrenci durumunda ol. Wahtailvn EDEb. Wahtailvn EDEb. Edeb'ini de koru. Böyle siniri açma. Nef. Eğer böyle olursan bir fayda hasıl olmaz dedi.
Alimlerden akıllı olan, seçkin insanlardan arif olan, onlar Allah'ın yoluna sadakatle girmeyi tavsiye ederler. Aynı zamanda onlar dünya ve ahiretin hayrıdır. Bu saydığın güzelliğe kişi nasıl uğraşacak efendim? Çünkü buyuruyorsun alimlerden akıllı olanlar, seçkin kimselerden arif olanlar Allah'ın yoluna Allah'ın yoluna insanları sevk ederler. Nasıl olur? Gal buyurdu. Tabii bu bir hal diyeceğim. Hade de benzemiyor. Makam diyeceğiz. Fakat ifadesi çok zor. Birçok itirazları getirecek buna verilen cevap. Mesela bu gibi insanlardan birine dinmişti. Efendim hastasınız doktora götürelim. Tabii Allah'tır diyordur. Şimdi bunu biz diyemeyiz de anlayamayız. Bu şu yüksek sınıfta makam-ı müşahedede olan kimselerin durumudur. Çünkü aleyhissalatü vesselam Efendimiz, tedavi olunuz buyuruyor. Şimdi bunların halini bizimle kıyaslamak çok zor. Ondan dolayı ifade edemiyordur.
Tasavvuf Ve Ruhani Yolculukta İstikamet Ve Allah'a Yakınlaşma ne anlatıyor?
Tasavvuf Ve Ruhani Yolculukta İstikamet Ve Allah'a Yakınlaşma kaydında Ben onun huzuruna geldim. Üç sabah bulundum. Fakat onunla konuşmaya bir fırsat bulamadım. Çünkü o zar hep Rabbi Zülcelal'imizle meşguldü. İbadet tat zikir daha ziyade murakabe durumundadır. Murakabe çünkü murakebe marifetullah ve müşahede halleri onlarda zuhur eder. Bu bizim anlayacağımız pek bir iş değil diyemem, çekinirim. Çünkü saygı…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Evet, kul bu hale nasıl erişir deyince kendi güç ve kuvvetinden sıyrılır. Halbuki biz bunu okuyoruz. La havle vela kuvvete illa billah, güç ve kuvvet sahibi Cenabı Hak'tır. Ama onlarda bu artık kalbi oluyor. Ruhi oluyor. Kültür'leme nihayetü'l arif. Arifin en son ulaşacağı nedir dedim. Bir kere onda beşeriyet diye bir şey kalmayacaktır. Allah'ımızın Celle Celalü gören gözü, üçten kulağı, kavralayan eli, yürüyen ayağı gibi bir halde olacak. Belki dünyanın en zengini de olacak. En adil kimse de olacak ama bunların hiçbirisini kendisine mal etmeyecek. Hep Rabbomuzda göreceksin. Bir tanesi hacca gidiyor. Hacca giderken onun başının üzerinde bir nur böyle kılıç şeklinde bir nur inşa ediliyor. Arifler görürler. Bak hacdan döndükten sonra onur yok. Meğer hacca giderken yana yakıla giriyormuş. Allah'ım benim kabul dergahına yüzümü sürmeye layıkıyla böyle bir yoklukla giriyoruz.
Döndükten sonra da haddini yapmanın bir gururu gönlüne girmiş. Bunlardan neden? Hiçbir eser kalmayacakcağız. Bu sıddıkların makamına nasıl ulaşılır? Gay buyurdu. Nefsini tanıdığı zaman. Bu nefsimizi tanımak, acziyetimizi bilmek, nefsimizi tanımak her şeyi ona irca etmektir. Anlayamadık, irca, irca etmektir. Efendimizin sallallahu teala aleyhi ve sellem mübarek burunlarını yemen tarafına çevirip bana Rahmani koku geliyor dediği sıfat. Bak beşeri bir sıfat değil Rahmani bir sıfat. Sıfat. Nefsini nasıl tanır? Bu nimet deniyor. Allah'ın nimetinin denizinde gark olmuş. Nedir o nimet? Vuru, validat-ı ilahi Allah'tan gelen. Biz bilmiyoruz bunu. Gelelim bilmiyoruz. Validat. Dilhamat, tecelliyat, flüuzat-ı ilahiye, aşk, muhabbet. Nasıl olur hikaye sıkıntı. Müstaihiyim yani. İlyas. Vücudun tamamen ortadan kalkması. Ya namazında çık Kendinden çıkması. Birisi Hindistan'da alışveriş yapıyor.
Oraya giderken sormuş hanımına, çoluğuna, çocuğuna ne istersiniz diye. Kafeste bir kuş ona da sormuş. Senin de bir isteğin var mı demiş. O da benim halimi oradakilere arz ettirmiş. Neyse çocuğun çocuğun arzularını yerine getirmiş. Orada o türden olan Hindistan'daki kuşlara halini arz edince evdeki kafesteki kuşun kuşun birisi ağacın dalından boynunu bükmüş yere düşmüş. Hali arz edince kafesteki kuş da boynunu büküp yere düşer. İşte bunu biraz havalandıralım. Kendine gelsin diye pencerenin önüne bırakınca uçup gider. Mevlana'mız buyuruyor ki şu 10 kafesinden çıkmadıkça siz bu dinenlere erişemezsiniz. Rabbımızı bulamazsınız. Diye bir şey kalmayacak. Vardı. Yok. Şimdi muhalif bir olumsuz bir misal vermek münasip düşmüyor şu güzel huzurda. Velhasıl iyi bir çalışacağız. Gayret göstereni. Yalvaracağız ama sadakatle de çalışacağız. Kul bu sıfata nasıl erişir? Ne demektir bu ferdaniye?
Hakkı bulmak hakikate erimettir. Gülki. Bu ferdaniye merkebi nedir, bineği nedir? Allah'ınıza candan saatte bulunmaktır. Bu candan amel kılmak nasıl olur deyince ameli sırf Allah için yapmak ve rada bilga da, onun hükmüne razı olmak. Ondan sonra derim ki efendim bir vasiyette bulun. Artık bulunca ilahi bir maden soruyor. Bu soran kimseler müstevli abi ki. Evet, çok az sayıda olan kimseler. Seni Allah ile olmayı sana tavsiye ederim. Bakın bir gösterimde şuna denk geldik mi bilmiyorum. Minallah, Gilallah diyor. Bak orada söylüyorum. Minallah ilallah, Allah'tan Allah'a. Bu bir gösterin. Efendim Zihni bana biraz daha artır dedim. Gal hasb yeter dedi. Ben böyle seferlere çıkarım. Seferlere çıktığımda bir kimseye denk geldim. Böyle eski bir basit bir elbise vardı üstünde. Ona selam verdim. Gültü, dedi, dedim. Rahmetekallah Allah sana merhamet eylesin. Sana bazı şeyler soracağım.
Gal buyurdu ki evicit soracaksın, çok kısa sor. Değil çünkü günler geçiyor dedi. Günler geçer. Güzel bir söz verdi. Günler geceler geçiyor. Sermayen olan ömrün bitiyor. Dedi günler geçiyor. Nefeslerimiz ise sayılı. Onu diyor yani boş yere ben harcayamam nefesimiz diyor. Rabbimiz de her halimizi görüyor biliyor. Dedim takvanın Allah'tan Celle Celalühu korkmanın başı nedir? Essabrumaallahi. Bu Nahl suresinin son ayetlerinden buyuruluyor ya. Yani bunlar hep Allah'ımızın lütfuyla olacak işler. Yani Rabbimiz kulunda sadakat görünce tecelli ediyor. Yani hiçbir şey ucuza mal olmuyor. Bir gayret bir çaba ama çok iyi bir gayret oluyor. Sabrın başı nedir? Allah'ımıza tevekkül. Tevekkülün başı nedir? Rabbimize tamamen odaklanmak. O odaklanmanın başı nedir? Her şeyde Allah Celle Celalühü. Şimdi Tevhid nedir Tevhid? Dil ile ikrardır. Bir de tecrit vardır.
Tecrit de tecrit de hal-i sallil lillah, sırf Allah için yapmak, bir de tefrit vardır. Onu söylüyor. Tefrit de tamamen Rabbamıza rab tut. Bunun başı nedir deyince Allah'ın dışında her şeyden ayrılmaktır. Bu dünyayı neyi terk anlamında değil, dünyayı da Rabbimizin bir ikramı deyip helalinden temine gayret edip yolunda sarf etmektir. Dedim ki eşyanın en lezzetli olanı nedir? Allah'ımızın zikrine aşina olup onunla hemhal olmak, gıdası yiyeceği içeceği her şeyi zikrullah. O zaman su içmeyecek mi? Rabbimizin nimeti diye içecek. Yemeyecek mi? Acaba bununla ona ne saatte bulunacağım? Arz usulü yapmaktır. Eşyanın en tatlı olanı nedir? Böyle çekici olanı. Hep Rabbimizin aşkıyla yaşıyor. Eşyanın en yakın olanı nedir? Allah'ımıza kavuşmaktır. Kalbe insana en zor gelen nedir kalpte? Sıkıntı veren, öyle bir malını mı kaybetmesi, işte çoluğundan çocuğundan bir sıkıntı onlar mı?
Nedir kalbindeki en büyük acı en büyük sıkıntı? Firakullah. Allah'ımızın muhabbetinden bir lahza da olsa bir anda olsa gaflet etmektir. Kalbe enkazı gelen budur. Dedim arifin nimeti nedir? Allah'ımıza kavulmaktır. Sevginin işareti nedir? Sevmek. Allah ile dostluk nasıl olur? Bu artık bize öğüt ve nasihat olarak yetecek bir cevap veriyor. Buyuruyor ki istikametü sırme Allah. Böyle gönlün Allah ile olup dosdoğru hareket etmektir bütün işlerinde. Bu istikamet her şeyi içine alır zaten yaşantı olarak. İbadette, saatte ve güzel ayakta. Ondan sonra devam ediyoruz bu veli. Çok uzun devam etmiş son bölüm olarak Lezzetü'l-Kıyişime Allah. Allah ile yaşamadaki zevk ve neşe nedir diyor bunu vel alıyor. Dünyanın endişelerinden tamamen kurtulmuş. Dünya yüz gösterse de göstermese de hepsini Rabbımızdan bilecek nimete mazhar olmuş. Cenabı Hak yapamasak bilir.
Yapmaya azim ve gayret bizlere lütfetsin, ihsan etsin. Elhamdülillahi Rabbil alemin. El Fatiha.
Kaynak: Genel
Tasavvuf Ve Ruhani Yolculukta İstikamet Ve… | Mihmandar