Tasavvuf Ve Ruhani Terbiye İle Nefis Arınması kaydında Sultanü'l arif'in Merhum Bahmut Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu sırahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebe. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren…
Sultanü'l arif'in Merhum Bahmut Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu sırahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebe. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. İhsan Mektebi Programlısın yeni bir bölümünde birlikteyiz. Tekrar sevgili edin eycilerim. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gadde Salliü Siretü'l azizs'in Bakara Suresi tefsirine inşallah kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bir önceki bölümümüzde altmış yedi-yetmiş birinci ayet-i kerimelerin mealini vermiştim. İsrailoğulları'nın, Yahudilerin bir inek kesme emirleri karşısında takındıkları tavrı ve Musa Aleyhisselam'dan isteklerini ifade etmişti ayeti kerimeler. Şimdi bu ayetlerin açıklamasına geçelim.
Birisi Kürfe kadısı Ubeydullah Bin Hasan'ın yanına geldi. Ubeydullah ona bir mizahta, latifede bulundu. Latifeden anlamayan adam bu ne biçim cahillik ey kadı dedikte mizahın cahillik olduğunu nerede gördün dedi ve bu ayeti okudu. Adam bunu da anlamadı. Ubeydullah mizahı istihza telakki ederek kendini cahil addeden adama yol verdi. Ayet-i Celil'de beyan olduğu şekilde basiret körlüğüne ve aralıksız itirasa ve muhalefet illetine müptela olan Yahudiler ilk emir geldiği vakit bir inek alıp boğazasalardı kendi başlarına bir sürü iş açmayacaklardı. Onlar zoru zoruna yaptılar. Allah da zorlaştırdı. Sıkıntı verdiler, sıkıntı gördüler. Boğazlamaları emrolunan inek gayet güzel bir inekti. Boğazlanacak hayvanın bu olması bunların ineğe ve buzağıya tapmaya başlamalarındandır.
Müteakip ayet-i celilelerde kalplerine buzağı akıtıldı, içirildi buyurulması bunların delicesine buzağıya tapmaları, Allah'ı bırakmaları sebebiyledir. Sonra tövbe ettiler. Ehli hakikatin tevcihine göre Cenabı Allah size bir sığır boğazlamanızı emrediyor ayetinde nefsin behimi sığırını kesmeye işaret vardır denilmiştir. Zira onu boğazlamakta ruhani kalbin hayatı vardır. İşte bu Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in küçük cihattan büyük cihada döndük sözüyle işaret buyurduğu büyük cihattır. Ayrıca Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem mücahit, nefsiyle cihat eden kişidir buyurmuştur. Yine Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem ölmeden önce ölünüz buyurarak insanın ruhi bakımdan olgunlaşmasını ve daima kendini hesaba çekmesi gerektiğine işaret buyurmuştur.
Binaenaleyh bize kalplerimizi hayat-ı hakiki ile ihya, gönüllerimizi hakiki ıslah ile ıslah etmemiz ve amellerimizi de hakiki ihlas ile bezememiz gerekmektedir. Zira Allah'ın nazargahı ancak kalpler ve amellerdir. Yoksa köşkler ve mallar değildir. Nitekim Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Şüphesiz Allah Celle Celalühu sizin suretlerinize ve bedenlerinize bakmaz ancak kalplerinize ve amellerinize bakar buyurmuştur. O halde insanda Allah'ın itibar ettiği iç dünyadır, zahir değildir. Akıllı insan nefsini hesaba çeken ve ölüm sonrası için çalışan kişidir. Cahil insan nefsini unutup heva hevesine uyan kişidir. Bunu ancak alimler düşünür ve ancak kamiller bilir. Meşşairten birine İslam nedir diye sorulduğunda cevaben nefsi muhalefet kılıçlarıyla boğazlamaktır demiştir. Nefse muhalefet nefsin arzularını terk etmektir.
Tasavvuf Ve Ruhani Terbiye İle Nefis Arınması ne anlatıyor?
Tasavvuf Ve Ruhani Terbiye İle Nefis Arınması kaydında Sultanü'l arif'in Merhum Bahmut Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu sırahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebe. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Seri-i Sakati Hazretleri demiştir ki nefsim otuz veya kırk sene müddetle benden bir yudum bal şerbeti istedi, onu ümitlendirmedim. Boşlukta oturan bir adam görülmüş, bu makamı ne ile elde ettin denildiğinde heva hevesi terk ettim, hava yani gökyüzü boşluk bana musahhar kılındı şeklinde cevap vermiştir. Meşaretten birine bir zat ben her şeyden kendimi tecrit ederek haccetmek istiyorum deyince o şeyh kalbini sehivden, nefsini eğlenceden ve lisanını da lağvden tecrit et, sonra dilediğin yola gir diye cevap vermiştir. Yetmiş ikinci ayet-i kerime ile devam ediyoruz. Hani siz bir kimseyi öldürmüştünüz de onun katili hakkında birbirinizle atışmıştınız? Her biriniz suçu bir başkasının üzerine atmıştınız. Halbuki Allah sizin gizlemekte olduğunuzu açığa çıkarmıştı. Onun üzerine biz o öldürülen adama kesilen o ineğin bir parçasını vurun dedik. İşte Allah ölüleri böyle diriltir.
Size ayetlerini durmadan gösterir belki aklınızı başınıza alırsınız diye. Sonra bunun arkasından yine kalpleriniz kaskatı kesildi. Taş gibi yahut daha katı. Çünkü öyle taşlar vardır ki ondan ırmaklar kaynağı. Yine öyle taşlar vardır ki yarılır da ondan su fışkırır. Öyleyse de vardır ki Allah korkusuyla yukarıdan aşağıya düşer. Ne yaparsanız Allah hiçbirinden habersiz değildir. Kalp haşyetullah suyu ile Allah'ın mahlukatına şefkat suyundan mahrum olursa taş gibi kaskatı kesilir. Allah'ı hatırlayıp da ürpermeyen ve Allah'ın mahlukatına şefkat göstermeyen kalp taş gibi yahut taştan daha katıdır. Nebi-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem zikrullah haricinde kalan şeyler hakkında çok söz etmeyiniz çünkü zikrullah'tan mağdur bulunmayan sayılmayan şeyleri çok konuşmak kalbi katılaştırır. Insanların Allah'tan en uzak olanı kalbi katı olanıdır buyurmuşlardır.
Yine Resulü Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurmuşlardır ki dört şey şekavet alametlerindendir. Gözü yaşarmamak, kalbi katı olmak, tul-i emel yani uzun emel sahibi olmak, dünyaya haris olmak, çok hırslı bakmak, davranmak. Nice kalpler vardır ki taş gibi katıdırlar. Kuran tesir etmez, hadis tesir etmez, hikmet ve öğüt bir fayda vermez. Bunlar kafir ve münafıkların kalpleridir ki mühürlenmişlerdir. Allah hiçbir kulunun amelinden habersiz değildir. Onları gerek anında gerekse bir müddet sonra mücazat veya mükafatlandırır. Küfür içinde olanları acilen cezalandırması inkarlarını kalplerinin daha fazla katılaşmasına sebep kılmakla olur. Kalplerinin katılaşması inkarlarını, inkarları da amellerinin fesadını artırır ve neticede mühürler. Nebi-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu manaya işaret için hiçbir kalp yoktur ki Rahman'ın kudret parmaklarından iki parmağı arasında bulunmasın.
Dilerse istikamet üzere tutar, dilerse saptırır buyurmuştur. Cenabı Hakk'ın diğer mücazatı da ahirete bırakarak amellerin karşılığını vermektir ki kafirlerin ekserisinin ve münafıkların pek çoğunun amellerini bu şekilde tecil eder, geciktirir. Sevgili dinleyiciler. Artık ey müminler bundan sonra Yahudilerin size inanacaklarını mı umarsınız? Halbuki onlardan hahamlık eden bir zümre vardır ki Allah'ın kelamını dinlerlerdi de onu anladıkları halde bile bile tahrif ve tahyir ederlerdi, değiştirirlerdi. Yahudi münafıklar iman edenlere rastladıkları zaman biz de iman ettik derler. Birbiriyle baş başa kaldıkları zamansa Allah'ın size açtığı şeyleri Resulullah'ın sıfatlarına dair Tevrat'ta öğrettiklerini müminler Rabbiniz katında size karşı hüccet delil olarak getirsinler diye mi onlara söyleyip duruyorsunuz? Bunu da mı akıl edemiyorsunuz derler.
Acaba onlar bilmiyorlar mı ki gizledikleri ve açıkladıkları her şeyi Allah bilir. Onların içinde bir kısım ümmiler de vardır ki kitabı Tevrat'ı bilmezler. Bütün bildikleri yalnız reislerinin telkin ettiği bir sürü kuruntu ve yalandan başka bir şey değildir. Evet başka şey değil. Onlar ancak boş zanlarda dolaşıyorlar. Artık kitabı Tevrat'ı elleriyle yalan yanlış yazıp da sonra onu az bir Baha ile satabilmek için bu Allah katındandır diyenlerin vay haline. Vay elleriyle yazdıklarından başlarına geleceklere. Vay şu kazanmakta oldukları günah yüzünden onların haline. Peygamber onları Allah'ın azabıyla korkuttuğu zaman atalarımızın buzağıya taptıkları sayılı günlerden başka bize katiyen ateş dokunmayacak dediler. Söyle onlara habibim, bu hususta Allah katından bir ahit mi elde ettiniz? Yani bu hususta Allah'tan söz mü aldınız? Şayet almışsanız Allah hiçbir zaman sözünden caymaz.
Yoksa bilmediğiniz şeyleri Allah'a iftira mı atıyorsunuz? Evet, iftira attığınızda hiç şüphe yok. Kim bir kötülük kazanır da suçu kendisini çepeçevre kuşatırsa onlar cehennem yaranıdırlar ve onlar orada bir daha çıkmamak üzere kalıcıdırlar. İman edip salih amellerde ve hareketlerde bulunanlara gelince onlar da cennet yarağınıdırlar. Onlar da orada ebediyen kalıcıdırlar. Allah'ın kitabını tahrif ve tağyir için kendi elleriyle yazdıkları şeyler için işte bunlar da Allah katındandır diye insanlara takdim ederek onların dinlerini bozanların vay hallerine vay başlarına geleceklere. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz ahir zamanda ümmetinin başına gelecekleri gördüğünden ümmetini şiddetle uyarmış ve şunu biliniz ki sizden evvelkiler yetmiş iki fırkaya ayrıldılar. Bu ümmet de yetmiş üç fırkaya ayrılacak. Hepsi ateşte biri Necat'tadır, kurtuluştadır, buyurmuştur.
Necat'ta olanların kimler olduğu sorulunca benim ve ashabımın yolu üzere ve erbabı kulubtan, kalp ehlinden zannedilen ve sofiyeden kabul edilen nice kimseler vardır ki Cenabı Hakk'a teveccühlerinde asla sadık değillerdir. Kalpleri ehli gaflete meyleder. İçten içe onların çirkin ef'aline, fiillerine can atarlar. Nefsani hazlarını tatmin edecek davetlere muhatap oldukları zaman koşa koşa giderler. Hakkın davetine de kerhen ve bize kafir demesinler diye icabet ederler. Bunların hak yolunda ihlas ve sadakatleri yoktur. Bunlar cahilliklerine bakmayıp elleriyle yazdıkça yazarlar. Bunlar da haktandır derler. Kendileri hidayetten çok uzak bir dalalete düşmüşler, nicelerini de dalalete sürüklemektedirler.
Hak yolunun yolcusu Hakk'a vasıl olmak için hak neyi emretmişse ona sımsıkı sarılmalı, zahiri hallere aldanmamalı, nefsinin hilelerine ve bu gibi cahillerin sözlerine kanmamalı, her an uyanık ve dikkatli bulunmalıdır. Hak yolu inceden ince, dikten diktir. İnsanların en cahili nefsinin sıfatlarını gördüğü, bildiği halde vaktini boşa harcayıp onları ıslah ederek Hakk'a vasıl olmaya çalışmayandır. Haris Bin Esed el-Muhasibir Rahmetullahi aleyh demiştir ki asılsız medih'ten hoşlanan kimse maskara edilmekten hoşlanan kimse gibidir. Akıl sahibi yanında halkın medih ve zemmi müsavidir yani övmesi ve yermesi eşittir. Sahliklerin bir tek gayesi vardır, hakikate vasıl olmak. Bu da marifetullah'ı kazanıp Allah'ın rızasını tahsile çalışmak içindir.
Cemaat karşısında büyüklenen ve insanların kendisine hürmet ve taziminden, elini öpmelerinden memnun olan, kendisini cemaatten üstün gören, medhüz zemle uğraşan vaizin vay haline. Cüneydi Bağdadi kuddise sirruh bir gün vaazında demiştir ki eğer Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Allah bu dini facir bir adamla da teyit eder buyurmuş olduğunu bilmeseydim şurada vaaza asla cüret eylemezdim. İşte ben o facir kimseyim. İlahi kanun o tarzda cereyan etmiştir ki bir müjdenin arkasından hemen bir tehdit gelir. Zira hikmeti ilahi gereği kulları doğru yola irşad konusunda bazen teşvik, bazen korkutma, bazen müjde ve bazen de inkar kullanılır. Zira insan lütuf ve kahırla kemale doğru yükselerek yol alır. Cemal ve celal cennetiyle kurtuluşa erer. Nakledilir ki bir şeyhin bir müridi vardı. Şeyh bir gün müridine Ebu Yezid'i görmüş olsaydın senin için bu meşgaleden daha hayırlı olurdu dedi.
Bunun üzerine mürid nasıl daha hayırlı olabilir? Nihayet o bir mahluktur. Halbuki Halık olan Allah her gün yetmiş defa tecelli eder dedi. Sonra bu mürid şeyhiyle beraber Ebu Yezid el Bistami'ye gidip onu hanımından sordular. Ebu Yezid Bistami'nin hanımı efendisinin oduna gittiğini söyledi. Bunun üzerine onlar yolda durup beklerlerken bir de ne görsünler. Bayezidi Bistami büyük bir arslan üzerine odun yüklemiş, elinde de icap ettiği zaman arslana vurduğu bir yılan var. Mürid bu hali görür görmez derhal ölür. Bistami müridin şeyhine müridini hep lütufla terbiye etmişsin. Onu hiç kahır yoluna irşad etmemişsin. Bende gördüğü şeye tahammül edemedi. Bundan sonra böyle yapma, onlara kahrı da göster buyurdu. Üftade Efendi diye meşhur Şeyh Hazretleri demiştir ki Bayezîd-i Bistami kahr ve lütuf yollarını görerek Zat-ı İlahinin tecellisine mazhar olmuştur.
Mürid ise bunun aksi bir usul ile terbiye edildiğinden onda gördüğü bu duruma tahammül edememiştir. Bu ayetlerdeki işaret şudur. Filozof ve tabiatçılardan akla mağrur olan bazıları gafletlerinin aşırılığından dolayı çirkin davranış ve sözler ruhlarının temizliğine tesir etmez zannetmişler ve ruhlar cesetlerden ayrılınca her şey aslına döner. Ceset kendi unsurlarına döner. Ruh da ulvi mekana yükselir. Amellerin neticelerinden hiçbir şey sayılı birkaç gün hariç onu zahmete sokmaz fikrini savunmuşlardır ki bu batıl bir düşüncedir. Zira akıllı insan hissen ve aklen müşahede eder ki hayvani şehvetlerin peşinden gitmek ve nefsani zevkleri eksiksiz tatmak hırs, emel, kin, haset, buz, gazap, cimrilik, kibir ve yalan gibi kötü ahlaka sebep olur. Bunlarsa kötülüğü sürekli emreden nefsin nefsi emarenin sıfatlarındandır. İnsanın ahlakı bulunduğu muhite göre şekillenir.
İnsan ahlaken bozuk bir muhitte bulunuyorsa ondaki hilm, kerem, insanlık, doğruluk, haya, iffet, sabır ve şükür gibi güzel hasletler şeytani ve hayvani ahlaka dönüşür. Heva, heves ve şehvetleri yok etmek için gayret eden insan değerli ahlak ve kalp temizliğini elde etmiş ve asli vatanına, ahirete sevgi beslemiş olur. Nefsi emmareye tabi olan ruh, hakkın emirlerine boyun eğen ruhla bir sayılmaz. Birincisi avamın, ikincisi havasın ruhudur. Kıymetli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünün de sonuna geldik. Evet bugün konu biraz uzundu. Bölmek, geçmek istemedim. İnşallah bir sonraki bölümümüzde seksen üçüncü ayet I kerimeden itibaren devam edeceğiz. Mahmud Sami Ramazanoğlu Gadde Sallallahü Sirrahü'l Azeys'in Bakara Suresi tefsirine inşallah sevgili dostlar.
Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's-Sirahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici.
Kaynak: Genel
Tasavvuf Ve Ruhani Terbiye İle Nefis Arınması | Mihmandar