Hem ahireti bölüyorlar, hem dünyayı bölüyorlar. Bizim liderlerimiz böyle. O liderler ama diyor ki, nereden bir tarikat ehli olursa olsun, Nurcu olsun, Alayamanlar olsun, Kadriler olsun, Geçtiler olsun, mülkanı olsun, Halleti olsun, Celdeti olsun, şeriata muvafık hareket ettim ve hepimizin ağabeyi olur. Onlara muhalif çıkmayanın kafirleri dahi incitmediğinden, onun güzel ahlakından dört bin yüz sekiz yüz kişi onun özel ahlakı yüzünden iman ettiler. Siz ne deyip böyle sağa sola lakhedersiniz, reklamını siz mi çoğaltacaksınız tarikatın? Ne kadar çoğalırsanız şeytan da o kadar çoğalır. Bunun azı mübarek, azı. Onun için biz çok duayı hiç merak etmek. Yani oğlum filan yerde filan zap var. Ona yine geldiler, ağladı birisi. Bismillah. Bu tatlı bir şey, şekerimi çoğalır. Ondan sonra kendi rızalığımı da haber veriyorum. Sultanımız, sevgilimiz, Hazreti Peygamber vekiydi.
Hacı Sami Sultan, Ahus Sami Kuddşa sirrahul aziz, Allah merkadı nur olsun, şefaati nasip olur. Kayınpederimin köyü, büğürtülü. Onun yanında da sırık var. Cihanın nahiyesi olur bana. Orada bir Mehmet Ali var, yıkılandan. Bir de Mehmet Ali var, bir de Kürt Mustafa Efendi var. O letaiflerinin hep nurunu görürdü. Kim senin kahvesini, çayını içmemiş hayatta. Hiç kimsenin devatına gitmemiş. Elini invereni yer. İşte efendimize dedim niye bölünmüyor nurlarla, letaif geçiyor da Hasan efendi. Hasan Efendi, herkesin rızıklıkla karıştırırım, onun için görmek anca hareketiyle geçirebiliyor, buyurdular. Üstadım siz ben I böyle Hacı Esaadi Elmili girdim ve Allah'a Allah'a gözlerinizle yaş boşanırdı. Şimdi nereye ağlayamıyor. O zaman Konya'da bütün kangalarda şimdi elli bir kanga var diyor. Sanki saydı da Allah'ımız bildiriyordu ona.
Saymışlar ki Esed'den elli bir tane tanga, içinize haram atışmış da o letaiflerin nurin oğlundan göremiyoruz. Ay Hoca bunu duyunca ya, ya, ya, ya, naişlerimiz neyimiz kalmış? Anladım hocam ben de. Onun için dövmüşüm, üst ağzımız, sevgili üst ağzımız, hanganın önünden gitmiyor, arkasından gitmiyor. Oraya belki pislik bulacaksın size diye öyle buyururdu. Ondan sonra o Kürt Mustafa Efendi varınca iyi dinlen, bu size lazım olacak. Kürt Mustafa Efendi varınca demiş ki, Mehmet Ali yarın erken giyılsın değil mi? Peki efendim. Yarın Mehmet, Mehmet Ali erkenden gelse değil mi? Peki efendim. Bu iş defa dedikten sonra anladım efendim, varice diyorum. Varice demiş, Mehmet Ali seni istemiyorum. Müstazımız sen istemiyor. Diyor ki ben bunu ziyaret ettim bu tiplara, bir dinler insan ziyaret etmişsin. Niye gidip kendine isteniyor? Yerim anmak, içeri böyle bir gün taşı düştü.
Gelirken de ki ben de bilmeyken diyor, yanımda bir hanım oturuyor diyor. Onun gizli, saldırı benim kaldırıma geliyor. Buradan sıcaklık geldi size, Kahkahalar'dır, efsanevi keflen diyor. Ah, bunu üst hazımız keşfetti, Allah ona bildiriyor. Allah bildirirse bilir, Biiznillahi teala diyorlar. Ben bunun sahibinden dinledim de size kadar veriyorum. Sabahla o domuz geliyor diyor, Kırımlıktan tesbihimi elime aldım, cihana kadar üç saat mi gelir diyor, sıhhatine Ağlayaraktan gittim diyor. Ağlayın Ağlayın! Estağfurullah! Tövbe olsun! Estağfurullah! Diyor ya! Ağlayın! Diyor daima. Vardı diyor. Tren de öte taraftan geldi diyor. Hani Maraş tarafından geldi diyor. Bindim diyor, istasyonunda indim diyor. Vardım üstadın kapısının dönmesine çöktüm diyor. Çöpünce diyor, rekapla açıldı, üstü altı dilekçe de üstü bina. Hiç görünmez yukarıdan, gönlü de takmalı hiç görünmez.