Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Peygamberlerin haberlerinden senin kalbini tatmin ve teskin edeceğimiz her haberi sana anlatıyoruz. Bunda sana hak, müminlere de bir öğüt ve bir uyarı gelmiştir. İbrahim bin Edhem Gaddesallahu Sırra Hazretleri'nin nasihatleri var. Enbiya'nın nasıl ki başından geçen hadiseler, onlara yapılan tavsiyeler bizim irşadımız ve ıslahımız için gelmişse, Evliya Hutullah'ın da haberleri hiç şüphesiz bizim için bir öğüttür, bir nasihattir. İbrahim bin Ethem Hazretleri malum, kendisi beliğ padişahıdır. Halık'ımız kendisine ikazlarda bulundu. Gerek Hızır aleyhisselam, gerekse İlyas aleyhisselam, Ricalü'l-gayip manevi evlerden gelip kendisine telkinde bulunanlardan bulunanlardan, bulunanlar ve bu telkinlerden çok büyük öğüt ve ders aldı, ders aldı. Her şeyi terk edip Mevla'mızın yoluna koyuldu.
Fakat burada okunan tevhidin, istiğfarın, Salatu Selamın, ölüm tefekkürünün, Rabıtanın, Zikrullah'ın ve murakebenin her alanı içerisine alması icap eder. Her alanı. Biz aile hayatımızda da tevhidin gereğini yaşayacağız. Aile hayatında nasıl yaşayacağız? Sevdi, şahsi hayatımızda, davranışlarımızla, Allah'ımızın emirlerine Celle Celalühu riayet ettiğimiz gibi, ve o hayatımızda çocuklarımızın da. Rabbi Zülcelal'imizin istediği şekilde Habibullah'ın tasvip buyurduğu tarzda, Evliyaullah'ın arzu ettiği bir şekilde hayatlarını sürdürmelerini temin edeceğiz. Çocuklarımızı çok genç yaşta ele alacağız ve bırakmayacağız. Mesajlarda hayırlı telkinlerle onları ürkütmeden. Geldiklerinde bayramlarda, düğünlerde, nişanlarda vesair toplantılarda hep güzel tavsiyelerle Rabbi Zülcelal'imizin yolunu anlatmak, onları irşad ve ikaz hepimizin üzerine farzdır.
Sonra kimle görüşürsek, usulüne uygun bir tarzda Rabbi Zülcelal'imizin emirlerini duyurmakla hepimiz mükellefiz. İbrahim bin Ethem Hazretleri Gatta Sallallahü's-Sıdra, ehli tahkirikten bir zata göre, biz olsa idik, ona padişahlığını terk ettirmezdik. Çünkü bir saat adaletle hükmetmek, altmış yıllık nafile ibadetten hayırlıdır. Onun dervişliğini bu tarzda yürütürdük. Bir öğretmense, öğretmenliğini terk ettirmezdik. Biz yavrularımızın yanlış düşünce ve fikirlere sapmamalarını, anne ve babalarına saygılı, Halık Lemyezel'e görevlerini vazifelerini öğretmek en ulvi görevlerden birisidir. Eğer çiftçi ise çiftçiliğini terk ettirmeyiz. Vesair görevlerini terk ettirmeden, o görevlerinde, o vazifelerinde dervişliklerini yaptırırdık buyuruyor. Mesela bir çiftçinin yapmış olduğu görev ve vazifede, evinin emeğini yemesi, Hazreti Davut ne güzel kuldur, evinin emeğini yer diye buyuruluyor.
Diğer bütün vazifelerimizde de böyle. İşini düzgün ve sağlam yapanı, Allahu Zülcelal sever. Rızkımızı helalinden temin etmek için çalışmamız, zaten yatağımıza girmeden önce, küçük günahlarımızın aklına da vesiledir. İbrahim Bin Edhem Hazretleri'nin tavsiyelerinden okumak istiyorum. Ehli tahkikin bu mübarek yol hakkında, Sıddıyki Azam ile Ali Kerremallah veche hazretlerinden gelen yolun üstünlüğü hakkında birçok izahları var elimizde. Mesela, Bu güzel yol için, ihsan mektebi için buyuruyor ki, Elhamdülillah'ın sohbetlerinde bulunmak suretiyle, iki yönde çok faydalandım. Diğer meclislerde ulemanın topluluğunda, ben bu tavsiyeleri görmedim. Birincisi, Vakit bir kılıçtır. Eğer onu iyi kullanmazsan o seni keser. Çok güzel bir tabirdir bu ünlü. Vakit bir kılıçtır. Eğer sen onu iyi kullanmazsan o seni keser.
Şimdi vaktinizi, vaktinizi Allah'ımızın emirleriyle, Farslarla, nafile taatlerle, oruçlarla, tebliğlerle, davetlerle, insanlığın kurtuluşuna vesile olacak taatlerle yapacak olursanız, bu sizin için ahirette fayda getirecek olan amellerdir. Yok eğer vaktinizi bunun tersi, yanlış da oranışlarda el, ayak, göz, kulak, hareketlerimizde onun yaratılış tarzının dışına çıkacak olursanız vakit sizi keser. O vaktinizi isyanla geçirmenin büyük ızdırabını duyarsınız. Aman ha vaktini hayırla geçir, ibadet ve taatle geçir. Eğer sen kendini hayırlı işlerle geçirmezsen. Şahan teker bir zıttı. Sen zıttıyla hareket etmiş olursun, batıl seni istila al der. Eğer sen Salehü Selam okumazsan, dilin tevhid, istiğfar ve hayırlı dualarla meşgul olmazsa batıl seni istila eder, bunun dışında hayırsız sözler söylemeye başlarsın.
Gözün Kuran'a bakmazsa, Hadis-i Şeriflere bakmazsa, ibretle görmeyecek olursa şehvetle bakmaya başlar. Kulağın da öyle ayağın, elin, bütün uzuvların da öyle demek istiyor. İmamı Şafi-i Rahmetullahi Hadi Hazretleri. Mesela İmam Malik bin Enes Hem eğer bu hayırlı yola girer, ibadet ve taatini Rabbi Zülcelal'imizi görür gibi yapmanın yoluna girer ama dini hükümlerden de mahrum kalacak olursa, zındıklık, zındık olur mu? Hayır. İnkar edecek olursa, cehaleti bu yola girmiş ama kibar. Dedim üç tazim deyince. Benim hanımım onun kızı sahip olur. Böyle cehaletle girilecek olursa bu zındıklığa doğru götürülür. Yani üstazındır. Ne emrederse onu yapacaksın. O zaman ticari ahlaksızlığa da gitmeye başlarsa kişi, yolunuz sapıtmış olur. Bunu arz ediyor. Dini malumatı çok güzel. Öğrenmiş. Kuran-ı Azimüşşan'ın tefsirini yapabiliyor.
Ahadisi Muhammediyeyi çok güzel izah ediyor ama kendisini irşad için, ıslah için bir yola da başvurmamış. Boynunu bükmemiş. Ehlullah'ın kapısında toz ve toprak olmamış. Emirlerinde demek istiyorum Rabbi Zülcelal'imizin. Ve Habibullah'ın tavsiyelerinde toz ve toprak olmamış. O zaman diyor, fasıklaşır. Evet çok malumat olun. Bir eve girerken dahi edep bilmez. Çıkarken de bilmez. Yemek yerken de bilmez, sonra ileriye. Sonra yahu Malik'lik başta fazlaca. Dinimizin emirlerinin dışında kahkahalarla gülmeler başlar. Bu nimetin nereden geldiğini, bu nimetle bizden nelerin kastedildiğini hiç hatırına getirmez ama çok malumatı var. Yenileri biçilir, biraz da Kitabullah'a bakalım, biraz da Ehlullah'ın tavsiyesine bakalım, düşünmez bunu. Evinin hayatı aynen batılların yaşantısı gibi olur. Hiç diğer insanlardan çok alim ama onu fark ettiremezsiniz. Hiç farkı yok. Yok.
O ben şu görevdeyimdir, şu vazifedeyimdir ama bizim gibi insanlara bitsin. Şöyle bir şekliyle, şemailiyle, yüzündeki nuruyla, secde eseriyle, gözündeki ferasiple bakışıyla, duruşuyla, oturup kalkmasıyla, konuşmasıyla hiç ehlüllaha uymasınlar. O zaman da fasıklaşıyor. Eğer hem sufi meşrep Peygamberimizin ahlakında hem de ilim ehli olacak olursa bu hakikate eğilmiştir. Ede, erkan, ahlak. Bütün davranışlarına yansımış. Mesela Ahmet bin Hanbel, Rahmetullahi aleyh hazretlerinin bu mübarek yol hakkında da birçok ifadeleri var. Onlardan birisi yavrularını Ehlullah'ın sohbetlerine gönderir. Derler ki siz bu tavsiyeleri yapamaz mısınız? Biz okuduklarımızı onlardan yaşıyor olarak gördük, buyurur. Bunun gibi diğer ulema-i Kiram'mızın da tavsiyelerini içerir bu Kitab. En son kısmında da Allah dostlarının Celle Celalühü ahvalini, tavsiyesini içerir. Buyuruyor ki İbrahim ile Ethem Hazretleri.
Ey oğulcağızım, ey evladım. Dünyada gönlünü ve gözünü çekmiş. Halbini hiç meşgul etmiyor. Eli ve kafası bu işlerde meşgul. Kafası dünya işlerini ayarlıyor. Eli de çalışmakla meşgul helal kazanç için. Eğer böyle olacak olursa, o Rabbi Zülcelalimizden nimetle donatılmıştır, ilahi nimetlerle donatılmıştır. Allah-u Zül Celal'in sevgisi, ona bir gömlek olmuş bir elbise olmuştur. Allah'ımız, O'nu öyle güzelleştirmiş, ikramda bulunmuştur ki, Rabbi Zülcelal'imizin yarattıklarının olan üstünlüğü gibi, o kadar güzel bir tabir de bulunurmuş ki, Rabbi Zülcelal'imizin yarattığı varlıklara olan üstünlüğü gibi onları güzel meziyetler ile meziyetlendirmiştir. Bir kere ahiret işlerini tercih, iki iş zuhur ettiği zaman, biri dünya, biri ahiret, uhrevi işleri öne almak, onun artık ahlakı huyu olmuştur. Karnını doyduktan sonra yine de tıka basa doldurmuş. Çünkü daha yeme arzulu iken çekilin diye buyruluyor.
O ise arzulu olmak şöyle dursun, doyduktan sonra da canı istiyor ne kadar tatlı olmuş diye yiyor. Eğer böyle olacak olursa o kimse Seher'in zevkinden, uykusuzluğun insanda meydana getireceği büyüklerimizdeki tatlılığından mahrumdur. Bu tatlılığı, bu zevki, bu uykusuzlukla almış olduğu şevki hiç arzulamazsın. Çok da uyumakla, ahiret üzüntüsünü, bu hüzün tasavvufta bir makamdır. Önce yaşanan hususlerdir. Dille ifadesini de zorlanırız hepsi hususunda. Ahiret mahzunluğu hususunda yine mahrumdur. Çok uyku ile bunun ölümdür, kabirdir, kabirde hesaptır. Kabirden hangi simada kalkışımız mizan, sırat, mahşer. Bunların düşüncelerinden mahrumdur. Dünyaya aşırı zevklerle, bilgi ve alakalarla, Rabbi Zülcelal'imizin korkusunun, gönüllere nakşedilmesini de ummasın.
İnsanlarla öğüt için değil, nasihat için değil, birbirlerimizi ikaz için değil, sadece günü gün etmek için, hayırsız kelamlar ile bir araya gelmeden zevk duyan kişilerin de Allah'ımızın üns denen dostluk şarabından içeceğini sem mümkün değildir. Bu olmaz. Takva hayatını terk ederek, Allah'ımızdan korkmayı, küfürden ve şirkten sakınmayı, büyük ve küçük günahlardan çekinmeyi, Rabbi Zülcelal'imizin muhabbetinin dışında her şeyi terk etmedikçe, hikmet nurunun da kalbe ineceğini zannetmeyin. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi serin sohbetini dinlediniz.