Bu Tabakatü's-sufiyye büyüklerimizin hayatlarını anlatan eserin son bölümü Kadınlar Hakkında, saliha olan hanımlar hakkında. Mesela bunlardan Cem'a binti Ahmed bin Muhammed bin Öyle bir annemiz ki ilimde ve hal olarak vaktinin bir tanesiydi, diyor. İlimman meseleleri öğrenmek hadise. Bu kalbin işidir, gönlün işidir. Mesela Allah dediği zaman onu kalben de kimi zikrettiğini hissedebilmek. Öyle bir annemiz ki, devrinde ta ki, yoksul, onları gözeten bir kimse ihtiyaç sahiplerine, ihtiyacını da ulaştırırdı. Ümmü'l-Huseyni'l-Veraka minel errak, kelamı çok güzeldi diyor. Çok güzel beyanda bulunurdur. Müçtehitetün velatün. Hem derdini konularda meselelere çözüm getirebilecek bir annemiz. Bir konu diyelim, o konu hususunda Kitabı Kerim'den de deliller getiriyor, Sünneti Seniyye'den de, Hadis-i Muhammediyye'den de deliller getiren ve vera sahibi.
Vera, helalde bile dikkatli, paran işleyemiyor zaten. Şüpheli olandan da kaçıyor, helal hususunda bile acaba bundan bir sıkıntı doğabilir mi diye, bundan da ürküyor. Diyor ki evliyaullah, işte benim adetim, sabah yerim, öğle yerim, akşam öyle değil, diyor. Gerçek derviş yetecek kadar. Zaten bu aleyhüssalatü vesselam Efendimiz'in de bize tavsiyesidir. İnsanı ayakta tutacak birkaç lokma yeter, buyuruyor. Vegalet. Hiddetü'l fukara fihi nurul kalp ve salahu sır. Hiddetü'l fukara. Bunu biz fakir olarak da ele alabiliriz. Bir de dervişlere ait de söz olabilir. Dervişler için de kullanılır. Buyuruyor ki Fakirlere, dervişlere hizmet etmek kalben nur temin eden, hizmet eden kalbin nurla dolar ve Salahıs sır. Böyle içinde de bir düzgünlük var. İhlasımda da, ihsanında da, takvasında da, niyetinde, görüşlerinde hep sağlam. Zaten temelde budur. Katimatüm Bu insanın güzelliği.
İnsandan istenen Allah'ımızın Celle Celalühu talep buyurduğu güzellik. Diyor ki, genel insanlar hususunda bir ayrım yapmaz. Herkese Allah'ın kullarıdır diyerek herkese nasihatini yapar. Hizmetini yapar, ikramını yapar, insanda bulunur. Ama bunun özel durumları budur. O ayrı efendimiz de bunu yaptı sallallahu aleyhi ve sellem. Umuma tevhidi telkin buyurduğu gibi hususi de telkinleri var. Daha da bir özet. Sıddık Azam gibi, Ali Efendimiz gibi, radiyallahu anh. Bak burada Tüvvet deyince bir ahlak da diyebiliriz. Mesela Ebu'l-Hasan-ı Arakani Hazretleri, Gaddesallahu Sır'a, Ebu'l-Hasan'ın sofrasına oturanın dinini sormayın, diyor, ikram edin. Edin. Sururul kalbi la arifin Ariflerin kalplerinin neşesi nedir? Bir hürriyeti fitliyen demiş. Ve Van muha bir mufarakatin. Bu fitliyene ne diyebiliriz ki biz? Bu gençler diyeceğiz. Yalnız onlar zahiri olan günleri ile çok sakındırdılar bunlardan.
Acaba onların ıslahı mıdır? Irşadı mıdır, bunu diyebiliriz. Gam ve kederleri de onlardan uzaklaşmaktır. Böyle tümü yeni biten, gençlerden çok sakınırlar, gençler manasına. Bu irşadı olarak düşüneceğiz. İrşadı ve ıslahın, onların iştirak etmemesi, irşadı ve ıslaha, bu da onları damlandırılır. Aişetü bint-i Ahmed, Rahmetullah Aliyye Bunu ifade ettik. Herkes içtihat yapamaz zaten. Bunun şartları var, dertler var. Ömer Nasuhi Bilmen gibi, Hasan Basri Çağatay, hocalarımız gibi böyle ilimde derinleşmiş. Mesela bir Kur'an-ı Azimüşşan'da ayet-i cellenin nüzul sebeplerini biliyor. O ayet-i cellenin diğer ayetlerde olan münasebetini biliyor. Onun, e-hadisi Muhammediye sahih olan hadislerde uygunluğunu buna benzer. Böyle bir kimse fazilet ehli idi. Onun gibi vaktini güzel geçiren yoktu. Elinde ne varsa Allahu alem, Allah yolunda sarf eden bir kimse idi.