Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri'nin üstünlüğü hakkında hiç konuşmaya gerek yok. Meşayih indinde beş kimse sayılır. Onlardan bir tanesi de Güneydi Bağdadi Kaddesallahu Sırra Hazretleridir. Rahmetullah Ali Eşyara ile Şunu buyuruyor. Kim Hadis-i Şerif'i öğrenirse Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam'ın, Hadis-i Şerif'lerini kin tahsil ederse, artık Türkçe olanlar da var Arapça okuyamıyoruz dersek, insan arzu edince bulmayacağı hiçbir şey yok. İlmi tahsin ederse, ben işte okuyamıyorum o Arapça işte fıkıh kitaplarını ne diyorsa İslam ilmi halleri var. Diyanet'in İslam ilmi hali var. Bunlar mevcut. Bunlarla beraber biz bundan ayrı dinleyelim de hem ilim tahsil ediyor, hadisi şeriflerdi, İbadete metalilik mesaildi bunları ve bununla beraber bu mübarek yola da girmiş edebine erkanına dikkat ederse kurtuluşa erer diye bulunuyor.
Ama hiçbir şey bilmeden tasavvufa meylederse bu mübarek yola, o zaman diyor sıkıntılı olur. Çünkü farz bilmeyince, vacip bilmeyince sünneti, müstahabı hata çoğalır bilmek isteniyor. Bununla biraz çekinir gibi konuşmamızın sebebi hep bırakılsa bizi hep bıraksalar daha bir acayip olacağız. Onun için böyle az da olsa istiğfarla, tevhidle, Sallaü Vesselam'la meşgul olalım ki kurtuluşumuza vesile olsun diye. Bu mübarek üstadımız günlerce günlerce değil senelerce yememiş ancak haftada bir. Onun evrak ve eşkarı da her gün üç yüz rekat namaz kılmaktı. Kim yönelecek olsa Cenabı Hakk'a sadık bir şekilde bin sene saatte bulunsa o bin sene diyor ibadete, saate yönelse fakat bir müddet de bir müddet de terk edecek olsa bu eriştiğinden daha çok kendisine zarardır. Şöyle bir husus hatırımıza geliyor.
Mesela yillarca bir orman hasıl olabilmesi için biliyorsunuz seneler geçiyor ama bir ateşle olduğu gibi orman yanık yok oluyor. Çokça taat ibadet de buna benzer. Şeytanın bir hilesi, aldatması, nefsin oyununa gelecek olsa o bin senelik saati mahveden. Ama şuna çok dikkat etmemiz gerekir, ümitsiz olmak doğru değil. Zaten ibadeti ve taati kendisine yardımcı olur. Böyle bir hataya düşmekten de korur. Burada bizi tehlikelere düşmesin diye ifade buyuruyorlar bu tarzda. Hadis, kim Hadis-i Şerifleri dinlemez? Ve fıkhi konuları da öğrenmezse, edep ve erkanını da bilmezse o kendisini harap ettiği gibi kendisine tabi olanları da helak eder buyuruyor. Peki ne? Bu mübarek Allah'ın dostuna soruldu. Arif kim? Allah'ı Zülcelal'i tanıyan kimdir? Kim iç aleminden gönülden konuşsa, sen ise sessiz Halman'dır. Buyurdular ki biz bu yolda, bu yolda kaybımız Kylo kay.
Boş sözler Yani şu şunu dedi, bu bunu dedi gibi işe yaramayan sözler. Biz diyor bunları terk ettik. Mübarek yolda dedi kodu biz terk ettik. Yalnız açlığı, dünyanın muhabbetini terk etmeyi, megathil me'luf böyle dünyevi olsa gerek, uhrevi olan değil, mebla'mızla da alakalı olan değil, Allah'ımızın dışındakilerle haşir ve neşir olmayı biz terk ettik. Demişler ki Efendim mürid ile murat arasında ne fark var? Şimdi bizim bunu bilmemiz gerekir. İsrail-i Şehiyyede geçiyor. Mürid biz bunu büyüklerimizden işitiyorduk. Bu tasavvufi eserlerde de gördük. Orada şunu ifade ediyor. Mürit yirmi sene amel defterine günah düşürmeyen kimse diye. Bunu işittiğimiz zaman düşünürdük. Biz ne olacağız diye tabii insan kendisini de ölçüp biçiyor, tartıyor. Bakıyordu o ifadelere, hiçbir şeye yaramadığımız ortaya çıkıyordu. Nefsimiz adına söylüyorum. Mürid yürüyen gibidir.