Tasavvuf Ve İlahi Yardım kaydında Mustafa bir şey, rahat ettim. Özür makbuldür, innek ikramun biraz bakın. Çatayı da say, öyle bir film. Böyle bu mikrop işte virüsüne deniyor ya, o vardı ya hizmetleri aksatmayın aksatmayalım. Usulüne dikkat edilsin. Birbirlerinizle biz de sizin gibi duyuyoruz. Yoksa ben ahahaüke konuşmuyorum şurada. Dinlediklerimi veriyorum size. Bu işte…
Mustafa bir şey, rahat ettim. Özür makbuldür, innek ikramun biraz bakın. Çatayı da say, öyle bir film. Böyle bu mikrop işte virüsüne deniyor ya, o vardı ya hizmetleri aksatmayın aksatmayalım. Usulüne dikkat edilsin. Birbirlerinizle biz de sizin gibi duyuyoruz. Yoksa ben ahahaüke konuşmuyorum şurada. Dinlediklerimi veriyorum size. Bu işte yaklaşmayın birbirinize bekliyorlar, kucaklaşmayın. Ondan sonra musafaha diyorlar. Orada direnlere dikkat edersiniz. Riayet edilirdik Bu seksen İhtilali idi. Şöyle bir efendimizin hayatını gözden geçirsek çok şeyler öğreniliriz. Gerek İslam Efendimiz hazretleri gerek Esad Erbili Hazretleri gerekse Sıddesı Azamren üst tarzımıza kadar gelen meşayayı zam çok güzel esaslar koymuşlar. Çok güzel. Biz belki İslam'ın emirlerini öğrenebiliriz de tatbikini çok iyi biliyorlar. Tatbikini ona dikkat ederiz. İşte ısrardı terk etmedi. Bir kişiyle sohbete başladı.
Bir kişiyle. Sonra üçe çıktı, beşe çıktı. Beni alsın boş geçirmediler, bırakmadı riayet ettiler. Üzüldüğüm şu, böyle bir şey dediğim zaman ayrıl verip gitmeyin. Bak bir mürid olarak baş açık namaz kılınmaz. Bak dikkat edilir. Bunları demeyin mi? Yani dediğim zaman camiden adam kovduğu oluyor. Bunu da duyuyorum. Ben camiden ne adam kovacağım vereceğim. Kovulur mu camiden adam? Biz aman ha kim olursa olsun kahvehanelerde ne de hizmet, o durdurulmaması gerekir. Yine ara ara dolaşılsın, yapılsın bırakılmaz. Oraları herhalde govsa biz demezdik kardeşlerimize. Aman gidelim gidelim. Onlarla da münasebetimizi kuralım. Onlar da bizim kardeşlerimiz diyoruz. Ama şimdi bakıyorum, gittikçe gevşemeler var. Edep noktasında çok Zaten tarikat hali ya edep demektir. Çok gittikçe değişiyor, gittikçe değişiyor. Böyle vidalarımızın böyle sıkılanması gerekiyor. Şimdi hatırıma geldi.
Tabii siz bunu nasıl değerlendirirsiniz bilmem. Dedim ki hiç gerek yok Allah'ın Allah'ın kitabı bize her şeyi haber veriyor, her şeyi bildiriyor. Geçen avukatlardı, onlar şimdi sulh yönünü ele alıyorlar. Bunu Avrupa tatbik edermiş ve sulh cihetini mesela mahkemeye gitmeden önce bu kanaat önderleri diyorlar vesair. Böyle sözü dinlenen kimselerle mahkemeden evvel işi hallediyorlar. Mesela şimdi bir sinire geliyor, öfkeye geliyor, hanımı boş ayırıyor. Ondan sonra da o hocalara niye geliyorlar? Diyorlar ki işte bir sinire kapıldık, öfkelendik, boşadık, şimdi ise pişmanım diyor. Görüyorsunuz devamlı kapıları aşındırıyorlar. Diyorlar ki ya ben bir böyle yanlışlık yaptım, ne yaparsanız yapın arayı bulun, bak bunun için bir müddet koydular, müddet koydular. Belki o sinire gelmiştir, bir müddet sonra bundan vazgeçer mi diye.
Orada diyeceğim şu, şimdi bunlar Avrupa'dan neden ders alıyorlar veya ders veriyorlar. Nasıl insanların arasını sulh ederiz de mahkemeye düşürmeden işi hallederiz diye. Orada hatırıma geldi Esselamü'l-Arabî Onların konuşmalarının çoğunda hayır yoktur. Bir sadaka. İşte Allah yolunda infak etmek ev ıslahim beynen nas insanların arasını uzlaştırmak, iyilikle emretmek, kötülüklerden de kaçındırmak. Oradaki bu hususta yetki olan bir tanesi zaten demedi de işaret etti zaten, anladım bir izni. Zaten bunun dedi üzerinde duruyoruz dedi. Şimdi burada gayrı müslimler almış, bizim ecdadımızdaki onlar Kuran-ı Kerim'den alıyor tabii. O usulleri, neleri onlar tatbik ediyor ve suç oranları düşük. Şimdi bir mürid diyemiyorum. Efendimiz kullanmadı bu tabiri. Mürit tabirini kullanmadı. O zaman hayret ederdim. Efendimiz niye böyle diyor itiraz şeklinde değil.
Tasavvuf Ve İlahi Yardım kaydında Mustafa bir şey, rahat ettim. Özür makbuldür, innek ikramun biraz bakın. Çatayı da say, öyle bir film. Böyle bu mikrop işte virüsüne deniyor ya, o vardı ya hizmetleri aksatmayın aksatmayalım. Usulüne dikkat edilsin. Birbirlerinizle biz de sizin gibi duyuyoruz. Yoksa ben ahahaüke konuşmuyorum şurada. Dinlediklerimi veriyorum size. Bu işte…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 16 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
İşte yirmi sene amel defterine, günah düşürmeyene müritdirlermiş. Bunu çok zaman sonra Risalei Şehyi'de gördüm. Allah Allah dedim. Büyüklerimiz demek ki kalplerinde Cenabı hak ilmi indiriyor onlar. Indiriyor. Oradan söylüyorlar. Sami Efendimiz amca salik demiş. Salik demek bir yola giren demek. Şimdi dikkat edelim gördüğüm kadarıyla başta nefsimiz çok gevşemişiz. Bunu mazur görün bizim. Şöyle tıraşımız gözümüzün önüne insin. Bu Ilgın diye bir yer var Konya'da. Orada Efendimiz sohbet edecek. Sohbete girmeden önce, Efendimiz sohbete girmeden önce o şoföruydu. Çok dikkatliydi. Böyle riayet ederdi. Askeriyeden malulen emekli olmuş hava acıydı. Düşmüş mü ne yapmış. Omuz, omuzun biraz düşüktü. Bak vakte niye dikkat ederdi? Efendimiz de onu, o vechesiyle seviyordu. Çok vakte dikkat riayet ediyor. Orada eline bir şey aldı, kitap aldı. Dört madde mi, beş madde miydi okudu. Bu bende yok dedi.
İkinci bir madde okudu, bu da yok dedi. Üçüncü, sonra hüngür hüngür ağladı. Dedi ki ben dedi ne adamım ne bir şeyim dedi. Böyle kendimizi ölçecek, tartacak mı elhamdülillah, Kuran-ı Kerim var. Nasıl tarif edeyim ne söyleyeyim ne anlatayım? Şuraya oturmamızdan anlatayım isterseniz. Siz de bir iş sahibisiniz. İnsanlarla konuşuyorsunuz, görüşüyorsunuz, muameleniz var, ticaretimiz var. Bunlarda buyuruluyor ki baktık ki görüştüğümüz insanlar hiç düzgün değil. Ne Allah'tan ne peygamberimizden haber verme diye bir şey yok. Siz bunu şimdi biliyorsunuz. O zaman diyor onlarla işinizi yaptıktan sonra fazla oturmayın. Fazla oturmayın çünkü kalpleriniz kararır. İşinizi yapın, ayrılın. Allah'ımız buyuruyor, sadıklarla beraber otur. İşte bunu dedirttirmeyeceğiz biz. Öyle dikkat edeceğiz ki bir gün işte hep misalli veriyorum Erdemli'de bir Kıbrıs yolculuğu vardı bizim.
Orada otururken nasıl olduysa böyle lamba söndü. Söyleyen kimseyi de biliyorum. Ta doksan iki midir nedir? Doksan iki. Kulağıma bir şey dedi. Dedi ki büyüklerimiz dedi nefis konusundan konuşmaz dedi. Çünkü nefis diye bir problemleri yok dedi. Onlar dedi hep ruhun gelişiminden konuşurlar. Ne diyeyim işte, bu olmaz. İşte iyi okuyalım işte. Adapazarı çok güzel. Oradan evrak ve Ezkar nasıl çekilir diye okusak yine yeter. Bilmiyorum bandı var mı Efendimizin? Ben dinleyemiyorum. Çok duygulanıyorum. Yani Efendimizi çok çok severim efendimizi. Ben oğlu olmanın ötesinde severim. O bize bir şey dedi mi? Farz gibi gelir bize. Farz. Şimdi ben dinleyemiyorum. Dinledim mi çok kuru kullanıyorum ve çok da bulunduğum için bir izninle, onun ne demek istediğini hemen anlıyorum bir iznine. Yani aşina oluyor insan onun konuşmasını. Velhasıl kendimize bir yön verelim. Kitabı Kerim kadar güzel bir esas yok.
Mesela aile ile geçim diyelim, Onlarla güzel geçinin buyruluyor. Şimdi diyelim ki size bir sert çıkış yaptı. Şimdi bunu da mazur görmek lazım. Zaman çok değişik. Bu seyredilen o TV'ler neler, bak onsuz ele almaya çalışıyorlar, baş gelmiyor. Çünkü oradaki hadiselere göre şekil alınıyor. Çünkü karşısına oturuyorlar, bakıyorlar bütün. Onunla, bunlara hesap ederek biraz daha ferasetli, akıllı, idrakli hareket edeceğiz. İyi dikkat edelim. Yani ben ayağı ediyorum seni konuşurken. Diyorum yarabbim ben niye üzüyorum, niye böyle yapıyorum diyorum sonunda. Bak mecbur bakıyorum Gül koklamakla esans olmuyor ki Ezilecek süzülecek. Kendimizi ezelim süzelim ne yapalım. Efendimizden size nakledeyim mesela Mürşidimiz diyorum en güzel örnek. Neyi çok konuşurdu bize? Mesela dört şey. İnsanda dört tane değer var. Bu değerli dört şeyi yok eder. Birincisi akıldır. Aklı yok eden nedir?
Kasaptır, nefisten gelir ruh. Ondan sonra insanda en kıymetli değer nedir? Dindir. Dinimizi ne yok eder? Hasetlik yok eder. Bak ne güzel anlatmış. Ondan sonra üçüncü bir nimet insanda nedir? Salih amel. Kuran-ı Kerim'in muaf amel. Bunu ne yok eder? Gıybet yok eder. Dördüncüsü hayadır. Haya muazzam bir sıfat. Murakıbedir aslında haya. Bu haya sıfatını yok eden nedir? Haya sıfatını yok eden tama, aşırı dünya arzu ve isteği. Arkasından koşmakla yetişemez. Çok diyorum, demeyin artık. Ondan sonra Şam Sultanımız bu beş esası her zaman sıralarız. Bu önümüzdeki kitapta da var isterseniz buradan söyleyin. Hepsi yazılmış çizilmiş bir şey kalmamış ki, dinleyen bir şey yok. Bize ne gerekiyor? Tutmak gerekiyor. Efendimizin şiirinde var. Tutar bunu akıl dar ediyor. Yalnız çok yanlış gelirmiş. Efendimizin o şiirlerini çok uğraştım ama anlar. Niye öyle yanlış geçiyor muyum?
Bazı yerler var yanlış geçirmiş. Mesela Sami Efendimizin en çok konuştuğu, görüştüğü kıraatü'l Kuran'ı bir tedebbür. Tedebbür böyle manasını düşünerek hayatımıza hayatımıza geçirerek. Kuran-ı Azimüşşan'ı okumak. Böyle okuyup geçme değil de işte bu Kuran-ı Kerim'e uygun bir halin var mı diye. Nasıl anlayacağız bunu? Diyelim Rahman Suresi. Rahman Suresi'nde İslam'a. Mesela sayılıyor, sayılıyor, sayılıyor, sayılıyor. Rabbınızın hangi nimetini yalanlarsınız buyuruyor. Buyuruyor. Yani o kadar nimet ki şükredindirmek istemiyorum. Koskoca kainat bizim bulduğumuz için ihsan edilmiş. Evet, gece namaz kılmak, hayırlı insanlarla oturup kalkmak, Halevü'l Batın. Bu çok mühim. Mideyi fazla doyurmamak. Zaten bizim anlayışımızı da yok eden bu. Bu çökimeler insanın anlayışında çok büyük zararlar açar. Önümde bir eser var, diye. Nakşibendi efendilerimizin büyükleri.
Burada mürşitlerimizden birisi buyuruyor ki, ben diyor aç kaldığım geceyi miras gecesi kabul ederim diyor. Bunlar artık buraya gelmiş, bu noktaya gelmiş Rabbimiz katında yedirilip içiriliyor belki de. Sonra salihlerle oturmak, mideyi boş bırakmak, seher vakitlerinde Allah'ımıza yalvarma. Esad Efendimiz'den diyeyim layık olmayarak, Esad Efendimizin sözlerinden buraya kaydetmiştim. Efendimiz şey almış Esselamüle, siz nerede olursanız olun Allah sizinle beraberdir. Eğer nerede bulunursanız Allah sizinle beraberdir şahsi ahvalinize. Yani sizin diyor kendinize ait durumlarınızda vakıf, hazır ve nazır buyurmuştur. Bu Ayet Celileyi kalp, söz ve fiil ve haliyle iman ve itikat eden kullar öyle bir söz söyledi ki, meşay-ı izam ilim ehli bizzat, ilim ehli. Bu ayet diyor Cenabı hakk'ın bizimle beraber oluşunu bir kere kalp ile bilin diyor. Kalbiniz biçsin bunu.
O kalp bilirse zaten o ölçülemez onun hayır ve güzelliği. Söz, fiil ve hal ile yaşayın diyor. Allah'ımızın bizimle beraber olduğunu yaşamamızı ifade buyuruyor. Allah dünyayı ahiret niyetine göre verir. Bu Hadis-i Şerif'in tasdikini lisana hasreden cesur cahiller yahut nisyan ve gaflet perdeleri altında gizlenmiş gafiller ayıplayıp kınamayı gerektiren yasak ve fiili yaparken insanların görünmesinden sakınıp çekinen fakat Cenabı hakk'ın hazır ve nazır bulunduğu bir hakikate iltifat etmeyenler kıyamet günü büyük bir mahkemede o herkese açık olan son soruşturmada ne yolda cevap verecekler? Evet, Mülk ve melekutun sahibi yüce Allah kullarına hitaben, ey kulum, senin hayatın ve ölümün, yükselmen ve düşmen, genişlik ve sıkıntın, sıhhat ve afiyetin, en alsın, her nefesin benim kudret elimde olduğu halde yasaklamış olduğum bir fiili ne cesaretle işledin.
Saadetinin düşmanı olan mel'un şeytanı itaata ne akilla teşebbüsü ile bildin. Ey kulum, beni görmez, bilmez mi zannettin? Yahut kendin gibi aciz bir kula karşı gerekli gördüğün haya ve hürmeti bana karşı lüzumsuz mu sandın buyuracağı esnada acaba ne gibi bir cevap hazırlanacaktır. Hangi bir filozofun aşırı zekasından, hangi bir avukatın çok bilgisinden istifade edilecektir? Eyvah, yazı. Şunu da ilave edelim ki, konuşma esnasında cürüm ve hatalarını itiraf ile beraber azarlanma infak halinden kurtarmak için Allah Gafur'dur diyen birtakım laubaliler muhakkak bilsinler ki kendilerini aldatmış olurlar. Zira ayeti kerimede, şüphesiz ben tövbe edeni bağışlarım, buyurmuştur. Yasak ve günahlarda ısrar edenler hakkında böyle bir müjde sadır olması şöyle dursun, aksine Kuran-ı Celil hükmüyle, ey benim kullarım, şeytan sizi benim af ve mağfiretimle iğfal etmesin, aldatmasın.
İmam-ı Gazali Efendimizin burada bir sözünü almış İsadimir Hazretleri. Diyor ki, Allah racihtır, rızık verecektir deyip de diyor yatıyor musunuz? Çalışıyorsunuz. Aynen onun gibi diyor Allah Gafur'dur, Rahim'dir derken diyor af için kendimizi Rabbımızın istediği şekle büründürmemiz gerekir diye ifade ediyor. Şimdi efendim zikir yapacağız da dediğimize dikkat edilirse iyi olur. Böyle lambaları söndürmeyelim. Böyle ahetli söylüyoruz ya, la ilahe illallah, bunu bırakalım, bunu bırakalım. Bir de kalbinden kimse bize karşı bir şey geçirmesin. Geçiriyorsa buraya gelsin. Şeyden, sohbetten sonra efendim desin, benim bir sıkıntım var sana karşı desin, benim sıkıntılanıyorum şimdi. Bir Ercişe gittim, ya bunu yapmasın kimse ya. Varsa söylesin Ebru ama. Eliz işte birisine dedim ki oğlum senin kalbinden bir şeyler geçiyorum, söyle. Yok dedim. İkinci sene vardım. Gene dedim kalbin durmuyor.
Ayrı görüşelim. Görüştük. Dedi ki ben sana inanmıyorum dedi. Ulan bunu desene Sema'ya güzelce. Ben dedi bir kere seni kabul etmiyorum dedi. Evet, güzel. Bunun dediğine çok şükür içinde gizlemediğine. Efendimiz de bunu bilirmiş ki dedi ki oğlum dedi, bizi de neyse layık olmadığın bir söz söyledi. Değil mi? Onu bilirmiş. Bundan çok sıkıntılanıyorum, kusura bakmayın. Deyin bak burada odada oturacağım, gelin güzeldir, bundan hiç bak sıkıntılanma. Geçirmem, kalpten ben, yoruluyorum yani bunlara. Efendimiz dedik, a, şu kalpten geçenleri bilmesin. Bildiğimden değil de hissediyorum işte bile, gelmiyor. Ya benim hiçbir şeyim yok yani. Efendimize emrettiği için buradayım yoksa ben layık olduğumdan değil kardeş, Emrettiği için. Yani o zaman bu görev ne olacak, bu vazifen ne olacak? Yürümesi lazım bu vazifenin.
Alela Usul dost Bizim efendilerimizden biri varmış Hasbidullah İhvanın hiç kusurunu demezmiş Onun yerine çekilirmiş bir yere ağlarmış Ağlar, ağalar O da düzelirmiş İnşallah dikkat edin riayet edelim! Şimdi şey yapmayalım, lambaları şakırmayalım. Bulunduğunuz yerde süphanallah der gibi, mesela tevhid okuyacağız ya, herkes süphanallah der gibi ben zaten çekeceğim burada inşallah. Yetmiş tevhidimiz var. Ben onu çekerim. Ondan sonra nihayet veririz. Siz kendi kendinize, Allah derken de içimizden diyelim böyle sallanmanı da yapmayalım. Olur mu? Böyle yapalım ki tatil etmeyelim. Hiç sevmem, sevmeyiz biz tatili. Efendim hastaneye gittiler. Hastanede emin olun dergah gibi hizmet etti. Gelenlere sohbetler, buluşup. Hele bir tip geldi, sakallılardı. Oğlum dedi, sakallarınız güzel de yüzlerinizde hiç nur yok dedi onlara. Çıkıp gelmişler. Meğer onlar cuma namazını kılmazlarmış.
Gayri anlattı efendim, bak cuma namazı geçirmeyin de. Çok şükür, Efendimize de itimatlar var. Şeyde, böyle rahatsız olduğu günler çoktur, herhalde kriz geçirmiş efendim, bayağı bir kriz. Yine sohbetini terk etmedi, konuşmasını, görüşmesini, bak buraya battaniyenin arasında geldiğini biliyorum. Çok rahatsızdı o zaman. Oturdu böyle, en sonunda bir dua ettim, bırakmadı. Allah'ımız ona öyle bir görev vermiş ki Böyle bir, kudsi bir görevi var efendimizin. Bir zamanın kutbu aynı zamanda. Aleyhisselatu Vesselam efendimizin velayet ölçüsü içerisinde görevini yerine getiriyor. Onun için hiç düşünmezler kendilerini. Yeter ki bu ümmeti Muhammed kurtulsun. Yeter ki onlar huzur bulsun. Mesela bir ara böyle bir genç taifesiydi İstanbul'dan gelmişler. Efendimiz dedi ki ölmek istemiyorum.
Şu dedi, gençlere hizmet etmek için dedi, şunları Allah'ımızın yoluna giydirmek için dedi, Allah'ımızdan dedi, hayat istiyorum. Dedi. Böyle çıkmıyor mu? Şeyde efendimizin çok güzel bir hadis-i şerifi var sallallahu aleyhi ve sellem. Benim durumum buyuruyor, aynen şuna benziyor. Ateşi. Yalnız o ateşe de böcekler çok geliyor. Böcekler geliyor. Başında oturan da kanatlarından tutup çekiyor. Aleyhissalatu Vesselam Efendimiz misalle veriyor bunu. Ben buyuruyor sizin eteklerinizden çekiyorum, aman ateşe düşmesinler diye Allah'ımızın emrini bildiriyorum. Zaten mübarek sözleri vahiy edip, siz yine kendinizi ateşe atıyorsunuz diye çırpınurlar. Bir ara Sami Efendimiz böyle görüşmüş ondan sonra mübarek başlarında bir ağrı hasıl olmuş. Tabii doktora müracaat etmişler.
Doktor anlamış hastalığı, yanındakilere demiş ki eğer bu hastalık bir başkasında olsun başında şiddetli bir ağrı oluşmuş bir cinni teala. Bir demiş şu duvara vurur, bir de bu duvara vurur. Sohbetleri bırakmazmış. Şeyde gördüm, Erenköy'de gördüm. Mustafa Alem der diye bizzat verdi onun evinde. Sohbet buyuruyor. Allah Allah. Irmaklar gibi akıl. Irmaklar gibi akıl. Böyle engellemek istiyorlar şey yapmıyor, devam ediyor. Çünkü sevgili kardeşlerim bu bir vaize benzemez. Bir diye bir sohbet eden kimseye benzemez. O oturduğu zaman oturduğunda bütün ricalü'l Gayb etrafında göz görmez, o ayrı. Bütün manevi erkanla oturuyor. Ondan dolayı çok tatlı olur, onun huzurları, müstesna olur. Tabii bunları gizlenirler, söylemezler ama ehline söyler. Onlarla konuşurlar, görüşürler, ifade ederler fakat bir yere gelince tutarlar. Böyle sizin gibi bir cemaat geldi, onu unutma.
Efendimiz konuşacaktı, hep manevi şeylerden konuşacaktı. O anda bir şey hissediverdi anında. Efendimizin vekili sallallahu aleyhi ve sellem aklen de kamil. Fehmen de kamil. Ferasetiyle de kamil. Anlayışıyla, idrakiyle, her şeyiyle donatılmış ve düzeltilmiş. Yani bütün görevlileri var onun, manevi görevlileri var. Gelen şeyi istedi, bizden üç bin Türk İslam müellifini, Abdullah Teberrioğlu'nun, oradan mezhep imamlarının durumlarını anlattı, mezhepleri anlattı, Şia'yı anlattı. İşte Şia'nın dört mezhebin dışında olanların cehennem denmez de yani küfür damgası hiç vurulamaz. Yalnız fasık denir. Büyük günah sahibi denir. Mutezile gibi, mürcie gibi, müşebbihe gibi. Böyle onlar bileceksiniz yani. Bunu, ihvanınız bilirler. İnşallah gayret edelim. Bu şöyle olacak, her zaman dediğimizde yine diyelim. Böyle bir programlı bir hayatımız olursa çok şey öğreniriz.
Böyle dinimizin emirlerini, nelerin diyanetin pek incelememiz olmalı ama o ilmihal kitabını güzel diyorlar. O da güzel. Diğerleri de ehli sünnet vel cemaat görüşü üzere olanlara istifade ederiz. Peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz aziz latifat münevver mutahhalü celle ruh ulvilerine ehline ashabına peygamberanizan ve piran nizam ve bütün geçmişlerimizin mümin ve müminati ervahına bir Fatiha Çerkez-i Şerif Bu atma hac çeken da şey var sıralama var malum Yirmi beş istiğfar, aradaki dualarımız var. Bunun yanında yetmiş tevhid, yüzde lafzai celal, böyle yapılır zaten.
Akıl baliğ olduğumuzdan bu zamana kadar bilerek ve bilmeyerek yapmış olduğumuz cümle hatalarımıza şu mübarek cuma gecesinde, hayırlı insanların da arasında, affımızı Rabbımızdan talep ederek, aynen güneşin deyip de güneşin hararetiyle karın ve buzun eridiği gibi, günahlarımızın istiğfarla Rabbımızdan af ve mağfiretini talep ederek erimesini, yok olmasını dileyerek buyurun. Fatiha-i Şerhi Efendimiz. Salavatı şerîde. Allah'ım ve sellem'l-Esved. Tefekkür-ü mevt. Aynen dediğimiz gibi kendi kendimize la ilahe illallah deriz. La ilahe illallah muhammedun Resulullah Sadigu'l vad dil emin. Rabbi Zülcelal'imize layık olmasa bile Kuran-ı Hakk'ı çok çok zikredin anına uyuluyor.
Onun emirlerini, onun yasaklarını düşünerek emirlerine uyup yasaklarından kaçırarak semavat ve arzın halıkı, her şeyin yaratıcısı, yarattığının bütün rızkını veren Mevla ice'l-celal'imiz hayat veren, her türlü nimetleri bahşeden halıkımıza. Boynumuzu bükerek, acziyetimizi ifade ederek. Ya Rab, biz senin kapına geldik, af diliyoruz diyerek bağışlanmamızı isteyerek mübarek günde buyurun Allah Ya Rabbel alemin, içimizdeki nefis ve şeytanın şerrinden bizleri muhafaza eyle. Nefs-i emmareye bizi kaptırma yararım. Nefsimizi, nefsi emmar eden haline sen getir ya Rabbi. Nefsimizin mertebelerini geçmemi nasip eyle. Ya Rabbel alemin yarın ahiretteki halimiz nefsimizin mertebesine göre tespit edilecek. Bizi emmarede bırakmaya. Amin. Ya Rabbel alemin bizzat kitap buyurduğun ashabına ya diye hitabına mazhar olan kullardan eyle ya Rabbi. Kullarım dediğim kimselerden eyle ya Rabbi.
Salih kullarımın içerisine gir ve cennete dahil olun diye buyurduğu ikramı bizlere de lütfeyle ya Rabbi. İhsan eyle ya Rabbi. Şeytanı layığına bizi uydurma ya Rabbi. Onların adımlarına bizi uydurma ya Rabbi. Şeytanı laini gönlümüze girdirme ya Rabbi. Kanda, kan damarda kanın devrettiği gibi dolaşan melvunun içimize girdirme ya Rabbi. Semtimize de uğratma ya Rabbi. Ve avuzi besmeleyi tam manasıyla okuyup isyandan kaçarak, kötülüklerden kaçınarak, Rabbimizin ismi ilahisine Allah lafzai celaline Rahman ve Rahim isimlerine sığınarak onu etrafımızda kılma ya Rabbi. Evimize de girdirme. Çoluk ve çocuğumuzu da onunla mahvı perişan etme ya Rabbi. Memleketimiz de onun şerrinden sen koru ya Rabbi. Ya Rabbel Alemin nasıl ki işte bu şerlerden muhafaza olmayı senden dilerken, dıştaki mel'unlardan da bizi muhafaza eyle. İnsanlardan ve cinlerden şeytan vardır buyruluyor.
İnsi olanlardan da muhafaza eyle ya Rabbi. Sen koru ya Rabbi. Fikrimizi, gönlümüzü onlarla bozdurmaya Rabbi. Bizim beynimizi bozdurmaya Rabbi. Beynimiz senin yüce kudretini düşünecek hale gelsin yarabbim. Senin yüce kudretini düşünmek suretiyle sana muhabbet bize lütfeyle yarabbim. Ya rabbel alemin. İnsan şeytanlarının hile ve hut'alarıyla memleketimizi perişan etme ya Rabbi. Ülkemiz için kurmuş olduğu tuzakları ayaklarına dolaştır ya Rabbi. Hayırlı kimseler hürmetine ya Rabbi. Elbette ki hayırlı kimseler ricalul gayip güçler, yediler, kırklar mevcuttur. Onların sana seherdeki yalvarış ve yakarışları hürmetine onların oyununa getirme ya Rabbi. Müslümanları bölük pörçük etme Ya Rabbi. İhtilaf verme Ya Rabbi. Tevhide ulaştır Ya Rabbi. Efendimizin evlatlarının gönlünü birbirlerine muhabbetli kıl Ya Rabbi. En geride bir evladı olarak bizi de onların içerisinde hayırlı zümrenin kıl ya Rabbi.
Ayırma ya Rabbi. İhvanımızı birbirlerine muhabbetli eyle ya Rabbi. Aşkullah, şevkullah, muhabbetullah, ihsan eyle ya Rabbi. Ülkemiz içerisinde birbirimizi bizi birbirimizden ayırmak isteyenlere fırsat verme. Dıştan kurulan hile ve tuzaklarla ülkemizi perişan etme ya Rabbi. Ordumuzu güçlü ve kuvvetli eyle ya Rabbi. Melekler ordunla sen destekle ya Rabbi. Üç bin ve beş bin melaike I kiramla nasıl bedilde yardım etmişsin. Diğer muharebelerde de müminlere yardım etmişsen. Senin dinine yardım edenlere, senin emri ilahiyane uyanlara, habibin emrine uyanlara, nasıl ki sen yardımda bulunmuşsan bizi de habibin sünneti seniyyesiyle müteseninin ahlakı Kuran ile ahlaklanmak suretiyle bizlere de yardım eyle ya Rabbi. Bu yardımınla bizi istikamet üzere hareket etmeye muvaffak eyle ya Rabbi. Basiretimizi aç ya Rabbi.
Lütuf ve ihsanınla yardımınla iç gözlerimizi aç Hakkı batıldan ayırabilecek bize bir sezgi lütfeyle Ya Rabbi. Anlayış ve tefekkür lütfeyle Ya Rabbi. Ya Rabbel alemin yardımınla hikmet konuşmayı bize nasip eyle. Hikmetli sözleri dinleyip hikmetli sözler etmeye bizleri muvaffak eyle. Ya Rabbel Alemin Kuran-ı Azimüşşan'ın ayat-ı ilahiyesini hikmetle dinlemeyi, hikmetle esrarına ermeyi bize nasip eyle ya. Amin. Ya Rabbel alemin Bizlere sana vasıl olma güzelliğini lütfeyle ya Rabbi. Vasıl olacak ahlakı bize lütfeyle ya Rabbi'l Alemin. Ya Rabbi'l Alemin ikinci bir hayatımız olmadığını biliyoruz. Şu kalan ömrümüzü emri ilahiyyene uygun bir şekilde geçirmeye muvaffak eyle ya. Şu hayatımızı sünneti seniyye ile geçirmeye muvaffak eyle ya. Evliyaullahın edebiyle, erkanıyla, ahlakıyla geçirmeye muvaffak eyle ya Rabbi. Azalarımızı niçin yaratmışsan o şekilde kullanmaya muvaffak eyle ya Rabbi.
Ya rabbel alemin bildiğimizle amel etmek suretiyle bilmediğimizi bizlere malum eyle Ya Rabbi. Aslında hiç şüphesi bu vehbi bir ilimdir, ledünni bir ilimdir, ledünni bir ilimle senin hakikatlerini bize göster ya Rabbi. Eşyanın hakikatini bize göster ya Rabbi. Semavatın sözünü, arzın sözünü, eşyanın ne demek istediğini bizlere de duyurmak suretiyle bizi insani kamil sınıfına getirir Ya Rabbi. Hayvaniyetten insaniyete geçir Ya Rabbi. Direk öyle zikir olmuyor mu, Ahmet Efendim? Oluyor yani. Niye geldi mi? Akşam ya stilet yapıyor. Tamam boş bırakmayın. Sami, benim de sorulmuş da, şu duvarları okuyalım men edeyim. Hatmi hacegen buyurmuş. Aman yaparız. Çok güzel esasları koymuşlar çocuk.