Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahuüsraü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. Kıymetli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Kaddesallahu Sirrahü'l-Aziz'in Bakara Suresi tefsirine inşallah devam ediyoruz. Yüz altmış dördüncü ayeti kerimede kalmıştık, inşallah kaldığımız yerden sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
Muhakkak ki göklerin ve yerin yaratılışında, geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara fayda vermek uğruna yararlı şeyleri denizde akarak taşıyan gemilerde Allah'ın semadan indirerek yeryüzünü ölümden sonra dirilttiği suda, depremden her hayvanı orada üretip yaymasında, gökle yer arasında musahhar kılınan rüzgarları ve bulutları evirip çevirmesinde akledip düşünen bir topluluk için nice ayetler ibretler vardır. İnsanlar içinde Allah'tan gayrısını ona denk tutan kimseler de vardır ki onlara yalnız Allah'ın layık olduğu bir sevgi gibi sevgi beslerler. İman edenlerse her şeyden ve herkesten fazla veren sarsılmaz şekilde Allah'ı severler. Allah'a eş tutarak zulmedenler azabı görecekleri zaman bütün kuvvet ve kudretin hakikaten Allah'ın olduğunu ve Allah'ın pek çetin bir azabı bulunduğunu ah bilselerdi.
O zaman kendilerine tabi olunanlar kendilerine tabi olanlardan hızla uzaklaşmışlardır. Hepsi o azabı görmüşlerdir. Aralarındaki bağlar da parçalanıp kopmuştur ve tabi olanlar şöyle demişlerdir. Bizim için dünyaya ah bir dönüş olsaydı da bugün onlar bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık. Böylece Allah onlara bütün yaptıklarını hasret ve nedametler halinde kendilerine gösterecektir ve onlar cehennemden çıkacak da değillerdir. Sütdi demiştir ki kıyamet gününde bu ehli küfre ve ehli nifaka cennet gösterilir ve kendilerine denilir ki eğer Allah'a itaat etmiş olsaydınız işte şuralar sizindi. Onlar cennetten zayi ettikleri, kaybettikleri yerlerini görünce hasret ve nedametle dövünmeye başlarlar. Fakat ne kadar hasret ve nedamet ederlerse etsinler ateşten çıkacak değillerdir. Ehli cehennem ateşe sevk olunurlar.
Hiçbir uzuvları müstesna olmamak üzere azap onları kaplar, bir yandan yılan ve akrepler hücum ederken, bir yandan melekler vururlar. Melekten darbe yediği zaman kırk günlük yol kadar derine gider. Sonra tutuşan alev onu yükseltir. Melek ona tekrar vurup aşağıya yuvarlar. Ayet-i celilede Ayetlerimizi inkarla kafir olanları ateşe yaslayacağız. Derileri piştikçe ashabı devamlı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Şüphesiz ki Allah her şeye mutlak galiptir, her işinde mutlak hüküm ve hikmet sahibidir. Susayan su isteyecek fakat kaynar su verilecek. İçmek üzere ağzına yaklaştırdığı vakit yüzü yanıp düşecek. Güçlükle birkaç yudum aldıktan sonra dişleri dökülecek. Sonra ağzı pişecek. Sonra bağırsakları parçalanacak. Sonra tekrar derisi yanıp dökülecek. Ateş içinde bu şekilde azapları devam edecek. Ölemeyecekler, tekrar eski hayatlarına kavuşamayacaklar ve oradan çıkarılmayacaklar.
Ey insanlar yerdeki şeylerden helal ve temiz olmak şartıyla yiyin. Şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size hakikaten apaçık bir düşmandır. O size ancak kötülüğü, hayasızlığı ve bilmediğiniz şeyleri Allah'a iftira etmeyi emreder. Onlara Allah'ın indirdiğine uyun denildiği zaman onlar hayır biz atalarımızı üzerinde bulunduğumuz şeye tabi oluruz derler. Ya ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler idiyseler? O küfredenlerin hali bağırıp çağırıştan başka bir şey duymayan hayvanlara bağıran haykıranın haline benzer. Onlar bir sürü sağırlar, dilsizler ve körlerdir. İşte onlar bir şey anlamazlar. Ey iman edenler, size rızık olarak verdiğimiz şeylerin helal olarak en temiz olanlarından yiyin. Allah'a şükredin. Eğer hakikaten O'na kulluk ediyorsanız. O size ölüyü kendi kendine ölen murdar hayvanı, kanı, domuz etini, bir de Allah'tan başkası için kesiliri kati surette haram kıldı.
Fakat kim bunlardan yemeye mustar kalırsa daha fazlasını istememek ve haddi aşmamak yani ölmeyecek miktarı geçmemek şartıyla ona bir günah yoktur. Şüphesiz ki Allah çok mağfiret edendir, kullarını esirgeyendir. Allah'ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip de onunla az bir kıymeti satın alanlar yok mu? İşte onlar karınlarını ateşten başka bir şey yemiş olmazlar. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmaz, onları temize de çıkarmaz. Onlar için pek acıklı bir azap da vardır. Onlar doğru yola mukabil sapıklığı, mağfirete mukabil de azabı satın almış kimselerdir. Ateşe karşı da ne kadarlı sabırlı imişler. Bunun sebebi şudur çünkü Allah muhakkak ki kitabı hak olarak indirmiştir. O kitapta ihtilafa düşenler elbette Hak'tan uzak bir ayrılık, karışıklık içindedirler. O müşriklere Allah'ın indirdiklerine tabi olun dendiğinde hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye tabi oluruz derler.
Şayet ataları hiçbir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamıyorlarsa da mı? Kıymetli dinecrem bu ayet kötü ecdada bakmamaya işaret ettiği gibi heva ve hevesine uyan hak yoldan hiçbir şey bilmeyen dünya sevgisi çölünde yolunu kaybetmiş, ilim ehlinden olmadıkları halde alim olduklarını iddia eden bidat sahibi kişilere tabi olmayı da reddetmektedir. Zahirde alim gözükseler bile bu ilmi mal ve mansıp kazanmak için vasıta yaparlar. Gerçek hak yoluna girmek isteyenlerin yollarını keserler. Allahutaala semavi kitapların birinde şöyle buyurmaktadır. Dünya sevgisi kendisini sarhoş etmiş alimi hiç sormayın. Onlar bana gelmek isteyen kullarımın yolunu kesmektedirler. O halde onlardan kim Hak Caddesi ve şeriat yolundaysa ve aynı zamanda tarikat makamlarına süluk bilgisine sahipse onlara uymak caizdir. Çünkü bunlar hakikat alemine yol bulmuş kimselerdir.
Babadan oğula intikal ederek şeyhlik iddia eden ve doğru yolu bulma hazzına erememiş kimseler iktidar edilmeye layık değillerdir. Salim akıl sahibi bir mümine yaraşan dünya ziynetine kapılmayıp ondan ancak helal ve tayyib yani haramdan uzak ve temiz olanını tedarik etmeye çalışmalıdır. Hasan-ı Basri der ki helal ve tayyib demek kıyamet gününde bir suale maruz bırakmayacak rızık demektir. İşte mümine gereken budur. Hadisi şerifte Allah tayyiptir ancak tayyip olanı kabul eder buyurmuştur. İlim ve hikmet ancak helal lokmadan zuhur eder. Aşk ve kalp rikkati ancak helal lokmadan husule gelir. Yersiz kasap haramlara meyil, mübahlara düşkünlük de haram ve şüpheli lokmalardan zuhura gelir. Hülasa olarak lokma helal ve tayyib ise salih amel, helal ve tayyib değilse fasit amel zuhura gelir. Cenabı Hak ayet-i celilede ey resuller tayyib şeylerden yiyin ve salih amel işleyin buyurmuştur.
Tayyip demek haram şüphesi bulunmayan demektir Hazreti Nevişler. Hadis-i şerifte buyurulmuştur ki kim dünyadayken bir müminin ayıbını örterse Allah da kıyamette onun ayıbını gizler. Rivayet edilir ki Hazreti İsa havarileriyle birlikte fena bir şekilde kopmuş bir köpeğin yanından geçerler. Havariler bu cife ne kadar da kopmuş derler. Bunun üzerine Hazreti İsa Aleyhisselam dişlerinin beyazlığı ne kadar da güzel diye cevap verir. Hazreti İsa'nın bu cevabı her şeyin mutlaka iyi bir tarafının bulunabileceğini ve bu iyi yanıyla zikredilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurmuştur ki cihadın en faziletlisi zalim sultanın yanında hakkı söylemektir. Zalim sultanın yanında hakkı söylemek cihadın en faziletlisi kabul edildi. Zira hüccet ve delille cihat en büyük cihattır. Kılıç ve okla cihatsa küçük cihattır. Hakkı gizlemenin sebebi dünya sevgisidir.
Dünya sevgisi ise bütün hataların başıdır sevgili dinleyiciler. Evet, Mahmut Sami Ramazanoğlu Gadde Salliü Sirrahü'l aziz Bakara Suresi tefsirinde bu açıklamalarda bulunuyor. Bu şekilde bizlere tavsiyelerde bulunuyor kıymetli dostlarımız. İnşallah bir sonraki bölümümüzde sizlere yüz yetmiş yedinci ayet I kerimeden itibaren yine aynı eserden aktarmaya devam edeceğim Allah izin verirse. Sultanü'l-Arif'in merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's- Sırrahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici.