Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici. Derdini işlerimiz, İhsan Mektebi programmışsın. Bugünkü bölümünde inşallah sizlerle Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahü Sirrahü'l Asis'in Musahabe isimli eserinin altıncı cildindeki sohbetlerini paylaşmaya çalışacağım. Mürşid, zikir ve rabıta konularının esas alındığı bu sohbetlerle inşallah kalplerimizin Cenab-ı Hakk'a ram olması umut ve niyazıyla ilk sohbete başlıyoruz. İLK KONUŞUZ HAZRET-İ Ademin YARATILIŞI.
Hadis-i kutsi de buyurulmuştur ki: Adem'in hilkat toprağını kırk sabah yani kırk gün ki bugünlerden her biri dünya senelerinden bin seneye muadildir, elimle mayaladım denilmekte. Sonra o salsal yani kuru çamur oluncaya kadar kırk sene kendi haline bırakıldı. Bu sağlam çamur pişirilmiş çömlek gibi oldu. Onun üzerine otuz dokuz sene hüzün yağmuru yağdı. Bir yılda sevinç yağmuru yağdı. Bunun için Ademoğlunun hüznü sevincinden çoktur. Ne var ki hüznünü takiben hemen ferah ve sevinç gelir. Nitekim her başın bir sonu vardır. Her zorlukla beraber bir kolaylık mevcuttur. Melaike-i kiram Adem'in vücudunun yanına uğruyorlar ve onun suretinin güzelliği ile boyunun uzunluğunu gördükçe şaşırıyorlardı. Çünkü onun boyu Allahu alem beş yüz zira idi. Adem'in yanına İblis de gelip onu gördü. Eliyle ona vurup göz boşluğuna girdi ve arka tarafından çıktı.
Yanında bulunan melek arkadaşlarına bunun içi boş yaratılmış dedi. Sonra tekrar onlara Cenab-ı Hak bunu sizden üstün kılarsa ne yapmayı düşünüyorsunuz diye sordu. Melekler de Biz Rabbimizin emrine itaat ederiz dediler. Bunun üzerine İblis kendi kendine eğer Allah onu benden üstün kılacak olursa ben itaat etmem. Ben ondan üstün kılınacak olursam onu helak ederim dedi ve ağzında biriktirdiği tükürüğüyle Adem'in cesedine tükürdü. İblis-i Lainin tükürüğü Adem Aleyhisselam'ın göbek bölgesine düştü. Cenabı Allah Cebrail'e emretti. İblis'in tükürüğünü Adem'in karnından parmağınla temizle. Cebrail de Adem'in göbeğini İblis'in tükürüğünden temizledi. Adem'in göbeği, Cebrail'in parmağıyla oyulduğundan çukur kaldı. Allahü teala Adem'in göbeğinden oyulup çıkarılan çamurdan köpeği yarattı. Bu yüzden köpeğin üç hasleti vardır.
Birincisi Adem'in toprağından yaratılmış olmasından dolayı insanlarla ünsiyet eder. İkincisi Cebrail'in parmağının toprağına dokunmuş olmasından dolayı geceleri az buyur. Üçüncüsü İblis-i lainin tükürüğünden yaratılmış olduğundan dolayı da insanları ve diğer varlıkları kendisine hıyanet etmeseler bile ısırır, onlara eziyet eder. Adem cennetten yeryüzüne indirildiği zaman Hindistan'da Serendib Dağı'na bırakıldı. Bu yüzden burasının ağaçları güzel kokuludur. O ağaçlardaki güzel koku ve onlarda bulunan deva kabiliyeti cennet kokusu sayesindedir. Adem aleyhisselamın arza iniş yeri Hindistan'da yüksek bir dağıdır ki araştırmacılar günlerce uzak mesafeden bu dağı ve Adem Aleyhisselam'ın bir taşın üzerindeki ayak izini görürler. Bu dağ geceleri bulutsuz, şimşek parıltısı gibi görünür ve buraya Adem'in iki ayağını yıkayacak şekilde her gece yağmur yağarmış.
Bu dağın zirvesi yeryüzündeki dağların gökyüzüne en yakın olan tepesidir. İbn-i Abbas Radıyallahu Anh diyor ki: Adem ve Havva cennet nimetlerini ellerinden kaçırmış olmaktan dolayı iki yüz sene ağladılar ve kırk gün ne yediler ne de içtiler. Adem'le Havva yüz sene geçmeden buluşamadılar. Adem aleyhisselam dünya yüzüne indirildikten sonra üç yüz sene Allahü tealadan utancından başını gökyüzüne kaldırmadan durdu. Davud Aleyhisselam ile yeryüzünün diğer halkının gözyaşları toplansaydı Adem'in gözyaşları onlardan daha fazla olurdu denilmiştir. Adem Aleyhisselam ziraatle iştigal ederdi. Nuh aleyhisselam marangoz, İdris aleyhisselam terzi, Salih aleyhisselam ticaret ehli, Davut aleyhisselam demirşiydi. Süleyman aleyhisselam saltanat devresinde zembil imal eder ve onun ücretiyle geçinir, asla hazineden para almazdı. Musa ve Şuayb Aleyhisselam ise çobanlık yaparlardı.
Cenabı hak Adem Aleyhisselam'ı yaratmayı murat ettiği zaman arza ilham etti ki ben senin toprağından kendime halife yaratacağım ve onlardan itaat edenleri cennete, isyan edenleri cehenneme ideal edeceğim, sokacağım dedi. Arz cevaben dedi ki: Ya Rabbi, benden cehenneme gidecek bir mahluk mu yaratacaksın? Cenab-ı Hak da Evet buyurdu. Bunun üzerine yeryüzü ağladı ve Ondan kıyamete kadar akacak pınarlar fışkırdı. Cenabı hak Cebrail aleyhisselamı arzın siyahından, beyazından, kırmızısından, iyisinden ve kötüsünden birer avuç toprak alıp getirmek üzere gönderdi. Cebrail aleyhisselam bunları almak için yeryüzüne gelince yeryüzü dedi ki seni gönderene andolsun ki benden hiçbir şey alamazsın. Cebrail yeryüzünden toprak alamadan geri yerine döndü ve Cenabı Hakka Ya Rabbi, Arz senin yüce ismine yeminle bana toprak vermek istemeyince ben de ona yönelemedim dedi.
Cenabı hak bu sefer Mikail'i gönderdi. Yeryüzü Cebrail'e söylediğini ona söyleyince o da döndü geldi. Sonra İsrafil'i gönderdi. Yeryüzü ona da Cebrail ve Mikail'e söylediğini tekrarladı. Cenabı hak bunun üzerine ölüm meleği olarak bilinen Azrail'i gönderdi. Yeryüzü ona Bugün benden alacağın ve yarın cehenneme nasip olacak bir avuç topraktan seni bana gönderen Allah'ın izzetine sığınırım dedi. Azrail buna cevaben: Ben de Rabbimin emrine karşı gelmekten yine onun izzetine sığınırım dedi ve yeryüzünün bir bölümünden kırk zira miktarı toprak aldı. Sonra da semaya yükseldi. Allahü Teala: Arz sana yalvarıp yakardığı zaman neden ona merhamet göstermedin? Dedi. Azrail de senin emrine uymayı ona uymaktan daha layık gördüm dedi. Bunun üzerine Allahu Teala Ademoğullarının ruhlarını kavzetmeye desen daha layıksın buyurdu. Adem aleyhisselam arzdan yaratıldığından Adem diye isimlendirilmiştir.
Adem'in ömrü dokuz yüz doksan yedi senedir. Bilesin ki Allahü Teala Adem Aleyhisselam'ı anasız babasız yarattı. Havva'yı anasız babadan, İsa'yı ise babasız anadan yarattığı halde Adem evladını ana ve baba vasıtasıyla yaratmaktadır. Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımıza Mahmut Sami Ramazanoğlu GaddeSallallahu Sirrahü'l azizin Musahabe isimli eserinin altıncı cildinden Tevhid ve tasavvuf konulu sohbetiyle devam ediyoruz. Lisanen ikrar ve kalben tasdik ile İslam'ı tesis eden iki cümleyi şerifedir. İslam'ın etemmi yani tamamı Muhammedün Rasulullah ise mütemmimidir, tamamlayıcısıdır. La ilahe illallah ikrar-ı vahdettir, birliğin ikrarıdır. Muhammedün Rasulullah tasdik-i risalettir, risaleti tasdiktir, onaylamaktır. Onun içindir ki ariflerin sohbeti aynı ibadet ve hep tevhitdir. İbadetin ha kendisidir.
Bu makam velilerin hali olup kesret aleminde, çokluk aleminde vahdet müşahede eden evliya-i muhakkıkîn o sermedi zevki söze sığdırmak tarif etmek için hususi bir lisan ile konuşmuşlardır ki onun adına tasavvuf denir. TASAVUF MENŞE-İ ADABI ERKAN-I ŞİRİAT'tır. Yani şeriatın rükünlerinin edep kaynağıdır. Tasavvuf Allah'a fark-ı Muhammed ve terki davadır. Yani Allah'a aşırı muhabbet muhabbetin en ilerisi ve benlik davasını terk etmektir. Tasavvuf kimya-yı feyz-i iksir-i hakikattir. Hakikat iksirinin feyzinin aslıdır, özüdür. Tasavvuf zikri daimidir, sürekli bir zikirdir, huruci masivallahtır, Allah'tan başkasını terk etmektir. Tasavvuf garkayı bahri şuhudi rabbi izzettir. Yani Allah Azze ve Celle'yi müşahede denizine dalmaktır. Tasavvuf zat-ı ef'ali sıfatı hakkı bilmektir. Yani Allah Azze ve Celle'nin sıfat ve fiillerini ve zatını bilmektir.
Tasavvuf, terki kesret, çokluğu terk etmek kemal-i mahz-ı rahmettir. Sırf rahmetin, bizatihi rahmetin en mükemmelidir. Tasavvuf maşrık-ı dilden doğan şems-i hakaik'tır. Yani gönül doğusundan doğan hakikat güneşidir. Tasavvuf hayretefsayı tavaf-ı Kabe-i dildir. Yani gönül Kabe'sini tavaf etmektir. Tasavvuf, şemsi taban, bedri kamer, nuru hikmet, cezbeyi ismet, makamı hayret, kemal-i rü'yettir. Hulasa tasavvuf terki terktir. Hasılı terki niyettir ve fesinii niyettir. O kadar özlü, o kadar veciz ifadelerle tarif edilmiş ki gerçekten günümüz Türkçesine tercüme ederken dahi aşırı şekilde zorlandığımız ve zorlanmaktan da öte. Tam manasıyla ifade etmekten aciz kaldığımız muhteşem ifadeler değinmek. Evet. En son cümleyi tekrar ederek bugünkü programlısı bitirmek istiyorum. Hulasa, tasavvuf, terki terktir, terki niyettir ve teslimiyettir.
İnşallah bir sonraki ihsan mektebi programımızda yine Mahmud Sami Ramazanoğlu KuddeSallallahu Sirrahü'l azizin Musahabe isimli eserinin altıncı cildindeki sohbetlerle devam edeceğiz sevgili Müjde. Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahu Sırakü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici.