Tasavvuf ve İbadet Yoluyla Ruh Arınması ve… | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Tasavvuf ve İbadet Yoluyla Ruh Arınması ve Manevi Terakki
Tasavvuf ve İbadet Yoluyla Ruh Arınması ve Manevi Terakki kaydında Bu mübarek veliyi araştırdım. Gerçekten bir ilim sahibi. Müstesna bir ilmin sahibi. Birkaç hayatından gösterirdim. Allahu Teala'nın sevgili kullarının en büyüklerinden. Dünya ile ilgisi yoktu, hep ibadet eder, günahtan çok korkardı. Hatta öyle bir hali var ki Evliyaullah'ı terbiye etme kabiliyeti varmış. Değil bizim gibi insanlar velileri…
Bu mübarek veliyi araştırdım. Gerçekten bir ilim sahibi. Müstesna bir ilmin sahibi. Birkaç hayatından gösterirdim. Allahu Teala'nın sevgili kullarının en büyüklerinden. Dünya ile ilgisi yoktu, hep ibadet eder, günahtan çok korkardı. Hatta öyle bir hali var ki Evliyaullah'ı terbiye etme kabiliyeti varmış. Değil bizim gibi insanlar velileri de terbiye edecek, onları da yetiştirecek bir evsafa sahip. Ömrü boyunca hep Hızır aleyhisselamı görmeyi arzu eder. İşte bir görsem, onunla bir görüşsem bu efendimiz kabirleri çok ziyaret ediyor. Ölümü hatırlayın diyor. Dünya ile olan muhabbetim gönlümde kalmasın diye. Fakat kabristana gittiğinde bir cüz Kuran-ı Kerim okuyor. Bu gelmiş kabristana bakmış ki yaşlı nur gibi bir zat görünüyor. Nur gibi. Bayağı bir sohbet etmiştir. Kendisine öğüt vermiş, nasihat vermiş.
Ondan sonra demiş ki efendim siz kimsiniz deyince o da, o da ben senin arzu ettiğin Hızır Aleyhisselam olurum. Benimle sohbet edeceğim derken, bugün bir cüz Kuran-ı Kerim okumaktan mahrum kaldın. Hızır aleyhisselam'la sohbet etmenin sonucu bu olunca diğer insanlarla konuşmanın neticesi ne olur buyurdu. Bir incelik ortaya koyuyorlar. Bunun bir oğlu var. Çok sevdiği bir yavrusu varmış. Bu Kuran-ı Kerim olursa Ayet-i celîdeyi oradan gösteririm. Müzzemmil suresinde, Müzemmil suresinde bir Ayet-i Celileyi ona hocası talim ediyor. Bu Ayet-i Celileden çok etkilenmiş, etkilenmiş. Derhal babasına gelmiş ama çok heyecanlı bir şekilde gelmiş. O ayeti celiğine şu, Esriabillah, feteyfe tettebune in kefaltum, yemen yecaul vilde şibe. Gerçekten insanı ürperen bir faydası.
O günün dehşetinden dolayı, o günün dehşetinden dolayı eğer buyuruyor Cenabı Hak dünyada küfrederseniz çocukları ak saçlı ihtiyarlara çevirecek olan bir günde kıyamet gününün şiddet ve azabından kendisini, kendinizi nasıl koruyabilirsiniz? Diyor ki baba ben bu Ayet-i Celilenin karşısında kendimden geçtim diyor. Zaten çocuğun rengi altmış yavrunun. Böyle titrer bir vaziyette. Demek ki, yavruda bir nur var. Her çocukta olmaz bu. Çocuk yaşta, işte çocukları yaşlı bir hale getiren günün dehşet ve şiddeti bildiriliyor. O zaman Ebu Beknül Velrak Hazretleri, diyor ki bu yavru bir ayet-i celile duydu. Bu kadar kendinden geçti. Altı bin altı yüz altmış altı Ayet-i Celileyi okuyorum da ben neden etkilenmiyorum diyor. Bazı hususlar var. Büyüklerimizin hayatında görüyoruz. Mesela, bir horozun ötüşü yerine göre onların istikamet bulmasına sebep oluyor. Diyelim, hamamdan çıkacak, hamamcı para istiyor.
O parayı isteyince diyor ki, bir şeytan evine bak bile para isteyenler de cennete ucuz girilir mi diyor. Böyle beyinleri çalışmış kimseler. Kabe'yi ziyaret için giderken yolda yaşlı bir kadın. Delikanlı sen kimsin diye sordu. Garip bir adamım deyince, anne dedi ki burada şunu ifade etmemiz lazım. Allah'ımız bir kimseye hayır murat ederse ama biz o hayra talip olacağız. O herkesle olmaz. Mesela ne yapacağız? Allah'ım bize kurtuluş lütfen. Şu hayattan kurtulalım bu nefsin hallerinden ruhun kemaline doğru gidelim. Böyle bir arzu, candan olduğu zaman, Mevla'mız yerine göre bir genç yavru, yerine göre bir kadın, yerine göre yaşlı bir pir, hep bunlara yol gösterecek kimseleri hazırlıyor mevlamız. O kadın soruyor, sen kimsin deyince, ben bir garibim. Bakın, annene diyor.
Tasavvuf ve İbadet Yoluyla Ruh Arınması ve Manevi Terakki ne anlatıyor?
Tasavvuf ve İbadet Yoluyla Ruh Arınması ve Manevi Terakki kaydında Bu mübarek veliyi araştırdım. Gerçekten bir ilim sahibi. Müstesna bir ilmin sahibi. Birkaç hayatından gösterirdim. Allahu Teala'nın sevgili kullarının en büyüklerinden. Dünya ile ilgisi yoktu, hep ibadet eder, günahtan çok korkardı. Hatta öyle bir hali var ki Evliyaullah'ı terbiye etme kabiliyeti varmış. Değil bizim gibi insanlar velileri…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 11 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Peygamberlerin Aleyhisselam, yaratılanların serveri olan efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin başına her türlü dert ve bela geldi. Halbuki sen hiçbir kimseye hayırdan başka bir şey vermezsin. Belaya katlanmaya takatim kalmadı. Bulunduğum çaresizlikten beni kurtar diye yalvardı. O esnada Cenabı Hak ona, ona kapılar açıyor Dile bizden dilediğini diyorlar. O da Ya rabbi sen bilirsin ki peygamberlerin ve yaratılanların serveri olan efendimizin başına her türlü dert ve bela geldi. Halbuki sen hiçbir kimseye hayırdan başka bir şey vermezsin. Belaya katlanmaya takatim kalmadı. Bulunduğum çaresizlikten beni kurtar diye yalvardı. Mübarek Veli'nin kabir hali, şuna diyor şahit oldum. Bu bizi elbette düşündürüyor. Ölenlerin diyor, baktım diyor, Ebu Bekir-i Berrak Hazretleri. Çoğu imansız gitti diyor. Müminim dediler diyor, Müslümanım dediler, ama diyor imansız. Bunu ifade ediyorum.
Üzerinde bir elbise varmış, Ebubekir'in ve Irak hazretlerinin. Elbisenin bir tarafında ha yazılı, bir tarafında da mim yazılı. Demişler ki efendim bu nedir? Ha mi? Cevap veriyor. Ha harfini gördüğüm zaman ihlası hatırlıyorum, diyor. Her şeyi Allah için yapmayı hatırlıyorum. Mim harfini gördüğümde de mürüvveti, insanlığı, İslamlığı, iyi olmayı, güzel ahlak sahibi olmayı diyor. Görüyorum, ona göre kendimi bir eğitime tabi tutuyorum, buyuruyor. Allahü teala kulundan sekiz tane özellik ister, buyuruyor. Allahü teala kulundan sekiz tane özellik. Şimdi bunları ifade ederken efendilerimiz kendi mütalaaları, çalışmaları, neleri, bundan değil. Evet, talimleri var. Devrin en büyük muhaddislerinden ders almış. Büyük bir alim. Fakat bu ifadelerinde bizim gördüğümüz Allah'ımızdan nur inerek kalbine düşen ilimden konuşuyorlar. Öyle kitaplardan elinde olmuyor.
Mesela işte şu kitaba bakalım, bu kitaba bakalım. Hayır. Allah'ımızın nur olarak kalbine düşürdüğünden konuşuyorlar. Onun da sonu yok. Yani bir noktaya kadar diyemezsiniz. Allah'ımızın ilmi sonsuz olduğu için bunlar da Cenabı Hak'tan ilim alıyor. Böyle fanilerden neden ilim almıyor? Allah'ımızdan aldığı için o ilmin sonu yok. Bitmiyor. Bundan dolayı bir kısım veliler ilimlerini gizliyorlar, açmıyorlar. Mesela Hace Ubeydullahi Ahrar Hazretleri bana diyor Cenabı Hak huruf-u mukatta deriz. Bazı surelerin başında Ha Mim, ashab edilen. Ha Mim, nun, gaf böyle geçer. Bir esrar açıldı diyor. O bir harfin öyle bir esrarı deri yalar diyor. Sonu yok olun diyor. Yani ucu bucağı yok ama anlatamayız diyor. Anlatırsak diyor bizim hayatımızı ortadan kaldırırlar diyor. Anlayamaz diyor insanlar.
Bayezid Bistami Hazretleri öyle bir söz söyledi ki diyor Allah'ımızdan gelen bir ilimle bizim gibi insanların kursağına diyor sığmadı. Anlayamadılar beş defa memleketinden çıkartmışlar. Halleri bu. Kalbin Allahu tealanın evine hürmet. Yarattıklarına şefkat etmesi. Kalbin Allahu Teala'nın evine hürmet. Çünkü El-Kalbi Beytullah, kalp Allah'ın evidir, buyuruyor. Yarattıklarına da şefkat. Lisanın, dilin, kelime-i tevhid söyleyip yaratıklara yumuşaklıkla muamele etmek. Mesela, kızacak bir hal arz ediyorsa, onun da usulünü bilmek gerekir, diyor. Bedenin ibadet ve saatte bulunup, müminlere yardım etmesi. Huyun, Allahü tealanın hükmüne sabır gösterip yarattıklarına karşı halim ve selim olmaz. Şeytanın insanları yoldan çıkarma taktiğini şöyle anlatıyor. Şeytan diyor, insana birden kafir ol demez diyor. Öyle bir yol bulur ki diyor, onu o noktaya getirir diyor ve bunu anlatıyor.
İlk önce onu böyle mübah dediğimiz zaman yapılmasında günah yok. Mesela uyku. Günah yok bunda. Ama çok uyutur diyor. Uyudukça uykusu gelir. Sonra yemek yemeden de bir günah olmaz ama tatlı olmuştur. Onu da yer, bunu da yer. Canın ne istiyorsan yer. Giyim olarak, arz ettiği her şeyi ona giydirir. İlk anda diyor böyle girerim. Bunda bir günah yoktur. Yemek yemede ne günah olacak? Yedir. Bunun gibi. İlk önce onu mubahlara karşı hırslandırır. O mümin nefsinin helal isteklerine esir düşüncede işini daha da kolaylaştırmak gibi günah işlemeye teşvik eder ve sonunda kafir ol teklifini vesvese yoluyla yapar. Daima senin de olması gereken dört beş şey var. Allah Celle Celalühü. İkincisi seninle diyor beraberdir. Allah'ımız zaten. Ve huve makum enine makuntum Sallallahü Aleyhi ve Sellem. Siz nerede olursanız olun Allah sizinle beraberdir. Her şey onun ilmi dahilinde.
Şimdi, mürcie ve kaderiye diye yanlış görüşler var. Bunlar şu, mesela diyorlar ki bir fiil, bir tavır ortaya gelmedikçe Allah bunu bilmez diyor. Allah'ımız evvelini de bilir ahirini de bilir. Yok diyor. Allah'ın diyor, ilminin dışındadır diyor. Daha evvelini bilemez diyor. Bir iş zuhur ettikten sonraydı. Gelir. Bir de öyle bir görüş ki, mesela Kelime-i Tevhid'i okudu. Gerek yoktu. Tamam diyor. Sen cennettesin. Bunun gibi çok yanlış düşünceler. Halbuki Rabbimiz, şu damarda kanımızın devrini, gözümüzde kipliğin hareketini, her şeyini esalle, inne ma enruhu izza arrade şey en yakul lelahu kül feyku'l. Ol dediği zaman oluyor. Onun ilminin dışında bir şey yok. Nefis. Şeytan, dünya ve halk. Eğer bunlara karşı şu beş şeyi tatbikte muvaffak olursan kurtulursun. Allah'ın emirlerine itaat edip yaptığı her şeyi beğenip razı olmak. Allah'ımızdan demek.
Nefse karşı çıkmak, şeytanı düşman bilmek, dünyadan da sakınmak, halka karşı da böyle şefkatle muamele etmek. O zaman kurtulursunuz çünkü. Gale Ebu Beknil ve Rabgil kalbi sitdetü eşeğe. Buyuruyor ki kalbin altı tane hali var. Hayat ve mevtun, ölüm. Ve sıhhatün, sıhhat. Ve sebam, hastalık. Ve yakalatün, uyanıklık. Ve nevmun, uykudur. Kalbin altı tane hali var. Kurtuluşu nedir? Bunlardan nasıl kurtulacağız biz? Feaya tühu, kalbin hayatı, elhude, hidayete ayırmak. Allah'ımızın yolunda olmak, Celle Celal. Sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimizin yolunda olmak ve onların yolunu bize anlatan sulaha ve ulema-i kiramın izini takip etmek. Ve mevtu kalbin ölümü nedir? Addal lale. Bu da sapkınların yolunda olmak. Nedir? Yehud ve Nasaran. İşte birçok daha görüşler var. Bütün görüşlerin temeli budur. Yahudi ve Nasara. Yahudi ve Hristiyan.
Hep onların ürettikleri, evec, evec eğri demek, eğri yolları. Onlar anlatmakla bitmez. Hiç de söylemek istemem onları. Hep bunların başının altından kalkar. O düşünceler. İşte Allah'ımızın insanı halk edip de idaresini yine halka terk edip kendisinin bir yere çekilmesi. İnsanların işine karışmadığı gibi çok yanlış düşünceler hep bunlardan geliyor. Dalalet. Sapışmış, sapıtmış. Bunların yolunda olmak. Ve sıhhatuhu, kalbin sıhhati nedir? Ettaharatı ve'safa. Kalbi bir kere manevi kirlerden arındırmak, nefsin arzularından temizlemek ve sapa ve tertemiz bir hale getirmek. Arındıracağız. Bakın bu hastalıkta ne oluyor? Bir, mesela lokantaya girilecek. Başta dezenfekte. Elleri bir temizliyorlar. Ondan sonra bu mesafeye dikkat ediliyor. Bunun yanında şu kullanmış olduğumuz ağızlarımız ve burunlarımız vasıtasıyla bu hastalığın gelmemesi için ne yapıyoruz? Bunlara riayet ediyoruz.
Temizliğe dikkat ediyoruz. Sonra otururken masaları, sıraları ayarlıyorlar. Her şeyin temiz olmasına dikkat ediliyor. Kapının kollarına kadar temizleniyor. Arabanın kolları temizleniyor. Direksiyonlar, o oturaklar, her şey temizleniyor ki böyle bir ruhani temizliği temin etmektir. Kalbin sıhhati bu. Nefsin hiçbir kalıntısı olmayacak. Şu maddi bir kirden dahi ne kadar sakın buyuruyor. Değil ki manevi bir kirden nasıl sakınmamız gerekir, bunu da düşüneceğiz. Tabii ki nur gibi olacağız, tertemiz. Kelimeeyi tevhidle temizleyeceğiz. Sonra salatü selam ile temizleyeceğiz. İstiğfar ile temizleyeceğiz. Bir mikrop girdirmeyeceğiz. Gözümüzde, gözümüzde bir delik olup oradan mikrop girmeyecek, kapatacağız. Nasıl kapatacağız? İbretle bakacağız, şehvetle bakmayacağız. Kulağımızdaki deliği kapatacağız. Kulağımız böyle dedikodu gibi gıybet gibi sözlere tıkayacağız. Neyi açacağız?
Hikmetli sözleri açacağız. Kuran'ı azimüşşan'ı açacağız. Ehadisi Muhammediye'ye ve hayırlı sözleri açacağız. Ve diğerleri hep buna kıyas ederiz. Ve illetuhu hastalığı nedir? Hastalığı nedir? El-kudurah ve'l-alaka, böyle yersiz. Dünya ve onun arzularına kapılmak. Ve yakatuhu, kalbin uyanıklığını nasıl sağlayacağız? El zikir. Allah'ımızı anmakla. Zaten zikredildiği zaman şeytan oradan firar ediyor. Uykusu nedir? El-Gaf'le. Gaflettir. Hepsinin bir alameti vardır. Hayata irmesinin, gönlün uyanmasının, hayata irmesinin yolu nedir? Hep hayırlı taatlere meyletmektir. Ölümü nedir? Bunun tersidir. Sıhhati nedir? Bir kere yapmış olduğumuz taatten ilahi bir zevki alabilmektir. Hastalığı da bunun tam muhalifi. Uyanıklığının alameti nedir? Böyle hakkı duyacağız ve hakkı göreceğiz. Evet. Uykusu da bunun tersidir. Nisa Suresi'nde yüz on dört. Ayet-i Celile'de bizim konuşmamız ifade ediliyor.
Konuşurken nelere dikkat edeceğiz? Bu Ayet-i Celile'nin izahında şu gibi kayıtlar görüyoruz. Bir kere sükuta çok önem veriyorlar. Ve huve ruknunun kavinin şitarriked tasavvuf. Bu mübarek yolda bir erkandır, bir esastır. Boş konuşma. Ve bize gereken şunlardır bu yolda. El Uz ile. Böyle halkın arasına karışıp razı olunmayan Mevlamızın razı olmadığı hareketlerde bulunmamak. Velcu' karnımızı tıka basa durdurmamak ve seher bir de ibadet ve taat için fazla uykuya dalmamak. Ne kadar sükuta önem verirsek, o kadar da bizim ruhumuzda bir açılma meydana gelir. İda kesrel ilim, gul nekele. Eğer ilmi çoğalırsa, o çok konuşmaz. Kelamı azalır. Eğer cahilse, konuşurdu. Kim Allahu Zülcelal'i tanırsa, kim Allah'ı tanırsa, kelle, lise. Onun dili sükut eder, iç alemine dönerim. Bazı ulema-i kiramımız demişler ki geçmişlerimizde, geçmişlerimizde onlarda ilim çoktu, söz pek yoktu.
Şimdi ise sözler pek çok fakat o sözün hak olduğu ayet midir, hadis midir, Hayırlı bir söz müdür bizim kurtulmamıza vesile olacak? Hiç bunlara değer verilmez. Su ile, Sehil, Gaddesallahu Sırra. Hz. Sehle Gaddesallahu Sırra hazretlerine soruldu. Med zikir. Efendim zikir nedir dediler. Ve gab et taaa Allah'ımıza kulluktur dedi. Gil denildi. Mettaa efendim taat nedir? O zaman, El İhlas buyurdu. Yaptığımız ibadetleri sırf Allah için yapmaktır. Gıyla denildi, mel ihlas, efendim ihlas nedir? Gall el müşahele. Bunu anlatamayız. Bu, yaşanan bir hal. Bizzat ruhun hissetmesi. Mesela namaz kıldık şu anda biz, bu namazdaki rükünleri kıyamı, rüku, secdesi ve tahiyyatını gönül bilecek.
Mesela tahiyyatta oturduğumuzda, Rabbimizin huzurunda olduğumuzu, aleyhissalatu vesselam efendimizin Miraç hadisesinde Rabbimize nasıl bir selam verdiğini, aleyhissalatu vesselam efendimize nasıl bir mukabele edildiğini ve kelime-i şehadeti Cebrail aleyhisselamın dahi o esnada kelime-i şehadeti okuduğunu bunları yaşamaktır. Müşahede nedir efendim, dediğinde. Rabmamıza çok samimi bir şekilde kulluğun icrasıdır. Ubudiyet nedir efendim? Rıza. Allah'tan gelene razı olmak. O rıza hali nedir? Mevla'dan gelene razı olmak. Et-İftikar. Rabbimize karşı yokluğunu kişinin gönül olarak anlamasıdır. Bu yokluğu anlamak ne demektir? Et-tazarruhu ve'l iltica. Allah'ımıza yalvarıp yakarmaktır. Ta ölünceye kılar. Legal, ibn-i salim, Ezikru selas. Biz şimdi zikir yapıyoruz ya okuyoruz aldığımız Evrad ve Ezkarımızı ve bunun dışında da bildiğimiz dualarla Rabbımıza yalvarıyoruz. Taatlerimizde de öyle.
Allah'ımızın üzerimize farz kıldığı taatler. Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin sünneti seniyyeleri ve bize tarif edilen üstadlarımızın Kuran ve Ehadisi Muhammediye'den çıkarmış olduğu Evrad ve Ezkar, bunların üç şekli vardır. Zikrun billise, Dilimizde yaptığımız zikir. Dil ne diyor? Mesela, la ilahe illallah diyor. Fezelike el hasenetü biaşrin. Her bir okuyuşumuza, on ecirle, mükafatla Cenabı hak karşılık veriyor. Bir de o. Ve zikrin bil galib, eğer galib ile zikredersek yani yaptığımız taatlerde ruhumuz iştirak eder. Mesela zekat verirken, kalp o zekatı vermenin safiyetini yaşamaya başlarsa, o anda kalp ve ruh nurlanacak olursa, o zaman değişir. Nasıl olur? Yedi yüz misline kadar bire yedi yüz verir Cenabı Hak, kalp ile olan taatlerine. Öyle bir hale gelmiş ki Cenabı Hak'ka derin bir saygısı var içinde, böyle ibadet ve taat, ah bir yalnız kalsam da geceleri boynumu büksem diyor.
Bunların teraziye gelmeyen mükafatlar vardır. Ölçüye gelmez. Allah'ımız verdikçe verir. Essemle vela sevfe ve o tike rabbüke katarda. Allah sana verecek, sen de razı olacaksın, buyrulur. Burada bir Ayet-i Celilne, Şüphesiz ben buyuruyor Cenabı Hak bana canı gönülden, dönemler için bağışlayanım. Yargılarım. Ve iman eden ve salih amel için. Bunu şimdi müfessirini izam, ulema-i kiram efendilerimiz ele alıyor. Diyorlar ki acaba bu ufrana, bu bağışlanmaya kişi nasıl nail olur? Bir, şart et tevbe. Şimdi istiğfar, özür dilemek hatamızdan dolayı ama tevbe, Rabbimize yönelmek. Artık kötülüğe veda ediyor ediyor. Vel imanül kamil. Böyle surete iman değil de imanın tasdik olması. Ve'lemelus salih, salih Kuran azimüşşan'a uygun, riyasız, kibirsiz, ucubsüz, benliksiz amelde bulunmak. Dördüncü şart şu Allah'ımıza olan samimiyetinde, bağlılığında, yalvarıp yakarmasında.
Hem hal olarak, hem dil olarak, ona yönelip zikrullah'ı her an, Mesela dünyevi işlerimizi şeri emirler doğrultusunda yapmak da zikir buyurur İmamı Rabbani hazretleri. Ve şuhud hali rabbımızın bizi her an gözetlediğini bilerek, sulahanın hayırlı kimselerin yollarını izlemektir diyor.