Burada bir şey hatırlarım. Edep hakkında büyüklerimizin bir sözü var. Edebi tarif ederken insanda mefhum güç ve kuvveti zahir kılmaktır demişler. Edep. Insandan bekliyoruz. Gizli olan. Işte bu sıfatı ilahi eder. Ebiler. Bunları diyor. Vermiş oldukları evrak ve eskileri bilhassa ruhi, kalbi, saatler de zahir kılmaya çalışıyorlar. Bütün çabalarım, bizdeki o değeri ortaya çıkarmamızı istiyorlar. Onlar derslerimizi birer yapacağız. Bilhassa rabıtadır. Rabıta dönemindeyse bu. Murakabinde ise bu. Herkes bu Selman ve Farisi efendimiz hakkında. Selman bizdendir derlerdi. Peygamberimiz dahi, Sallallahü aleyhi ve sellem, Selman ehli beyittendir buyururdu. Sa'h, Mütevekkiyi ve sevimliydi. Sadakati, samimiyeti, becerikliliği örnekti.
Bir gün Resulullah Said Allahutaala aleyhi ve sellem, Selman'ın omuzuna elini koyarak Ashaba bunlardan öyle erler vardır ki iman Süreyya yıldızında olsa muhakkak ona eriş eder bulur. Böyle bir Allah'ın sevilmez. Selim Ana radıyallahu anh, o yazıya ilim verilmiştir. Hacivaha, o ilim neydi? Okuduğumuz ilim miydi? Yoksa zatından gelen bir ilim mi verdi? Fahr-i Kainat'ın Cenabı Hak'tan üç ilim aldım. Birisi peygamber dediğim mi onu ben konuşurum. Ikincisi, ikincisi ehline öğretmiş olduğu bir ilim. Onu da Sıddhida Azam ve Ala Efendimiz'e radiyallahu öğretmişler. Bir üçüncüsü de yaymakla emrolunduğunu umuyor. O da dinimizin vazifelerinin, görevlinin. Işte doyasıya ilim verilmiştir deyince acaba bu ilim değil mi? O ilim, o ilim, Hacazen Ekrem'mizin kendi kendine konuşurken ilmimi gizliyorum demesidir.
Bunu dağda Sami'dendi hazretlerimiz, sohbet buyururken, Hicr suresinin son ayetlerine mana verir. Birinci defa da anlaşılır. İkincide biraz zorlanırlar. Üçüncüde artık anlaşılmaz gibi bir hal ortaya çıkar. Üç kırk yıl. Bu ilim iki tane abi. Bunlar İstanbul'da birbirleriyle bir araya gelirler. Derler ki, ne yapıyorsun? Vaktin nasıl geçiyor? Biri der ki, ben işte dergahı esada yürüyorum. Mesela, el birliği hazretlerine. Onunla sohbet ediyorum. Der ki, ilmi nasıl? İşte, aynen, cin gibi. Hepsilerden, hadislerden, sohbet kuyruğundan. Efendim, biraz izah buyurursanız deyince siz ne dediniz buyurmuş. İlmi de bizim ilmimiz gibiydi demedim mi? Demek ki Allah tarafından lütf edilen ilmi burada Aleyhissalatu vesselam Efendimiz Selman'a radiyallahu doyasıya ilim verilmiştir derken nedir orada? Mesela, açarsan efendimiz buyuruyor. Her hoca diyor, bizi dinliyor. Bunun sebebi ne?
Ve kendileri izah buyuruyor. Harflerini talimini Resulullah öğretti bana. Tarif eyle değil mi? Onlar biz buna erişmek için rağlukanızı güzel yapalım. Aman daha. Bu rağlukanın güzel yapılması şu. Diyelim ki bir bahçe. O bahçeye su gelecek. Su kelimesi için farkın düzgün olması istiyoruz. Bir kere şeriat argımız bizim olacak. Tarikat argımız da biz itibarımızı güzel okuyacağız. Decahmette, tevhidimize imizde sahip üzerinde duracağız o zaman iki yerde de dikkatli olacağız Hoca-ı Rabbani-i hazretleri bunu işaret eder birisi rızkımızın helal olması ikincisi de dillerimize sahip olacak sahip olacak o zaman gelir Allah'ın izniyle Füyuzat İdaiye yine büyüklerimizden alarak söylüyorum Es'ad El-Fatiha Hazretleri buyuruyor ki sizin ibadetleriniz sizi hatalardan korur. Şimdi belki hatırımıza gelir. İdra rabıta rabıta diyor. Ne diye diyor derseniz sebebi şu.
İbadetleriniz diyor, şahsi yaptığın kötü ülkelerden korkun ama bir hac sahibi olmak, bir makama gelişmek, derece elde etmek bir mürşid-i kamilin teveccühüyle bakın. Abdül Hane bu, Goltevvani hazretlerinden istifade ediyor. Bunun gibi çok önemli. Ancak böyle bir hasıldur. Herkes cennete aşık, cennette Alliye, Ammar ve Selman'a aşıktır. Hadis seni meşguldu Geceleri Resulullah ile pek çok müsaade dilerdi Hz Ömer zamanında Medayinde valilik yaptı Ve Zühdü hayatını devam ettirdi bir hırkası hem döşeğiydi hem de yorganı idi bilmeyenler ona yük taşıtırlar ücret verirler almazdı vali olduğunu anladıkları zaman özür dilerler yükünü almak isterler O dinlemez. Gideceği yere kadar götürürdü. Burada sözleri önemli bizim için. Her şey güzel. Buyuruyor ki üzerinizde Rabbinizin kelimesi daha, katkı var. Kendimizin hakkı var. Ailenizin hakkı var. Komşularınızın hakkı vardır.
Sahiplerle, vakti vaktiyle haklarını vermelisiniz. Meşru olarak, yani dinimizin haricinde çıkmadan, yiyin, için, oruç tutun, namaz kılın ve ne demiş? Uyuyun. Aile hayatınız olsun ama şerrin dışına çıkmayın. Fazilet ilmin kesretinde üstünlük diyor. O yumuşak koyuluyor. İlmin de menfaatinde faydalıydım. Söz, Hakk'a tam itaat ederse, söz değilmiş. Bu Hakk'a tam itaat ederse, Hakk da onun isteğini muhakkak verir buyurdu.