Evrad ve Ezkar'da alınan derslerde bazı haller yaşanmıyor. Mesela bu tarikat-ı Aliye'de sonda zuhur edecek haller başta da meydana gelebiliyor. En son olacak manevi o yükseklikler ilk anda da görünüyor. İşte buna aldandığı zaman kişi kendisinde bir varlık hissediyor. Ondan dolayı yapılacak olan şu biz o acayip halleri yaşadığımızda dinimize uygun bir tavır bu da şeriattır. Şeriate muvafık tavrımız var mı yok mu bunu tefekkür edeceğiz biz. Mesela çok güzel bir rüya görülüyor buna aldanmayacağız. Diyelim su üstünde yürüyecek bir hale gelmişiz havada uçacak gibi bir hal bunlar bizi hiçbir zaman aldatmayacak. Burada tek ölçü Allah'ımızın koymuş olduğu esas o da şeriattır. Şeriat ne demek? Bunu çok güzel ifade buyurmuşlar.
Mesela İmam-ı Cafer Rahmetullah Ali hazretleri o kadar güzel beyan ediyor ki eşşeria fil umurui bütün işlerimizde yeme içme yatma kalkma ticari nikah attı vesaire insanlar ile münasebetimizde ailevi hayatımızda, ferdi ve sosyal bütün davranışlarımızda şeriat şudur şeriat esas demek. Kanun demek. Allah'ımızın koymuş olduğu sınırı muhafaza etmektir. Mesela yolda yürürken yolda yürümenin kuralları bizim dinimizde belirlenmiştir. Mesela onlardan bir tanesi gözümüzü muhafaza etmek, harama bakmamak. Mesela yolda yürümeye mani olan insanların geçmesine engel olan bir maniayı kaldırmak. Karşılaştığımız kimseyle bir selamlaşıp musafahalaşabilmektir, bunun gibi. Şeriat nedir? Eşeria Abdurrahman es-Sülemi Rahmetullah Ali Hazretleri müfessirini izamdan hem de Allah'ın celle celalühü büyük velilerindendir. Eşşeria yel iktidau vel itibau ve ter kul iktida olsa olsa bu kadar olur tarif.
Yel iktida o uymaktır. İktida uyacağımız kimdir bizim? Allah'ımızın kitabı Kerim'i. Resulullah'ın sallallahu teala ve sünneti Muhammediyesi ve onu takip edenlerin yolları. Vel ittiba, tabi olmaktır. Yani sevginin işareti tabi olmaktır buyuruyor ve terkul ibtida, dinde aslı olmayan hareketleri terk etmektir. Bu dinimizi bilmezsek dinimizin esaslarını bidat nedir bunu da bilemeyiz. Dinimiz hususunda malumatımız olacak ki o zaman bid'at nedir bilebilelim. Bunun üzerine çok durmuş. Üç hususta durmuşlar. Birincisi bid'atler. Bunlardan uzak olmak. İkincisi cihat, buyurur. Bir üçüncüsü de nefsimizin irşad ve ıslahı anlamında. Abdülkadir Geylani, Haddesallahu Sırra Hazretleri buna daha değişik manalar yüklemiş. Hatta eş şerri atul mutahhharatul eşşeri atü'l mutahhharatü'l muhammedi'ye böyle diyorlar.
Eşşeri atü'l mutahhharatü'l muhammedi'ye şeriat öyle bir esastır ki insanı bütün şirkten de korur, küfürden de korur, nifaktan da korur, büyük günahtan, küçük günahtan, masivadan bütün temizleyen Muhammedi esastır. Yeah semaratu şeceratil vücut, Allah Allah. Bir kere Abdulkadir Geylani Efendimiz buyurunca çok da ledünni Allah tarafından celle celalühü bir ilim o görünüyor. Buyuruyor ki yaptığımız bütün davranış ve hareketlerde onda ilahi meyveyi toplayabilmektir. Şöyle anlayacağız. Biz mesela Allah'ımızın koymuş olduğu esasa dikkat ediyoruz. Diyelim yemekte sünnet-i seniyyeye ticaretimizde sünneti Muhammediyeye uymanın ayrıyeten insanda meydana getirmiş olduğu gönülde bir huzur var. Bazen çokça söyleniyor, bazen değil bu çokça söyleniyor. Bir huzursuzluk, bir tatsızlık. Evde de oluyor, evin dışında da oluyor. Bu tatsızlıkların sebebi de budur.
Dini emirleri İslam'ın emirlerini yaparken onun meyvesini alamamak. Tekrar Necmetdini Kübra Hazretleri, Fahreddin Razi Hazretlerinin de rahmetullahi aleyh şeyhi kamilidir Necmettin I Kübra Hazretleri. Gönülde olan bir hal. İlahi hükümler diyelim. O hükümlerin gönüllerde hasıl etmiş olduğu güzellikler. Hikmet bir nurdur aslında. Gönülde olmadıkça zahirde zuhur etmez o. 0 kalpte doğan bir ilahi nurdur, güzelliktir hikmet. Doğruyu yanlıştan ayırabilmek, hakkı ifade edebilmek, gerçeği söyleyebilmek, O gönlün nurlanması ile alakalıdır. Mesela bir iş yapar. Şer'i Şerife muvafık düşer. Onun gönlünün güzelliğindendir o. Eğer gönüllerde bozukluk meydana gelirse iş de bozulur. Buyuruyor ya içini ıslah edenin Cenabı hak dışını ıslah eder diye buyurülür. Tekrar ele alıyorlar. Şeriat nedir? Zahiri hükümleri bilmektir. Dinimizin kurallarını iyi öğrenmektir. İlahi hükümlerdir demişler.
Kulluk edeplerini bilmektir diye de tarif ediyorlar. Kulluğun edeplerini. Kulluğun edebi ne denirse bunu Ebu Ali et-Tekkak Rahmetullah Ali Hazretleri şöyle izah ediyor. İbadetler insanı cennete, ibadette edep ise Cemalullah'a götürür buyuruyor. Böyle öğrendiğimiz şekliyle kitaplarda vesair talim eden kimselerden görerek yaptığımız bir vazife var. Bir de bu vazifeyi yaparken mesela Allahu Ekber derken Rabbi Zülcelal'imizin Azameti ilahiyesinin gönülde belirmesi mesela. Bunun gibi. Muhammed El Mekki Rahmetullah Ali şeriatı tarifi ederken, buyurmuş. Günahları terk etmektir. Müellif Hazretleri tarif buyuruyor. Şeriat akvalül resul sallallahu teala aleyhi ve sellem ve tarika efaluhu. Tarikat Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yaşantısıdır buyuruyor. Şeriat da mübarek sözleridir. Eşşeria nedir? Esesün temel budur. Diyelim ki keşke bir nefsimizin ıszahi için uğraşabilsek.
Penafillah hali konuşturur Cenabı Hak'ta yok olmak, Beka halleri vesair ilahi nimetler. Bunlar da esas bütün şeriattır. Ona uygun düşmektir. Eşşeria şeriat esastır. O olmayınca hiçbir şey olmaz. Ve tarikatı nüvetun, tarikatı aliye de onun meyvesi durumunda. Özüdür. Çok uzun ele alınıyor. Menazilu ehli şerr şeriat ehlinin dikkat edeceği husus ver. El irade. İrademiz bu biz bir anda geçiyoruz da çok önemli. Mesela Sığara'yı terk hususunda diyor ki bir türlü diyor bırakamıyorum. Neden? İrademizin zayıflığından. Halbuki Cenabı Hak peyze azemte bir işe koyulduğunuz zaman fetevver lale allah, Allah'a tevekkül edin. İrade çok önemli. Diyelim ki biz tarikata girmişiz. Bunu mürşid-i kamilimiz çok güzel izah etmiş. Böyle medreselerden mezun olan aynı zamanda ilim tedrisiyle alakalı olan bir hoca anlattı bize bunu.
Bir görüşmemizde bu konulara temas edince dedi ki ben bunu Hacasın Efendi'den dinledim dedi. Oğlum buyurmuş, tarikata girmek insanı kurtarmaz. Mesela buyurmuş adamın tarikatla neyle alakası yok ama şer-i Şerife dinimizin emirlerine son derece dikkatli. O tarikatte demek zaten. Yalnız bu ehil bir mürşid-i kamil olursa ona müracaat etmek şuna benzetiyorlar bunu. Diyelim ki tıbba dair binlerce kitap okuyor. Buna sen doktorsun demiyor ama ehil bir kimsenin elinde yetişecek olursa onun okuluna girmiş, sınıflarını geçmiş, başarılı olmuşsa ona doktorluk diploması verilir. Bunun gibi işte ama iki yönlü de çok mühimdir. Bir kere mürşid-i kamilin ehil olması gerekiyor. Yolun esaslarını bilecek ki yol gösterebilsin. Burada üstadımız diyor ifade etti. Adam tarikata girmiş ama hiç alakası yok. Kalben çok uzak. Mesela tarikatte olan bir kimseyi tarif ediyorlar. Üstazı diyor sevecek.
O da üstazını sevecek. Karşılıklı bir sevgi hasıl olacak. Mesela bizim çok kısa bir askerlik devresinden sonra üstadımızın söylediği söz levha yapılacak bir söz. Siz Allah'a sevgili olun, biz de sizi sevelim buyurdu. Nasıl bir mürşidi kamilmiş? Hep onlar böyle olur işte. İrade çok önemli. İradelerini onlar ne yapıyorlar? Allah'ımıza teslim ediyorlar. Zaten onda yok olduğu zaman ona tamamen merbut teslim olup bağlandığı zaman iradeleri Rabbimizin elinde. Onun hükmüne muvafık, ne yaparsa ona uygun düşer ve tövbe tövbe Rabbimize yönelmek demektir ve zühüt dünyaya gönlümüzü kaptırmamak ve tevekkül, peygamberlerin makamı tevekkül. Rabbimize tamamen teslim olmak. İşte bir iş hususunda o işin şartlarını yerine getirdikten sonra neticeyi Cenabı Hakk'a ısmarlamak ama şartlarını yerine getirerek ve sabır vel hüzün. Bu hüzün çok önemli bir tabir.
Bunların hepsi yerine göre bir hal diyemeyiz, makamdır bunlar. Ilahi korku ver reca Allah'ımızın rahmetinden ümitvar olmak. Yalnız burada ulemai kiram efendilerimiz buyuruyorlar ki korku ile ümit arasında olun. Yalnız korku ağır bassın buyuruyorlar. Aman koyu bir emniyet içerisinde olmayalım ve şükr velme habbe ve şevk velgünüs. Aynen dediğimiz gibi hepsi ayrı bir makamdır. Ayrı bir bu mübarek yolda esaslardandır onlar. Meşşevk ne demek? Cenabıhakk'a karşı muhabbet duyabilmek. Ona sevgi. O sevgi olan kimseyi insan bambaşka bir sevgi ile karşılar. Biz bir efendi ile bir şeyhe gittik dedi ki bize burada dedi bir şeyh var onu ziyaret edelim de arada bir sevgi olursun dedi olur dedi. Beraber gittik. Efendi Hazretleri çok güzel konuşuyor. Eline bir kitap aldı. Dedi ki herkes dedi öyle şeyhlik yapamaz dedi. Şehliğin şartlarını sıraladı güzel ki. Ondan sonra müridanı var.
Müritlerinden birisi için dedi ki bu dedi fenafir resul halinde dedi. Tabii seslenmedik biz orada bir sevgi için araların düzelmesi için gittik. Ayrıldıktan sonra beraber gittiğimiz Efendi Hazretleri dedi ki ne diyorsun dedi. Bir müridi için fenafir resul, resulullah'ın muhabbetinde yok olmuş diyor. Dedim biz konuşmayalım. Siz dedim ifade edin. İçine oturmamış. Bak akıllı bir zat. Dedi ki ben fenafir resul olanın elini değil bastığı yeri öperim dedi. Öyle kolay mı dedi fenafir resulullah. Ehil olmamız gerekiyor. Fenafir resul demeye gerek yok. Yüzüne bakınca zaten doyulmaz onu. O fenafir resul olana kalbinde insanın öyle bir muhabbet meydana gelir ki devamlı onunla olmak ister, onu bırakmaz hiçbir zaman. Çok güzel izahlar yapmışlar. O da Kuran azimüşşan'da iyyake nabudu ve iyyake nesdayin. Bir kere şunu bilelim yolumuz Hacegan yolu. İlim ehillerinin yoludur.
Öyle bayağı basit bir yol değil. Bize yine bizim Hasan Hocamız tanırsınız İpek Özel diye maruf ilim ehli bir insandı ama gerçekten bir ilim ehliydi. Gerçi kasabamızda tanınmadı, tanıyanları çok az, tanınmadı. Bak gerçekten bir ilim ehliydi. Çok tetkikli. Muazzam. Böyle ilimlerde usul bilgisi çok güçlüydü. Mesela bir fıkhi meseleyi bilirken işte okudum ben ilmihal kitaplarını şu şekilde derken onun usulünü de talim eden bir kimseydi. O bize bazı hususları ifade etti, anlattı. Dedi ki bu mübarek yol ilim ehillerinin yoludur dedi. Öyle bayağı basit bir yol değil dedi. Yani er yetiştiren bir mektep demek istedi. İşte adet kabilinden biz de böyle bir yolda olalım şeklinde değil de girdiğimiz yol vasıtasıyla Mevla'yı Zülcelal'i bulmak. Mesela bize bu esasları öğreten kimselerimiz diyorlar ki zikrettiğiniz Mevla ile huzur bulmalısınız. Hangimizde bu var? Elbette olanlar vardır.
Mesela diyor ki siz Allah diyorsunuz, veriyorlar Evrad ve Ezkar. Allah derken zikrettiğimiz Mevla ile huzur içerisinde olabilmek yoğunlaşacağımız bunlardır. Şu kadar çekiyorum, şu kadar okuyorum değil bu. Bu okuduğumuz zikrullah'ta mezkur ile olabilmek, zikrettiğimiz Mevla ile olabilmek birinci şartı bu. Uzun ifade ediyor. Iyake na budu. Ancak sana ibadet ederiz. Şeriah bu şeriattır. Ancak senden yardım bekleriz. Bu da hakikattir buyurmuşlar. Ve sonra uzun ifade buyuruyor müellif hazretleri. Rahmetullahi rahmet envasia. Ahmed er Rufai hazretleri de izah ederken et tarika hiyesşeria Tarikat dediğin zaman şeriattır. Bakalım çoğunun kafasında şekillenen şudur. Kardeşim sen böyle diyorsun ama bu tarikatta da değil işte. O da şeriatın hassas noktasındadır. Şeriatın hassas yönüdür, takva cihetidir. Ettarika hiyesşeria. Tarikat şeriattır. Şeriat de tarikattır. O zaman aradaki fark nedir?
Şeriat ve tarikat aradaki fark İfade olarak farklıdır. Şeriat, ikametül beden birvazaifil urbudiye. Kulluk vazifemizi şu azalarımızda yerine getiriyoruz. Tarikat ise ikametul kalp bir hukuk il ubuduhiye. Bir kere görevlerimizi yaparken diyoruz ya kabukta kalmamak cevizin dış kabuğu değil de meyvesine ulaşabilmek bu meyvesine ulaşabilmek de tarikattır. Velhamdülillahi Rabbil alemin El Fatiha.