Sünnetin Temeli ve Manevi Yolculuk kaydında Sünnetin temeli ve hepsi şu şekilde ifade edilir. Zaten sünnet yol metot, metot, meslek takip edilen, takip edilen, talep yol manalarını taşır. Bu Şehir Bin Abdullah El-Tüsseli Hazretlerinin izahına göre nefsin arzu ve isteklerine Allah'ı Celle Celalü ve Resulünü tercih etmektir. Kendi muradına, kendi isteğine Allah'ın ve Resulü'nün…
Sünnetin temeli ve hepsi şu şekilde ifade edilir. Zaten sünnet yol metot, metot, meslek takip edilen, takip edilen, talep yol manalarını taşır. Bu Şehir Bin Abdullah El-Tüsseli Hazretlerinin izahına göre nefsin arzu ve isteklerine Allah'ı Celle Celalü ve Resulünü tercih etmektir. Kendi muradına, kendi isteğine Allah'ın ve Resulü'nün görüşünü, emri Muhammediyelerini başta haritamızın emrini tercih etmektir. İmamı Caferi Sadık, Kadı, Sabri Sırrı Sultanımız buyuruyorlar. Mümin kula gereken şu üç husustur. Bu gerekir. Sünnetullah Allah'ımızın koymuş olduğu esas. Şimdi bunu geniş izah edin.
Sünnetullah mesela bir güneş önde olması, ayıl bakması, ne bileyim bir ağacın mide vermesi vesaire ve sünnetul en bir yer ama buradaki ifade artık gelecek izaha göre değişebilir ve Sünnetul enbiya, nebilerin yolu diyelim biz ve Sünnetul evliya velilerin Allah'ımızın sünneti Celle Celalühu, sırrı gizlemektir. Gönlünde olanı, görmüş olduğu artık ilahi hallerini ehlinin dışına açmamaktır Efendimizin sünneti. İnsanları idare edebilmektir. İnsanları idare edebilmek. Atatürk nasıl anlaşılır bilmiyorum. Bu hakkı ırkma anlamlı değil yalnız. İnsanları idare ederken, Hakkı söylerken bile uygun bir şekilde ifade etmek, kırmadan, dökmeden tepeden inme değil de Nahl suresinde durduğu üzere Böyle hikmetle, hikmet bir nurdur zaten. Onun izahı pek çok. Hayrı şerden ayırabilme gücü. Doğruyu yanlıştan ayırabilme kabiliyetin diye de geçer. Faydalı olanı almak, zararlı olanı atmak diye de tarif etmişlerdir.
Üzerinde nasihatlerle. Mücadeleyi, aynen dediğimiz gibi en güzel bir üslupla, üslupla tamamlamaktadır. Yani kırıcı olmadan yumuşak dille hakkı beyan etmektir ve Sünnetul Evliya velilerin yolu ise Cenabı Hak'ta vermiş oldukları sözde ne olurlar? Sadık olurlar. Bu sözü yerine getirdiler. Zaten yeter eğer ince yerbiliyorsak, bakabiliyorsak, araştırıyorsa tefsirlerden, Ruhnar aleminde verdiğiniz söz Cenabıhakk'a ben sizin Rabbiniz değil miyim buyurulduğunda, evet, Rabbimizsın demek her şeyi bitirip. Ne demek? Artık itikaden, ibadet olarak, ahlak olarak, hayatımızın başından sonuna kadar insanoğlunun başından geçmesi muhtemel tüm tavır ve hareketlerinde Rabbimizin emrine uygun bir tarzda hayat sürmektir. Böyle Rabbim hep kolayca ifade ilgili geçinen bir husus değildi.
Onu her hususta yiyeceğimizde helal olarak yiyeceğimizde helal olarak düğünümüzde helal olarak cenazemizde helal olarak ticaretimizde helal olarak her şeyde gönlümüzde hakkı muhafaza eğilerek ona muhabbetimizi, resulüne sevgimizi, yolundan gidenlere olan saygınızı korumak beyin olarak yücelt mucar desek gerek zorlukta olsun üçlükte gerek kolaylıkta olsun. Neşeli anımızda da olsun. Zararlı anımızda da olsun. Ne yapmak? Sabırlı olmaktır. Tabii insan tabiatı olarak tahammül edemediği anlar da oluyor. Mesela büyüklerimizin en çok tahammül edemediği şemi esaslara dikkatsizlik olur. Bu ve Mürşidimizi görürdük. En çok cimrilere kızart. Cimriler. Bu Fayser uyanmasından Hazreti Yusuf Efendimiz edilmiş Rahmetullah abi o devrinde diyanet reislerinin kendisine soru sordu uzattı. Demiş ki Mustafa Efendi dedem Rahmetullahi aleyh'ye, gel dünyanın nişanını arayıp durmayın, cömert olacağız demiş. Demiş.
Sünnetin Temeli ve Manevi Yolculuk kaydında Sünnetin temeli ve hepsi şu şekilde ifade edilir. Zaten sünnet yol metot, metot, meslek takip edilen, takip edilen, talep yol manalarını taşır. Bu Şehir Bin Abdullah El-Tüsseli Hazretlerinin izahına göre nefsin arzu ve isteklerine Allah'ı Celle Celalü ve Resulünü tercih etmektir. Kendi muradına, kendi isteğine Allah'ın ve Resulü'nün…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
En çok Rabbimizin silmedi. Böyle bunun gibi velilerimizin de Allah'ın dostlarının da böyle gayrete geldiği anlar olur. Gayret, gazapla aynı değerlendirilmemesi gerekir. Kazak efsanedir ama gayrı Allah'ımıza muhabbetten dolayı budur. Sevgiden dolayı budur. Evet. İlahi isimlerden müştaktır. Bu artık kelime yapısı olarak ele alınır. Rabbimizin vasfıdır. Nurudur. He, hidayet ruhu olun. Bize hak yolunu göstermezler. Bayezid İslami efendimizin de bir izahı olmuş. E sünnet, Terküd dünya. Dünyanın muhabbetini kalbe koymamak. İstersen bütün dünya sevmiyorsun ama kalbine koymamak. Mevla. Mevla. Mevla. Mevla. Mevla. Mevla. Mevla. Mevla. Mevla. Mevla. Mevla. Bu gönül ve ruh ve sırrın halidir ve bunu korurlar. Muhafaza ederler. Onlar Mevla ile olmuştur zaten. İzahı da mümkün değildir. O Cenabı Hak'la değil zaten.
Bekabillah demek, Bekabillah varlığı Allah ile olan kimsedir Celle Celaluhu bu yaşanacak bir husustur. Sohbeti Mevla ile demek ancak şöyle izah edebiliriz. Büyüklerimiz buyuruyorlar ki bir an Allah'tan gafil olmak bize cehennem ateşinde yanmaktan daha zordur. O kadar bir birlik, beraberlik. Bir mesele hususunda derhal Rabbimize yönelebiliyor ve müşkilatını hallediyorum. Ayrı bir husus. O murakabe halinde, müşahede halinde hep beraberdir oldu. Şunu da diyebiliriz. Sadece Fecr suresindeki son üç ayeti celilede. Ey huzura gelen nefis. Bunun tefsirinde müfessirini hızan efendilerimiz buyuruyorlar ki, Musa aleyhisselama yapılan hitap gibidir diyor. Zahiren ifade edilmez bunun gönlü. Zaten öyle bir kimseye jandarma bir muhabbet var insanın gönlünde. Görmek istememezlik olmaz. Bazen sıkıntı duyar. Görmek istemez mesela büyüklerimizde bakmak istemez. Bakamaz. Yani onu bu hali bunu icap ettirir.
Çünkü görüyor. Onun iç halini görüyor. Zor. Yani muhafazası zor kendilerini bu hususta. Şu şekilde de izah etmişler. Eşşeyip Muhammed din Hazretleri, Hazreti Allah'ın sırları. Dev olabilir. Diye öğrenmek ve öğrendiğimizle de amel etmek diye izah etmiş. Yine, Eşşehir İbni Abidin Bu özel bir yoldur. Sadıkler için ilmin mertebelerini geçmede, nefsin mertebelerini geçmede. Şimdi devlet ve ezkar geçirebilir. Mesela murakabelerde olur ama nefsimizin mertebesini geçmeyince bir anda da helak olabilir. Çünkü nefsin mertebeleri geçemiyor. Daha emmare halindeyken levvame halindeyken devradın ve ezkarın yükselmesinin bir anlamı olur. Beraber yükselmesi gerekiyor ve terapi fil makama. İşte burada değişti. Hal ayrı makam ayrıdır. Hal soruyorlar işte hal nedir? Şimdi buradaydı, gitti diyorlar. Bir an meydana geliyor. Diyor ki öyle bir güzel halim var ki öyle bir güzel düşüncem ama devam etmiyor.
Bir an. Böyle bir deliriyor. Geri kayboluyor ama makam yerleşiyor. Onu hiçbir şey bozamaz. O yalnız kalsa veya insanların içinde de olursa onu bozmuyor. Artık mutmain olmuş, yerleşmiş. Allah'ımızın Kitabı ve Resulü'nün Sünnetidir. Buyurulduğu üzere her zaman duyduğumuz azı dişlerinizle sarılır gibi Kuran'a ve sünnete sarıldın diye bunu biliyorum. Cenabı Hak'tan ulaşmak yolu. Şimdi bazı gördüklerimizden ders almanın çok faydası var. Ama kendimizi kaybetmeden. Nefsani hallere düşmeden. Mesela bir temsil. Diyor ki baba evladına nasihat ediyor. Sureti imandan, tasdikli imana geçişi anlatıyor. Bir temsil olur ama orada bazı inciler bazı elmaslar çok kıymetli sözel geçiyor. Diyor ki diyor ki biz taklidi imandan mesela anamızdan babamızdan övenmişiz. Kitaplardan övenmiş. Bunu tahkik haline getirebilmek. İmanın artık tadılır halidir.
Aslında biz burada tarikat duyuyoruz anlatıyoruz ya Tarikat yapmış olduğu ibadetin tadını duyan kimsedir. Lezzetini alan kişidir. Mesela burada evladına diyor. Bak çokça soru soruyorsun. Bana Rabbi Zülcelal'imize kavuşmayı anlat. O da diyor ki muhabbettir diyor ama esasını söylüyor. O zaman muhabbet nasıl olacak? Bu zorla bir şırınga yapılmaz. Bu rabıta-i Şerife ve başta sünneti seniyyeye riayetiye. Cenabı Hak'la kavuşmak. Etarip ve Efendimiz Aleyhissalatüala Aleyhi ve Sellem Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'a uymaktır. Ne olursa olsun. Mesela elimizde olan bir nesneyi dil diğerine verirken bu en küçük gibi gördüğümüz ama bize çok şeyler de kazandırabilir. Sağ elimizle vermek, sağ elimizle almak. Bak bunu da hesap etmek. Mesela abdestimizde, gustümüzle bizim tesettüre riayet edip diyelim ki abdestimizi alırken şu diz kapağımız diyelim.
Diz kapağımızdan yukarıya örtünün çıkmamasına bile dikkat etmek. Bu bile çok büyük. Her şeyde aman ha yatarken aleyhissalatü vesselam ve selam verimiz mübarek sağ ellerinin üzerine üzerini korumuş diyeyim. Hani biz küçük diyemeyiz de en ince detaylarına kadar riayet edebilmek. Mesela bir hanımın diyelim ki bir koku başkalarına duyulursa zaniye hükmüne girer diye çekinmesin. Diyelim bir oturduğu yerde onun ister küçük olsun, ister büyük olsun, İster küçük olsun ister büyük olsun, davranışlarında hareketlerinde ve halinde onu yaşamaktır. O hal dendiği zaman hepimiz durup kalmıyorsunuz. Hal olacak. Mesela büyüklerimizden devr vermiş. Biz hayırlı günleri vücudumuz bilir. İşte bu hal ehli olmanın işaretidir. Diyelim ki Ramazan-ı Şerif, diyelim Kadir gecesi veya mübarek günler. Bak Mevlit Kandili bilmiyorum çünkü ona layık bir hale gelebilseydik keşke.
Moralimiz bozulmasın da bu bir güne bir hediye tahsis edilmez. Efendimiz her gün doğuyor. Aşıklarının kalbinde her zaman doğuyor. Bizzat görüşüyor, konuşuyor, arasında perde yoksa. Onlara her gece kacır, her an efendimizin doğuşudur. Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Cömertliğiyle de, yüzünün tebessümüyle de, ilmiyetiyle de, şefkatiyle, merhametiyle, kanaatkar oluşuyla, zarafetiyle, bedeni, erkanı, dilinin düzgünlüğüyle her zaman doğuyor. Sallallahu Teala aleyhi ve sellem. Onu yaşayabilmek. Bu şekilde izah buyurmuşlar. Bir izahı da talebin. Nefsin temizlenmesidir. Kötülüklerden arınmasıdır. Bu şekilde de tarih yapmıştır. Imandır ve salih ameldir. Salih amelin çok kısa bir tarifi var. Hiç unutmayacağımız, keşke kaynatsek bunu. Salih amel Kuran-ı Azimüşşan'a uygun davranıştır. Biz bir Feyyaz hocamız var. Çok kıymetli. Fain bir zattı. Kendisi güçlüydü.
Bir vaizinde dinledim muhterem cemaattir buraya gelirken temel esas ve kaynaklara inerek hazırladığı notlarla huzurunuzdayım dedi. Biz onlar gibi olamayız da bunlar temel kaynak eserlerden hazırlanarak geliniyiz. Yani bizim tarikat-ı adiyemiz bir mekteptir. O zaman ne yapalım? Biz Sami Bengü Hazretleri'nin Kaddafi Allah'ın sırrı eserlerini çok iyi bir şekilde okuyalım. Çok iyi dikkat edelim. Her okuyuşta değişir. Yani herkes kendisini tabii düşünüyoruz. Nasıl kurtulacağız? Huzuru ilahiye nasıl varacağız? Buyuruyorlar ki siz kabirlerin kenarından geçersiniz. Görürsünüz kabirleri ama içinde ne yapıldığından habersizsiniz. İçindekiler nasıl hesap veriyor mu veremiyor mu diye bunu diyor, tefekkür edin. Bunu düşünen kimselerimiz ne kadar büyüklerimizin sözlerine kulak verirler. Onu en sıkıntılı zamanlarda yazdığı sahabelerin. Mübarek ismini bile veremedi. Mübarek gözlerini kaybetti.
Bütün varlığını Allah yolunda feda etti Adana'nın en zenginliğiydi. Öyle bir efendimiz bizim. Her şeyi en ince şekliyle yaşamıştır. Ancak böyle olacak. Bir Türk'ün ifade edilemez. Orada bazı tabirler var. Okuruz diyor inşallah. Salih amel Kuran-ı Azim müşavir'da muvafık yaşantıdır. Şimdi biz anlamıyoruz. Kuran-ı Kerim'e uygun yaşantımı genel bir kavram oluyor. Biraz açılacak olursa, Kehf suresinde en son ayet içindedir. Allah'ımıza vuslatı ifade eden eden ayetlerden birisi de budur. Onlar ibadetlerinde kalbi yem Allah'a ortak koşmazlar. Bu şu demektir. Yani rüyaları olmaz, kibirleri olmaz, kendilerini beğenme hücum olmaz, bir başkalarına duyurma, suma olmaz. Zaten bu kendi görünüşü ifade eder. O görüntüsü onun nasıl bir kimse olduğunu beyan eder. Amelinin halis olması dışına da yansır. Nedir? Allah'ımız ile bir alışveriştir. Ne demek bu?
Cenabı hak onları, mallarını ve canlarını cennet mukabili satın aldı. Diyorlar ki, Arife mindali, kendinizi ucuza satmayın. Öyle bir kimse olun ki cemali ilahi'yi murad edin. Çünkü Rabbimiz insanı çok donanımlı olarak dünyaya göndermiştir. Ne demektir sana? Yani binlerce bu güzelliğin içinde sadece bu yeter. Kendi kendimden bir ruh üfledim buyuruyor. Bu üflediği ruh hayvandaki canlılık değil. Bu hunluktur. Bu nedir? Hunlukta ubudiyettir. Bu nedir? Hunlukta ubudiyettir. Ubudet ne demek? Yapmış olduğu dağıtım esrarıdır. Bu nedir? İlimdir, irfandır, tarikattır, marifettir, hakikattir, bitmez ve tükenmez Allah'ımızın bir bahşidir. Bütün on sekiz bin alemin hulahza erecek olursa bir havanda dövülüp insanın kalbinin içine konmasıdır. Daha nedir? Beni neye aldı? Nesime, kamil müminin gönlü aldı. Bu şekilde olduğumuz zaman satış nedir?
Fiyatlıdır tabii Allah'ımızın cemaati ve ahit vermiş olduğunuz söz, ikram etmektir, uymaktır ve biz en güzeli takip etmektir. Yol olarak atina yol değil. Normal yol değil. Hava yolu değil. Füze ile daha tarif edilmez. Haliyle Cenabı Hakk'a ulaşmak. Uygulamaktır ve veramı. Bu vera daha ziyade şu şekilde tarif etmiş. İmamı Rabbani'mız. Rahmetullahi Aliymin Mei İman. Helalinde bile dikkatli olmaktır. Zaten birincisi haramdan kaçınmak. İkincisi şüpheli olandan kaçınmak. Üçüncüsü üçüncüsü harama düşerim düşüncesiyle herhalde bile dikkatli olmak. Daha sonra da Cenabı haktan dolayı her şeyi gönülden silinmektir demişler ve zühdün dünyaya önünü kaptırmamaktır demişler tarikat için ve takva asıl asıl bizim kendimizi gece gündüz sorgulayacağımız noktadır. Ne demek takva? Ne neyi sorgulayacağım? Esselamü. Eğer Evniyavullahı bir deri bir kemik haline getirmişse bu ayet yerine getirmiştir.
Onların kalplerini Cenabı Hak takva ile dinlemiştir. Her halinde müttakidir. Şimdi tarik ehli insan bizim gibi değildir. Normal değil mi? Biz hep böyle kolayımıza gelen işi yapıyor. Şartları var bunun. Yani şu avam deniyor ya bu çok güzeldir. Güzel ayarlamışlar ulema. Avam bizim gibi insan. Bildiği hal üzere giriyor ve öğrenmiş. Böyle bilmeyen de değil babam derken öğrenmiş. Tatbikat etmeye cevap gibi ama havas denen o kimselerin yapışları ben bir kulum, o benim Rabbimdır, ona itaat etmek mecburiyetindeyim diye her zaman inkıyad içerisinde, böyle bükük, teslim. Bir diğeri artık müşahede hali. Galip'i zordu. Anlatılan bir özellik. Bu takva dediği zaman kalplerini Cenabı hak biraz izah ettirseniz, kalbini zikrullah ile tertemiz etmiş.
Muhyiddin Arabi Hazretleri'nin kalpte buyuruyor ki ben kendimi hesaba çekerim ama yapmış olduğu hatadan değil, kalbime gelen düşüncelerden, görünüme gelen, kafama gelen eğer yersiz bir düşünce varsa bunu yapmadıkça zaten günah yazılmaz. Ondan bile kendini hesaba çekmiyor. Yatacağı zaman oturuyor. Niye benim acaba kalbimden, gönlümden, kafamdan yersiz bir düşünce geçti mi diye bunun hesabını Bunlar ayrı. Biz ayrı mıyız? Hayır. Ay. Ama bunlar yolu çok iyidir tutmuş ve istikamet. İstikamet dendiği zaman şimdi insanlarda huylar olur. Mesela şükür olur, sabır olur, kanaat olur, tevekkül olur. Bunların hepsi istikamete muhtaç, istikamet hiçbir şeye muhtaç şey. Nedir tarikata adiye? Şu bildiğimiz mübarek buna. Daha biz bunun tarifini yapamıyoruz. Daha tarifini yapmış değiliz. Değil ki bahçeye girenin de meyvelerini toplayıp toplayıp iyi elin daha yok.
İbrahim Bekar Hocamıza bir kısım kimseler diyor ki, efendim bize tasavvuf dersini okutur musunuz? Bizzat anlattı bize. Demiş ki oğlum benim okutacağım tasavvuf dersinin altından kalkamazsınız. Hocam işte kitaplar dolu. Okuruz. Şifaüssair var vesaire var. Dolu. Dedi ki kendisi, ben dedi iki ay daha tarifi üzerinde duruyorum tarikat. Bir tanesi ona bu yolu anlatmak isterler ve dedi ki, ben ben senin söylemiş olduğun tasavvuf hakkında gitmiş tane kitap yedirdim evladım dedi. Sonra bir müdeniz bir hocamız vardı. O Arapça olarak konuşuyor. Bir kitaptan anlatıyor. İnsan haddini de bilmesi gerekiyor. Hocamız dedi ki, o senin okuduğun kitap var ya Arapça olarak konuştuğumuzda, onu Araplara iki sene ben okuttum dedi. Bu kimse hiç kimseye eğilmedi. Üstazımıza eğiliyordu ama. Sami efendimize eğiliyor. Onun öyle bir mektubu var. Biz ağlıyoruz Sami efendimize yazmış olduğu mektuba şu kadarınıyim.
Efendim diyor ben Mısır'da okurken Meşşai iizamın toplandığını görüyordum. Ama o toplantılarda, divan heyetinde sizi en başta görüyordum diyor Sami Vegasih'te. Bir kov gibi diyor yanıyorum. Artık diyor kavuşmak istiyor. Yani bilgilere dayanmışlar. O kendisine Arapça kitaptan konuşuyor. İşte tabi bir ilim, her dilin bileceği bir kitap. Diyor ki, sen o konuştuğun kitabı ben Araplara iki sene okudun kardeşim. Bir dayanmanın neticesi öyle değil. Yoksa kendimizden hiçbir şey hasıl olmaz. Onun için okuduğumuz silsilelere de iyi dayanacağız. Böyle sırayla geçme değil bu. Himmetlerini de alarak devam edersek olur. Başka türlü olmaz mı? Yani mutlak dayanmamız gerekir. Her hususta. Efendim tarikat nedir? Tarifin daha yapmış değildir. İşitnet, meta işittiğimizle de amel etmek. Ne demek bu? Bir amca bize kitap gönderdi. Defter. Sırf dedi bana üstadımızın yapmış olduğu tavsiye bu bir kitaptır dedi.
Bir kitap bana tavsiye edemiyor dedi. O tavsiyeyi ne yapmaktır? Itaat etmek. Duymadığımız bir şey kalmadı. Nefsin sürmek. Henüz için sürmek. Yol gösterildi ama yürümek bize ait. Yani biz mürşid I kamil denildiği zaman elimizden tutacak da götürecek diye bir şey yok. Ne var ya? Yapacakları şu, yaptıkları şu. Karanlık bir gece diyelim. Karanlık bir gecede ışık çakmıyor. Işık çakmıyor ama ha diyor evladım dikkat edin şurada çukur var. Şurada faiz çukuru var. Şurada zina çukuru var. Şurada haksızlık çukuru var. Şurada ne bileyim gıybet çukuru var. Şurada hasetlik çukuru var. Buralara düşme diye IŞİD yapıyor Kuran'da ve ahaddisi Muhammediye'yle hidayet Cenabıhakk'ın elinde. Efendim o zaman onların yaptığı nedir? Onların yaptığı bize şudur. Esselamim. Kimseye hidayet hakkı verilmemiştir. Bu Allah'ın terkideler. Onlar hidayete vesiledir. Yol gösterir. Mesela nedir bize?
Aman ha önünüzde dört tane tehlike var. Dikkat edin. Bir nefis, şeytan, dünya, şeytan, sıfatlı insanlar. İşte ülkemizin etrafında bizi çevreleyenleri biliyorsunuz. Ülkemizin etrafında bizi çevreleyenleri. Hemen ülkemizin güneyinde nasıl bir devlet kurmak istedikleri malumunuzdur hepinizin. Bunu gösteriyor. Suvi akrandan kaç indirmek tasavvufta kötü arkadaşlar, Onlar Yahud ve Nasara'yı dost kabul etmezler diyor. Onun için bitmez biz bunu tabii o değerde değiliz katiyen onlara. Biz öğrenci bile olamayız ama bu yolun bir yolcusuyuz bir karınca gibi bir yolcusuyuz. İzahı zor. Zaten asıl da budur. Tadını almaktır. Yediğimiz meyvenin tadını duymaktır. Yaptığımız zikrin, yaptığımız secdenin tadını duymak, yaptığımız cihadın zevkini duymak cihada aşk ve muhabbet setılmak.
Velhamdülillahi rabbil alemin aleyhüssalatü vesselam ve nüzul ruhu tayyibelerine ehline ashabına peygambere nizam ve fian nizam bütün geçmişlerimizin ruhlarına el Fatiha.