Ben dedi, Allah'ın dedi, ünlü kadar. Yok, böyle söylemeyin dedi. Bunun gibi, demek ki cahil sükut ederse, sükut onun için hatalarının örtülmesinde çok iyi bir amildir. Mala yaniden sükut, ibadetlerin efdalidir. Muharremattan içtinab eden, haramlardan kaçınan saimin, oruçlunun sükutu tespih, uykusu ibadet, duası makbul, amel ve ibadeti de mutaab mudaaf olur. Kat be kat. Mükafat. Rabbimiz ihsan eder. Ve vahidin fi sund, hikmet ondur. Dokuzu uzlette, diğer biri de sund ve sukuttadır. Yani mala yaniden lisanını hıfz eylemektir. Bir kere hemen hatırıma geldi bu üstadımızın eserleri hakkında. Efendimizin zahiri ve batıni şifa tarifi tasavvufta çok önemli bir kitaptır. Biz Akaidde bile vezinli bir şekilde akaidin anlatıldığı eserler var. Mesela bu Sarf ve Nahivlerde ne de vezinli olarak geliyor. Bizim mürşid-i kamilimiz bu nasıl anlaşılmıyor? Ben aklım almıyor.
Efendimiz bizim müstesna bir mürşid-i kamil. Allah'ın büyük bir velisi. Söylediği her bir söz hikmetten doğan sözdür. Hikmettir onun her sözü. Bundan dolayı ezberimize bile girmeli. Bu eski İhvanlardı. Bu Kayser'deki ne güzel insanlar, ne güzel kişiler bunlar. Bir zikirlerine katıldım, doyurmuyor ki. Öyle bir güzel zikir yapıyorlar ki, böyle zikirde bazı sözler de söyleniyordu şatah gibi. Bağlım Allah, gülüm Allah diye. Öyle denir mi? Dinmez ama kendinden geçmiş. Shotah diyorum ya, şatah eğer aklı başında olmayarak ifade ederse mesul olmaz. Böyle zikre uyulmazdı. O eski İhvan'lardan duyardım, Efendimizin o şiirlerini ezbere konuşurlardı. Bak buraya Serdar Tuncer geldi. Tuncer mi olsa ismi? Yanlış olmasın. Geldi. Aslında çok güzel bir kelime kullandı salonda. Dedi ki burada Hacı Hasan efendimizin dedi şiirini bil. Ben yoktur içinizde dedi.
Ondan sonra dedi ki kaç kişi biliyor parmağını kaldırsın, vay bize dedim. Vay bize, vah bize. Vah bize eyvah bize. O ne güzel bir mürşidi kamilimiz. Diyorum ya, yanımızdan iki tane ırmak geçti de bir tas doldurup için. Vah bize eyvah bize. O ne güzel bir mürşidi kamilimiz. Diyorum ya, yanımızdan iki tane ırmak geçti de bir tas olduğunu içemedik. Kendime söylüyorum size diyeyim. Şimdi akmıyor mu? Ruhaniyeti daha güçlü. İnşallah bunları da yoğunlaşalım. Şuna çok üzülüyorum bak, bunu parantez içi derler ya. Mesela şimdi bir rahatsızlık geçiriliyor. Bu virüs şekil değiştirdi, bunu hep uzmanlar söylüyorlar. Değiştirdi, sadece ateşle hissedilmiyor. Karın ağrısıyla da oluyor, baş ağrısıyla da oluyor. Diyorlar ki biz buna aşı maşı bir türlü bulamıyoruz diyorlar, uğraşıyorlar, her taraftan çalışılıyor. Nasıl geçtiği belirsiz diyorlar, adam sağlam olduğu halde geçiyor.
Bundan ders alırız zannediyoruz, Bakıyorum çalgılar, bilmem filanlar, bu nasıl olacak bu? Hiç mi yani aklımızı başımıza almayacağız? Büyük bir musibet, yani ders almamız gerekir. Bunlar boşuna değil Allah'ımız. Bizi imtihan ediyor. Yalnız biz elimizden gayrı, elimizden geldikçe bu dönem safları belirleme zamanıdır. Gönül olarak safımızı belirleyeceğiz. Gönlümüz Allah'ımızın muhabbeti Rasulünün sevgisi ve cihat aşkıyla dolarsa biz hayırlı bir zümre oluruz. Beynimiz, Rabbimizin yüce kudretini düşünür, bunun yanında dinimiz nasıl hakim olacak diye bunun tefekkürü içerisinde olursak biz hayırlı bir zümre oluruz. Gözümüz hep Kuran-ı Azimüşşan hayırlı eserler ve ibretle bakacak olursak biz hayırlı kimseyi izlemek. Böylece sapımızı belirleyeceğiz. Yaşantımıza göre belirlenir o. Durumumuza göre belirlenir. İnşallah. Ders almamız gerekir. Az kaldı Hadis-i Şerif'de.