ÜNS, ey ya Hazreti Sami, meselsin mürüvvette, eller damenindedir, dünyada ahirette. Sen Halifetullah'sın, Zilullahi fil'Ar'sın, yani ki sen sultansın, seriri Muhammed'de. Sehmi vilayetinden ifs aldığın bilirim, sehmi nübüvvetten taç darsın ümmette. Mahrem-i lika-i zat, mazhere cümle sıfat, naklederce mirrubat, babullahsın fil katta. Bir kolun Nakşibendi, diğer kolun Geylani, enfüs ile afakı cem eyledin sirette. Yaşayan sünnetullah, bir mabedi aşkullah, mürşidi esrar sensin ittiba-ı sünnette. Sahabı zaman içre, setreyledin yüzünü, bedir-i kafa olduğun müsellemdir elbette. Şefkatte bir güneşsin, sehavette nehrinil, leyli yeldayi asır, setr ile uhuvvette. Gönlümdeki ummanlar huruşanda sükunda, cidarı kalbe vurur, mevceleri halvette. Sıddiki çehre oldur. Baha-i behre oldur. Dehre halidi oldur. Ahmedidir devlette. Sen olasın.
Nefaifi aşere, nefy ü ispata derken murakabata davran kutbumla ünsiyette, keşfile kerametin, esrar-ı marifetin muntazır fermanına kullarındır nöbette, açılan cennet gibi, saçılan rahmet gibi, pestile bala bütün raks ederek hizmette, eller elin alanda, yoluna dil verende, gedalar şah oluptur meydanı muhabbette. Kameti ballasına, himmeti velasına, ruhu muallasına, kerrubian hayrette, atomda gizli kudret, tohumdaki kuvvesin, gökte şimşek yerde sel düşmana celat ette. Kul ya hasten ve ruh-u mak, buyurdu nebi o sebepten vecd ile cüşeylerim sohbettir.