Sıddık-ı Azam'ın Üstünlüğü ve Manevi Kıymeti kaydında Ebubetini Sıddık radıyallahu anh efendimizin üstünlüğü hakkında. Yevr ve kıyamette herkeste hesap görülür ancak Ebubekir müstesnadır. Bir gün Ebu Bekn-i Sıddık radıyallahu anh efendimiz kılıcının üzerinde uyudular. Soğukta ter döktüler. Sebebi sorulunca bu Ömer İbni Abdülaziz, Ömer İbni Abdülaziz kılıcının üzerinde uyudu, soğukta terler…
Ebubetini Sıddık radıyallahu anh efendimizin üstünlüğü hakkında. Yevr ve kıyamette herkeste hesap görülür ancak Ebubekir müstesnadır. Bir gün Ebu Bekn-i Sıddık radıyallahu anh efendimiz kılıcının üzerinde uyudular. Soğukta ter döktüler. Sebebi sorulunca bu Ömer İbni Abdülaziz, Ömer İbni Abdülaziz kılıcının üzerinde uyudu, soğukta terler tuttu. Sebebini sorduklarında buyurdu ki mahşer meydanıydı. Sıddıkı Azam çağırıldı. Kolayca hesabı görüldü geçti. Ve diğerleri de o şekilde sıra bana geldiğinde Mevla-yı Zülcelal memleketin sokakta dolaşan köpeklerinden bile beni mes'ul tuttu. Sonra bir kimse gördüm, cife şeklindeydi. Bu kimdir deyince sor dediler. Şöyle hafifçe ona dokundum. Ben Haccacibin zalimim dedi. Neden böyle oldun deyince öldürdüğüm her bir kimse için ben katlolundum. Said Bin Cübeyr diye Ashabı Güzin efendilerimiz içerisinde çok seçkin biri vardı.
Onun yerine yetmiş defa dedi ben öldürüldü. Öyle zulmeddi ki Ashab-ı Güziğini yüzü koyun yatırır, üzerine örtüler, atar ve böyle tepelerdi. Onları kama. Böyle bıçaklardı, bu kadar zahirdi. Burada Ebu Bek nas Sıddık Radıy efendimizin hesabını kolayca görüp geçtiği beyan buyurulmaktadır. Radıyallahu anh. Ümmetinden en evvel cennete dahil olan Ebubekir'dir radıyallahu anh. Hayatı anlatmakla bitmez. Aleyhissalatü Vesselam efendimize yoldaş olması yeter zaten. Ona refik olması, onunla sırdaş olması. Belki burada ifade buyurunca. O kafi bir mağarada karışına bile Hazreti Ömer'in radiyallahu anh o kadar imrendi ki ya Bekr radiyallahu anh Resulullah'la sallallahu aleyhi ve sellem mağarada kaldığım bir saati verir. O bir saatin ecir ve mükafatını ver. Ben sana bütün taatlerini bahşedecekim buyurdu. Bu kadar kıymetli. Değil mi? Yaşanınca bilinecek.
Bütün Mekke'nin müşrikleri, kafirleri, inkarcıları peşlerine düşmüş. Zaten ondan önceki süreçte malum, malum. Sıddık Azam o hicret hadisesini diyor. Kendisine yoldaş olması, Ali kerremallahuce efendimizin yatağını beklemesi vesaire. On iki tane her habileden bir pehlivanın, ellerinde kılıç, Nebi-i Ekrem aleyhissalatü vesselam kendimizi beklemesi ve böylece devam eder. Okuduğumuz zaman bundan da ders çıkarabilirsek, bundan ibret alabilirsek o zaman elbette ki iş değişecektir. Bu dinin, bu İslam'ın bize kolay kolay gelmediğini, zorluklarla geldiğini, milyonlarca şehidin kanlarıyla bize emanet edildiğini bilirsek o zaman daha bir sıkı, daha bir gayretli, daha bir çabala olunur. Ebu Bekn-i Sıddıyallah deyiniz. İmamoğlu nas'a namaz kıldırsın, insanlara namaz kıldırsın. Bu hadisi şerif dahi Hazreti Sıddib'in hilafetine işaret olan hadislerdendir. Ebubekir benden ve ben Ebubekir'denim.
Ebubekir dünyayla ahirette kardeşimdir. Bir defasında aleyhissalatü vesselam efendimiz Hazreti Ömer hacca geliyordu radıyallahu anh. Kardeşim Ömer bana dua et deyince buyuruyor ki Hazreti Ömer, ben diyor bunun kardeşim demesine o kadar sevindim ki dünyanın bütün nimetleri başrolunsaydı ben o kadar sevinmezdim. Çünkü Resulullah'ın sallallahu teala aleyhi ve sellem mübarek dilinden kardeşin ifadesi geçti diyor. Bir de aleyhissalatu vesselam efendimizin mesela bir keresinde a ettiler. Ashabı müziğin efendilerimi sordu sebebini. Buyurdular ki ihvanımı üzülüyorum. Ya Resulallah, biz senin ne olduğunu siz ashabımsınız. Ama onlar benim ihvanım, kardeşim bu diyor. Onlar beni görmediler. Ama beni görmek için dünyalarında, her türlü varlıklarında feda ederlerdi görmek için. Böyle bir ümmet olmanın, devrine düşeceğiz. Hep hususlamak, bir yönüyle değil. Zaten ibadeti yanlış tanımlamayacağız.
Sıddık-ı Azam'ın Üstünlüğü ve Manevi Kıymeti ne anlatıyor?
Sıddık-ı Azam'ın Üstünlüğü ve Manevi Kıymeti kaydında Ebubetini Sıddık radıyallahu anh efendimizin üstünlüğü hakkında. Yevr ve kıyamette herkeste hesap görülür ancak Ebubekir müstesnadır. Bir gün Ebu Bekn-i Sıddık radıyallahu anh efendimiz kılıcının üzerinde uyudular. Soğukta ter döktüler. Sebebi sorulunca bu Ömer İbni Abdülaziz, Ömer İbni Abdülaziz kılıcının üzerinde uyudu, soğukta terler…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
İbadetin yüzde yetmiş beşi muamelattır. Muamelat. Mesela biz bir yerdeydik. Kardeşimiz burayı üç ayları başlamadan önce tatil etti. Üstatımızı tanımış, tanımış ama ondan sonra bir fetret devri geçirmiş. Boş zaman onun ızdırabını da duydu. Dedi ben hayatımı mahvettim çünkü elli yaşına geldi. Üç aylarını tuttu. Birçok kötülüklerden veda etti onlar sayılmaz. Yöneldi. Kaldı elinde bir sığarar. Onu da azaltıyor da, azaltıyor. Buluyoruz bir yerden, davet ettim. Beraber oturalım. Dedi efendim ben sizi rahatsız ederdim deyince anlaşıldı zaten. Tekrar kalkıp da ona nasihat etmek, ona tarikat-ı Ali yemin edeplerini öğretmek bize düşmez. Bir kere onun üzerinde duruyor. Onun o hale geldiğine ham deniliyor, şükrediyor. Din muameledir. Bu onu soğutmaktan başka bir şey değildir. Çünkü Hazreti Ömer radıyallahu anh ashabı yüzeyin efendilerimizden tebliğ ve davet yapanları muhafaza etti.
Duydum ki siz tebliğ ve davette bulunuyormuşsunuz. Halbuki onlar efendim aleyhissalatu vesselamın ashabı. Tebliğin ve davetin esaslarını dövenin buyuruyor. İnsanlara nasıl yaklaşılır? İnsanlarla nasıl görüşülür? Çünkü İnsanlara akilları ölçüsünde konuşun ve görüşün. Eskiden bu kasabada bir otobüs kalkardı sabah gelirken, İnsanlar namazlarını bilir, camide değil, evlerinde kılarlar. Bugünkü gibi teşkilat yok, yataklarını kaldırırlar, otobüse gittiler. Mürşidimizi ön kısma aldılar. Böyle radyoda uygunsuz çaldılar çalmıyor. Fakat onun daha çok garibi, tam üstadımızda zıt görüşte birisi. Öğretmenlerden, zıt pazarörenler mezun olanlardan hepsini demiyoruz, Bir kısmının beyni değişir, onunla düştü. O da malum zihniyet olarak herkesin tanıdığı bir kimse. Acaba Mürşidimiz ne yapacak diyoruz. Biz daha çocuk yaştayız. Fakat o kimse görünce önünü ilikledi.
Önünü ilikledi, oturmadan üstadımız oturmadı, Ona tarikat-ı aliyyenin letaifini anlatmadı. Ona tarikat-ı aliyyedeki rabıtaları anlatmadı. Bir İngiliz'in imanını anlattı. İşte kamil bir şey. Bazı hareketlerimiz eğer usulleri bilmezsek bu dinden soğutur adam. Bakın askeri Gülhane Hastanesi'nde kaldılar. Gülhane Hastanesi'nde o yüksek rütbedeki insanları kendilerine hayran bıraktı. Diline şahidim. Bir kolonyaydı, onu dedi, şu komutanımızın eline dökün ikram edip, bunu kim söyle? Ecelli bu muamele çok önemli. Bak şu üstadımıza muhalif, bu böyle, böyle diye diye diye diye diye çok yanlış muamelenin içerisine giriyoruz. Biz bunu bırakalım da kendi derdimize düşelim, bizde ne güzel bir tabir var. Kendi başımızın karını eritmek, acaba biz nefsimizin hangi mertebesindeyiz? Zildikçe ayına girdik, Zilhicce çok önemli bir ay.
Rahmetli ilahiyenin yazdığı salih amellerin makbul olduğu en kıymetli günler. Burayı bilse tarikat-ı Aliye'deki Fenafillah ve bekaillah'ı anlarız. Şems çift manasına gelirdi, bu kainattır. Her şeyi çift yaratılmıştır. Bir anneyle, bir babada. Rabbimiz tektir. Yaratılış gayemizin Mevla olduğunu bilebilmek ve onunla hemhal olmak, daha ötesini diyelim derseniz fena anda fena olmak, bu tabii çok üstümüzde daha nefsimizin emmare şeklinden kurtulmadan bunlardan konuşmak sadece imrenme kabilinde olur. Bak ne güzel hadler varmış, imrenelim de bizim gibi böyle, nesi emarenin çukurunda yuvarlanmayalım deriz. Daha içimizden geçmiyor ki. Kötü duygular belki bedenen yapmıyoruz ama içimizden o duygular geçmiyor, bu devre düşer deriz. Onun için din muameledir. Ne yaptı orada? Zaten bu duruma gelinceye karar ne çekti? Ona nasıl yaptı? Yahu bu adamı sen prosediyorsun. Onunla meşgul olan bir hocası var.
Zaten hocası gel dedi bu benim evladım dedi. Kıymetli bir zattır Medine'de. Sami Efendi Hazretlerinin seçkin evlatlarından biri diye hüsnü zanbe istiyoruz. Biz bulunuyoruz, bir başka diğer kimseler de var. Dedi ki siz dedi sohbet edin dedi, dinleyelim dedi, siz dedi sohbet edin dedi. Bu yanımızda bulunan kıymetli bir kimse dedi ki biz haddimizi biliriz efendim dedi. İslam'ın şartı beştir, altıncısı da haddini bilmektir dedi. Diyor. Ne güzel söyledin, haddimizi bileceğiz. Bu haddi bilmek Tevbe suresinde anlatılır, hesap ne. Ayeti celilesiyle. Şimdi bak yolda giriyoruz, taslak yolda. E direksiyonu sola kıracak olsak ne olur? Şarampola gider, Allah korusun. Sağa girecek olsak o zaman da şarampole. O zaman nasıl gireceğiz? Dost doğru yok. Allah'ın açlığı Kuran'ın yolu, Kuran-ı Kerim. Efendimizin açlığı Sallallahu Aleyhi teala aleyhi ve sellem, sünneti seniyye yolu.
Evliyuullah'ın açlığı o fil dişi cadde, Onlar hem yerde de gitmez. Siz füzeyi yerde mi yürüteceksiniz? Füze semadan gider. Onlar Rabbimizin aşk semasında gidiyor. Benzinlerde var mı efendim? Yakıtları da var mı onların? Var. Cezebatü'l-ilahi. Bura bitmeyecek. Biz Sıdddî-i Azam hakkındaki, Radıyallahu anh, birkaçı kelamımız ifade eder. İnşallah o edeple edepleniyoruz. İnşallah. Dua buyurun Cenabı hak bu fakire lütfetsin. Size de bize de başta nefsime dua edersiniz nefsimizdir. Iste olalım, bir şad olalım. Bunu okuyayım da size bir şey anlatacağım inşallah. Ebubekir'in hayrunnas illa en yekune Nebi. Nebi müstesna olduğu halde Ebubekir herkesten efdaldir. Bunun üstünde bir söz olmaz. Dinebilecekse Allah'ın Resulü, mukbirü sadık söylediği her sözde düzgün olan.
Bir defasında Bayezid Bistami Hazretleri kalpte sallallahu aleyhi ve sellem öyle bir manevi coşkunluğa erişti ki ben dedi herhalde nebilik makamına ulaştım dedi. İlahi bir cezme bu. Tasavvufta şatah diye bir husus var şatah. Şatah yeddinir. O manevi sarhoşlukta söylediği söz. Hatta Bayezid-i Bistami Hazretleri buyurdu ki Hadi sallallahü sirra, o hale girdiğimde, bu manevi hale bana dedi kılıçları havale idi. Kılıçları vuruyorlar, kesmiyor vücudunu. O manevi sarhoşluğun içerisinde. Adam narkozlandığı zaman kıtır kıtır kesildiği halde duymuyor da, o Allah'ın maneviyi narkozuyla nasıl duyacak? Duyabilir mi? La mülk. Ama saıh hali vardır. Sahıh uyanıklık hali. Bu ayrı bir konudur. Sahıh uyanıklık hali. Önüne bir deniz açıldı Bayezid İslami hazretlerinin. Ateşten bir deniz. Geç buyrulur, mümkün değil. Ya Bayezid velayette sıddıkıyyet, makamıdur. Hatta okuyun isterseniz ayeti celile insanı.
Saltı-ı Fıyyet hali ve nübüvvete bir derece kalmıştır. Mümkün değil. O gıybet makamı müstesna. Şimdi biz kendimizi çok iyi tespit edeceğiz. Diyeceğiz ki nefsi emarenin altındayız, biz riayet edeceğiz kurtulmak için. Belki beden olarak yapmayabiliriz, azamız olarak yapmayabiliriz ama hal bende yapmamanın büyük bir gayreti içinde olacağız. Abdullah ibnehlevi Hazretleri dört esas verdi, hemen sırayla gitmesin. Birincisi def bir havatır. Birincisi, def bir havatır. Birincisi, Evet. Bir indirimiz, def bir havatır, devamı huzur, cezebat ve varida. Bak yersiz düşünceleri atma. Bunu Sami Efendi Hazretleri, hadiste ondan sonra üstadımıza sunuyor. Hasan Efendi havatir var mı? Efendim ben havatir nedir bilmem diyor. Hani büyüklerimiz yanlarına iki defter koyuyor. Birisi zahiri yapmış olduğu hata olursa yazacak, bir diğeri de gönlünden geçersin. Efendim bu gönlünden geçenler mesul olur mu kişi?
Eğer kast ederse, o kötülüğü yapmaya kast ederse, ama bu hal ve makama göre değişir. Bunu biz özel görüşelim. Çünkü bu yerine göre bazı sıkıntılar doğurabilir. O bezde tarağımız olmazsa zorlanırız. Onların gönüllerinden de haddi yer geçmez, onlar Rabbimize hemhal olmuş. Ne yapalım, bize bir yol göster diyeceksiniz yaşamasak bile. Sami sultanımızın tavsiye buyurduğu adap risalesini okuyalım. Musahabeleri okuyalım. Göreceksiniz oralarda bunun izahını, bir Baara suresinin tefsirinde, Yonca suresinin tefsirinde bunlar çok güzel bir şehirde görür. Sıddıyı ağza hususi bir melek var olmak bunlar. Kim Sıddık'ı severse onun mağfireti için al Cenabıhakk'a el kaldırıyor. Kim o? Sıddık'a Azam radiyallahu anh dedi. Essahde sen ye değil mi? O mağara ikinin ikincisi. Bizim sadatı kiram efendilerimiz içerisinde en baş listede bulunan hayal eder bu listeleme ama bu Resulullah'ın listesi.
Bu Cenabı hakk'ın takdiri diye. İbn Hacer El Temhem diye bir hadis alimi var. Bu hakikatlere inanmış ve yaşayan bir kimse. Diyor ki ben bunun belki kaynağını gösteremem ama inandım diyor. Yani onlara kaynağa ne gerek var? Bir emir sultan'ın kalpte Sallallahü Sırrı siz siz siz git misiniz deyince işte Resulullah dediği gibi
Kaynak: Genel
Sıddık-ı Azam'ın Üstünlüğü ve Manevi Kıymeti | Mihmandar