Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz aile fertlerine çok merhametli idi. Rahim mübalağa ile çok merhametli demektir. Besmelede de Bismillahirrahmanirrahim, Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla diyoruz. Tevbe suresinde Cenabı Hak aleyhisselatu vesselam Efendimiz hakkında Raufur rahim kendi ismi ilahilerini habibi için de kullanıyor. Nübüvvet ölçüleri içerisinde Rauf çok şefkatli, Rahim çok merhametlidir. Aleyhisselatu vesselam Efendimiz annelerimize ve çocuklarına karşı çok merhametli idi merhamet gece üstü açılınca hemen örtü vermek aman oğlum sıkıntı çekme şu elbiseni giy daha başka ona yardımcı olmak yiyeceğinde içeceğinde mesela okula giderken o yiyecek çantasının içerisine koyacağı rızıklarla şefkat ve merhamet olmaz. Evet, bu şefkattir, bu merhamettir ama asıl merhamet esabibillah. Nefsinizi ve ehlinizi ateşin azabından koruyunuz.
Bizim bu yıllarda mevsimlerde değişme var, bu tarihler çok sıcak geçiyordu. Yaylada çadırlar var, o çadırlardan uzak bir yerde üstadımız halvete çekilirdi kendi haline göre oranın çok güzel bir suyu vardı hem o çadırların bulunduğu yerde hem de biraz uzak o çadırlara bir hayli uzak oraya otururdu Biz de daha çocuğuz, çok gencin, ilkokul var veya yok, huzurunda bulunuyorum, kendileri namaz kılacaklar, kuşluk namazı olsa gerek, buyurdu ki eğer iki rekat namaz kılınacak olursa denizin köpüğü kadar günahınız da olsa küçük günahlar bağışlanır. Bunu hadis kitaplarından görmedim. Tabii yıllar geçti o mübarek velinin söylemiş olduğu söz sanki sadrımıza yazıldı. Ta İmam Hatib'in son sınıflarında belki de İslam Enüsündeyken bu Hadis-i Şerif'i gördüm. Üstadımızın şefkat ve merhameti bakın ne noktada oldu?
Yine hatırladığım merhamet noktasında bize ahiretin yolunu ahirette kurtulacağımız esasları göstermesi itibariyle pek çoktu, fakat hatıramda, bölümde, beynimde kalan bir sözleri daha var. Tabii aynı hanedeyiz, yatılacak. Bize buyurdu ki eğer yatmadan önce iki rekat namaz kılarsan bu affımız için Cenabı Hak'tan bağışlanmamız için çok faydalıdır buyurdu. Bak bunu unutamıyorum. Buna benzer pek yok. Demek ki asıl şefkat ve merhamet bize uhrevi amelleri göstererek kurtuluşumuzu yarın ahirette temin edecek olan tavır ve hareketlerdir. Yine böyle bize bir kimse tayin etmiş, bu da biraz daha yaşımızın ileriye doğru gittiği zamandı. Sonra öğrendim ki o kimseyi şunun için bizim peşimize takmış, eğer bu bir başkasını işte sen bize öğleyin bir yemek ver, işte akşam sizden misafir olacağız gibi sözler söylüyor mu demiş. Yani bir başkalarından talebi var mı, isteği var mı?
Bunu mezmum görüyorlar kendileri. Bize de tavsiyesi asıl esselamü en füseküm me ehl-i kam ne ara, nefsinizi ve ehlinizi ateşten koruyunuz ayet-i celilesiyle bunlar hatırıma biiznillahi Teala düşüyor. Bize buyurdu ki oğlum arkadaşlarınla bir yerde oturduğun zaman orada orada kimseye kese açtırma. Çay mı içiyorsunuz, çayın parasını sende. Yemek mi yeniyor? O yemeğin parasını aman ha oğlum sen öde, bir başkasına ödetme. Daha çok tavsiyeleri biz de ailemize ve çocuklarımıza bu yönde yardımcı olacağız. İşte bir sıkıntıya uğradığı zaman heyecanlanıp kendimizden geçme değil, asıl bizim üzüntümüz onların ibadet ve taat noktasında olacak. Bir gün okuldan geldim, İmam Hatip'te okuyorum, havuzun başındaki evde biraz da şöyle kış mevsimine yakın, dedem Rahmetullah Ali Hazretlerinin evlatlarının olduğunu gördüm. İçeri girince, Esselamü aleyküm dedim. Bir memnun oldu, bir mesrur oldu.
Bakın dedi oğlum selam vererek gir dedi. Sonra buyurdu ki oğlum ne canın istiyor dedi. Bunda dememde mahsur yoksa anlatayım, gönlümden mantı geçti. Mantının çeşitleri çok. Bir tepsiye bir yağla o işte gezdirilir, onun üzerine mantı hazırlanır, üstüne artık ne gerekiyor, ne icap ediyorsa o sosu döktür, o hatırıma geldi, oğluma buyurdu, mantı yapın. Buralar değil de asıl önemli olan bir şey söyleyeceğim. Çünkü Evliyaullah'tan bir nakilde bulunmak bile insana huzur veriyor. Çünkü onu hatırlamaya vesile oluyor. Böyle anamızla konuşmuşlar, yağımız bu kadar eksilmezdi, salçamız eksilmezdi, bulgurumuz pirincimiz vesaire yiyeceklerimiz bu kadar tez tükenmezdi. Acaba bizim için söylüyor, namazında bir tembellik var mı? Bunu araştırıyorum. Namazında eğer tembellik yapıyorsa rızkımızdaki biraz tez tükenmesi buna bağlı demek istiyor. İşte terbiye, edep budur.
Hatta okulda bile okulda bile bir kimseyi bizim için tayin buyurmuşlar, ona sevinirdim, daha pek çok hatıralar. Yani bizim de yavrularımıza bakış açımız ailemize bu şekilde olmalı. Nasıl olmalı? Aileyi eğitmeliyiz, eğitimine önem vermeliyiz. Aleyhisselatu vesselam Efendimiz'in güzel huyları, her şeyi güzeldir. Analarımızın bazen bazen namaz kılmadıkları özür hali vardı. O zamanda bile, çünkü o anda Kuran-ı Kerim'i eline alıp okuyamıyor, analarımızın başını mübarek göğsüne kor, onlara Kuran-ı Kerim okurdu. Yani bundan mahrum etmek istemiyor, Kuran-ı Kerim eğitimi yaptırıyor. Aişe annemiz hadis kitaplarında müksirun tabiri var. Müksirun, çok hadis rivayet edenler demek. Aişe annemiz iki binin üzerinde hadisi rivayet ediyor. Böyle ailevi meselelere Ashabı Güzin efendilerimiz Aişe annemizden sorardı.
Hazreti Ömer radıyallahu anh gönlünden geçti, dedi ki zevce-i tahirat ile annelerimizle böyle bir perde arkasından görüşürse Cenabı hak bu arzusuna binaen bir perdenin arkasında görüşmesine dair hicap ayetleri inmiştir. Sonra efendimizin şefkat ve merhameti hususunda bu dönem yaz et, yavrularımızın, genç kardeşlerimizin eğitim gördükleri bir zaman. Ne yapılacak? Burada eğitime devam edecek. Siz onu tek başına Kuran-ı Kerim öğrenmesi için gönderseniz bir gün veya iki gün devam eder, çok azdır devamlılık sağlayacak olan ama yirmi, otuz, kırk tane öğrencinin içerisine şevkle gelir, aşkla gelir, muhabbetle gelir, devam ederler riayet edeceğiz. Bir de, bir de bu yaz eğitimlerinden sonra eğiticilerimiz onları bırakmayacak. Nasıl olacak? Babalarıyla bir kere alaka kuracak, alaka kuracak, yavruyu devamlı taltif edecek, soracak ne hale geldi, Kuran-ı Kerim'e devam ediyor mu? Çünkü zorlanacak.
O eğitim bittikten sonra, bittikten sonra ona bir sahife deseniz okumaz, Kolay kolay okumaz. Ama şimdi yarım sahife her gün, eğer yarım sahife de zorlanırsan üç ayeti celile ama devamlı olacak. Ibadetin eftali az da olsa devamlı olandır buyruluyor. Bırakılmayacağız, dikkat edeceğiz, bu çok büyük bir imkan. Çünkü bakıyoruz camiler şu anda dolu. Önünden geçtiğimiz zaman Kuran-ı Kerim öyle bir güzel örtün içerisinde camiye geliyorlar ama bunu başka zaman da takip ettirmeye, bunu devam ettirmeye gayret gideceğiz. Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellemin merhameti hususunda bir bedevi geldi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimize. Baktı ki Nebi-i Ekrem Efendimiz böyle torunlarını seviyor, dedi ki ya Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem siz böyle yavrularınızı sever misiniz? Evet, benim on tane yavrum var, daha öpmüş değilim.
Buyurdular ki, Allah sizin kalbinize merhamet vermemişse ben ne yapayım? Sonra efendimizin merhameti hususunda kendisine bir kimse geldiği zaman ona bir şeyler verirdi. Eğer o zaman veremezse onu onu bir ahid olarak kabul eder, başka bir zamanda verirdi. Kendisine hediyeler getirirlerdi, o hediyelere karşılık iki mislini verirdi. Şefkat ve merhameti mübarek yüzünde olduğu gibi elinde de vardı, cebinde de vardı, evinde de vardı, her halinde bu şefkat ve merhamet görünürdü. Hazreti Fatıma Radıyallahu Anha annemiz dedi ki ya Resulallah burada şefkatin ölçüsünü ve merhametin nasıl olması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Böyle sevince her şeyini feda etmek değil. Bakalım şimdi efendimizin sevgi, şefkat ve merhametteki tavrını dedi ya Resulallah su taşıya taşıya su taşıdığım o pakraşların ipi benim boynumda yara meydana getirdi.
Elimle değirmeni çevire çevire elimde parçalanır bir hale geldi. Bir hizmetçi verseniz, aleyhisselatu vesselam Efendimiz buyurdular ki bir tane köle var, onu satacağım, onun parasıyla Ashab-ı Suffe'deki fakir ve yoksulların ihtiyaçlarını göreceğim. Vermez değilim kızım, veririm ama onun hakkını yerine getirebilir misin diye buyurdular. Asıl şefkat budur işte. Merhamet hususunda aleyhissalatu vesselam efendimiz zaten Rauf ve Rahim olarak bildiriliyor. Sonra buyurdular ki siz otuz üç süphanallah, otuz üç elhamdülillah, otuz üç Allahu ekber deyiniz. Cenabı hak erhamurrahimin, merhamet edenlerin en merhametlisidir. Buyuruyorlar, merhametim gazabımı geçmiştir. Bir defasında Acasen efendimiz, kalpte Sallallahü's-Sallahu Sırra çok büyük bir ilahi korku içerisinde ve bu halini Sami Efendi hazretlerine açar. Efendim çok korkuyorum deyince bu hadisi kutsi okur. Rahmetim gazabımı geçmiştir.
Okurmaz, okumaz o hal normalleşir. Çünkü korku ile ümit arasında olmamız gerekir. Şimdi İslam'da merhamet, merhamet sadece ona maddi olan iltifat değildir. Merhamet günah işleyene acımak ve onu bu bataklıktan kurtarmaya çalışmaktır. Aleyhissalatü Vesselam efendimiz zalime de mazluma da yardım ediniz buyuruyor. Ashab-ı Güzin efendilerimiz diyorlar ki ya Resulallah mazluma yardım ederiz, zalime zulmünü gidermek için buyuruyor. Onu günahın günahlarından vazgeçirmeye çalışmaktır. Cenabı Hak Cebrail Aleyhisselam'a bir kavmin helakini ifade buyurur. Cebrail Aleyhisselam der ki Ya Resulallah orada seksen bin kişi Cenabı Hak Cebrail Aleyhisselam'a bir kavmin helakini. Cebrail Aleyhisselam der ki, Ya Rabbi burada seksen bin kişi teheccüd namazı kılıyorlar, Onları nasıl helak edebilirim deyince, onlar kötülüğü gördükleri zaman ona mani olmuyorlar.
Başta kötülüğü görünce mani olmak, bu idarecilere aittir kitaplarımızda. Dil ile olan ona nasihat, ulema-i kiram ve kalben de buğz etmek ama kalben bu kötülüğe buğz etmek, El-aful iman, imanın en zayıf kısmıdır. Pınarbaşı'nda Mahmut isminde bir kardeşimiz vardı. Yakında duydum, irtihal etmiş, ruhu şad olsun. Bunun peşine bir kardeşimiz iki sene düştüm dedi. Bunu nasıl kurtarabilirim diye. Baktım dedi, bir türlü irşad olmuyor, ıslah olmuyor, elimi açtım. Ya Rabbi irşad eyle, ıslah eyle dedim, Cenabı Hak da beni mahrum bırakmadı diyor. Demek ki işi sadece duaya bırakmak değil, dua edeceğiz ama gayret edeceğiz, çaba göstereceğiz, en son noktada duadır. Öyle olsaydı Bedir Muharebesi'nde Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz dua eder, bırakırdı. Öyle mi oldu? Hayır. Gece yarılarına kadar dua ettiler, sabahında da kılıcını alıp düşmana karşı cihatta bulundular.
Efendimizin şefkati hakkında İbni Abbas radıyallahu anhuma'dan rivayetler var. Efendimizin böyle asık bir çevrede değil, hanelerine girerken, evet mesela hanemize gelen var, gelenin böyle karşılıyoruz hoş geldin diyoruz ama onun da hoş gelmesi gerek. Aile ve çocuklar ne diyorlar? Gelen babalarına hoş geldin fakat bunun yanında babanın da hoş gelmesi gerekir. Böyle asık bir çehre ile değil şefkatle, merhametle, hanımına mesela bir çiçek almış veya dergahtan Dürdane'leri, üstadımızın kitabından almış küçücük böyle her an okuması mümkün, koyun cebine de koyabilir, çantasına da koyabilir, arabanın yalnız hürmetle konması gerekir, torpido gözüne de koy, boş kaldığı zaman okur. Böyle bir hediye de bulunur. Sonra düşünür der ki etrafımdaki insanlara nasıl faydalı olabilirim? Bu Tokat'ta böyle ilşada ıslaha çalışan bir kimse vardı, yaşlıydı bu zat, yaşlıydı. Fakat konuşmakta zorluk çekiyordu.
Böyle dilinde böyle bir peltek bir hal vardı, zor konuşuyordu. Bu öyle kağıt bastırıyordu. Makbu kağıtlar, orada tavsiyeler, işte namaz, hususi, ibadet ve taat, beşeri münasebetler, insanlar arası nelere dikkat edeceğiz, bunu dağıtıyordu. Bak bu ne güzel bir şefkat, ne güzel bir merhamet, asıl merhametimiz böyle olacak. Bir tanesi hayatı zehir gibi, nasıl olduysa hüsn-i ağzımıza gelmiş, sonra Hacı Hasan Efendimiz anlattı bize. Mesela bir başkaları ne yapar? İşte Müslüman oldu, hürmet, izzet, ikram bu değildir şefkat ve merhamet. Bu güzel ama asıl şefkat ve merhamet burada bizim kasabada oldu, kasabada oldu. Bir tanesi kötülükten iyiliğe döndü. Neredeyse şaha kaldırıyorlardı, övgüler, hürmetler. Sonra bize geldi, biz de sorduk, dedim namaz hususu nasıl? O da dedi ki artık anlattı, onu demek istemiyorum, olumsuzlukları anlattı. O zaman ilmial kitabı olarak şunu okuyacağız.
Daha sonra yine ona ahlaka dair eserler, Çok akıllı bir kimseymiş, demiş ki herkes bana iltifat etti, ikram etti, ihsanda bulundu, ama bunlar değilmiş. Bana asıl ikram, yol göstermek, işte itikadi bilgiler, ibadete ait bilgiler, ahlaka dair bilgiler. Üstadımız ona buyurmuş ki namaz borcun var mı, kaza namazlarını kıl, oruç da varsa ona dikkat et, riayet edelim evladım buyurmuş. Asıl şefkat ve merhamet bu noktadadır. Hiç unutmadığım yine hadiseler var ama burada ezan okundu, inşallah vaktin müsait olduğu anda görüşürüz, aldığım bazı Ayet-i celleler var bu noktada, onlardan bir tanesi Al-i İman suresi yüz elli dokuzuncu Ayet celleye. Habibim eğer sen onlara katı ve kabahat davransaydın, etrafından dağılırlardı diye buyruluyor. Demek ki şefkat ve merhamet. Ölçüsü nedir?
Es'amme Muhammedun Resulullah ve lezine mau eşiddeve alel kufar ruha mau beynehum Muhammed sallallahu teala aleyhi ve sellem. Allah'ın resulüdür. Onunla beraber bulunan Ashab-ı Kiram kendi aralarında şefkat ve merhametli din düşmanlarına karşı da çetindirler. Velhamdülillahi Rabbil alemin El Fatiha.