Saliha lazım olan şartlar neymiş efendim? Billahi söyle ve şunu kısa kısa. Bir, devamin vurduğu abdestte devam etmek lazım salih kimseysen. Salihlar bir yüzüne abdestsiz basmazlar. Allah'ın rızası olsun Hazreti Nuri Hazretleri niye yan ayak geziyorum demişler de yeryüzü bütün nur bölüyor gözüme, nurun üzerine ayağımla basamam. Bütün dünya peygamberimizin yolundan alındı da ayağını basamağa yolunu. Beşir-i hati Hazretleri Kuddise sirrabul azim. Hammısını atsan koyup balık vereceksin gibi. Mevsim onu da deviriyor. Beşir-i hati, hati yalınayak manasına. Efendim nereye yalınayak diye diyorsunuz? Buyurmuş ki yeryüzünde ayağımızın altına ben döşerim. Nasıl geleceğimiz buralara bu yeri döşemeyecek olsa Allah ayağınızın altına?
Bir kulun evine varınca döşenin üstüne ayakkabımla, çığlayıp varmaya haya ediyorum da Allah'ın köşeviğimin üstüne nasıl ayakkabıyla vahim diye onun için ayakkabıyı diyemiyorum demiş. Kanaatınız olsun, kanaatınız olsun. Bağdat'ta, Bağdat'ta bulunduğu müddetçe pazara gelen hayvanlardan hep gübre yapan olmamış Hamdi Hoca. Yapmaz mı? Yetmemişler, yapmaz. O yalınayak geldiği için su dış tarihlerde bile yazdı. Bizim manevi tarihimiz var yani, tasavvuf tarihi. Oğuz dıştan olan tarihte diyor ki Bişk-i Hafi hayatında Bağdat'ta bulunduğu müddetçe Baza'a gelen hayvanlar gübre yapmadı ayağına bulaşmasın diye. Hayvanlar bile ona bir ayet etti. Bir gün birisi eline satıyordu. Hayvanı gübre yaptı. U, öbür ağaç çıktı. Ne oldu yahu? Paramı mı çarptılar? Diş ve hafi vefat etti yahu. Ne biliyorsun? Hayvanın gübre yapmazdı, bak gübre yaptı gibi kopuştular, gittiler. Hemşire Hanım, Hemşire Hanım buyur.
İştahafim nerede? On dakika evleli ruhu papaz oldu, şefaat etti. On dakika evleli hayvanlar gübre, gübre yapmaya başlamış. Allah bunların şefaatine nail etsin. Onun için diyor ki abdestli yere basma. Devanu'l ruduğu abdestli bulunduğu müddetçe namazda bulunmuş gibi, fıkıhlara bak da baksın. Namazda bulunmuş gibi olun. Birini bozdu mu birini al. Birisi çocukluğumuzda buna alıştırdı. Babamız, kılavuz havuz, ne kardeş makasla diye mi bunu abdest almadın? Alırım sonra. Yok şimdi al efendim, bana böyle belletti. Ben vefat edersem ben sana ne bellettimse hem de oğlum Hasan'a onu bellet dedi. Onun için at üstünü al kardeşim dedi. Hem de küçük su yoluna oturunca elimle kurumuşsa abdest alma. Veli o aletin dörtte biri su yoluyla ıslanacak olursa ölene kadar namaz kılsan kabul olmaz. Pisleniyor çünkü dörtte biri. O suyla ucundan onu mahvedersem olur.
İmam-ı Azam Efendimiz'e göre caizse kendi her zaman yıkardakılardı. Bir gün İmam-ı Azam efendimizin, şurasında zerre kadar bir şey varmış, pislik varmış. Zerre kadar diyor. Bak zerre pencereden giren toz tutunca elde görünmez ya, bu kadar az. Neyi mi sayıyorsun? Sen diyorsun ki fetva veriyorsun, bir himmettarı olmazsa namaza zararın yok diyordun. O fetva, mutfak var dedi. Diye. Tasavvurlar biz analizleri. İşte Sa'dur Aysel ve Hacı Cüzd Efendimiz var. Yanında falpacı hoca var. Öte yanında Hacı Hüseyin Efendi var orada. Gezen geldiğinde Tevfik Bey'in evinde çizdi arkadaşlar dediler. Bunlar dava ettiler de bu günahkarı da böyle gençken onların aralarına oturttular. Konyalı, meme saç, amca da Kayserinin nedeniyetine bak. Genç bir çocuk der ki hukuktan eve okuyor belki. Ondan sonra nasıl bu büyük ulemanın arasında buna yemekte beraber oturttular?
Öyle bir acayip oldu ki mutluci hanımımız burada oturuyor. Hachicif efendimiz de burada oturuyor. Ancak o ikisinin arası kalmış en sonra geldiğimde. Herkes elini yumanca ekmek yemez. Yedikten sonra yumayınca olmaz. Üstadımız derdi Allah şefaatine nail etsin. Amin. Sen yine ve emniyetsiz gayferdiler ki bu kadar büyük ulemanın içinde şu genç adamı niye sufleye oturttular? Onun kalben yaptığı gıybeti şartımız bilirdi. Allah bildirirdi. Amin. Mehmet Efendi, sen de Mehmet sen niye de ben bilmiyorum. Efendimiz haşeriye geldi. Oradan da o Konya'ya götüreceğim. Mehmet'e hacmem Efendi. O oturan başka bir genç değil mi? Bu Yahya'nın şık, Mustafa'nın bunun mahkum varsa biter diyor. Bu devirde hayizli halef babasının yerine bakıyor bu devirde. Hep kırmızı geçti adam. Dışarıya çıkınca bir de canım, Hasan Efendi, Hasan Efendi dedi ben de altmış yaşında bir adam zanniverdim.
Çocuk muydun sen daha yahu böyle dedi. Ben gıybet mi diyordum şimdi? Efendimiz razı olmadı. Dedi ki yahu o hasta efendim, Yahya'lı, bizim için Yahya'yla arabalarla, merketlerle Takay Şeri'ye gelmiştik, su hafızda Kuran okuyuyordu orada. Ne günler getirdik biz canım amma. Yine böyle hayvan olsun. Allah Allah. Senin kainatın olsun. Bir tarzımız vardı. Nehye-i Saadet çıktı diye sarıyordu. Devellioğlu Abdullah Efendi şöyle tuttu da siz kendi Peygamberimiz burada deyiverince bütün millet yere yaptılar ağlayarak. Şirazede ve diyor ki Abdullah Efendi ben millete ağlasın zannediyor. Mutlu cihan burada da ondan millet yıkıldı hep buraya diyor, Zülzzade Hocamızla. Öyle alemler geçirdik yavrum. Üstadımız burada görüşürken ha su döktünüz mü? Evet, suyla yıkayın ama birden kalkıp da yıkamayın. Bir şişeye su koyarsanız iyi dinleyin. Suyu, o şişeyi Suriye biraz koyarsan biraz oraya susuzar.
Oradan kaldırın Suriye Suriye koysanız biraz da oraya sızar. Üçüncü yere koysanız o zaman sızmaz. Hemen su döküp da aha suyla yıkarım diye abdest alırsan uyuşuk şekilde su lambaları gelir. O zaman abdestimiz olmaz. Bizim orada Adana'na bir köyün imamına gençler demiş ki sen su döküyorum, elinle kurutsun diye yiyorum, hemen de abdest alıyorum, senin abdestin yok demişler. Ne abdestim olmayacağım ulan filan? Ne derken delikanlılar ona bakmamışlar. Kontrolünün işini yeni çekivermişler. Aha, don çıkmış kız hapsariymiş tonunun. Orada efendimiz ayıp ne demedi. Ona haber verdi. Dövümüze varınca muayene etti mi ve aynı oluyor olsun, geliyorsun buna. Tövbe olsun, namazımı kaza ettim. Hacı Hüseyin, şey Hacı Cüzide Efendimiz Şah Efendi diyor otuz senelik namazımı kaza kıldım.
Evvel kılmadım mı kıldım ya abdest aldığımda şu gözümün çapağında bir sülük varmış da elin eliyle surpınarlar yıkanmak lazım. Bana namu kuleye sürtmek lazım. Ben sürtlemişsün de namaz farz oralı otuz sene olmuş da vallahi otuz senelik namazı kazaydım diyor. Duydunuz mu kardeşim? Böyle ibretten şeyler söyleyeyim de Ayhan bizim dedemiz şehitlerden baba hoca, ikinci dedemiz babamızdan dedemiz, annemizden dedemiz Hac Osmanzade şehit, Tevfik de peygamber sülalesi ama ben o sülaleyi bastırdım bazen. Estağfurullah. Basırdım, öyle bir insan olmalı. Onun için bir gün ekin biçmiş de ak başta hocamı deyince bilir, yatınca ve ben ona günde o yanıvermiş, bir gündemiş. Vallahi, bismillah demiş herkesin ismine. Kırk senedir o sabah namazını kaza ederim, Allah affetti mi bilmem affetmedi mi bilmem deriymiş. Kardeş, ibret alalım. Biz bu büyüklerimizi andıktan sonra böyle yapalım inşallah.
Efendimiz de buyurdular ki vücut taharatımızı da suyunu yapmam ama öksürüm. Kalkın bir de gezelim. Suyum sonu gitsin da ondan sonra taharet yaptım da namazımızı zıpladın, namazımız olmaz buyurdular. Hakıyla kitap da öyle diyor. Biz de öyle diyor. Efendimiz de öyle diyor. Şimdi burada da böyle söylüyor. Şu dağlar da şahit olsun böyle söylüyor. Yarın Allah'ın huzuruna varacağız. İki, devamı bu. Bu bir, abdestta devam etti. Yahu hiç ağzımdan söz tutamıyorum. Ne yapayım ben? Maşallah. Ben maşallah barışık yapmaya sizi usandırıyorum. Allah razı olsun. Her abdestlanmada iki rekat namazlardı. Bilal-i Habeşi Hazretleri Peygamberimiz nifaja gittiğinde sağ arşı an namaz çıkmış da, küt küt küt ayak sesi buyuruyormuş. Bu insan ayak sesi değil mi ya Cebrail Evet, ayak sesi, insanın ayak sesi. Kimin demiş?
Bilal-i Habeşi ezan okumaya geliyor da efendim, teheccü teheccü namazı kılmanın için ezendenci saat evvel için Mekke'ye gidenler onu dinler, ezan okur. Ona geliyor da onun ayağının sesi duyuluyor. Uyurana yalan. Şu köyde ikimizin arası beş yüz senelik. Onun arası beş, kalınlığı beş yüz senelik, onun arası beş yüz senelik olur. Ta aşçı Azam bu. Babam aşçı ağzamı görürdü de girdi bize. Oğlum oğlum biletlerinin adedi, mahlukatın adedince ara biletleri var. Her bileyanın arasında büyük senelik yok. Karşı aldan bu kadar verip iki de meleklerle dolu. Beyt'ül Mamur da hem Beytullah'ın üstünde. Tuhaf yerine bu dünya kadar geniş böyle melekler tavaf ediyorlar. Soruyor, ya Cebrail burayı melekler kaç defa tavaf eder? Ya Muhammed, vallahi bir tavaf edene bir daha kıyamet bu sana kadar nöbet gelmez diyor. Melek bu kadar çok. Birden çoğalıyor Ahmet'im. Kendi mi biz bilmez efendim?
Bir melek oturmuş diyor oradaki bir ırmağının başına binlerce başı, binlerce gövdesi, binlerce tereyağı dalıyor, çıkıyor. Hiç çırpındım ve her damlasından bir melek oluyor. O, cennete gelene kadar onu bütün istiğfar okuyun. Neden oluyor? Ümmetimden birisi yeryüzünde Sübhanallahi Bu menet dağılıyor suya. Ondan sonra çift fındın mı? Aş defa giyiyorsa o kadar melek çoğalıyor diyor. Şeytan da çoğalır mı bakalım? Şeytan da çoğalır mı Hasan oğlum? Evet, o da insan çoğaldır. Nasıl çoğaldır? Sinile kefi bir araya getirdin mi bir adamın anasına, bacısına, ırzuna, namusuna, aha doğrusu milletine, yetdine seversek Hazret-ı Adem'e sever. Milletine severse İbrahim Aleyhisselam'a sever. Mimne severse Muhammed Aleyhisselam'a sever. Nesebi de severse İmamı Azam sever. Ey secde ne olur? Şeytanın bir bacağında Zekeriya, bir bacağında da tercih olur.
İkisini bir günde çarptın mı kırk gene yumurta yumurtlar, her yumurtanın içinden hırka şeytan doğar, onun vücuduna dağılır, etrafına dağılır. Hüpferra, hıfz diye ederse her sevmede bu olur yavrum. Ne babam ne lausafır ne biz ne Abdullah ne yavruların sevmeyi diz bilmek. Yemini de bilme dediği, anatı olsun bizim yeminimiz. Salat olsun, kanaati olsun. İnanırsan inanırsan inanma. Daha vallahi duymadım bu yuvamın ağzından bana kefaretin yemin istemezsin. Bana delil de yapman. Dört sene askerlik yaptın Çanakkale'de böyle çakmak çaldık. Dedim ikindi namazın akşam namazla yarım saat halay gidik gez kılabildim. Başka bir kedik namazım geçmedi demiş. Böyle bir babanın evladıyız biz ama ben hayvan oldum ya. Estağfurullah. Sizin birinizin ölmesine Allah seni affetsin. İmanıyla öldürsün, rızasını durdursün hepimize yarabbim. Ondan sonra Devamı Nodo, süt yedinin arkasında istihdamımız var diyor.
Şu kadar su akıyor diyor, yaltısını suyu yok ama düşman o taraftan habire olsun yağdırıyor. Ben çifttan gömecekler istihdamdan. Hay yahu, bir abdesttaliyim, şöyle serin serin de şu kelinin ağzında düğün namazı süreyim. Öldüm bir senedir. Şöyle din elemet zaman süreyim. İstihkamda bükülü bükülü öldüm. E hocam, vurunlar yahu. Yetme. Kurban olayım, etme. Ya Allah dedim diyor, o da fırlanın. Ben oradan ilk toplamada geçtim bu yüze. Şuraya indim. Soyundum, abdestimi aldım. Hurhibi uslu, Şahirli, Müslim'de, namazı, Selahattin'a, Kurşun, firavun, firavun, firavun, firavun, o beni gördüler ya diyor. Düşman böyle bir şey çalıyor diyor. Kurşun gelen servisinden bir dahaki deyip top attılar diyor. Buzağı gibi delerdi topun mermileri. Dört sene, dört sene devamlı olarak orada harbiler meşgul olan ilk iki namazı, ilk iki ikili namazı akşama yaklaşık kanatılmış.
Bir dahaki özel yaraktan geldik deyince üzerimden bir kumpadan toprak kesildi böyle. Gözüm bir hamrama çıktı toprak ama bir mütifladım hiç diyor. Namazımı kıldım. Yeniden gittim iki hoplama da var mıdır diyor. Meğer ve bizim istihkama geçmiş. Bir dişi kalmamış. Yani orada doktorda bu sefer hiç defa intikam değişmiş. Hiç kalmıyor diyor. Öteki yine değişiyor. Aşkından orada, aşkımdan git bir sak kademesine çıkıyormuşsun. Kuran'ın üstünden sıkıyormuşsun. Kursunu geldi diyor. Bir Basri hocam kurbanın olayım. Hedefim çok büyümüş, uğurlu suhah şahidim, bilmiyorum, aşkımdan bilmiyorum dedim diyor. Bilmiyorum, Allah seni bilirim gibi yerden. Onların kurşun ne kime diyecek dedim diyor. Ondan sonra, bak, dede bak hoca, nasılmış mı dövelim diyor. Yani Allah'ın aşkı da nasılmış hamlelerin diye cihadı gücün lan. Ne kadar aşkım? Yetmiş tane akrabası, Şehidos'ta şefaatülünce gazineyi biliyor mu?
Oradan indirirken her gün mermi almış? Onu da cepheye dokundu mı? Gülümüze kadar düşman gelmiş de, istihdam daimi çıkmış da kaçıyormuşmuş. Arka üstün attığım her sırtımda isabet etmişler. Bak hoca, vurduyun kafir ediyor. Pamir kırdığın yuvarlanmış, bende gazi olduğunu böyle gözüm renk gösterdi. Allah bana diyor. Allah çaparsın ya. Amin. Final söylememe, şeraitleri, salihlara lazım olan şartlar. Final söylemem. Söz olursa final basma. İki iki. Final söylesem ne olur da yalan olur? Yalan olunca ne olur da taşla su bir arada kalmadığımı yalanla yine on bir arada kalmaz ve açıktan nişanlı girersen geleyim. Yalan. Çok bu hakka cahil. E, hadi Hüseyin efendim hocamız. Aksak ol. Bizim memlekete gelip de vaaz gelirken cemaat, şöyle bir çocuk ağlaya çıktı bizim torunu ya, torunum, ne oğlum, hiçbir şey gözüme görünmez. Ben sizden kurban olayım yahu. Lisede bunu. Lütfen.
Lütfen sinirlerim için ölüyorum. Her laftan geçtim. Her şeyden geçtim. Onun için size ne dinlemebilirsem benim karım o yavrum. Ondan sonra, Allah, neyse gidiyor. Gel çocuğum, ben şeker vereyim, ağlıyorsun olsun diye. Eğer gömünde şeker yok da gülemezse yalan söylediği için yetmiş sene Allah izah etti. Çocuğa yalan dellettiği için sen de böyle yalanla insanı Allah yoluna demek oluyor. Yalan dellettiği için yetmiş sene Allah hacaz edecek. Şeker olmasa da şeker vereyim diye. Aman yiyorum yok yerine yalan söyleyip de yalanla iman diyarında durmaz. Onun için yalan, Allah yalanı dilimize getirmesin ya aramızda. A, çok derim ama tükenmez ama geçiyor. Üç, feyiz etmeyin. Salihlar, feyiz etmeyin. Olur da ille devam eder böyle. Eybet hikmet binadan daha eşek.
Bir kadın geldi ve peygamberimizin evine peygamberimizin Ayşe annemiz ne kaviliymiş, ne uzun kadın imiş yahut da boyu bükük karnı şişnemde haciz nakmaklok deyince, elbet ettin ya. O kendini galip duruyor. Etmedim ben. Kendimde olanı söylerim. Kendimde olanı söylerim. Bu gıybet olur. Kendimde olunmayanı söylesem möhden olurdu. Çukur ağzını, tükürdümüm diyor. Nefle nefle kanunla es düştü ağzımdan. İşte hocalarımız, biliriz burada bir küçük yanlış bilin varsa desinler alnının şansın dökeyim. Hep Kuran-ı Kerim'e göre konuşuyorum. Elhamdülillah. Onun için, kardeşlik görür de şirk etini de yiyeceksin diye sopa vurmaya başlarlarsa yiyebilir mi? Kardeşim niye acı yok? Şehit etini de bundan etini de yiyebilir mi? Bunlar değil de insan mükerrem ya mükerrem olduğu için yenilmez. Bir kara böceğinin eti yenilmez. Bir de ölen kardeşin eti yenilmez kardeşim. Acı bir yandan yenilmez.
Mükerrem olduğundan yenilmez. Siz anlamayacaksınız. Yemin bileceğiz bunu. Birisi camide toprağa yorulmuş. Harbiden demiş ki Hasan-ı Basri, camide Allah'a uç açılır. Camide dilencilik yapılmaz ki demiş. O içinden, halasından geçmiş ama iyice kızartmışlar, numune getirmişler. Yes şu adamın bakmış mı o demiş. Ben gıybet etmedim demiş. Evliyanın kalbinden geçen de gıybet olur. Sen camide demedin mi ki buna doğru mu camide toplama demeyle mi? Kaykıyla sıçradığıyla boyanmış, tövbe etmiş ağlayaraktan bu dervişi araıyormuş. Bakmış ki ilk çeşmenin altında fakirliğinden karnı aç sokumunu yutartmak yaparız da sizin orada da buluruz kaykerden eve. Onun içine ilden dökülen dereotlarını toplayıp da boyuyormuş, fakir düğünden. Onu görünce kopuşmuş Hasan'ı bastı. Allah'ım şimdi, kopuşmaya Hasan demiş. Geri demiş camide gıybet ettin.
Rızaklı var, yolun hediyediler de şimdi pişman mı oldun demiş, kayboluvermiş. Bir gün daha koşmuş. Meğerime beni imtihana gelmiş diyor. Azinizden geçse rapeyince bulur diyor. Salihsın sen ya. Doğru devam edecek. Tövbe olsun, hepimiz. Namazı vaktiyle eda etmek, hakkında namazı durmak, Üç amel çok efdal. Birisi kafirlerle harp etmek. Birisi annene, babana itaat etmek. Birisi de vaktinde namazını kılmak. Bu üç amelden efdal amel yok. Namazı vaktinde eda etmek. Bu da salihlere lazım olan şartlardan birisi de bu. Beş, kazaya kalmış namazını, orucumu kaza edip. İstazımızdan ders isteyene yemin oğlum namazını kazayı, orucun kazaysa onları yap da kemer, kemer muhkem olmak lazım diye yataklarım içinde vardı ya, o kemeri demir nemneyle çimentosan üstüne kaç kat yaparsan yapılır. Buna karşı birer müsaade eder. Beş kat yapılır, yirmi kat yapılır diye. Temel şeriat.
Şeriattan bir bardak kadar ayrılırsan tarikattan mani bile mevlit kadar ayrılırım. İyice dinleyelim ki Allah'ımız bir ilgisi etsin. İnşallah göstermesin. Bize şeri atsın şeyi göstermesin. Şeybanır Ray'i hep bize haber verdim. Size de haber vereyim mi? Dinlemez mi? Hocalar bilinler. Rai çoban demek. Şeyvan ismi İmamı Azam'ın şehfi. İmamı Yusuf'la İmamı Muhammed geldiler. Bir çobanın zulmünde niye boynumuzu döktünüz? Sırf çok deyimaklı, yani deyimaklı perefeser gibi bir muallim Hamdi Hoca. Şu hocamız sus, kalkalığını el ile ağartı ya. Bunların yanında ben edepsizlik yapıyorum ben. Allah korusun. Yani konuşuyorum ya, edepsellik yapıyorum, böyle konuşuyorum. Evet, o Şeybanü'r-Rahi'nin bir çobanın önüne yay İmamı Azam anadan süt ister gibi ne koyayım tuttum be oturuyorum? Sor bakalım dördümüzün bilemediği bir mesele sor. Bilecek mi bilmeyecek mi demiş.
İmamı Yusuf da İmamı Muhammed demiş ki bir namaz getirdim ama sabah mı, öğlen mi, ikindi mi, akşam mı, yaktı mı, salatı vitir mi bilemiyorum. Çünkü bir sene oldu. Geçireni unutmuşsun hangi namaz olduğunu. Hangi sınıftan da o kazayı ödesem isyan ettiğimiz için beşini de kaza edecek. Unuttuğu onun için beşini de kazası üzerimize lazım deyince üçü de devrilmişler. Yani kaşı vah olmuş diyenler, aç sekmesini getirmişler. Ayıklıktan sonra ellerini ötmüşler bu Şeybanürrahi, çoban bakmış, cani kebirde namaz kılıyor. Yahu demişler ki, gitmiş boynumuza geldi burada namazı diyor. Onu sudan altında böyle. A demiş bu yazarı oraya o oyunu bir cızdım dar, bir daha cızdım cımbız var. Bir daha bol cızır cımbız. Güçün içinden çıkmaz. Yayılır orada Ayetel Kürsiste coz'de coz'dur yahu demişti. Çok ibret alınacak söz. İyi dinleyin. Faydamız olsun. Kimse inanamaz.
Yüz oyunu var, yetmiş beş oyunu var, elli oyunu var, yirmi beş var. On koyun olan yine ağlayaraktan geliyormuş yahu. Kırkar da şöyle halı dokunur da onu satar da daha güzel alırdık çocuklarına. Vay, yeni çoban hiç ağlamam. Bir ahmedanı yeni koyunu var. O döne döne o çıkarsa çıkar. Akıllı koyun o cücüktan dışarıya. Çıkmazdım. Epey açmışlar ki Hasan Hoca düne döne yan, Mevlana buyuruyor bunu. Buyuruyor bunu. Düne döne yayın diyor. Bak, ha, koyun birini kurt demiş. Bakın, boğazım, ıskala olacak. Ahmet Ağa'nın koyunu deli o. Varmış, Latin boğazı, muskalı, geri koyun. Gözüne çıkmış, onu yemiş. Kurtula, kuşlar da gözünü koymuş. Yeni yandı niye çıkmamış? İşte cızık var demiş. Ayet her kürsüyle güldüm. Bir cücük daha var, içinde yayılıyor. Onu da ben cısdım. Bir cısf daha, onunla cısdım. Allah aşkına bu cocuklar ne demiş. Allah aşkına diye yemin verdiniz, o bol yüzük Kuran'ı içerim cüzlü.
Kim Kuran'dan çıkarsa, Kuran'dan çıkarsa dışarıya onu şeytanla nefis imansız öldürür, yer onu demiş. Yeni olan anca ucuzlıktan dışarıya çıkar. Aman gardaş.