Ya Rabbi bana ilim ve mucibiyle amel arasında hüküm ver ve beni salihler zümresine ilhak etki, indi İlahiyetinde makbul olan kullarından olayım. Benim için sonra gelen insanların, lisanlarında zikr-i cemil ve güzel sena ve umum indinde umumi kabul ver ki, herkesin indinde iyi söyleneyim. İbrahim Aleyhisselam, saadet-i dünyayı talep ettikten sonra uhrevi saadeti de talep etti ve Ya Rabbi beni cennet-i naim'in varislerinden kıl demekle hem dünyasına hem de ahiretine dua eyledin. Ya Rabbi, pederimi mağfiret et. Zira pederim erbabı dalalettendir. Dedi. Ya Rabbi, ölülerin diriltilip kabirlerinden kalktıkları günde beni rüsvay etme. Zira ölülerin kabirlerinden kalktıkları günde mal ve evlat faide vermez. Mal ve evlat faide veremez. Sadece Allah'a selamet-i kalb ile gelen kimsenin ameli menfaat verir, o kimse menfaat görür, dedi.
Ayet-i celîlede dua edecek müminlerin duasını yalnız bir cihete hasretmeyip dünyevi ve uhrevi iki cihete dua etmesi lazım olduğuna işaret etmiştir, İbrahim Aleyhisselam. İbrahim Aleyhisselam'ın şu duasının kabul eseri olarak bütün milletler ve dinler erbabı, nübüvvetini tasdik ile zikr-i cemilinde bulunurlar. Hatta Ümmet-i Muhammed sallallahu teala aleyhi ve sellem beş vakit namazda Salavatı Şerife ihya ederler. İbrahim aleyhisselam duasında ilim talebini amel talebine takdim etmiştir. Kendisinden sonra gelenlerin lisanlarında sena olunmasını istedi ki, hüsnü duaya mazhar olmakla inşallah derecatının ali olmasına vesile olmuş olur. Yahut lisan-ı sıdk ile murad-ı zürriyetinden Allah'ın kullarını, Cenab-ı Allah'ın dinine davet ederek kimselerin bulunmasıdır. İşte bu manaca GİSANI SIDKA da muvaffak olmuştur ki, ekser enbiya-i izam onun neslinden zuhur etmiştir. Es'lamü lillah.
Lillah min etallahe bir galbin selim lafzındaki kalbi selim ile gelen kimseden murat, malını hayrata sarf ve evladına hak dini öğreten ve hak yola irşad ile kalbi mal ve evladının fesadından salim olan kimsedir. Binaenaleyh kalbi selim, böyle huzurlu olan kalp dininde cehaletten, ahlak-ı fasideden, yani kötü ahlaktan, mal ve evladın şerrinden salim ve pak olarak huzur-ı ilahiyeye gelen kimsedir şu halde. Malını hayrata sar ve evladına ahkam-ı diniyeyi öğreten emraz-ı kalbi, ahlak-ı zemime ve cehaletten salim olarak ahirete giden kimsenin mal ve evladından menfaat göreceğine bu ayet celle derler. Hak Teala hazretlerinden, dua talebilen kimsenin evvela vacip Teala hazretlerini mebhü sena etmesi, güasının kabulünün şartlarından olduğuna bu ayet I celile delalet eder.
Keşvü'l esrar tefsirinde selim kalp, huzurlu olan kalp kalbin küfür nifak hastalıklarından ve isyandan salim olmasıyla tefsir edilmiştir. Zira sahih bir hadis-i şerifte beyan edildiği vesile aza-yı Cevari bütün el ayak göz kulak kalbe tabidir. Burada Ebul Kasım el Hakim'e kalbi selimden sorulduğunda dedi ki onun üç alameti vardır, kalbin huzurlu olması, sükuna ermesi. Birincisi hiç kimseye eziyet etmemek, ikinci olarak hiçbir kimseden incinmemek, üçüncü olarak bir kimseye iyilik yaptığında ondan mükafat beklememek. Zira insan hiç kimseye eziyet etmeyince huzur-u ilahiye vera ile, helemde bile dikkatli muttaki, daha da bir Cenabı Hak'tan korkan kimse olarak, kimseden incinmeyen vefa ile, yaptığından mükafat beklemeyen de ihlas ile gelir. İbni Ata dedi ki, selim dünya ve ahiret afetlerinden hiçbir şey karşısında teşevvüş duymayan, hepsinin Allah'tan olduğunu bilen kimsedir.
Yani zihni karışmayan, bocalamayan kimsedir. Bazılarına sadır selametine ne ile ulaşılabileceği sorulduğunda sadır dedi, şeytanın en çok bozmaya çalıştığı insanın göğsü diyoruz da onunla kastedilen kalptir, füeddir, daha kalbin ötesidir, Buranın huzur içerisinde olması. İbni Ata dedi ki selim dünya ve ahiret afetlerinden hiçbir şeyi karşısında endişe duymayan, hepsinin Mevla'mızdan olduğunu bilen, zihni karışmayan, bocalamayan kimsedir. Bazıları da şunu ifade buyurmuşlar. Bu sadırın selameti ibadet ve taatin makbuliyetine girer. Yakin hududunda, yakin dedi kesin inanç, bu imanımızın tahkik olması, böyle sureti imandan, taklidi imandan tahkife geçmek, temkin ve gazap hallerinde iradeyi terkine cevabını verdiler. Böyle her şeyde Mevla'ya teslim olmak, o iradesini Rabbimize teslim etmek.
İbrahim Aleyhisselam melekü'l mevte mülaki olduğunda karşılaştığında Rabbim beni niçin dost edindi diye sordu. Melekü'l mevt nasa ihsan edersin, insanlara iyilik edersin de onlardan bir şey istemezsin. Onun için diye cevap vermiştir. Burada biz selim kalp nedir, oraya bakalım. Huzurlu olan kalp nedir? El-galbi selim, selim kalp. Çünkü Allah'ımızın huzuruna bu bedenimizle değil, kalbimizin düzgünlüğü ile varacağımız için çok mühim. Vel kalbe Allah'tan gayrı hiçbir şey yok. Bunu Ebül Hasan-ı Rakani Hazretleri buyuruyor. Cenabı hak kalbime nazar eder, kırk yıldır Rabbimiz görür, bilir, duyar, kendi muhabbetinden başka bir şey bulamaz diyor. Böyle bir gündür. İster başına sıkıntılar gelsin, defter gelsin, elemler gelsin, canına verilen bir musibet, oğluna verilen musibet, malına gelen sıkıntı ne olursa olsun, bunun yanında iyilikler de olsa hepsine razı olmak bu Rabbimdendır diyebilmek.
Huzurlu kalp bozuk işte. Efendimiz Hazretlerinin sevgili damadı Hafız Ahmet Efendi. Vekilimsin buyururdu. Edepli, erkanlı, ahlaklı müstesna bir kimseydi. Allah'ımız öyle bir hastalık verdi. Ayağı kesildi. Dayısı ziyarete vardığında dayı demiş, Allah'ımız beni bu yaşa kadar ayaklı yürüttü, şimdi de böyle takdir etti. Dayısı dayanamamış, ağlamaya başlamış. Daha çok genç. Böyle bir teslimiyet. Haccasan Efendi, Kuddiseallahu Sırri Hazretleri'nin İmam Hatip'in yapımında bazı sıkıntılar zuhur eder, yetiştiremezler, mali sıkıntılar olur. Onun için vaaz etmesini isterler. Efendimiz bazı nasihatte bulunur, şimdiki gibi vasıtalar yok. Bir jiple hanelerine gelir. Yalnız şoför frene basacağı yerde gaza basar, evin önünde de bir havuz derince, oraya düştüklerinde Allah'ımızı koruyacakken ne dolu havuz ne de boşalmış vaziyette, normal.
Doktor duyduğunda hastalıklarında bildiği için herhaldedir, hatmi enpas etmiştir. Gelir tansiyonuna bakar hiç değişme yok. İkinci defa yine bakar, üçüncü defa yine bakar, Der ki hiç kaygılanmadınız mı? Doktor biz ne gelirse başa Allah'tan biliriz. Böyle olabilmek. Selim kalp hüveleli selime minel bid'a, Bu bid'atlerden uzak. Bid'at dinde aslı olmayan hareketlerdir. Tasavvufta üç şeye çok dikkat ederler. Birisi bid'atler, ibadet ve saatte olan, böyle peygamberimizde olmayan davranışlar. Bunları hiç kabul etmez. Neyi kabul eder? Sünneti Muhammediyeye uymayı baş tacı kabul eder. Diyelim biz evradta, ezkarda acayip haller de görüyoruz. Nurlarda görülür, semavatta da uçar. Neler olur neler olur. Burada ölçü nedir? Şeriattır. Kuran Azimüşşan'a ve sünneti nebeviyyeye uymaktır. Bizi kurtaracak olan bu. Bid'at çok önemli. İkinci olarak, dinliyorum nefsimizin irşadı ve ıslahı.
Üçüncüsü de Allah yolunda cihad etmektir. Selim kalp nedir? Ellezî la yekunu fihi illa gönlünde Allah'ımıza sevgiden başka hiçbir şeyin kalmamasıdır. Huzurlu kalp bu. Nedir huzurlu kalp? Evet, çalışır, çabalar, işleri pek çok olur ama kalbinde yer etmez. Geçici olduğunu bilir. Fakat yorulur, işinde terler. Rızkım helal olsun diye bu cihada iş ecri var, mükevatı var onun. Ama kalbine koymaz, bir başkasını örnek göstererek çalışmaz, onlar da daha iyi olsun düşünceleriyle çalışır. Serim olan kalp kalven hali minel iştigal ibi şeyhin siva Mevla. Mevlamızın dışında her şeyden azade olan bir gönül. Serim olan kalp kalvenmün katiun min ala ikıtdünya. Dünya ve onunla alakalı olan her şeyden kesilmiş. Yani dünyadan ayrılmıyor. Eli karda oluyor, gönlü yarda oluyor. Öyle basit bir kelime değil bu. Bu yaşamamız gereken. Eli karda olup olmak demek şer'i emirlere uygun olarak dünyevi işlerini yapıyor.
İşte ben nefsimin ısrarı ile çalışıyorum diye çoluğunu, çocuğunu, eşini, dostunu, akrabasını, arkadaşlarını terk eden değil, onlara iman gözüyle İslam gözüyle bakıp dinimizin ölçüleri içerisinde muamele etmektir. Memnuun min hubbil Mevla. Mevla muhabbetiyle gönlünün dolu olmasıdır. Huzurlu kalp bu. La yeşku mineşşede idi vel belve. Beladan, musibetten, sıkıntıdan şikayet etmiyor. Nedir selim huzurlu olan kalp? Menselime minel yü'ravi anillah, Allah'ı Zülcelal'den ayrılmaktan kurtulan kalptir. Biz bunları diyoruz ya bunu biz yaşamamız gereken çok önemli bir husus. Ne buyurdu müellif Hazretleri? Allahu Zülcelal'den ayrılan bir gönül bundan kurtulmaktır. Çünkü Rabbimiz konuyla her zaman beraberdir essanü vahu ve makum eynemaküntu. Bunu unutmamam. Bizim gibi olursa zor olur ama inşallah siz yaşarsınız, bize de dua edersiniz yaşamamız için.
Riyayıymış, kibirmiş, küfür, şirk bunlardan tamamen uzak. Önemli olan bir hususa işaret ediyor. Kalbinde diyor Ebu Bekir el-Kedtanı, Gaddesallahu Sırrı Hazretleri anlatıyor bunu. Veleyse fi kalbi hima Allah'ı şerhi bu. Kalbinde katli yani şirk diye bir şey yok. Şirkin bir celi olanı var açık putlara takmak gibi, bir de hafi olanı. Bu riyadır işte. Çünkü şirk dendiği zaman inkar yok bunda. İkileme, üçleme var. Yani emri ilahi bu. Emri ilahi bu iken diğer bir fikre ve düşünceye dalmak, nefsimizin arzusuna dalmak. Bu Allah'ın emri ama dünya muhabbeti girince gönle, işin değişmemesi gerekir. Çok önemli şirk konusu. İkinci olarak kalbinde Allah'ımızın gayrı bir şey bulunmayacak. Üçüncüsü ise Allah'ta yok olmuş. Ne demek bu Allah'ımızda yok olmak? Onun emrinde yok olmuş emrini baş tac ediyor. Nehyettiğinden uzaklaşıyor.
Bu gönülde yaşanan bir durum, bunu anlatmak çok zor ama gayret göstereceğiz. Allah'ımın beni bilmesi yeter demiştir. Selimen min cemi ay mafil kevun. Bütün kainattan geçmiş, içinde, dünyanın içerisinde Hacı Hasan Efendi, Kaddafi bir kimseyle görüştü İstanbul'da. Oturduğunda daha çok gençtim. Şimdiki gibi bu telefonlar yoktu. Çevirmeli telefonlardı. Iki taneydi. Demir taciriydi. Birini alıyor diğerini bırakıyor. Birinden ses geliyor onu alıyor. Bütün bu işlerde meşgul. Ama neyi konuştular? Konuştukları temiz et gönül evini, dost gelecek kondurmaya. İşte işim gücüm çok da bir türlü muvaffak olamıyoruz, ben de bulunmak istiyorum ama işler çok. Bunlar hep bahanedir, nefsin bahanesidir. Gönlümüzün istavolması icap ediyor. Kalbi selim nedir? Huvellezi leyse fihi gayrullah. Allah'tan gayrı bir düşünce olmayacak. Hepsi bunların mezhep imamlarımız var. Mezhepte müçtehid olanlar var.
Bak okuyacağım Müfessir-i Nizam efendilerimizden Abdurrahman es-Sülemiği Hazretleri. Hayır büyüklerimizden anlatılan müstesna. Ne söylüyor? Ellez I la yekbaul hevavä ve şehevat. Nefsin arzularına ve hayvani duygulara düşmemek. Ne demek hayvani duygu? Şehvet kelimesi, şeha fiilinden baş olma arzusu var. Dünya arzu ve isteği var. Bir cinse karşı duyulan arzu var, istek var. Çılgınca hepsini içerisine alır. Yemede de var. Yetecek kadar, bizi ayakta tutacak kadar, ekilden sonra daha da yiyip içmek, uykumuz, şehvet bunda da var. Yetecek kadar kendi hayatımızı idame ettirecek kadar uykudan sonra fazlasına gitmek. Sözümüzde var. Zaruri olan bir konuşmanın dışında eğlenmek, gülmek, güldürmek bunlar katiyen caiz de değil. Efendimiz böyle bir yere sallallahu teala aleyhi ve sellem denk geldi. Onlar konuşuyorlar, gülüşüyorlar, buyurdu ki bunlar ahireti hatırlamıyor, ölümü hatırlamıyor buyuruyor.
Yine buyuruyor Abdurrahman es-Sülemiye Hazretleri'ydi. Tefsir-ı Sülemiye var zaten. Birçok eserleri de var mübarek zatın. Velilerin sözlerini içeren eserleri de mevcut. Buyuruyor ki, Müslümanlar hakkında vel, vela hadd vela haset hasedliği yok, kini yok, kibiri yok. Yani bu gönüllümüzden tamamen çıkması gerekiyor. Arınacağız, temizleneceğiz, istiğfar çektiğimiz dersi şöyle bir düşünsek aslında güzel. Derslerimiz yapılıyor, yapılmıyor değil. Burada adet kabilinden yapma var. Bunu Abdülkadir Geylani Hazretleri ifade buyuruyor. Buyuruyor ki yaptığınız bir ameli adet kabilinden yapmayın. Diyelim abdest alıyoruz. Abdest alırken yine Hacı Hasan Efendi onun bir banyolardaki tavrını söyleyeceğim. Ya Rabbi benim dışıma gücüm yetiyor, sen içimi temizle Ya Rab diyor. Bak bu adet kabilinden yapmıyor. Nasıl bir tefekkür var? Nasıl bir düşünce var? Biz namaza duruyoruz hepimiz Allahu ekber.
O nasıl duruyor? Esselamü'l-ha Ya Musa Tuva Vadisi'ndesin, ayakkabılarını çıkar. Bu ayet-i celleyi izah ederken ayakkabılarını çıkar. Birisi dünyayı gönlünden çıkar. İkincisi ahirette kalmasın gönlünde Mevla kalsın. Ne tarif etti bize? Allahu Ekber derken şu bir elinizle dünyanın muhabbetini, ikinci elinizle ukran'ın muhabbetini atarak gönlünüzü Mevla'ya verin. Bak adet kabilinden yapmıyor. Sohbetinde bulunduğunuz siz bizden daha iyi bilirsiniz. Azaları yıkarken üç defa yıkamanın, yıkamanın sebeplerini anlattı. Bak siz daha iyi biliyorsunuz, siz daha çok oturdunuz. Ne dedi? Birinci yıkayışta nefsi emmareyi temizleme, ikinci yıkayışta mülheme, üçüncü yıkayışta mutmainne, iştahacağız efendi. İstihbaru okurken Ali efendimiz adet kabilinden olan birisine yalan söyleme diyor. Ne yalanı ya Ali diyor, buyuruyor ki dilin okuyor da kalbin de pişmanlığı yok diyor.
Öyle yaparsak bu selim kalp hasıl olur. Derler ya akıtması benden, değmesi senden. Bu yok. Askerlik yaptınız, gez göz, arpa. Öyle denk getireceğiz ki on ikiden vuracağız. Öyle denk getireceğiz ki imanda on ikiden vurup imanımızın gaybe iman olmasıdır. On ikiden imanda vurmak yakin hali kesin inançtır. Eğer cihat içindeysek cihadımızı Allah'ımızın dininin yüceltilmesi için yapmak on ikiden vurmaktır. Allah derken on ikiden vuracaksak Celle Celalühü, zikrettiğimiz Mevla ile olacağız. On ikiden vurmak budur. Oruç tutuyorsak oruç taatimizde takvayı elde edebilmek. Zekatımızda gönlümüzün cömertliğidir, on ikiden vurmak bu. Biz yerine göre birbirlerimizle karşılaşıp selamlaşıyoruz. O selamı verirken on ikiden vurmak, selam Allah'ın ismidir. Selam Allah'ın ismidir. Rabbimizin ismidir, selam. Öyle dikkat edeceğiz ki Allah'ım karşımdakine de gönüllerine selamet ver, huzur ver.
Hal ve hatırını sorarken de böyle bir adet olarak değil, onun evlatlarını da kendi evlatlarımızdan daha çok sevip saymak takdir etme düşünceleriyle evini barkını sorurken biz kendimiz için ne istiyorsak onun içinde onu isteyerek hal ve hatırını sormak on ikiden vurmak demektir. Yine buyruluyor, selim olan kalp ve sedimu min külli deranin ve gul metin ve muhalefetin, Allah'ımıza muhalefetten, kirden, pastan kalbin temizlenmesidir.