Salgın Hastalıklar ve Dini Vecibeler, İnsani İlişkiler ve Manevi Halvet
Salgın Hastalıklar ve Dini Vecibeler, İnsani İlişkiler ve Manevi Halvet kaydında Dünya genelinde yaşanan insanların sağlığını tehdit eden, bulaşıcı hastalıklardan pandemi. Zaten pandemi dünya genelinde zuhur eden hastalığın ismidir. Bu mesela yeni bir virüs olması, birçok hastalıklar geçirildi malumunuz. İnsanlara kolayca geçebilmesi, insandan insana kolayca ve sürekli bir şekilde bulaşması. Burada dini vecibeler çok…
Salgın Hastalıklar ve Dini Vecibeler, İnsani İlişkiler ve Manevi Halvet ne anlatıyor?
Salgın Hastalıklar ve Dini Vecibeler, İnsani İlişkiler ve Manevi Halvet kaydında Dünya genelinde yaşanan insanların sağlığını tehdit eden, bulaşıcı hastalıklardan pandemi. Zaten pandemi dünya genelinde zuhur eden hastalığın ismidir. Bu mesela yeni bir virüs olması, birçok hastalıklar geçirildi malumunuz. İnsanlara kolayca geçebilmesi, insandan insana kolayca ve sürekli bir şekilde bulaşması. Burada dini vecibeler çok…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Dünya genelinde yaşanan insanların sağlığını tehdit eden, bulaşıcı hastalıklardan pandemi. Zaten pandemi dünya genelinde zuhur eden hastalığın ismidir. Bu mesela yeni bir virüs olması, birçok hastalıklar geçirildi malumunuz. İnsanlara kolayca geçebilmesi, insandan insana kolayca ve sürekli bir şekilde bulaşması. Burada dini vecibeler çok önemli. Mesela bu hastalığa tutulduğunu bilmiyor ama şiddetli bir nezle, bir rahatsızlık cemaat arasına girilmez. Bizim İslam fıkhında diyelim ki soğan yemiş, sarımsak yemiş, böyle bir başkasını rahatsız edecek yiyecekler tatmış. Bu, geçinceye kadar mescide gelmez diye ifade edilir çünkü bir başkasını rahatsız edecektir. Bunlar çok önemli. Yok, ne olacak? Bu kadarından da bir şey olmaz diye diye neredeyse Allah'ımız muhafaza buyursun, önüne geçilemeyecek bir hal arz ediyor. İşte diyor yakınım varabilirim.
İşte deniyor ki bir yere misafir olarak da gidilmez, misafir de alınmaz. Demek bunun bir şiddeti var, bir sıkıntısı var. Rivayet edilir. Bu bir haktır, bir hukuktur aslında. Bir başkasının hukukuna girmek demektir. Böyle bir rahatsızlık. Bundan dolayı evlerde kalınıyor veren son verilen karar da bir kısım insanların, en diyor güzel olanı evinizde kalmak. Tabii ki işi var, gücü var. Bunu yetkililer tespit ediyorlar, ayarlıyorlar saatlerine göre. Çalışmaları da ayarlıyorlar. İşyerlerinde ihtiyacı olan mekanları da bunu tespit ediyorlar. Biz burada düşünüyoruz. Mesela çoğumuz diyor ki ben sıkılıyorum, daralıyorum, bunalıyorum. Ne yapacağım evde? Fakat İslam'da bir kural var, bir esas var. Bunu hatırlayamıyoruz. Başta şahsın, bu aciz şahsın ve kardeşlerimiz için Halvet dinimizde bunun yerini ifade etmek istiyorum.
İhtiyaçtan fazla toplumda kalmamak, ister böyle bir hastalık olsun veya olmasın. Bunun dışında birçok hastalıklar var ki mesela gıybet hastalığı var, dedikodu hastalığı var, hasetlik hastalığı var, iftira hastalığı var, hiç böyle kulaktan kulağa duyulan sözlerin nakledilme hastalığı var. Bu gibi rahatsızlıklardan dolayı boş sözlerle zaman geçirmeyerek, boş zamanlarda bir kenara çekilerek ibadet ve tefekkürle zamanı değerlendirmektir. Bunu taatkar insanlarımız olarak gösteriliyoruz. Şahsım demiyorum, inşallah biz de ibadet eden kimselerden oluruz. Onları da dahi mesela hiçbir zaman yokmuş gibi mescide gelindiğinde itikaf niyetiyle girilir. İtikaf nedir onu beyan edeceğim inşallah. Böyle sessizce ibadet ve taat maksadıyla oturmaktır. Sanki hiçbir yeri yokmuş gibi mescitlerde ulu orta konuşulduğuna şahit oluyoruz.
Sonra mesela sünneti kılmışız, farzda durulacak konuşmaya ve sohbete başlanıyor. Halbuki o arada konuşulmaz cami en güzel bir fırsattır ibadet ve taatimizi yaparak, Allah'ımıza boynumuzu bükerek, onun dışındaki zamanlarda da kendimizi Allah'ımıza Celle Celalühu yönlendirmek için, ibadet ve tefekkür zamanı değerlendirmektir boş zamanlarımızı. Bazı kimseler bunu kleahane ve mağaralarda yaşamışlardır. Devamlı olmayacağını beyan ettik. Çünkü ashable, fihiza guduyetis salah, feiza guduyetis salah, Namazı kıldıktan sonra fendeşiru fil ar, rızkınızı temin etmek için helal yoldan işinize ve gücünüze dağılın diye buyuruyor. Bu Kuran-ı Kerim, Cuma Suresi'nde geçelim. Kuran-ı Kerim'de halvete delil olarak şu ayeti celile gösterilirdi Samim. Rabbinin, yüceler yücesi Rabbimizin adını an. İbadetlerinde ondan başka her şeyden kesilerek yalnız ona yönel. Daha Ayet-i Celileler var hiç şüphesiz.
Mesela Halvet ve Çilenin kırk gün olmasının Kuran ve sünnette yeri mevcuttur. Mesela Musa Aleyhisselam ile ilgili şu ayete dayandığı söylenir. Rabbimiz Zülcelal'imiz buyuruyor, Musa ile otuz gece bana ibadet etmesi için sözleştik ve bu otuz geceye on gece daha kattık. Çilehanelere, nelere misal olarak kırk gün kalmaya. O niçin kalınır, inşallah beyan etmeye çalışırız. Hazreti Aişe annemizin Radıyallahu Anha Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme yalnızlık sevdirilmiş ve o da belirli bir sürede orada ibadet etmiştir diye bahsettiği Efendimizin Hira Mağarası'nda yaşadığı ibadet hali uzlet durumudur. Mescit hükmünde özel bir mekanda ibadet niyetiyle bir müddet bulunmak şeklinde tarif edilir, bitika.
Bu Ramazan-ı Şerif'in son, un gününde bir de mesela mescide girerken bu niyetle girip huzur içerisinde tefekküre dalmak, mescit hükmünde, özel bir mekanda ibadet niyeti ile bir müddet bulunmak şeklinde tarif edilmiştir, itikaf. Efendimiz Sallallahu teala aleyhi ve sellem Medine-i Münevvere'de hayatlarının sonuna kadar yapmaya devam ettiği sünnet olarak kabul edilen bir vazifedir. Şimdi Halvet dendiği zaman Halvetiyye Tarifi da var. Bakıyoruz biz Osmanlı padişahlarının birçoğu Halveti Tarikatı mensup olduğu, Halveti tarikatının mensubu olduğu ifade edilmektedir. Mesela Hacı Bayramı Veli'nin halifelerinden Ahmet Bijan Hazreti Davut'un Aleyhisselam ufak bir kusurundan utanıp tövbe için tenha bir yere çekilerek kırk gün orada ağlamak, sürekli secde yapmak ve af dilemek gibi uygulamalar yapmasını Halvet'e örnek gösterir.
Bir de Abdülhalık-ı Vucdevani hazretlerinin Hızır aleyhisselamdan öğrenmiş olduğu on bir esas var. Onlardan bir tanesi de Hal ve Der Encümen, engümendir. Böyle bir hal, yani toplulukta yalnızlık, kendi şahsı olarak yalnız bir yere çekilerek nefis muhasebesi yapılır. Bu hale göre değişir tabii. Bir de topluluğun içinde yalnızlık, bu belli bir aşamadan sonra olur. Nereden sonra olur? Tamamen nefis ümidini keserek ibadet ve ataate koyulur. Nefis ruha arkadaş olur. Böyle olduğu zaman halkın arasına karışsa bile bozulmaz. İmamı Gazali Hazretleri buyurdu ki açlık, uykusuzluk, halvet, halvet dedik yani yalnız bir yere çekilmek. Evet, Halvet ve Sükut etmek kişinin dinini, imanını koruyan haledir diye buyurmuş. Açlık, uykusuzluk Halvet ve Sükut etmek. Burada şunu anlamayalım biz, böyle sersemleşecek şekilde bir uykusuzluk değil burada.
Açlık, kıvranacak bir şekilde bir tarz ifade etmesi olarak anlaşılmamalıdır. Yani tıka basa yememek, yeme arzuluyken ayrılmak, uykuda o şimdi bunu bilen kimseler üç saattir, hale göre değişir. Bir vakit tanzimi vardır sekiz saat işte günlük çalışması sekiz saat kendisine mahsus işleri sekiz saat uykudur. Yalnız bunu altıya düşünürler, iki saatini ibadet diye değişik şekillerde arz etmişlerdir. Burada dört düşman ifade edilir Allah'ımızı, sevgili dostları. Bunu şu şekilde anlatıyorlar. Birincisi dünyadır. Onun silahı halka karışmaktır. Birincisi dünyadır insana düşman. Onun silahı halka karışmak. Onu yenmekse halvet biledir. İkincisi heva. Yani istekler, arzular. Bunun silahı konuşmaktır. Buna galip gelmek ise sükut iledir. Üçüncü düşman olarak, şeytandır ki silahı tokluktur. Bunu yenebilmek açlıktır. Dördüncüsü ise nefistir. Onun silahı da uykudur. Çaresi uykuyu azaltmaktır.
Çok güzel bir şiir var burada. Bir okuyabilirsem. Vesiyare, duruş olan alem de seyran istemez. Vesiyar rabıta döneminde olsun, murakabe döneminde olsun Cenabı hak hiç şüphesiz Habibi kibriya ve Allah'ın salih kulları. Canını canane teslim eyleyen can istemez. Bu misafirhane nin fani din feh meyleyen hane-i kalbin de haktan gayrı mihman istemez. Cennet içre tamudan korkar mı hakkın aşıkı? Hak budur erbabı aşka huri ilman istemez. Bu hususta İsa Erbili Hazretleri'nin çok güzel bir beyti var. O da etme vaiz, nar-i du uzaktan hikaye dinlemem. Olduğu için mazhar-ı esrar-ı esma gönlümüz. Gönlümüz Allah'ımızın isimlerinin Masivallah'tan mücerret olduğu İbrahim bugün, Kuşadalı İbrahim Efendi bunun yazarın. Masivallah'tan mücerret olduğu İbrahim bugün, varını dildare verdiği vasfı hicran istemez. Şimdi tarikatlarda böyle bir uygulama olmuştur.
Buna bazı misaller vermek istiyorum ama zamanı iyi kontrol etmemiz gerekiyor. Biz halvet hususunda duracak olursak, onun anlamı ve istenen nedir Halvet sebebiyle? Bu daha faydalı olacağına inanıyorum. Halvet insanın yalnız bir yerde Allah'ımıza kulluk için çekildiği, boynunu Rabbimize büktüğü mekan olarak ifade edilir. Halvet Allahü Zülcelal'e Rab dedip gönlü halktan uzaklaşmaktır demişler. Nefisten kalbe olan bir seferdir. Yani bu nefsani hallerden kurtulup kalbi Mevlamıza bağlamaktır. Kalpten ruha, ruhtan sırra, sırdan da tamamen Cenabıhakk'a yönelmektir diye tarif etmişlerdir. Daha bunun birçok tarifleri var. Önemli gördüğümüz bazı yerleri ifade edelim. Mesela Haller. Bu Allahü Zülcelal'e yönelmek, dönmek, gitmek diyor da burada gitmekten maksat Allah'ımıza Celle Celalü tamamen odaklanmaktır Esselamü.
İbrahim Aleyhisselam, ben Rabbime geliyorum, o beni hidayete geliştirir, bana kendi canibinden yollar açar. Inşallah yanlış okumayız. O da o benim Rabbimdendır diyor. Kitabı Kerim'e bakarsak düzelir. Ne zamanki Zekeriya Aleyhisselam Meryem validemizin bulunduğu mekana varsa orada rızık görüyordu. Burada asıl kastedilen şu Meryem Valide'miz Meryem Valide'miz, batılların yaşadığı gibi bir hayat yaşamamak için ne yapmıştır? Kendisini mihraba hapsetmiştir, bunu ifade ediyor Es'ahilübillah. Zekeriya Aleyhisselam ne zamanki Meryem validemizin yanına varsa vece de inde ha rizka, onun yanında yiyecekler buluyor. Ya Meryem, bu yiyecekler nereden geliyor? Kış gününde yaz meyveleri var, bu nereden geliyor? Dedi ki bu Rabbimin katından geliyor. Cenabı hak dilediği kimseye hesapsız nimetler bahşeder diyor. Biliyorsunuz mevzu değişir diye anlatmıyorum. Peş peşe oruç tutmak isteyen ashabı guzin oldu.
Çünkü Efendimiz öyle tutuyordu. Buyurdular ki siz buna güç yetiremezsiniz. Ben Rabbimin katında yedirilip içiriyorum. Anlatacağımız bu hususta çok husus var. Yalnız bu seviyeye bu hale gelmeden anlaşılması çok güçtür. İfade edemem. Yoksa Rabbimiz katında yedirilip geçirilenler vardır. Mesela Meryem validemizden bahsediliyor. Bizim Sultan validemiz, annemiz de son anlarında bu nimete mazhar olmuştur. Artık evlenince malum. Musa Aleyhisselam'ın onu ifade etmiş oldu. Daha efendim bu Rabbimiz katında yedirilip içirilme arz ettiğim gibi bezmi hassa ahit bir husustur. Bezmi has nedir? Bezmi has, Cenabı hakk'ın habibi ile bir araya geldiği zamana nispeten Evliyaullah'ın Rabbimiz katında boynunu büktüğü andır, naz makamıdır, müşahede makamıdır. El Halve bu halvet hali, Hiyel ibdidervanil Beşar insanlardan uzaklaşıyor ve inkıtau illallahu teala Cenabı Hakkın muhabbetiyle doluyor.
Başka bir icai olmuyor. Daha beyan edilmiştir. Bu haller çok önemli. Yekul Eş Şeyh Ahmet Bin Acibe Rahmetullah Ali Halvet hususunda şunları sıralar. Bir kere halvette olduğu zaman dilini korumuş olur. Mesela yanına gelir, germiş gibi oturur ama kafana da değiştirir, gönlünü de değiştirir, suretler bizim gibi. Allah bizi de ıslah eylesin, o halde de düşürmesin. Oradan konuşur, buradan konuşur, ne yapar insanın kalbini de fesada verir, beynini de Cenabı Hak korusun. Ondan dolayı halvet hali esselametü minafati lisen dilin afetlerden korunmasıdır. Unutmadığımız, hatıramızda bizim tatlı bir şekilde hatıramızda kalan haller var üstadımızdan. Hiçbir kimseyi rencide de etmemek istiyorum, belki yanlış anlaşılır diye geçiyorum, yalnız kaldığı anlar oluyordu. Hıfzul basar, ikinci sebebi vesselame min akatin magar. Böyle oraya bakıyor, şuraya bakıyor.
Bunlardan gözünü muhafaza etmek için şimdi, şimdi şahane dindiği zaman öyle koltuğuydu, kanepesiydi, bilmem filandı, süsüydü, püsüydü bu değil ki. Eğer ölmüşse o çilehane taşlardan basitçe yapılmış ama oturulacak bir şekilde, namaz kılacak bir şekilde bir mekandır. Zaten ona çilehaneler dinmez. Er-Rabia dördüncü olarak Husu-u zühtü fitdunya ve'l gana mina. Şimdi Zühdi bir hayat dünyaya gönlü kaptırmamak ve kanaat içerisinde olmaktır. Beşinci olarak, esselamatüm minsopbetil eşrar, şerli insanlarla arkadaşlıktan korur. Altıncısı, Zikir ve ibadetle dolar, masivattan uzaklaşır. Allah'tan gayrı hallerden ibadet ve zikirle meşgul olur ve takvaya, yiliğe meyleder. Es sebya, vicdan ve halaveti taat, böyle iç aleminde ibadet ve taatin zevkine gelişmektir. Münacatın Cenabı Hakk'a yalvarmanın, yakarmanın aslında halvet dindiği zaman halvet hali Cenabı Hakk ile muahedese diye haber verilir.
Yani dilleşmek gibi, Sekizinci olarak rahatul kalbi velbeden, bedenin ve kalbin rahatıdır. Bir emreyim ve tabudu'l beden tekrar almak istiyorum. Şimdi kalbimizin insanlarla bulunması sebebiyle, çünkü yersiz konuşmalardan dolayı kalp rahatsız olacaktır, bundan korunmuş olur elbette. Bunun yanında beden de korunmuş olur. Bu da ibadet ve taatle meşgul olup şerli insanlardan uzaklaşmak suretiyle. Öyle ki dinini, canını bütün şerlerden ve düşmanlıklardan muhafaza etmektir. Onuncu olarak, artık ibadet ve taatin gönlünde tamamen yerleşmesi ve gerçek kasıt gaye nedir? Allahu Zülcelal ile olmanın güzelliğidir. Şimdi Peygamberlerimizde olan Halvet'ten bahsediyor. Mesela Eyyub Aleyhisselam, bela ile Halvet'te kalmıştır, musibete uğramıştır. Anlatmakla bitmez. Bu musibetinde iki şeyi talep etmiştir Rabbimizin.
Birisi senin muhabbetinden mahrum olmaması için kalbimi koru Ya Rabbi demiş ve dilini de Zikullahtan tatil etmemek için Rabbımızdan talepte bulunmuştur. Yine burada ve kenet halvetü İbrahim finler. İbrahim Aleyhisselam Nemrudun yapmış olduğu ateşte halvet halidir diye ifade edilmiş. Halvetü İbrahim Aleyhisselam, Finner ateşte. O artık manevi halini biz ifade edemeyiz. Cebrail Aleyhisselam'ın yardıma gelişini bile karnında Yunus Aleyhisselam'ın balığın karnındaki halini ifade etmişlerdir. Bu Halvet'te üç dereceyi anlatırlar. Birincisi, isyan ve hatalardan uzaklaşmaktır. Rabbimizin emrine ta'ziman ve nehyettiğinden de kaçmak suretiyle. İkincisi hayvani duygulardan kendisini nefsine muhafaza etmektir. Öyle ki dinen caiz görülmeyen şeylerden de uzaklaşıyor. Yapıldığı zaman günah olmayan fakat mesela yemek bir günah değil ama zaruret miktarı yemeye çalışıyor.
Uykusunda da öyle, konuşmasında da öyledir. Üçüncü olarak, Allah'ımızın gayrı düşüncelerden gönlünü muhafaza etme şeklinde izah etmişlerdir. Yine burada aslında Halvet haber verilirken insanların böyle kötü hallerinden, bunu demek de gerçekten zorlanıyoruz biz. Çünkü herkese iyilik istemek bizim şiarımız olmalı. Halktan, halkın kötülüklerinden kaçarak Mevla ile olma arzu ve isteğidir diyelim. Yine izah edilmiştir. Batında olan halvet anlatılırken, enlayet kulefi kalbi min tefekküratın nefsani ve şey ve şeytani, şeytani ve nefsi düşüncelerin kalbe girmemesidir. Mesela yeme arzusu, içme arzusu, giyme arzusu vesaire duyguları şerrin ölçüsü içerisinde, dinimizin ölçüsü içerisinde götürmektir. Yine izah edilmiştir, çok güzel haber veriliyor. Elhalve Sıfatü Ehli Saffe, bu nur olan insanların, nur olan insanların bir özelliğidir. Sonra yine vuslata erişmenin diye ifade edilmiş.
Daha başka mesela Şafiki Belhi Hazretleri, Kaddafi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'a Biz diyor arşın gölgesi altında gölgelenmeyi istedik. Bunu ise yine kötülüklerden uzaklaşmakta, Halvette bulduk. Ebubekir Vel'rac Hazretleri, kalpte Allah'ın sırra, biz diyor dünya ve ahiretin hayrını halvette bulduk ve zaruret dışındaki bütün fazlalıklardan kaçınmakta. Şerri ise diyor, böyle kendimiz için yetecek kadar olanı tercih etmemiz yerine, eğer çoğaltacak olursak dünyevi nimetleri mesela çok olması malı da Cenabı Hak hayr olarak ifade buyurur. Çok diyelim varlıklı bir kimse, dinin kıvamı ayakta durması da zenginlerin cömertliği iledir. Allah yolunda sarf edip kendimiz için yetecek kadarını kullanmaktır. Yine beyan etmişler. Evet mesela bunlardan bir tanesi itikaf insanlardan ayrılıp ibadet niyetiyle gizli bir mekana çekilmektir. Oruçtur demişler, namazdır.
Sonra yemek ve içmekte, yemek ve içmekte huzur da yiyip daha arzuuyken yemekten kalkmak ve iştigal biliklülillahi meliki lallem, her şeyi bilen, her şeyin sahibi, iktidar ve güç sahibi Mevla-yı Zülcelali zikriyle meşgul olmak ve sadakatle Cenabı Hakk'a yönelip ilticada bulunmak diye de tarifler yapılmıştır. Yine tarifler yapılıyor, mesela ruhun halveti nedir diye bunu müşahede hali olarak beyan etmişler. Gönüldeki bütün perdelerin kalkıp, ifade şu dünyanın fani olduğunu görebilmektir. Ebedi olan Adem'e yönelip, faniyi bakiye tercih etmemektir demişlerdir. Böyle yersiz düşünceler neler? Onları gönülden atmaktır. Yani beynini toplayabilmek, aklını toplayabilmek dağınıklıktan kurtulmaktır. Bu çok önemli bir tabir ama. Dağınıklıktan kurtulmak inşallah bunun üzerinde tefekkür ederiz.
Yelhal ve anme habbetil mahlukat, böyle Allah için sevmek sevdiğini, Allah için sevginin dışında olan sevgileri terk etmektir. Ancak bu şekilde izah edebiliyoruz, yanlış anlaşılır duygu ve düşüncesiyle. Böyle nefsin halveti nedir denirse diyen hal ve aniriya fil eibadet, ibadet ve taatte gösterişten kaçınmaktır. Yine beyan edilmiş mesela manevi bir halvet nedir? Bu da bütün kainattan diyor, yaratılan ne varsa hepsinden Mevla-yı Zülcelal'e dönmek. O zaman tek mi ediyorlar onu anlatıyoruz, devamlı söylüyoruz. Yani baktığımız eşyaya şer'i ölçüler içerisinde ibret alarak bakmak. Yürürken işte bastığın toprak beni bir gün içine alacak, ne nimetler sunuyor Mevla diye şükretmek toprak vasıtasıydı. Bunun gibi Velhamdülillahi Rabbil Alemin demeden önce üstadımızın bize yazmış olduğu bir şiir vardı. Onu teberrüken aldım. Uzundur da sadece bir kıtasını Seherle zikrine bükül, bahri ummanına dökül.
Her zaman halvete çekil, gafillerle gezmek uzun.
Kaynak: Genel
Salgın Hastalıklar ve Dini Vecibeler, İnsani… | Mihmandar