Salavat-ı Şerife ve Erkek-Kadın İlişkilerinde Sabır
Salavat-ı Şerife ve Erkek-Kadın İlişkilerinde Sabır kaydında Ümmetin bir kere görse, kademine yüz sürse. Canımız kurban geçse yolunda hem Muhammed. Efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz salavat-ı şerifelerin, yine faza ile hakkında bir hadis-i Şerif nakl-i beyan edelim, sadece dualar edelim ola ki Rabbimiz Teala ve tefatcez hazıratları, şu mübarek günlerde ettiğimiz dualarımızı dergah…
Salavat-ı Şerife ve Erkek-Kadın İlişkilerinde Sabır ne anlatıyor?
Salavat-ı Şerife ve Erkek-Kadın İlişkilerinde Sabır kaydında Ümmetin bir kere görse, kademine yüz sürse. Canımız kurban geçse yolunda hem Muhammed. Efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz salavat-ı şerifelerin, yine faza ile hakkında bir hadis-i Şerif nakl-i beyan edelim, sadece dualar edelim ola ki Rabbimiz Teala ve tefatcez hazıratları, şu mübarek günlerde ettiğimiz dualarımızı dergah…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 19 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Ümmetin bir kere görse, kademine yüz sürse. Canımız kurban geçse yolunda hem Muhammed. Efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz salavat-ı şerifelerin, yine faza ile hakkında bir hadis-i Şerif nakl-i beyan edelim, sadece dualar edelim ola ki Rabbimiz Teala ve tefatcez hazıratları, şu mübarek günlerde ettiğimiz dualarımızı dergah izcesinde ahseni kabul ile makbul eyleyen, kusurlarımızı at eyleyen. Evvela bu fakirin lisanını hapb-ı Efendimiz buyuruyorlar. Hadis-i Şerif Menavi'den, Efbal-i Kainat Efendimize, kainatın en efbali olan Hazrası Muhammed, sallallahu aleyhi ve sellem-i Efendimize salat-ı selam getirmek, salavat-ı şerife okumak, en etmekten efdaldır. Bir sul acaad etmekten efdaldır. Evet, Ebbali Kainat Efendimize, kainatın en efbali olan Sultanı Enbiya'ya kalevatı şerife getirmek, bir şöyle azat etmiş gibi, bir kul azat etmiş gibi, faziletli ve sevaplı.
Föle azat etmek çok mu sevapta? En kıymetli sevaplı odur. Lakin Ondan daha çok sevaplı Plevat-ı Şerife getirmek. İnsan ki bir esaret-ı esarettan kurtarmak, esaret-ı esarettan kurtarmaktan, Salavatı Şerife efdalını özlerken, kendi canını cehennemden kurtardığın için, Salavatı Şerife okuyun korkuyu, kendi hayatını, kendi canını cehennemden kurtardığın için, Salavatı Şerife getirmek, öyle azat etmekten daha açkal. Hakk-ı saadette, Buhari El-i El-i El-i El-i El-Biye Efendimizin zamanında şöleler satılır, cariyeler satılır, alınırdı. Bundan bir tanesi de Bilal-i Habeşi, Bilal-i Habeşi Efendimiz idi. Kafirimiz bir suyun kölesi idi, kölesiydi. Söylemiş, vakfında on tane iman eden köleler oldu, cariyeler oldu. Lakin ağaları kafir olduğu için çok azat ettiler. Bilal-i Habeşi azretları da bir kafirin kölesiydi.
Onların kilisesine girdi, putlarına hakaret verdi, çıkarsanız gördüler, çok azap ettiler. Çok azap ettiler, ağzına verdiler, Sen yaptırıyorsun bunu dediler. Dedi ki ben yaptırmıyorum, size kölemi veriyorum, istediğiniz gibi acayip edin dedi. Onların ısıtacak, bunların üstüne yüzüstü sürdüler, hakaret ettiler, dininden dön dediler. Gözsem dininden dönmem, Allah'ından dönmemdir. Allah'ın Allah'taniyetine, birliğine, başın ağacın Allah olmadığına inandım dedi. Allah Vahid-i Mutlak'tır. Vahr-i felece sahibi olan Allah birdir, iman ettim dedi. Sun fani Enbiya'nın da bir tanesine iman ettim. O da Allah'ın Resulü, Habibi sevgilisi, abddir, böyle iman ettim. Dönüşünün üstüne istedikleri kadar taş kaydılar, sevip sevip taş koydular. Medine'nin en bu sıcak yerine götürdüler. Bunun altında usul usul canlı çıksın senin.
Veren o kadar putlar mızı bıraksın da, şek olan Allah'a iman etmişsin, sızanmaz heriftirler, sen burada öleceksin taren yol. O başların ve sayaların altında Bilal-i Habeşi yine, Ya Vahiy, Ya Vahiy, Ya Allah, Ya Allah diye Allah'a zikrediyor. Peygamberimiz oradan geçiyormuş yolu oraya rast geldi. Ya Rasulallah, başındaki kafirlerden yaklaş Başındaki kafirlerden yaklaşmama imkan yok, bi'l-ilah. Başını besleyiyorlar. Yalnız seni o Vahid olan, bir olan Allah kurtarır dedi ve oradan geçti Peygamberimiz mütemadiyen ağlayıyordu bilala ezilen hakarettan. Sıddıy-ı ağızdan Efendimiz'in, Rabianh Efendimizin tükenme vardı yaşlı gördü, ne ağlıyorsun ya Muhammed. Yine kafirler sana ne hakaret etti bugün.
Keşke bana olsaydı, bilale Kardeşi namında bir köle iman etmişti, onu kutmuşlar, arzuyu tanıya yatırmışlar, istedikleri kadar üzerine baş koymuşlar, altında ya vah ibni zikre diyor, dayanamadım ona ağlıyorum. Ben kurtarmaya geliyorum ya Rasulallah dedi ve fırla bir Sufbe'yi de alacağım. Onun ağzına vardır, dedi ki bana şu köleyi sak, hatırına geldi ki dünyada ne kadar malım var, mağzam var, ne kadar helresim var da birinci tüccarlardan husus Teyze Azam efendim. Göl doğumunun yeryüzünde tek plan kurtulsun diyor. Diyor. Kim bu bunu yediğin tek kurtulsun. Yalvarmaya lafları, ya Batman dedi. İmkan yok dedi. Oturuplarında ahaha kesmiştir dedi. Onu yirmi bin küsurdü de gel oldu. Dedi yalnız sizin de, İncil'den, Yahudi'den, İzzet vere var. Diyor. Çok hatırı sayılır, tüccarlar arasında hatırı sayılır sözünü kırmadığı, kafir olduğu halde ve Yahudi köleyle değişti.
O köleyiiyetin varlığı baş hücrimden gitti. Gitti, Bilal'in yolundan mutlaktır. Böyle on tane kurtardı haber veremem şimdi. Ben verse ecirden haber verirsem, bu menatip gülzarında yer ki yüz bin gül biter, bu gülistandan haber vermeye bir tek gül yeter. Haber vereceğim gülistanda yüz bin gül var ama, Ama o virüstendan haber vermeye bir tek güllü haber vereyim, hepsi ondan Allah'ım inşallah. Borundan tuttu, şu kere getirdi, Ya Muhammed, bakın aldım Elhamdülillah, bilahı da kurtardım Elhamdülillah, kurtardın. Ya kendi köleliğimi de böyle durduramayacağım, sana Allah'tan diyorum. Sen köle olsun, ben de azat ediyorum dedi. Azat ediyorum, kölelikten kurtarıyorsun dedi. Peygamberimiz bunu emlak gibi kabul etmiş diye. Şahk-ı Habeşistanlı olduğu için, sis siyah kızdı. Siyah! Peygamberimiz, zırdık, içi siyah! Tövbe! Rica ettiler, eceni hoca oturuyordu.
Kitaplar haber veriyor, kitaplar daha o kadar mührikse, daha o kadar insanı yatanse, daha o kadar uzağa giden sesi Kitaplar bu baliğara giriyor mu bilmiyorum, herhalde kendimin kerametinden olsa gerek, okulu ezen üffeller gibi değil, altı saat kırk yere duyuluyor diyor kitaplar. Ayağının tasıltısı, ayağının tütürtüsü, tasıl cesur müntehaya duyulursa, sesi asıta bir kere sadece duyulacak efendim, duyulacak. Araplar geldiler, Ya Rasulallah dediler, Dilan-ı Ezel okumasın, bütün gelir. Hayli alesfalah diyemiyor, Hayli alesfalah diyor. Hazreti Tanrı olduğundan Arapça'yı sevilemiyor, diyor. Peygamberimiz buyurdu ki, der ki, der ki, bir ana o kadar muhabbetliyim ki, Allah'ım da o kadar seviyor ki, bir cenazizin hayyesinden Bilal'in yengesi bana daha hayırlıdır dedi. Peygamberimize çok aşıktır derim. Çok aşık ve Fatih'ince onun kadar dayamamayan olmadığı herkes, herkes oldu.
Tabii ama buna daha çok korkulduğundan Medine'ye sığınamadı, Şam'a gitti. Şam'a geldi. Dedi ki, Muhammed vefatilince, Onun şehrinde oturuyorlar ne arasın? Yoktu ama bunu şen. Gitti Şam'da evleniyordu, Şam'da duruyordu. Sultanı Enbiya Efendimiz rüyasına girdi dedi ki, ya Bilal gel seni göresim geldi desen seni göresim gelmedin mi? Niye bir yere hep özel Birden nereye geçtin? Bu hadis hatıruma geldi. Hazreti Muhammed buyuruyor ki: Özellerin en güzeli, özellerin en güzeli. Medine, dün gününe, inanamaz, geldi. Bilal Safa geldiniz, hoş geldiniz, Bilal Safa geldiniz, aralarında gelişemiyorlar Bilal'in muhabbetini. Halife, Unaru'l-farih olmalı Rabbiallahu Anh, yani sıddık gazdan sözlerinde fark etmiş herhalde, Allah cevabını ne hikmetse, Çık da ezan oku ya Dila Avrupa, kesrini göreceğimiz geldi. Kesrini göreceğimiz geldi. Okuyamam.
Sultanı emri'ye Kadir'de yakırken o emri derdi bana ezan oku diye. O kabirde müessbüyken, ben minaretle çıkıp da ezelden okuyamaz. Bu Fazıl Aişe annemiz duydu, geldiğiniz, Safa geldiniz dedi ziyaretine var, hoş geldiniz. Ya Bilal, Zül-ezel oku da Muhammed-i hatırlayalım. Anneciğim okuyamam, canım annem babam size kurban olsun okuyamam. Peygamber hatırıma gelir, dayanamam. Ben aşığıyım onu. Dedi ki size rica ediyorum, ricamı kabul etmezseniz annelik hakkımı haram ediyorum. Ben Sultan-ı Enbiya'nın ailesi olayım, bütün müminlerin de annesi olayım da, Bilal sözümü kırsün olur mu bu dedi. Çıkacaksın, okuyacaksın. Anneciğim, hakkına taviz edemem, ben okuyayım tek dedi ezene çıktı. Ezene, beynini kulaklarda yerde Allahu Ekber, Allahu Ekber dedi. Biladın şerhini duyan ne kadar dedi, Eşhedü enne Muhammeden Rasulullah deyince kendi dayanamadı, bağırmaya başladı.
Bütün yetyine Peygamberimiz yeni vefat gibi, alayıyor, çirkinıyor, kef yağ bile, dayanamaz diyorlar. Duymaz, ezeli bitirdi, bazı kitaplar çok insanların gördüğüne haber veriyor, şaham bunu demeyip. Allah şefaatına nail Ya Rabbi. Yani bunu da sıdkı idi Alkam Efendimiz kölelikten aidat etseydi. Peygamberimiz de buyuruyor ki, kim Televat-ı Şerife getirirse, şöyle aidat etmekten daha çok sevaba nail olur, daha faziletlidir. Demek Devam edelim inşallahü Teala. Böyle ayet-i celîleye geçiyoruz ve kadınlara da söz vermiştik çok da gelmişler diyorlar. Onlara bir bahis ayıralım inşallah söyle, azıcık devam edelim. Allah'ımız Kuran-ı Kerim'de böyle buyuruyor. Anlayamadı, adam mısınız? İşte anlayamazsın. Sen üç beş dakika Türkçeye çevireceksin, bazıları misallar getireceksin, biz anca anlayacağız. Emeklerini esirgemem Elhamdülillah.
Bak küçüklüğünden beri bir kişiye saatlerce anlatmaya çalışsam, Allah'ım yorgunluk diye bir şey beğenmedi o zaman dedim. Elhamdülillah. Bir tane çalışacağız inşallah anlatmaya. Mümin gerçekler, mümin kadınlar, birbirinin velileri, dostları, yardımcılarıdır. Kısa satı biz anladıysanız. Mümin olan erkekler, mümin olan kadınlar, bilginin, bilginin velileridir, muhabbetli dostlarıdır. Ya şimdi hocam mümin müminin velileri geçsin, bilginin düşmanı oldu Müslümanlar. Birbirlerine hakaret gözüyle bakıyor. Kadınlardan birbirine ırkın sonuçlerine var, yüzlerce sıfadın var. Konuşmayın kadınlar, Allah aşkına konuşman bir şey dinle insan. Sığmaçamıyor, çağırıyor, çağırıyor, fetetin kadınlarında ikisi geldi mi huzurunu tüm bozuyor. Allah aşkına seslenme, yoksa Allah'ın izniyle keser, gönderdim arkadaşlarıma. Konusu seslenme.
Mümin erkekler, mümin kadınlar birbirlerinin velileridir, dostlarıdır, yardımcılarıdır, birbirine yardım verenler. Mübinler Peygamberimizin hacmiyle kemer başı gibi. Birbirinden gurbet alır, böyle cami-i şerif olduğu gibi emerler ile mümin de bir araya gelir, fikri bir araya gelir, muhabbeti bir araya gelir, müşavereti bir araya gelir, birbiriyle anlaşılırsa müminin binası tekamül eder, dünya cellet gibi olur onlara. Lakin mümin birbirinden ayrı olursa, şu caminin başı kadar başı binlerce araba getirir de ayrı ayrı yerlere döker Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ustalığıyla doyılmazsa, bir kere şurada baş olaraktan deflete, kimse altında rahat edemez, kimse o başlardan istifade edemez.
Mümin civcivinin dostu olursa, mümin civcivinin kardeşi olursa, Kafün erkek, bir dine, canını, malunu, ırzını, namusunu bir birinin korumaya başlar, pardaş gibi olunlarsa, besrücud olurlar ve o binanın altında, İslam binasının altında yaşarlar, imanla ölürler, Cennet-i Teala'yı bulurlar. Bir Müslüman küçük bir bahanayla, küçük bir farklıcılıkla, küçük bir gemi goduyla, nemdili kuruyana kadar küstürursa cahilde diyor Peygamber. Nemmil yıkalıp süreyana kadar. Bundan daha rüyada üç gün küs kalırsa, dördüncü gün namazı kabul olmamaya başlar. Peygamberimizin hadisi var, onun için hüsnü ırzına hakaret var, canıma hakaret var, namusuna hakaret var, dine hakaret var, mukadde sahasına hakaret varsa, bura müstesinedir. Üstelik, daima hırsın durur, kalbin ondan hiç hoşlanmaz. Allah için, Allah'ın sevdikleri kulu sevmek vardır. Allah için, Allah'ın sevmediği insanlarla sevmek vardır. Ne olursun?
Sevmediğin, sevmediğin fenalığın danıstan başka. Lakin yüzüğün ikisi de camiye beraber giriyor, sene sene hoca niye deli kanaatın olsun, mümin mümine olsa canım, kardeş kardeş etsin. Kardeş kardeşa olsa, hocayla, hocasıyla ailesinin anası kaç senedir sırtın. Hoca hocayla kadın olsa, akrabayı içine ayırdılar giriyor, ben bilemiyorum. İnsaf edelim, merhamet edelim, vicdan ederim, vicdan ederim. Peygamberimiz Muhammed Mustafa, Allallahü Teala aleyhi ve sellem Efendimiz'in hak böyle konuşsan, bu Hadis-i Şerif'in içerisinde cemi ahlabın tekamül ettiği, şu okuduğum hadisin içerisinde diyor, bütün ahlakım birleşti. Kim benim bu Hadisimle amel ederse, benim ahlakım gibi ahlaklatmışım. Benim ahlakımdan da Kim benim, ne kadar şahsı okuyorum, sebebimiz değil mi size? Şurada birçok sözlerim var, bugün hepsinin duyuruyu diye çalışıyor. Yani vicdan bu, vel hamak bu size.
Konuşmadığı diye yakar davası olup da hakkımı alırım deme diye konuşacağım ben, üzüleceğim. Yani söz konuşacağım. Tutarsan utan, diriltmazsan sen bilirsin. Hadid-i mumlar diyor Allah'ım, Hadid-i sıkışma, Hadid-i kerzeme, Hadid-i sen kendini helak edeceksin, sen uğruna ne olursun, Kuran'ı tebniyet, putallarsa putallar, putmazlarsa geldiler bilir, Cehennem hasıl diyor. Cehennem hasıl, putallarsa geldiler bilir. Onun için, yine de insan dayanamıyor, nail ediyorsa. Peygamberimiz, bu Hadis-i Şerif'i içinde gemi ahlakını tecelli etti. Kadın olsun, derse olsun, bu ahlakına inşallah tehadluk etmeye çalışalım vedeniz bir kardeşiniz hacattırlar kardeşimizle. Ki ben seneki vefat eden, habımızın dobası gardaşinle, o da tabii mahallemizin imamı ve hocadır.
Memlekette bir kurban ne rahmet rüyasında buradan kesilecek olursa, Abdullah Efendimiz'in getirinin tarih bir kimse kestiği diyorlar, birden çok elhamdülillah. Nasıl ismi anılmışsa, anılmış gene anılsın. Oysa ikimiz vardır ki, bu hadis ile amel etmeye çalışalım diyor. Davısına muhatap olabiliyor ve asla belki olamıyoruz. Siz de çalış edemezsiniz, inşallah Peygamberin ahlakıyla ahlak kalacağız inşallah. Süleyman Gafmangah, verirdim. Sıvayı içmeyeni ben sılağa eder, evine gülerdim. Yavruca o şımarısa ne diyeyim, beni boğarsa ne diyeyim, yüze almak da ne diyeyim, onları diyen şeytan olamıyorsun. Varaje olsan yüzünü zevse gider önüne. Var da bak, bağırtulmayan, gitme, yoluna değer, kötü söyle, güzel almaz diyen şeytan verir. Hiçbir insan yok ki, en büyük faslı olsun, çocuklarını yanma atsın akraba, küstüğünüz yeter artık, seni öyle bir kardeşim. Aslında geldim artık, daha bitecek mi insan?
Allah'a bir cildi boğaza kucaklamaya başlar. Yalan söyleme, inanmam ona. İnanmam ona. Fakat hoşuna giden o taraf oluyor, yettim hoşuna giden burnumacağı, bize alma. Bu işin kulur, diyor Şeytan, gitme. Şimdi gece olsam çok sevap olacak. Peygamberin ahlakıyla ahlak olacaksın, cennete gireceksin, Şeytan da o akail değil. Cümle böyle fikirler atar. Gitmeyeceksin gibi yorumlar yapar şeytanı. Demek ki sizi sıla'yı etmeyeni sus, sıla'yı edin diyor Peygamberimiz. Slaayı ve anlamak biz, sıla-yı vahimdir bu. Yani gelip gelmeyen sıla-yı vahim derler. Ömrünü iki şeyi uzatır, birisi sadaka, birisi de sıla-yı vahim. Sıla-yı vahim'den bir vahim çıkıyor, gözünün önüne haber yermeme imkan yok. Çünkü ben başka yere geçeyim ya. Gerçi illa haber ver, yaramıyor ya. İster de yalvar, olmaz. Vafu annan zar emek, silah gurme durdular, saldılar. Ya Resulullah, filan durmuyor diyor.
Artık ikimiz yalan verilemeziz durumda dilimiz lafimiz kurgu olmasa hata olur. Bir daha da affedemez. Ali Çöyeyindir. Günah zulmette affederim. Ben defa böyle duyurdular. Onuncu da dedi ki, mübarek lisanımızı yormam ya Muhammed. Allah'a yemin ederim ki bana da bana da kıyamete kadar diyor. Dükkanden dükkana lazım oldu, sermaye lazım oldu, Adana'ya gidiyorum, beş altı bin dolarsa ver, verin diyor. O paha muhtec oldu gelsin, ver diyor Böyle küçük para olan adama hizmet ettirme, dilini seversen ettirme, peygamberini seversen ettirme. İmamı aldığı meselemizin bir adamda alacağı vardı. Alacağını orada bir paraletiyle fark etmiş. Onun gölgesinde herkes duruyor falan, o bu sıcakta yanıyor. Ya İmamı Azam şuraya gelsen de, bardak çok ısıcaktır, şu gölgede Buralar yılandır, ejderhadır. Senin imanını devirir bura. İmanını devirir, aman ha amelini mahvetme. Etme. Biz haklı söylüyoruz. Aliciğim.
Kılıcını kaldırdığı inan, onu azap etti. Hazreti Kara dönüşü yanına çekildi. Ya Ali, beni niye seni öldürmedim gibi. Daha sırt kestin diye, ben senin yüzüne tükürdüm inkarlıyız. Yarını kolları söylüyoruz. Bu kıyyasta böyle meraklıkları var. Şöyle söylüyoruz, acaba siz burkulur mıyız? Kişi sevgiyle beraber haşreyeceğim olur, onlarla beraber olur, yarın maçta, damarları sövdiğin için kurutulur dışarıdan. Felç olanı Ehli Cennet, bir yanlış yetmiş iki fırsa Ehli Nasır. Şimdi Ya Rasulallah, bir küçük kelime öyle yaptı. Benim ve Ehli Sünnet Velcemaat nezdinde mutlak olan itikatta delil ve sahabenin yolunda gelenler, o itikat sahipleri Ehl-i Cennet'tir, ondan geçmiş nesneden ayrılan, Hazreti Ali'yi peygamberden üstün gören, Azra Ali'yi Sıddık-ı Azam'dan üstün gören, papazlılar, fazlı mezhepler, geberiler, bunlara döner yetmiş Elhamdülillah.
Allah'ımız hakkı, hatta teslim eden bunların zümrasına ilham bulsun inşallah. Kardeşlerime, kadın kardeşlerime da söz vermiştim ve siyerciler doldurdular, kollar içinde konuşmayı söz verdim, Allah razı olsun onlardan da konuşacağım, beni mazurdür. Siz de benim cisimden olduğu yoldan, dilimden çekip çekip sözünüzü alıyoruz. Ağzımda onlara söylemediler, daha ziyade de dokunmam her şeyimize. Şimdi onların mentaati hakkında bir hadisi Kerim okuyorum. Muhammed Mustafa Gerçeklerden ne kadar iyi yeri var kadınlara bak şimdi. Peygamberlerimiz geldi buyuruyor. Kadın, bir veyahut da bin kadın, yüz bin kadın Onu demiyoruz. Demek, kadın beş vakit namazını kılar. Namaz orucunu da tutarsa, izzet etmez, iftira etmez, isnat etmez, sorusunu tutar, cihadını harf etmez. Ya efendim, başı da açıp, ayağını da açıp, sığır sığır diziğinin yanına gelmeye geliyor. Akşama kadar elin lafını konuşuyor.
Ben onu bilmiyorum, doğru duanı diyorum. Doğru duanı diyorum. Ben yalvarıyorum, kocan olurum. Gel ayağına beyaz çorap değmesin ya, alayım diyorum. Ayıp olur, beni sınavlar Bir basın başımdan bir el basımı kadar açık yeri olsa, isterse il en karanlık köşesi gecenin de Ramazan orucunu da tutarsa, kendini de, böyle kitaplar çok açık yazar ama insan edepli, kocan da edepli olmak lazım. Her şeyi Kendini de haramdan muhafaza ederken, sevgine de kocasına da itaat ederse, bu halde vurmaksızın cennete dahil olur. Sen akşama kadar, sabaha kadar, çarşılarda, pazarlarda, soyeler, gıybet edilen, çok evine çekilip tesbihini eline alır, uçluk maması kılar, ebadın maması kılar, teveccüh maması kılar, Allah'a itaat eder, evinden ayrılmaz. Bu şimdi böyle ibadet ister velilerden olur diyor kitaplar. Kadın böyle. Bizim varlığımdan mı? Sizin kadına inanamıyoruz. Yeni inanılmıyor, Cennet'te beraberdi.
Dedem o Cennet'le fikrimi bir görmeye girdim dedi ve kocası Hazreti Ali Efendimiz'den, Peygamberimizden müsaade aldı, kesti. Vardı, yan onun başınaymış, vardı. Kapıyı vurdu, kapıyı vurdu. İçeriden bir karı tepten ihtiyar kadın, sürsün dedi. Ben Allah Peygamber aşkına, kırılma bana özen kabul edecek mi etmeyeyim mi diye sormadım. Hocam ben sorayım, yarın gel Gelin aldanırsa ailemi yerine diriltmeye mi geliyor? Neye geldiğini bilir mi de gelin kadınını kendi kadının yanına getiriyorum. Halime bak, hoca, çıksana gelmeye girerim kadın. Dedi. Yanında bir sunuştu var, ne o dedi. Küçük Hasan'ı da, Hüseyin'i de getirdim, tek küçük dedi. Yanıma düştü geldi. Kurbanların olayım ya Fatıma, ona izin almadım dedi. Sana izin aldım, Ayaklarına kurban olayım annem babam kurban olsun dedi. Sana sığınmadığını, ona da izin alır diye öylece.
Odun içine çekti, geldi düşün, geldi, bu ara Hasan Efendinin de yanına takılmış ikisi bir geldi. Kapıyı vurdu kimsiniz? Ben Fatıma'da size uğrayayım. Yanındaki Hasan mı dedi, Hüseyin mi dedi, Hüseyin de var Hasan da durduramadım, güçlü olduğu için annesi o da geldi dedi. Kurbanlarım olayım ya Fatıma, Hüseyin'e izin aldım çünkü babıdır. Dört yaşında, beş yaşında zararı yok lakin Hasan'a izin almadım. Ha adımlarına buradan modül görecekse, sonra da izin alayım dedi. O gün da açmadı, devlet suçun üçüne ve gücünü alınca içeriye girdi. Baktı ki kadın o kadar güzelizdir, o kadar sade ki, sütlama tutuyor dedi. Düşünüyor musun? Şu körce daraza getirsene kurbanların ölüyüm, sağımda. Kocam dedi elin sır katlığına girer de güneşte çalışıp güneş güneşten yiyip içiyor da ben kocamın güneşten inip içtiğine hayal ediyorum ben gölgede oturmaya da oy olsun dedi. Kurban olayım dedi.
Kırılma sen orada otur ben burada oturayım dedi. Niye böyle ayak işin yok dedi böyle felece ile geziyorum. Yoklu mu sahibisiniz dedi. Yok dedi, hocam gelince genden namusunu isterse, uçurumumu çizene kadar kalbini kırarım diye korkarım da onun için öyleyim Demek ki, müjdenin yerine acı mı verirdin sen de, acı vermiyorum. Okur söylüyorum, Muhammed ibn emri şudur. Azın beş vakit namazını ta'dil-i Gündüz aleme radiyallahu anh'dan rivayete göre, Rasul-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, iki cihan güneşi Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi Efendimiz'i Allah şefaatına nail etti Ya Rabbi. Bir kadın hocası kendinden razı olarak ölürse, cennete girer buyurmuştu. Hadis-i Tirmizi rivayetiniz, hadise katendir demiş. Riyaz-ı Salihenin iki yüz elli sekizinci taifesinde de yazılmıştır efendim. Hadisi okumayla mes'ul olma manasını.
Maacip-i Cebel radıyallahu anh'dan rivayet olduğuna göre, Nebi-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur. Dünyada bir kadın, dünyada bir kadın kocasına eziyet ederse, o erkeğin hurilerden olan zevcesi, o kadına hısab ederek, huriden olan o erken Cennet'teki ailesi Allah canını alsın. Bu adama eziyet ediple, o dünyada senin yanında misafirdir, yakında senden ayrılıp bize kavuşacaksın diyerek muahaza eder. Tirmizi rivayet etmiş, hadise haberdir demiş, Riyazus talihininkine iki yüz elli sekizinci sahibesinde. Kadın koca üzerindeki hakları. Kadının hocasındaki olan haklarını bugün okuyorum, yarın da hocanın gazındaki olan hakkını okuyacağım, gezen okunuyor, başladı ben de çalışacağım, duyurmaya. Birinci hakkı kadınının hocasında diyanetini talim etmek, dini delletmek. Çığırıyorum hocam, okumayayım diyorsun da okumayayım. O zaman mesuliyetten kurtulursun.
Birkaç dakika söyle devam edeceksin, çalışacaksın. Efendim sen bizim aileyi bildiğin gibi değil, okumaya ne? Evilecek gibi değil, ben eğlen kadınları diyorum. İkincisi, Rızk-ı Lah hilm ile ülfet ve muhabbet etmek. Kadına kasaplanma, kadına sızma, kadına cemr istemek olmaz, ülfet muhabbet etmezsen Allah, yedi sana kanayak uzun saçlı, annesini babasını terk etmiş, evine eski olmuş kadına niye ülfet muhabbet etmedin diye, seni mes'ul eder, yayıma gaza veriyor, yayime kinleşiyor, yayıma bağırıyorsan Allah senden sorar. Dördüncüsü, üçüncüsü, özel ahlak ile muamele etmek. Özel ahlak yapmamak, özel ahlak yapmaz da, çirkin ahlak kullanır, sihirli nöronda sunarsan, Allah'ın önünde mesulsün koca. Gördün yüzü, aileye selam verip, patronını hoş eylemek. Eve girdin mi? Diyeceksin, selam vereceksin. Evet. Selam vermiyor musun? Neden selam vermeye bilirim, neden o almayı bilirim bunca.
Biz selam veririz, ailemiz de selamımızı alır. Evine selam ile girenin geri cennet diyor Peygamberimiz. Ne demek istiyor? Esselamu Allah'ın selameti, Allah'ın rahatı, Allah'ın iltifası, senin gözlerine olsun diye dua ediyor. Ve Aleyküm selam dedim mi? Allah'ın selameti, Allah'ın mutlu, Allah'ın yetarı sana da olsun diyor, günde eğimde böyle dua ediliyor. Bunlar bizim memlekette ayıp efendim. Gün doldu, ay doldu efendim bilmem ne oldu, bu zamanın hayırlı olsun, sunayı, bunayı bilmem gelipdir. Bunlar selam değil, selam değil bunlar. Allah'ın Kuran-ı Kerim'indeki selam, selam kalktığı zaman kıyameti yakın defter buyuruyor Peygamber. Herkes tanıdığına selam verir, tanımadığına selam ver, vermediği zaman, vermediği zaman kıyamete yakın deplayın. Elhamdülillah memleketlerimize selam veriliyor Elhamdülillah. Dinletün burada da selam veriliyor mu?
Bağısına selam veriyor, hiç anlamıyor merhaba deyip geçiyor. Hepsi aynı daim var. Selam bahçe. Beşincisi, dev işlerinde kadına yardım etmek, yardım etmek hububudur. Sen bu işine yardım ediyor görmüyor musun? O konu çapalayı yol görmüyor musun? Harmanına yardım ediyor, bahçana yardım ediyor. Bir kadın kocasına, dış işlerinde yardım ederse, batmaz, gararzenizer yekik olacak cennette. Bir erken ev işlerinde, misafir gelince dolaştığı zamanda ailesine yardım ederse, Hz. Ali Efendimiz'den ref'i bulacak. Ben utanırım, ben erkeğim, ben amrurum, kadın işi göremem, Sen ayran alıyor, dünyanın içini gösteriyorsun, böyle hurdallık ateşe, bu hayıf. Korkma bile bunlar. Birincisi, dünya içindeki kusurunu affetmek. Dünya işlerinde bir kusur varsa affetmek. Ezan okunduğunu biliyorum. Şurayı bitirmeyince de koyamıyorum.
Sekizinci kötü huylarına sabr etmek kadının, çirkinse kadının kötü huylarına sabreder, geçimini dizerse, Geyyub Aleyhisselam'a verilen sevap ki bu bir cevaba nail olur. O erkek kadının kötü huyuna, yani ayağının fenalığına ne edemiyorum bağırıp çığırışına, misafir gelince çocuk dövüşüne, abları bir köşesine kalkmışına tahammül ederse Necibe verir biri gibi bir cevafına ayıp olur. Ne yaptın gece ağızlarım hep esirdir. Kesir. Yaku. Gazaplandığı vakit şükür ile karşılamak.
Kaynak: Genel
Salavat-ı Şerife ve Erkek-Kadın İlişkilerinde… | Mihmandar