Sahabe-i Kiram ve İlmi Hayatlarından İbretler kaydında İhsan mektebi programımızın yeni bir bölümü de tekrar birlikteyiz. Kavuşturan Rabbimize hamdü senalar olsun derdinde ne işler misin? Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Sirrahü'l azizin Ashabı Kiram isimli eseriyle Ebu Eyyub el Ensari radıyallahu anha tanımaya devam ediyoruz inşallah kaldığımız yerden. Kitabında yazıldığına göre, İslam…
İhsan mektebi programımızın yeni bir bölümü de tekrar birlikteyiz. Kavuşturan Rabbimize hamdü senalar olsun derdinde ne işler misin? Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Sirrahü'l azizin Ashabı Kiram isimli eseriyle Ebu Eyyub el Ensari radıyallahu anha tanımaya devam ediyoruz inşallah kaldığımız yerden. Kitabında yazıldığına göre, İslam ordusu avdetle İstanbul'dan uzaklaşmaları üzerine kabri paki Hazreti Mih Mandar'a tecavüz ve hakaret etmek isteyen düşmanın her biri bir beliyyeye uğramış olduğundan, badema kabri Şerif'e fevkalade hürmet ve tazim etmişler ve bu hürmetleri İstanbul'un fethine kadar devam etmiştir. Ala rivayetin Fatih Hazretleri Akşemsettin'den kabri şerifin yerinin gösterilmesini rica etti. Akşemsettin orada bulunan çınarın dallarından iki dal aldı. Birini başucuna, diğerini ayak ucuna dikti ve işte burası Cenabı Mihmandar'ın kabri şerifidir diye buyurdu.
Gece olunca Fatih silahdarı çağırdı. Al benim bu yüzüğümü git şeyhin çınar dallarıyla kabri Eyyub'a nişan koyduğu yere toprağa göm ve çınar dallarını yerinden sök ve yirmi adım kıble tarafına muntazamca yere dik. Bakalım Hazreti Şeyh yarın gittiğimizde neresini gösterecektir diye emir verdi. Silahtar A Fatih'in emrini yerli yerine getirdi. Sabah olunca Fatih Akşemsettin'den bir yanlışlık olmamak için lütfen zahmet buyurarak Ebu Eyyub'un kabri şerifinin yerini göstermesini rica etti. Tekrar beraberce geldiler fakat şeyh yine dünkü gösterdiği yere gitti. Çınar dallarına bakarak bunların yerleri değişmiş, ben dünkü gün buraya dikmiştim diye buyurmuş ve toprak altında bir yüzük görüyorum, onu da oradan çıkarınız diye buyurunca mahiyetinde bulunanlar hayret içinde kaldılar. Fatih tekrar kalbinin mutmain olması için bir alamet izharını rica etti.
Akşemsettin kabrin baş tarafından iki arşın yer kazılsın. Mümkündür ki, Bu Ebu Eyyub el-Ensarinin kabridir diye yazılmış bir taş zuhur edecektir buyurmuş. Filhakika aynen zuhur edince Fatih'in vücudu titremeye başladı. Eğer mahiyeti tutmasaydı yere düşeceği muhakkaktı. Onun için Fatih, İstanbul'un fethine sevindiğimden ziyade bu ehli keşif ve keramet sahibi olan Akşemsettin Hazretleri'nin mahiyetinde bulunmaklığım bayisi iftiharımdır demiştir. Fatih'in silahdar ağasıda Şeyh Hazretleri'nden çınar dallarını tekrar kabrin baş ve ayak ucuna gömmesini istihzan etmiş ise de Akşemsettin, bırak, onlar da senin yadigarın olarak kalsın. Zira Hazreti Halid Bin Zeyd Ebu Eyyub el-Ensari'nin cesedi şerifi orada kast edilmiş olduğundan, o ağaçlar da orada kalsın, mümkün mertebe orası çınarların altı çiğnenmesin buyurmuştur.
Bir rivayette kabri münevverin ayak ucunda o zaman abı hayat gibi bir su çıkmış ve teberrüken hastalara şifa olarak muhtaçlara hediye edilmekte bulunmuştur. Elhasıl Hazreti Ebu Eyyub el Ensari'nin kabri şerifinin orada olduğuna Akşemseddin'in ilmel yakin, aynel yakin bir kanaati hasıl olmuştur ki o zamandan bu zamana kadar bütün ulema, sulaha, müminin ve müminatın o makamı mübareke teveccüh ve muhabbet ederek tam bir alaka ve rabıta ve hürmetle ziyaret etmeleri de umumi bir tevatür ve hüccet olduğuna şüphe yoktur. Bir sual. Malum ve muayyen olan kabri aramaya lüzum var mıydı ki Ak Şemsettin'in keşfine lüzum görülmüştü? El cevap. Kabri şerif İstanbul'un fethinden evvel Bizanslıların vad ü taahütleriyle kemal itina ile hürmet edilmiş ve biiznillahi teala mahfuz kaldığı şüphesizdir. Fakat yeri malum ve muayyen değildi. Çünkü İstanbul'a giren İslam orduları kabrin yerini bilmiyorlardı.
Sahabe-i Kiram ve İlmi Hayatlarından İbretler ne anlatıyor?
Sahabe-i Kiram ve İlmi Hayatlarından İbretler kaydında İhsan mektebi programımızın yeni bir bölümü de tekrar birlikteyiz. Kavuşturan Rabbimize hamdü senalar olsun derdinde ne işler misin? Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Sirrahü'l azizin Ashabı Kiram isimli eseriyle Ebu Eyyub el Ensari radıyallahu anha tanımaya devam ediyoruz inşallah kaldığımız yerden. Kitabında yazıldığına göre, İslam…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Zira İstanbul'un içinde ve dışında birçok manastırlar ve kiliseler ve ayazmalarla Bizanslıların mübarek nazarıyla baktıkları ziyaret ettikleri çeşme veya peygamberlar da vardı. Binaenaleyh Ebu Eyyub Hazretlerinin kabri saadetleri de o civarda bulunduğundan kabri belli olsa bile kime ait olduğuna dair bir alamette bulunmadığı için yakinen hiçbir kimse bilmezdi. Ordu ve muhasara kuvvetleri ile kimse alakadar değildi. Vaktaki ordu Muzaffer oldu. İstanbul fethedildi. Artık İslam tarihinin hürmetle kayıt ve yad eylediği Ebu Eyyub el-Ensari'nin kabri şerifinin taharri ve tetkikine sıra gelmişti. Fatih Hazretlerinin Akşemsettin hazretlerine ricası üzerine kabri şerif az önce beyan edildiği vechile keşfen belli olmuştur. Divanı Adileden. Adile Sultan Mahmud'un kızı Adile sultandır. Budur Lütfi Kerem Karı Ebu Eyyub-i Ensari. Resulullah'a mihmandar Ebu Eyyub-i Ensari.
Keramet, pişe himmet saz, saadetkanı serefras. Uluvvi şan ile mümtaz, Ebu Eyyub-i Ensari. Seferlerde, Hazarlarda, huzuru Şems-i Enver'de Bulunduğu çok eserlerde Ebu Eyyub-i Ensari. Edip kafirleri makhur, livai pak-i der mansur, Müslümanlar olup mesrur Ebu Eyyub-i Ensari. Saadetten alıp zehre, şehadetle bulup behre, Şerafet verdi bu şehre, Ebu Eyyub-i Ensari. Stambo'la gelip bir gün, kılıp küffarı gark ı hun. Edip peygamberi memnun Ebu Eyyub-i Ensari. Bütün lütfu kerem senden, saadet ü himem senden, füyuzatu niam senden, Ebu Eyyub-i Ensari. Şefaat kıl, inayet kıl, bizi Hakk'a delalet kıl. Derunum pür letafet kıl Ebu Eyyub-i Ensari. Sana bu adile bende, kapında has u efkende. Kerem kıl etme şermende Ebu Eyyub-i Ensari.
Fatih Sultan Mehmet Han Hazretlerinin emriyle Ebu Eyyub el Ensari'nin kabri şerifi üzerine muvakkat bir türbe yapılmış, fakat fetihten altı sene sonra da yine etrafı son taş duvarlı büyük bir kubbe bina edilmişti. Bu arada avlunun sağlı sollu etrafına odalar, imaret, hamam, evler ve dükkanlar yapıldı ve türbenin kubbesi yapılırken tam ortasına evvelce kabri şeriften çıkan ve üzeri yazılı olan o beyaz mermer levhada Hazreti Ebu Eyyub'un başı tarafına konuldu. Kabri Şerif'in ayağı ucunda evvelce zuhur eden kaynak suyu dahi temeller atılırken güzel bir tünel yapılarak muhafaza altına alınmıştır. Kıble tamamlandıktan sonra kabri şerifin etrafına mermer bir sanduka konuldu ve bir parmaklık yapıldı ve türbenin kıble tarafına iki minareli bir cami yapıldı.
Cami-i Şerif ve Türbe-i Latif'in resmi küşadında Padişah Fatih Sultan Mehmed Han ile bütün vüzera ve vükelası Vehbi muhterem Akşemsettin bütün mahiyetleriyle beraber bir cuma gecesi Ebu Eyyub el-Ensari'nin ziyaretine geldiler. Bu cami şerifin iki imamı birer surei mülk okudular. Baş imam efendi Arapça fasih bir dua etti. Akşemsettin Hazretleri de sonunda Farsça beliğ bir dua buyurdu. Hep hazır olanlar amin diye bağrışıp ağlaştılar ve Ruhi Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve Ruhi Mihmandar-ı Resulullah'a tebessüm olunarak devlet ve milletin selameti için niyazta bulundular ve Fatiha-i Şerifeler okuyarak ayrıldılar. O zamandan beri adet olmuştur ki küçük çocuklar mektebe başlayacaklar zaman Hazreti Ebu Eyyub'a gelirler, getirilirler, teverrüken ziyaret ettirilir. Büyükler de dua ederler. Sünnet olacak çocukları da oraya getirip ziyaret ettirirler.
Ramazan-ı Şerif'te bazı müminler iftarı da orada yaparlar ve teravih namazını da orada kılıp ziyaret ettikten sonra avdet ederler. Radıyallahu An. Değerli deneyeceğimiz, Hazreti Halid bin Zeyd Ebu Eyyub el Ensari'yi burada nihayete erdiriyoruz. Şimdi Hazreti Abdullah bin Abbas radiyallahu anh'ı tanımaya başlıyorsun. İbn Abbas radiyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin amcaları Abbas'ın oğludur. İsimleri Abdullah'tır. Hazreti Abbas'ın on oğlu içinde İbni Abbas diye yalnız bu zatı ali kadir namdar bulunmuştur. Valideleri Ümmül Fadl Lübabe radiyallahu anahadır. Hazreti Abbas'ın ilk evladı Fadl olduğundan kendileri Ebul Fadl, zevceleri de umbül Fadl diye künyelenmiştir. Hazreti Abdullah, Hazreti Abbas'ın ikinci oğludur. Veladetleri hicreti seniyeten üç sene mukaddemdir.
Yeni doğduklarında huzur-i risalet Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e arz-u takdim olunmakla Hazreti Seyyidü'l Enam efendimiz Abdullah bin Abbas'a mübarek Riki şerifleriyle hurma gibi tatlı bir şeyi ağzında çiğneyip çocuk Abdullah'ın damağına tahrik buyurmuşlardır. Yeni doğan çocuklara böylece yapmak adet idi. Tahnik hurma gibi tatlı bir şeyi ağzında çiğneyip çocuğun damağına çalmak demektir. Ashab beyninde arasında mescidi fazlı kemal ile temeyyüzleri o sayededir. Muahharan haklarında bahr ve hibrul umme tesmiye olunur. Tahdis-i nimet olarak İbn Abbas radiyallahu anhüma'dan menkuldür ki, biz ki ehli beytiz, şecere-i nübüvvetteniz ve mehbit-i melaik ve ehli beyti risalet ve ehli beyti rahmet ve maden-i ilmu hikmetiz diye buyurmuşlardır.
Bir gün fıkıh, bir gün tefsiri ayatı Kuraniye, bir gün siyer ve megazi, bir gün Ebyad ve bir gün vakayı Arap zikrine mahsus ve mürette olarak ilim ve ifadeleri vardı. Hazreti Ömer Radıyallahu Anh zamanında ecillei ashab berhayat bulundukları halde İbn Abbas Hazretleri ile de müşavire ederler ve kendilerine hürmet ve muhabbet gösterirlerdi. Osmanlı radiyallahu anh zamanında Tunus'la Trablus arasında vuku bulan Harbul Abbad ile de bulunmuştur. Bu şekilde isimlendirilmesi Umerasının Abdullah bin Abbas, Abdullah bin Ömer, Abdullah bin Amr ve Abdullah ibn Zübeyr ve Abdullah bin Sa'd bin Ebi Ser Hazaratı olmasıdır. Hazreti Ali Radıyallahu Anh zamanında Basra Valisi olup Sıffin vakasında Hazreti Ali Radıyallahu Anh'ın Ceyşul Umerasında bulunmuştur. Yetmiş bir yaşlarında, altmış sene-i hicriyesinde Taif'te irtihal etmişlerdir.
Beyaz tenli, uzun boylu, sabihu'l vech, fasihul lisan bir zatı ali kadir idiler. Ahir ömürlerinde gözlerine ama arıza olmuş, ona mebni şu nazm-ı atiyi söylemiştir. Cenabı hak gözlerimin nurunu alırsa da beis yok. Zira onlara bedel lisanımla kalbimde nur vardır. Kalbim zeki ve aklım celi ve nakidir. Ağzımda dahi tih-i cevherdar gibi katı vardır. Bir Emevi şakisi, ne oluyor ey hakimoğulları Zeki, gözünüzün ama olmasıyla musaab oluyorsunuz deyince, bedaheten cevap olarak, ya size ne oluyor ey Ümeyyeoğulları ki basiretinizin kör olmasıyla musaab oluyorsunuz, buyurmuştur. Kelam-ı Şeriflerinden bazıları, işlerinizin esası dindir. Ziynetiniz ilimdir. Ayıplarınızın muhafızı edeptir. Ezü şeref ve kuvvetiniz hilimdir. Sizi birbirinize bağlayacak olan şey de vefadar olmanızdır. Abdullah bin Ömer Radıyallahu Anhuma İbn Abbas hakkında İbn Abbas büyüklerin göz nuru, gönüllerinin sürurudur.
Onun sual sormaktan usanmayan bir lisanı ve gayet mütrik bir kalbi vardır derdi. Kesreti sualiyle Hazreti Ali Radıyallahu Anh'ın meadini ulumundan müstefid ve cihadeti fehm-i hıfzı ile müstefadatını zabit idi. Seksen beyitlik bir kaside kendisine bir defa okunduğunda ezberlemiştir. Kemal-i tevazuları cihetiyle kendilerine tazim için kıyam edenlere ant vererek oturturlardı. Şerhi meşarihte zikrolunduğu üsse bin dokuz yüz altmış Hadis-i Şerif rivayet etmişlerdir. İmam Mücahit, Said Bin Cübeyr ve Ekrime Hazeratı gibi ecille-i tabiin füyuz-u ilmiyesinden behrement olmuşlardır. Cuma gününde saati icabet bulunması hasebiyle hutbede Hulefa-i Selaati'ne dua Asrı Ashap'tan başlayarak cari olagelmiş bir sünneti messuredir.
İbn Haldun bu duayı en evvel eden İbn Abbas radiyallahu anhumadır ki Ali radiyallahu anh zamanında Basra Valisi bulundukları hengamda Allah'ım Ali'yi muzaffer kıl diye hutbede Hazreti Ali'ye dua buyurmuşlar demişse de Fadıl Şihab'da o dua Hazreti Ömer zamanında Basra valisi bulunan Ebu Musa El Eşari tarafından başlanmakla messurdur demiştir. İkrime kendi köleleridir ki bir Beriyül Asıl olup İbni Abbas Basra valisi iken bir zat tarafından kendisine ihtar edilmişti. Talim ve terbiyesine ihtimam buyurmakla o sayede tabii celil olmuştur. Bilahere İbni Abbas'ın oğlu İkrime'yi dört bin dinara sattığında İkrime demiştir ki, yazık ki babanın ilmini dört bin dinara değiştin. Bu söz ona tesir etmekle geri alıp azat etmiştir. Abdullah bin Abbas radiyallahu anh demiştir ki, bir gün Nebiyy-i Ekrem sallallahu teala aleyhi ve sellem hazretlerinin terkisindeydim.
Buyurdu ki, evlat sana birkaç söz belleteyim. Allah'ı, yani emri nehyi gözet ki Allah da seni gözetsin. Allah'ı gözet ki onu karşında bulasın. Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste. Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile. Şunu bil ki cemi mahlukat el birliğiyle sana bir faide ve menfaat bahşetmek isteseler, Allah'ın sana yazdığından fazla bir şey bahşedemezler. Keza cemi mahlukat el birliğiyle sana bir zarar vermek isteseler, Allah'ın sana takdir ettiği ziyandan fazlasını yapamazlar. Kalemler işleri hitama erip kaldırılmış, sahifelerde üzerlerinde yazılar tamam olup kurumuştur. Tirmizi'den başkasının rivayetine göre şöyle buyrulmuştur. Allah'ı gözet ki onu önünde bulasın. Geniş zamanında Allah'a kendini sevdir ki o da seni sıkıntı zamanında tanısın, sevsin.
Bilmiş ol ki takdir-i ilahiye göre başına gelmeyecek olan şeyin sana isabet edeceği yok ve sana isabet edecek olan şeyden de senin kurtulacağın yok. Bilmiş ol ki nusrat-ı ilahiye sabır ile kalbin sıkıntısı da Gamı vusa ile beraberdir. Her güçlükle beraber bir kolaylık vardır. İşte bu hadis-i şerifi her mümin kalbinde bir ayine gibi saklaya, İşini gücünü buna göre ayarlaya. Böylece çalışa. Son nefesine kadar böyle gide. Cenabı Allah'ın rahmet ve inayeti sayesinde dünya ve ahirette de güçlüklerden salim ola. Ömer'ül Faruk radıyallahu anh'ın huzurunda Abdullah bin Abbas otururken şair Hutayye, İbn Abbas hakkında yaşça hepsinin küçüğü olduğu halde ilmen cümleye faik olan bu zat kimdir diye sual edince Abdullah bin Abbas'tır cevabını almıştır.
Abdullah bin Abbas radiyallahu anh kendi ilimlerinin Hazreti Ali'nin ilmine nazaran denizin engin yerine konulmuş bir şişe su kadar olduğunu itiraf etmiştir. Abdullah bin Abbas'ın İlmi kesir ve fazlı kemal'de bulunduğu için Hayrul Umme, Bahrul Umme, Fakirü'l Umme tesmiye bulunan bir sahabiydi. Rasulullah efendimizin amcazadesidir. Rasulullah Efendimiz Abdullah hakkında ilim, hikmet ve tevili kitap ile dua buyurdular ve Cebrail Aleyhisselam Rasul-ü Ekrem hazretlerinin huzur-u şeriflerinde gördü. Babası Abbas'a ben Resulü Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretlerinin huzurunda bir racül müşahede ediyorum deyince Abbas da Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e, Ya Rasulallah amcanın oğlu hala sizin huzurunuzda bir racül vardır diyor demiş. Bunun üzerine Resulü Ekrem Efendimiz Hazretleri şöyle buyurmuşlardı. Evet onun gördüğü Cebrail'dir. Enbiya'dan gayrı Cebrail'i gören ama olur.
Hazreti Allah'tan rica ederim ki amalı ahir ömründe ola buyurdular. Filhakika İbn-i Abbas ahir ömründe ama oldu. Abdullah bin Abbas hicretten üç sene önce doğmuş ve hicretin altmış sekizinci senesinde Taif'te dar-ı beka'ya gitmişti. Cenazesini Muhammed bin Hanefi'ye eda etmişti. Yasin bin Said'den Mervîdir ki Abdullah bin Abbas kefenden dikte bir beyaz kuş gelip kefeni içine girdi. Hazır olanlar bu hali görüp dediler ki o kuş Abdullah'ın amelidir, onunla gitti. Kabrine konulduk da, ya eyyyetühen nefsül mutmainne. Ey mutmain nefs nidasını hatiften cümlesi işittiler. Radıyallahu anh. Değerli dinleyiclerimiz İhsan Mektebi programımızın bugün de sonuna geldik. Abdullah Bin Abbas Radıyallahu Anh'ı kısaca sizlere tanıtmaya çalıştık. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gatesallahü Sirrahü'l Aziz'in ifadeleriyle.
İnşallah bir sonraki bölümümüzde yeni bir sahabi Efendimiz de birlikte olmak üzere Allah'a emanet olunuz.
Kaynak: Genel
Sahabe-i Kiram ve İlmi Hayatlarından İbretler | Mihmandar