Sağlıklı Aile ve Mutlu Toplum kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Huzurlu, aile. Toplumların temelini, aile. Ailenin temelinin de iki insan oluştuğunu. Devin hanımı ve onun beyi yani garı ve koca. Takdirde çocuk varsa bu iki insan ana ve baba olurlar. Daha sonra da 9 ve dede. Martin böyle olduğu gibi mahallede insan tek başına bu…
Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Huzurlu, aile. Toplumların temelini, aile. Ailenin temelinin de iki insan oluştuğunu. Devin hanımı ve onun beyi yani garı ve koca. Takdirde çocuk varsa bu iki insan ana ve baba olurlar. Daha sonra da 9 ve dede. Martin böyle olduğu gibi mahallede insan tek başına bu mübarek yılda bulunmaz. Eşini, dostu kime tesir edebilirse onu da hayırlı yola teşvik eder. Ben geliyorum, bir de bir başkasının elinden tutun. Siz de bulun diyebileceğiniz, tesir edeceğiniz bir kimsenin olması bu işin bereketidir. Sadece bu maddi olarak ele alınmaz. Manevi de büyüklerimiz bizim ana ve babamız gibidir bizim. Bunların sağlıklı olarak ayakta durabilmesi için temellerinin sağlam olması gerektiği gibi toplumların da sapasağlam dimdik hayatta durabilmeleri için aile grubunun çok sağlam olması gerekir. Mesela bir bina yapacağız biz.
Yapacağımız binada temel çok önemli. Temelinin sert zeminde olması bu aranıyor zaten. Zaten ülkemiz bizim deprem ülkesi. Bunu kabul etmek lazım. İfade etmek, deprem memleketi deniyor. Onda temellerde bu maddi binada ne olur? Sağlam bir yere, zemini sert olan bir yere yerleşecektir. Kolonlar sağlam olur. Bunun gibi işte. Çünkü üzerine bina yapacağız. Çoluğun olacağı, çocuğun olacağı daha bu devam edecek. Tabir Rabbimizin lütuf ve ihsanıyla. Yarınlara güvenle bakabilmenin şartı da budur. Temelin sağlam olmasıdır. Eski, yeni Müslüman, gayrimüslim bütün insanlar bu konuda fikir birliği içindedirler. Yani bunu biz söylüyoruz ama Gayri Müslimler de bunlar. Çünkü belirsiz, ana belirsiz, baba belirsiz. Aile hayatı diye bir mefhum yok bunlarda. Siz bunu belki gördünüz, belki de görenlerle münasebetiniz var. Şu amcammış, şu dayımmış, şu benim yeğenim, böyle bir düşünce yok. Aile yapsa yok zaten.
Mesela bir cenaze olsa burda yeşil dostu, akrabası hepsi toplanıyor. Orda bu duygu yok. Kimdir bu diye bir hüzne bakar. Babam denen bir kimseymişdir. Geçer gider. Yok bu hayat bu. Böyle bir düşündük. Sağlam aile kavramının, kavramından ne anlamalıyız? Bunu ifade etmemizin sebebi, ailelerdeki bozulmalar tespitlere göre çok fazla. Evliliği dediğimiz ailelerde bile bozulmalar var. Bunu biz büyüklerimizin işkillerinde de görüyoruz. Kimi evi ile gitmiyor geçin, alimesi ağlar ne ola suçun. Düşündüm sizleri ağardı saçım, kimseye diyeceksüz kalmadı diye. Çok kardeşle lapacı geçinmez oldu diye çok güzel şiirleri vardır. Fakat düşünülürsen bu geniş yelpazenin temelini yukarda ifade ettiğimiz gibi iki insan yani karı ve koca oluşturur. Bu ikiliye ailenin çekirdeği demek mümkündür. İşte sağlam aile, çekirdeği sağlam olan ailedir.
Yani olumlu kişilik sahibi, kendini dünya hayatını ve bu hayatın sonrasını gereğince kavrayabilmiş ve bu kavrayışa göre hayatını şekillendirmiş kadın ve erkek oluşturur. Bir kere o kadın da, erkeğin şunu kavraması gerekir hepimizin. Bir kere Rabbimizi tanıyacağız. Onun ilminin her şeyi kuşattığını bileceğiz. Onun her halimizi duyduğunu, her halimizi gördüğünü, en gizli düşüncelerimize de vakıf olduğunu bunu bileceğiz. Bu bayağı basit bir ifade değil. Bu anlattıklarımız murakabe. Murakabe, Sıddıy-i Azam'ın yolunu takip eden kimselerin belli bir noktaya geldiğinde, belli bir noktaya geldiğinde işte onu hocası yetiştiriyor. Bir nevi evvel bir eski ayette nefsinin mertebelerini geçiyor. İnsan olma vasfına ulaşıyor. O zaman kalbini direk Arşı Azam'a açılır. Bunlar o, bu Rabbimizi tanımakla alakalı. Siz murakabe dindiği zaman biz okullarda görürdük.
Sağlıklı Aile ve Mutlu Toplum kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Huzurlu, aile. Toplumların temelini, aile. Ailenin temelinin de iki insan oluştuğunu. Devin hanımı ve onun beyi yani garı ve koca. Takdirde çocuk varsa bu iki insan ana ve baba olurlar. Daha sonra da 9 ve dede. Martin böyle olduğu gibi mahallede insan tek başına bu…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 16 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Tasavvuf dersi, İslam virüsüydü o zaman anlatırlardı o kitapların önünde. Gördüğümüz dört tane muratabenin aşaması var. Birisi, Ehadiyet, Rabbimizin tekliği. Şimdi bu Rabbimiz'ın tekliği şöyle bayağı basit bir ifade değil. Varlığına kafir bile inanıyor burada. Kafir dediğin, müşrikler. Kafir toptan inkar eder de müşrikler Lokman suresini aksatsak hemen görürüz. Üçüncü sahifesinde geçer. Kabul ediyor bunun, gitmemezlik yok. Hakiki hususunda kabullenmemeler var. Mesela bir düğün yapacak. Düğünü, ahlaki bozulmalara sebep açan bir tür. Bir ticari işi olacak. Ticari işi de onun, bunun hakkını gasp etmek. İşte buralarda asıl kabul etmek gerekiyor. Tekliği denen budur. Bu bir kere ana ve babanın kafasında, gönlünde, hayatında yetmiş zannedecek. Bunu çok iyi bilecek. Biz Rabbimizi tanıyoruz deyip geçmekle olmaz o. Rabbimizin doksan dokuz ismi Celal'i var.
Bu doksan dokuz ismi Celalini ezber dediğimiz gibi ne yapacağız? Manasını da bileceğiz ve onu yaşayacağız. O zaman zaten balon, her şey bal olmuş olur. Bunun yanında çok uzun gireceği için maddeler halinde söyleyeyim. Kuran'ın muhatabı insandır. Biz mes'ulüz. Bizden istenenler. En azından Bakara Suresi'nde istenen, Allah'ımızın emirlerini yerine getirmek için bizi halife tayin etmiş Cenab-ı Hak. Böyle biz boş hareket edecek insan olmamalıyız. Allah'ımızın yeryüzünde kendisine halife seçtiği bir kimse. Şimdi yüksek düzeyde bir kimse diyelim. Yanına bayağı basit insan almaz ki. İşi çok iyi anlayan, bilen kimseyi alır ve mesleğini çok iyi kavrayan kimseyi kendisine yardımcıdir. Cenabı Hak burda yardımcı demiyorum. Sadece emir, olmaz çünkü. Yardımcı ihtiyacı doğdu. Buradaki emirlerinin yerine getirilmesi hususunda insanı görevlendirmiş.
O zaman bizim huyumuz Rabbimizin ahlakına uygun olacak demek istiyorum. Hani bayağı basit bir kimse değiliz biz. Cenab-ı Hakk değer vermiş. Mükerrem olarak halk etmiş. Bu mükebremiyyetimizi de yani şuraya bir kişi geliyorsa yanımıza bir kişiyi daha. O zaman ne olur? Hiçbir kavga gürültü kalmaz. İşte biz geliyorsa bir kişi. Üstadımıza çok hizmet edenler olurdu. Bedenini, adillerine. Fakat bu yoldaki gayret edenlere daha çok ilgi duyardı. Ciddi duyardım. Üçüncü olarak dünyayı tanıyacak anne ve baba tam manasıyla dünyanın geçici olduğunu bileceğiz. Ahiretin de ebedi olduğunu öyle sağlam bir kişilik hasıl olması mümkün değil. Mesela tohum sağlam olacak olursa, ölüm çok güzel olacak. Bir kere anne ve baba, şu cemiyetin tohumu demek, onun sağlam olması gerekir diyor. Olumlu kişilik sahibi kendine dünya hayatını ve bu hayatın sonrasını gereğince kavrayabilmiş. Şu dünyayı da biliyor.
Bu dünyayı ebedi gibi kabul etmiyor. Bir meta kabul ediyor. Metah Allah'ımızın Kitabı Kerim'inde çok basit. Biz, bir, biz parçası. Habı, haşığı temizleyen ve kokusuna yaklaşamazsınız. Böyle bir, biz parçasın. Bir gün Nebi-i Ekrem aleyhissalatü vesselam Efendimiz, bu birkaç şekilde de izah edilir. Bir koyun, bir koyun ölüsüne denk geldiler de Allah'ımız dünyaya bu kadar da değer vermiyor buyurdular. Böyle tanıyabilmek, ahiretin de ebedi olduğunu bilmek. Hiç ümit yok ki böylesine olumlu özelliklere sahip erkek ve kadın arasındaki ilişki ve iletişimde sağlam olacak ve bu durum ailenin geneline doğrudan yansıyacaktır. Yani Allah'ımız Kitabı Kerim'in de, diye buyurdu. Burdaki, güçlüdürler derken, burda güçlü olmak onun tepesine yumruğu indirme anlamına değil. Onu yetiştiren demek, onu İslam'ın edebiyle, erkanıyla olgunlaştıran demek. Ayetçiyle, bu.
Mesela efendimiz buyuruyorlar ki, sanırsam, ehlinizin üzerinden asayı kaldırmayın. Bu onun tepesine vurun demen değil. Ulema-i Kiramımız bu ayeti içinde bu hadis-i şerifi ele alırken, İslami ede bile edeplendirme tabirinde bulunuyor. Vurma değil diyorlar onu. Yani bir girket, bir de girket gibi olsun. Kadınımsı bir hal almasın, dinmek istemiyorum. Yetiştirsin. Bu özelliklere arz edilen hususlara sahip olacak olursa diyor, kadın ve erkek arasındaki ilişki ve iletişim de sağlam olur. Birbirlerini hep hakkı tavsiye edecekler. Böylece huzurlu ve mutlu olarak vasıflandırılan aile ortaya çıkacaktır. Tabii olumlu özelliklere sahip çocukların da ancak öyle bir aile ortamında içebileceğini hatırlamaya, hatırlatmaya gerek yok. Mesela bu evsafta olmayınca anne ve baba şunu söylüyor.
Mesela bir çocuğunun evlenmesinde biz diyor gençliğimizi yaşayamadık, bunlar yaşasın deyip çılgınca hareketlerine göz yumuyor. Çünkü temel sağlamdır. Burada bir imam kardeşimiz var. Onu çok tenkit ettiler ha iyi bir insandı. Böyle nikahları, neleri artık nasıl müsaade ediliyorsa bilmiyorum. Nikahlarını kıyarken İslam'ın şartını saydırılırdı. O hoca kardeşimizin ifade ettiğine göre, çoğu gencin İslam'ın ehli dörttür aslında. Böyle otuz iki ne değil. Mesela birisi Allah yolunda cihad etmektir. Emri bil maruf nehyi anil münker yapmaktır. Sonra Allah için sevmek, Allah için buğz etmektir. Çoğu şartları bu otuz ikide de hasret edilmiş otuz ikiye. Şimdi bunu derdi bilen genç yok ve nikahlarına kıymezdi. Hocanın çok dedikodusunu yaparlardı. İşte nikahlarımızı kıymiyordu. Aslında hocanın haklı olan yönü var. Otuz iki farzı da yani bir Müslümanız. Bir Müslüman bunu da sayamazsa ne var?
Onu tehdit için nikahını kıymaz. Bunu çocuklarımızı bırak da biraz daha yaşı ileride olanlarımız bile zorlanıyor bunda. Şimdi diyanetimizin çok güzel bir çalışması var. Yaz eğitiminde çok güzel bir eğitim var. Görmesem ki ben Allah'ın izniyle. Gördüm çünkü biz de o camiadan geliyoruz. Vahisin, müftü. Vessikalarım var elimde. Şimdi üç aşamalı, üç aşamalı yalnız burada imam kardeşlerimize büyük görevler düşüyor. Örnek imam diye bir zatın Bilge köyünde verdiler Mardin'in. Orada aileleri tek tek ziyaret etti. Ben biliyorum bir imam kardeşimizin burda namaz kıldırdığı gibi diğer bir yerde de namaz kıldırıyor. Sevgi meydana gelsin diye. Tanışıyor. İşte istiyoruz ki, böyle olsun imamlarımız cemaati ve iç içe olsun. Tanışsın. Lauba diye gitmesin. Böyle prestijini sarsacak, kimliğini sarsacak bir harekete düşmesin.
Öyle gülmeler, latifeler vesaireler değil de, bir hoca olarak onlara istikamet tayin edebilmeli ve onların çocukları üzerinde çalışıyor. Böyle olan imamlarımız var. Tek tek evleri gezmek suretiyle her eve bir Kuran demiyor. Her evde bir Kuran okuyacak kimse. Bunlar yasak. Burda bir Kuran-ı Kerim'i öğrenmeye çalışacaklar. Ondan sonra İslam'ın emirlerini daha bir üst seviye bu şekilde ayarlanmış. Buna olsun gör, şu yaz döneminde iyi dikkat edilirse, tabi anne ve babalarını da teşvik edecek. Kurgu olan kardeşlerimiz, mesela bu kasabadan gelen kardeşlerimiz en az on kişiye tesir edecek. Hayaller ve gerçekler, Aile Kurumunun temeli, evlenmek üzere olan iki insanın birbirini seçmesiyle, tercih etmesiyle atılır. Bir kere bu evlilikte en önemli olan husus şu Adem aleyhisselam ile Havva ilemizin istivacında Adem'in kalbi diyor Havva'ya akdi.
Şimdi bu genç tabi, o duygunun çok ileri noktada olduğu bir zamandı. O duyguyla birlikte, asıl gönlün birbirine muhabbet etmesidir. Bunda anne ve baba çok büyük yanlışlıklar yapıyor. Biz haberlerde dinliyoruz. Çocuğunu, vurulmuş çocuğunu altı yerinden bıçakını, gidin, inan var. Ne büyük bir çılgınlık mı ilanı geliyor? Nasıl bir çıktım? İnsanın küçülmemesi mümkün değil. Biz bu vatanın çocuğuyuz. Şehir kanıyla sulanan bu vatanın. Onun için benden bir şey ara rastmaktır. Buna istikamet tayin eder. İlk başka ilahıştır. Biz Allah'ın izniyle, vatanimiz, milletimiz nasıl salaha ile bizim derdimiz o. Şimdi anne ve baba buna çok haklı edecek. Yav senin evlendiğin yok. O çocuk evleniyor. Zaten bu İslami edeb ile çocuklarınızı üç hasletle yetiştirin. Buyurun öyle. Bir Kuran kıraattir. Bak şu üç ayet, bu nerede? Kuran kıraattir. Bundan sonra ne olacak? Rasulullah sevgilisin. Ehli Beyt'in muhabbeti.
Bununla yetiştirilecek. Çocuğu böyle yetiştirince zaten bu çılgınlık yapmaz. Anne ve baba da bilgili olacak olursa, illa didin olacak diye zorlamaz. Yirmi üç senedir evlenemeyen kimseler var. Bu yüzden dolayı. Belki daha da fazla. Yani bu biçimsiz bir hareket bu. Yahu onun kalbi ona akmış. Onun kalbi de ona akmış. Bunun ne yapılır? Çözüm yoluna gelir. Evladım ben senin annen ve baban olurum. Sorsan iyi olurdu ama artık böyle tecelli etmiş. Böyle arzu etmişsiniz. İnşallah hayırlı olur, mübarek olur diye bir olur tarafına gitmek lazım. Ne günah dediği olmaz ki. Onların ikisi de. De. Burada bir kardeşimiz, evliliğinde kendisi neredeyse profesör şimdi. Üstü ağzımıza gelmiş, efendim birleniyorum, ne buyurursunuz diye. Buyurmuş ki, kalbiniz birbirine akıyor mu buyurmuş. Kalbiniz birbirine akıyor mu buyurmuş. Buna ne güzel söylüyoruz?
İnsan birbirinden hiçbir sıkıntı görmese dahi hadis kirliliklerde geçer, eğer boyundur, sıkıntı duyuyorsa, sivri adamın vurdu mü geri oluyor. Yahu yaklaşma yanına. Bir de inadına yapma, yazın. Ruhlar konuluyor, aynen askerler gibidir. Bazı uyuşmayanlar zarar görmese dahi ruhlar birbirine uyuşmaz. Aile Korumunun temeli, evlenmek üzere olan iki insanın birbirini seçmesiyle, tercih etmesiyle atılır. Bak birbirini tercih edecek. Zaten temelini ifade etti. İslamiyet'e bile yetiştirdiğin zaman, buna ne öğretiyorsun sen? Kadir dört şey için hikaye Bak mal-ı mülkü, hasebi, nesebi. Sonra da dini gelir. Sonra dinmesinin dini hususta, insanların dini meseleyi seçin diye bir düşüncesi yok. Çoğu insanlar için. Çocuk geldi ama bunun maaşını nasıl geçinecek bunun? Eyüp Baktı da mı taşı bilmem filan. Tip sarf kesimin bir kısmında dolu. Bir kısmından baş kelebeği kuruyor. Gülmüş.
Kuran-ı Kerim'de buldum da ifade, tespit etmemişim. Bu dağdan gelenleri anlatıyor. Hepsi bir imam. Görgüsüz, medeniyetsiz. Bak yine bizim öğretmenlerimize, yine bizim imamlarımıza, muhtarlarımıza çok güzel verir. Bir muhtar kardeşimiz vardı burda, iftihar etti. Bir çoluğa, çocuğa böyle gençlere öyle hizmet etti ki Elif cüzü diyoruz biz. Kuran cüzleri aldı, akilları okuyacaksınız dedi. Üzerlerinde şiddetle durdu. Aman ha böyle, aman ha alim elinde. Onun da biraz şiddetli tavrından çekinerek dikkat ettiler. Yani hep birden hareket edeceğiz demek istiyorum. Sıkıntı duymasın şu insanlar. Birbirinden emin olsun. Şikayetçi olmasın. Şimdi bunu bilecek olursa, dini yönünü tercih çünkü öğretmiş insanı muhtemelen almış. O yönünü ne yapacak? Tercih edecek ve güzel bir aile oluşacaktır. İsabetli bir tercih için Allah'ın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem için bize esaslar üretir.
Bunun yanı sıra bizim yapımız bize uygun olanı tecrübesiyle ve feraset nazarıyla görebilen büyüklerimiz de var. Onların tavsiye ve yönlendirmeleriyle de hayati önem taşıyor sağlam bir aile kurabilmek için. Şimdi onların da tavsiyeleri çok önemli. Hayırlı kimselerin, aile hayatın düzgün oluşu, düzgün oluşu ve güzel tavsiyeleriyle de bu iş sağlam olmuşumdur. Adem Temelullah Hoca'nın, birliklerini esas veren kalpte ve gönülde başlar. Başta birbirini sevecek kalpte ve gönülde başlar. Evlenecek olan insan her şeyden önce birbirlerini gönüllerinde kabul ederler. Yani iki insanın birbirini istemesi, benimsemesi esas. Ne var ki evliliğin en kritik noktasında bu. Kendine ve hayata dair tecrübesi çok sınırlı olan iki genç insanın zamanla değişme ihtimali bulunan beğenilen ve arzular üzerine attıkları muhtemel gerçekten sağlam olabilir mi? Aklı başında olması gerekir. Tecrübesiz, daha yeni bir tur.
Dinemeyecekti. Tecrübeli olması gerekir. Çünkü sonunda değişik. Onu sırf güzelliği için alır. O güzelliği de Allah korusun bir hastalıktır. Mesai sebepler yok olur iş gelir. Duyduğumuz neler? Gerçekten de hayatın bir döneminde fazlaca öne çıkan bir istek zamanla önemini yitirir. Yani demir gibi birbirini 7, tam sıktılar. Birbirinden nefret etmeye başlar. Bu terbiye verilmezse anlattığımız. Karşımızdaki insanla ilgili bugünkü beklenti ve taleplerimiz, yaşadığımız sosyal, kültürel maddi, değişiklikler, değişikliklerle birlikte tamamen değişebiliyor. Özellikle, kadınlarla bir kere de zengin kıyaslama imkanı ve ortamı sunan modern hayat, bu değişmeyi adeta kaçınılmaz kılıyor.
Bugünkü Batı'da yaşanan ve artık ülkemizde özellikle büyük şehirlerde kendisini göstermeye başlayan, ailevi çözülmenin temelinde, burada zikrettiğimiz çeşitli, sosyal ve kültürel bitkinin yanı sıra bu değişkenlik yapmıyor. Peki, bu değişkenliğe rağmen kalıcı bir evlilik nasıl olabilir? Sağlam bir aile nasıl olabilir? Nasıl olacak? Mümin, aile ve evliliğe karşı, müminin aile ve evliliğe karşı her şeyden önce ibadet nazarıyladır. Müminin, aile ve evliliğe bakışı, Bu sadece o duyguyu tatmin değildir. O duygusunu tatmin etmek için olmaz bu. Bunu yabancılar bile söyler de ben dile getirmek istemiyorum. İsmini vermiyorum bilinmesin. Diyorlar ki kadını eti ve kemiği için 7 hayvandır der. Büyük bir düşünür bunu. Batı da bir düşünür. Kadını eti ve kemiği için sırf maddi cazibesi için alan hayvandır için. Müminin aileden evliliğe karşı baki şeyh, her şeyden önce ibadet nazarıyla.
Nasıl olacak ibadet nazarıyla, birbirine nasıl varacak? İşte böyle bir bakış olmadığı için sıkıntılar Allah'ı zikreden erkek ve kadınlar. Sen de Rabbimize yönel, ben de Rabbimize yöneleyim. Salihinden ve salihattan olalım. Ahzab Suresi'ndeki otuz beşinci Ayet-i Celile'yi öğrenirse o zaman ne yapar? Gevriliğe ibadet nazarıyla bakar kişi aksi halde bilmez. Ahzab suresinde Rabbi Zülcelal'miz bildirin. Oradaki sıralamayı demin size maddeler halinde ifade ediyor. Bir kere, gevrilikte bakış açımız bu olacak. Müslüman olacak, olacak. Mümin olacak. Ne demek? O Müslüman olmak bu. Bir saat ile anlatmamız. Mümin olmak o da iki saattir. Adam Müslüman olur da mümin olamaz. Ne demek bu? Adam İslam'ın emirlerini yaşamaya çalışır ama yaşadığı esaslara inanç noktasında zayıf. Traktör içerisinde falan. Onun için yakin, kesin bir inanç, itikadi bilgi veriyor.
İbadetle taatle dahil doğrulardan, sabredenlerden, Allah'ımızın azamet-i ilahiyesinden çekinenler, yolunda sarf edenler, oruç tutanlar, namusunu koruyanlar ve zikredenler diye geçiyor özellikle. Onlar ki, Ey Rabbimiz derler, bize zevcelerimizden ve nesillerimizden göz bebeğimiz olacak. Salih insanlar İsa'nın salih. Bizi takva sahiplerine rehber kıl. Evliliğin temeli ne diyorlar? Bize zevcelerimizden ve nesillerimizden salih insanlar ihsan. Furkan Suresi yetmiş dördüncü ayetçilde. O Peygamberinin, evlenenin, çoğalın tavsiyesinin bir gereği olarak evlenir. Evlenen dininin yarısını koruma altına almıştır. Diğer yarısı için de Allah'tan korusun. Bunlar hep hadisi. Burada İmam-ı Gazali, Rahmet-i Nuvahü'l-Bari Hazretleri'nin çok mühim bir sözü var. Evlenmeler maksat buyuruyor, ahiret hayatını elde etmektir. Yani bunun biteceği değil.
Bak asıl hayatın ahiret hayatı olduğunu, bu zevklerin bir gün kaybolacağını ama ilahi zevklerin bitmeyeceğini bilmek içindir, diyor evlilik. Yani evlenip yuva kurmayı Rabbinin rızasına bir yok, bir ibadet olarak algılar. Adet yerini bulsun şeklinde değil. Yani ananın babanın da yaptığı bu zaten. Şu cemiyette adet yerini bulsun. Çocuğun işte askerden geldi. Demezler mi? Evlenemedi. Bilmem filan. Çocuk da zaten öyle diyordu. Kürt yaşlıcı herhalde. Daha bunun ötesi var. Evlenmeyi istemez. Tek kaide ile kalacağım diye evlenmeyi istemeyenler sayısı bildiğiniz gibi değil. Adet yerini bulsun şeklinde değil de yani dini kurallarda bilinecek olursa zaten bu fikre almaz mı? Hayırlı bir nesil meydana gelsindir. Bunu diyen şurda secdeye kapananla kaç kişi çıktı. Çok sizi tenzih ediyorum.
Bu niyetle yola çıkan mümin, şunu bilsin ki, iş seçimi kişinin kendi iradesi iledir ama bizim irademizi kuşatan da bir mutlak irade var. Doğduğumuz ülke, ebeveynimizden devraldığımız özellikler, külli iradenin birer tezahürüdür. Yani bizim dışımızda seçimimizi etkileyen büyük etkenler de var. Dolayısıyla mümin, yaşadığı aile hayatında kendi nefsi isteklerine göre kararlar vermeden önce ilahi programın cilvelerini arar. İçinde bulunduğu durumdan kendi manevi hayatı için ibretler devşirir. Çünkü kader ve kısmete dinamir. Bizim, Üstat-ı Adilimiz, çocuklarını çok erken evlendirmiş. Bir yavrusunun erken evlenmesine, Üstad-ı Adillerine soruyorlar. Hocasına soruyorlar. Onun yanında bulunan birisi diyor ki, onların çevresinde de diğerinde yirmi beşlerinden birden sonra başlar o işleri. Diyor ki efendim çocuk günaha gitmesin diye mi böyle yapıyorsunuz? Evet diyor. Çocuğum artık akıl vahye oldu.
İsyana, günaha gitmesin diye bu düşüncelerle evlendireceksiniz. Mümin eşine sadıktir. Eşinden hoşuna gitmeyen bazı haller bulsa da sadıktir. Bak çok önemli. Mümin eşine sadık. Eşinde hoşuna gitmeyen bazı haller de olsa sadıktır. Belki geleceği için söylemiyorum. Burada ifade ediliyor. Efendimizin sevgenizden herhangi bir fenalık görürseniz, bundan nefret etmeyiniz. O zaman ona daha başka, daha güzel, daha iyi sözler söyleyiniz. Kalbi eşinden soğumuşsa da, onlara hoşça, güzelce muamele edin. Şayet onlardan nefret edecek olursanız tahammül edin. Belki Allah sizin nefret ettiğiniz şeyi büyük hayırlarla donatmıştır. Nisa Suresi ayet on sekiz. İlahi emri doğrultusunda hareket eder. Bak bunlar bilinmezse azıcık bir yanlıştır. Tamam. Bu iş burada beklenir. Öyle de bir acemi kararlar verir ki. Bize ne geliyor? Aslında biz onun merci değiliz demek tavsiye herhalde. Boşanacak.
Halbuki boşanma dinimizde en son verilecek karardır. En son verilecek karar boşanmaktır. Artık bıçak kemiğe dayamış her şeyi bir su olur. Aksi halde olmaz, gelişi özel boşanma olmaz. Şunu bilen insan bunu yapar mı? Nisa suresinde on sekizinci ayet celredeki. Bak onlara hoşça güzelce muamele edin. Geve girerken selam yok. Bir kısım aileler diyor ise kadının, kadın hayvan adı. Öyle. Ne yoğun, ne iyi. O kusurunu öğretiyor. Şayet onlardan nefret edecek olursanız tahammül edin. Belki Allah sizin nefret ettiğiniz şeyi büyük hayırlarla donatmıştır. İlahi demiri doğrultusunda hareket eder. Mümin bilir ki, Rabbinin onun delinin altında, altına verdiği her şeyi bir emanet ve sınama vesilesi. Bu ayeti celîne bir şuur okunuyor. Bu çoluğumuz, çocuğumuz, zevcemiz hiç sınavadır. Hangi ayet cenneti saklı?
Hanginiz daha güzel amel edecek diye sizi dinlemek için dünya ve akıbeti halk eden Mevla'nın şanı değildir. Mümin bilir ki, Rabbinin onun elinin altında verdiği her şeyi bir emanet sınama vesilesidir. Bu sebeple kendi haklarını da emanetlerin hakkını da öğrenir ve gözetir. Allah elçisinin şu sözünü rehber edinmiştir. Her biriniz evi altındakilerden sorumludur. Erkek karısından ve çocuklarından sorumludur. Onların sorumluluğu erkeğin boynundadır. Kadın ve kocasından ve çocuklarından sorumludur. Bu hali hadis-i şeriflere. Burda size, diye okuduğumuz Sure-i Celile-i cemile'de, Bak, mes'uliyetimizi, Rabb-i Zül Celalimiz bildiriyor bizi. Ne? Huzur-u İlahi'den. Kişi kardeşinden kaçıyor. Niye kaçıyor kardeşinden? Kardeşine hayırlı bir tavsiye yapıp yapmadığından Mevla soracağı için kaçıyor. Rabbimin dininde mes'ul duruma düşerim, yerine getirmezsem ne olur diye titriyorum.
Ve ümmihi ve hebbi, anne ve babasından kaçıyor. Ne demek bu? Anne ve babasının hak ve hukukuna riayet edip edemediğinden. Başka? Hanımından kaçıyor, çocuklarından kaçıyor. Çünkü hanımına bir eğitim vermemiş. İkisi de televizyonun karşısına geçmiş gece yarılarından. Bu, eğitim bu. Şimdi bazı kardeşlerimiz, imam kardeşlerimiz diyanet bu haklı, Tanrı'nın eğitim verecekler. İki kişi, üç kişi, aksiyon yaratsaydı bir eğitim verecek. Bir maç olduğu zaman geçin. O demek istemiyorum, yuvalar olduğu gibi dolu, alısına kadar bu. Tespih çekenler de yok. Zor. Her şey o anda tatil oluyor. Oraya gelip bir bir İnşirah suresi, İhlas, bir Fatiha, bir Salavü selam, Ölüm Tefekün Rabı'da yetmiş gibi düz lafsayılan Kuran-ı Kerim duaza geliyor. Başta kendimizi düzelteceğiz. Nefsime söylüyorum. Bunların her birisi birbirinden kaçarken ne diyor? Her biriniz için bize yeter bir dert var diyorlar.
Hiç insanlar birbirinden kaçıyor. Allah bizden sorar mı? Ne diyeceğiz diye Allah kaçmak mümkün Sure-i Celile-i Celile'yi hatırlamaya çalışıyorum. Hıffirat Suresi'nde nereye açıyorsunuz Buyur diyor ve ileyhel masir ve ileyhihi tur cam görmüş Allah'a da kaçmak mümkün değil. Ailenin temelini yani darı ile kocayı bir arada tutan hamur sevgidir. Sevgi ise kalptedir. Sevgi de kalp de manevidir ve insan gücü kullanılarak müdahale edilmez. İşte müminler, sevginin de kalplerinde sahibi olana, kendisinden başka hiç kimseye, kalplere müdahale etme hakkı tanımayan, Allah'a kulluk, kulak verir ve ona yönelir ki, kalpler düzelsin. Bu anlayışın neticesinde taraflar, İslam'ı gün gördüğü vazifeleri ibadet ve anlayış şevkiyle icra ederler. Nefislerine ağır gelse de kul kıymet bilmese de karşılığını Rabbimin mutlaka vereceğini bilerek icra ederler.
İşte bu dönemde Müslüman ayinlerde ihmal ve boş vermişlikten kaynaklanan çözülmeler asla yaşanmaz. Mümin erkekler ve hanımlar, huzur ve mutluluğun yerinin kalp olduğunu, birtakım kalbi rahatsızlık vardır. Mamur insanın hiçbir şeyle, hiçbir kimseyle tatmin olamayacağını öğrenmiştir. Kalp, Rasulullah Efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem bildirdiğine göre, Allah'ın iki kudret parmağı arasındadır. Allah, kalbi dilediği yöne çevirendir. Bundan dolayı efendimiz sanırsam, Allah'a yakınlaşmak için çaba göstermemizi ve şöyle dua etmemizi tavsiye ediyorum. Ey kalpleri kevir çeviren, Allah'ım, kalbimi dinin üzerine sabit kıl. Allah'ım kalbimi Sana itaat üzere sabit kıl. Kalpler gönülleri kudreti altında tutan Allah'ımız Celle Celalühü bu yönelişin ve neticede huzura boğuşmanın yolunu tarif ediyor. Dikkat edinir. Kalpler sadece Allah'ın zikri ile huzur bulur. Ra'd Suresi yirmi sekiz.
Allah'ın zikrinden maksat, ondan gafil olmamaktır. Her halimizde her şeyi onun yarattığını, her yerde Onun kontrolünde olduğumuzu düşünebilmektir. İnsan Allah'ı zikrettikçe, Allah da kulunu zikreder. Kulunu zikretmesi, rahmetli, aklı ve mağfireti demektir. Allah'ın kulunu zikretmesi, ona ikram etmesi, ona acıması, onu rahatlatması, kalbine rahatlık vermesi demektir. Aile hayatında da, hayatın diğer bütün alanlarında da huzura ulaşmanın başka bir çaresi, başka bir adresi gerçekten yoktur. Son olarak, Allah'ın koyduğu ölçüler dahilinde gerçekten ayrılığı gerektiren durumlar mevcutsa, müminler asla nefsi ve fevri davranmazlar. Zikir ehli Rabbani bir alimin rehberdiğine başladılar. Hallerini bunların kılavuzluğuna iletirler. Kendilerini ve çocuklarını perişan yetmeyecek, en makul çözüme ulaşırlar.
İşte müminlerin bu bakış açıları ve davranış özellikleri sebebiyledir ki, Müslüman toplumlarda aile, tarihin her döneminde huzur ve mutluluğun, üçlü toplumsal bünyenin, sabah sağlam yapı taşları ulagelmiştir. İnsanlığın huzursuzluk ve çözülmenin pençesinde kıvrandığı bugün başka yol var. İşte mutluluk. Mutlu musunuz? Mutluluk, insanlığın ortak gayesidir. Ancak her şeyin olduğu gibi, mutluluğun da yolları, şartları, kuralları ve prensipleri vardır. Mutluluğun yolları, şartları, kuralların, esaslarını, prensiplerini bilip bulmalıdır. Mutlu olmak önemli olduğu gibi mutluluğu korumaktır önemlidir. İnsanların hayattan beklentileri sadece fizyolojik, biyolojik ihtiyaçlarının karşılanması değildir. Sadece kadının fiziki, ülkenin fiziki durumu değildir. Bununla birlikte psikolojik ihtiyaçlarının da karşılanmasını ve hayatlarının bir anlam olmasını arzu ettiler.
Anlamlı hayat mutluluk içinde geçen hayattır. Ancak mutluluğun katilleri, engelleri vardır. Bunların iyi bilinmesi lazımdır ki, mutlu unla bilsin. Mutlu kuluna bilsin. Mutluluğumuzu mahveden şeylerin başında hırs gelir. Hırs. Tamah, gözün doymaması dünyaya. At görsün. Halatsizlik, maddeye esir olman. Mı? Yani şunun evinde bu hal bizde yok. Bilmem ki daha. Bunlar giyime, boşanma, yemime, içmene düşkünlüktür. Ahiret inancının zayıflığıdır. Mevlana'mızın ifadesiyle, gönlünü, gönlümü dünyaya veren bir parça ekmeğe imanını satan gibidir. Bir kase aynanım oldukça onu içerim. Şunun, bunun kasesi veya kesesinliği de bağlanma. Mevlamızın güzel sözleri var. Artık maddeleri birincisi. Mutluluğun şartları. Bu ücretli inanç. Mutluluğun temel şartıdır. Allah'ımıza tam bir inanç. İnançsızlık en büyük huzursuzluk kaynağıdır. İman mutluluk anahtarıdır.
Karamsarılıktan, olumsuz düşüncelerden uzak olmalıdır. Allah'ımız ile irtibatı güçlü insanın, mutsuz ve umutsuz ve huzursuz olması mümkün değildir. İnsan hayatı boşluk kabul etmez. Hayırlı, faydalı ve güzel şeylerle meşgul olmaktır. Tembellik, vurdumduymazlık, duyarsızlık gibi, zaaflar içinde hep huzursuzluk tohumu taşıyan ve insanı mahveden hastalıklar bunlardan kurtulmak lazımdır.