Bu Ayet-i Celilenin tefsirinde, Esad-ı Erbili, Katdesallahu Sırra Hazretleri, o Allah Celle Celalühü, yere giren bütün tane ve zerreleri, ondan çıkan her türlü nebatı gökten inen yağmur ve tanelerini, göğe yükselen buhar ve dumanı bilendir. Kuran ayetlerinin zahir manasıyla beraber, batın manasının da mevcut bulunduğu Hadis-i Şeriflerle sabit olduğundan bu Ayet-i Kerime'nin Batın manası hakkında arifler yere giren ifadesini salikin kalbine varid olan maarifi Rabbaniyeye Allah'ımızı tanıma nuruna kalbe giren Allah'ımızı tanıma nimetine yerden çıkan ifadesini kalbi mükaşefeye eşyanın hakikatine ermeye Melekut alemine ermeye Ceberut alemine dahil olmaya ve lahut alemine gark olmaya gökten inen tabirini Esma ve sıfat-ı ilahiyeden gönle doğan İlmi ledünniye. O öyle bir doğuş ki İlmi ledünni onun sonu yok. Artık tarifi mümkün değil.
Yani Rabbımızdan gelen bir lütuf ve ihsan, sayıya, hesaba sığması mümkün değildir. İlmi ledünni ve göğe yükselen kelimesini de kelime-i tayyibe denilen kelime-i tevhide işaret saymışlardır. Tarikat erbabından bir zata müracaattan maksat yalnız zikir telkini değildir. İşte şu kadar istiğfar, Tevhid, salatü selam, ölüm tefekkür rabıta, dıştan ve içten zikrullah bu değildir. Sailkin kabiliyet toprağına ilahi marifet tohumlarının ekilmesidir. Onun için bir anda vermezler. Bir ağaca aşı yapılırken o ağaçta kabiliyet olmadan, öz denir. Suyun yürümesi, mesela baharda yapılıyor. İlkbaharda aşılar yapılıyor. İlkbaharda yapılmasının sebebi mesela kışta yapılmıyor, kupkuru ağaç. Ama güneşin tesiriyle, yağmurların tesiriyle, havanın ısınmasıyla artık o fidana su yürüyor, canlanıyor. O canlanmasıyla aşı yapılabiliyor. Yoksa kurur gider.
Bir kere müridin gönlünde Allah'ımıza dönüş sularının, pınarlarının kaynaması gerekiyor. Ve sonra Allahu Zülcelal'den korkmanın havf-ı ilahinin pınarları kaynıyor. Haşyet azametinden dolayı kendinden geçme güzellikleri hasıl oluyor. Bu pınar, bu nehirler akıyor. Günaha elveda suları yürümeye başlıyor. Kalbinde nedamet olarak, pişmanlık olarak, gözünden de yaş olarak iniyor. Böyle olduğu zaman müridin toprağına, kalp toprağına ilahi marifet tohumları ekiliyor yoksa büyümez Mevlana'mızın çok güzel bir sözü var Ey çiftçi tohumunu çorak araziye atma, keser diyor. Verimli olan araziye. Efendimizin aleyhissalatü vesselam ehadisi Muhammediyesi var.
Ehil olmayan insanlara ilim öğretmek, hınzırın boğazına inci takmaktır diyor, buyuruyor Onun için bu yol çok müstesna bir yoldur Zira zikir telkini tasavvufi kitapların mütalaası ile de elde edilebilir Abdülkadir Geylani, Kaddafiımız tarikat mensuplarına bakın ne buyuruyor. Ben sizin yalnız zahirinizi süslemeye değil amma gönül arazilerinize marifet fidanlarını dikmeye ve onları sulayıp yetiştirmeye memurum öyle bir vazife yapıyor ki onların böyle görüntüsü bile bunu temin eder. Şöyle bakıldığı zaman Allah'ın nurudur nihayet. O bakış, o bakış onlarda onlarda gönüllerimizdeki marifet fidanlarının gelişmesine, onların yetişmesine sebep olur. Biz kendimizde yaşadığımız Sami Efendimiz Hazretlerini gördüğümüzde o okul döneminde bir sene gözyaşımızı tutamadık Her zaman ağlıyor değildik ama Hatırladığımız zaman o bile bizi değiştiriyordu. Onu hatırlamamız sadece bizim cisim olarak değil.