Ruhun Arınması ve Cenabıhakk'a Dönüş kaydında Rastgele yerden okuyalım bakın. Hazırladığın o Ahzab suresinden otuz beşinci ayet celle vardı bulamadım buradan. Başer. Gıyder recep. Ricep ayına cefanın terk edildiği. Madem işte muharebenin yapılmadığı aylar var, onlardan bir tanesi ve daha da manalar içine manalar da olabilir. Ve Şaban Şaban-ı Şerif ise amel ve Rabbimize vermiş…
Ruhun Arınması ve Cenabıhakk'a Dönüş ne anlatıyor?
Ruhun Arınması ve Cenabıhakk'a Dönüş kaydında Rastgele yerden okuyalım bakın. Hazırladığın o Ahzab suresinden otuz beşinci ayet celle vardı bulamadım buradan. Başer. Gıyder recep. Ricep ayına cefanın terk edildiği. Madem işte muharebenin yapılmadığı aylar var, onlardan bir tanesi ve daha da manalar içine manalar da olabilir. Ve Şaban Şaban-ı Şerif ise amel ve Rabbimize vermiş…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 14 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Rastgele yerden okuyalım bakın. Hazırladığın o Ahzab suresinden otuz beşinci ayet celle vardı bulamadım buradan. Başer. Gıyder recep. Ricep ayına cefanın terk edildiği. Madem işte muharebenin yapılmadığı aylar var, onlardan bir tanesi ve daha da manalar içine manalar da olabilir. Ve Şaban Şaban-ı Şerif ise amel ve Rabbimize vermiş olduğumuz söze sadakattir. O sadakat ve huzurdur. Çok güzel bir yermiş. Recepayı Allah'ımıza dönüş ayıdır. Bu istiğfar biliyorsunuz. Bu günahlarımızdan dolayı Allah'ımızdan özür diliyoruz. Affet Ya Rabbi. Bağışla Ya Rabbi diye yalvarıyoruz. Böyle bir yıkanma arınma temizlenme tövbeyse dönüş demek. Bu çok önemli. Tevbe Cenabıhakk'a yöneliş. Zaten bu yöneliş bize olsa, onun mesafesi hesap edilemez. Allah'a bir dönüş canı gönülden kalpten bir dönüş. Bu ta şeye kadar uzanıyor.
İbrahim Aleyhisselam'ın Ya Rabbi yüzümü sana döndüm diye ifade ediyor ve Miraç'la da çok alakalı. İbrahim Aleyhisselam'ın miracı bu meyti deniyor. İbrahim Aleyhisselam'ın Rabbimize dönüştü. Bir de Kuran Azimüşşan'da Rabbi zülcelalimiz mealen seni hamdinle tesbih eder ve seni takdis ederiz ayeti celilesini efendimizin miracı olarak ele alıyorlar. Sır dolu. Mesela cennetin sekiz kapısı vardır. Bu makamda cennet kapılarından bir kapı olan marifet kapısı açılır. Hani Miraç denildiği zaman kitaplarda haber verildiği üzere değil, bunun birçok sırları vardır şüphesiz. Cennet kapılarından ikincisi demiş ehlullah efendilerimiz büyüklerimiz. Birincisi marifet. Rabbi Zülcelal'imizi tanıma. İkincisi zikrullah diyorlar. Üçüncü olarak kapı şükür kapısıdır. Dördüncü olarak ümit kapısı. Beşinci kapı havf korku kapısıdır. Altıncı kapı ubudiyet ve rububiyet bilgisinden meydana gelen ihlas kapısıdır.
Yedinci kapı dua ve niyaz kapısıdır. Sekizinci kapı temiz ve güzel ruhlara uyma onların ruhlarıyla hidayete erme kapısı demişler. Şimdi biz bunu tam ifade edemiyoruz da, söylenmek istenen şu. Mesela buna kapısı dedi. Zikrullah'ta şimdi bir zikrullah var ki o Sena'dır. Allah'ımızı. Sena. Onu yani biz bunu Türkçe ifadede çok yalın kalıyor. Onu medih, onu seçse tamam bunu Türkçeleştirmek hiç gerek yok. Medih Sena gerçekten dilimiz çok zayıf alıyor bu noktada. Zaten namaza başlarken de elhamdülillahi rabbil alemin diyoruz ya. Hamd ile başlıyoruz. İkinci olarak istiğfar demişler Zikrullah'ta istiğfar deniyor. Üçüncüsü hatırlayabilirsem, birincisi, hamdü sena, dua, tespih, izah olacak. Zannilerim, tövbe mi? Beşinci bir kapı var ki Allah ile zikirdir. Bu Allah ile zikir artık ne anlıyoruz bilmiyorum. Zikri Mevla ile olan. Esselam. Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim.
Bu çok müstesna bir hal. İşte bir tanesi mihrap'ta oturuyordunuz. Öyle zikrederken kendinden geçmiş. Demişler ki bu ne hal? Sen niye kendinden geçiyorsun? Demiş söyleyin. Nasıl kendinden geçmeyi? Ben Allah dediğim zaman Celle Celalühü, onun kulum sadası benim gönlümde beliriyor demiş. Asıl zikir budur diyorlar. Hatta zikri unutacak diyor. Zikri unutacak. Mevkur ile olacak. Zikrettiği Mevla ile olacak. Burada üç tane aşama ifadeleridir. Birincisi şey diyorlar. Bu garip olduğuna sorduysa çok güzeldi mi? Allah Allah. Bu son daha iyi olurdu. Birincisi dil ile yapmış olduğumuz zikirdir. Dil ile yapıyoruz. Buna İre on. Yani dille zikir derken bedenen yaptığımız saatler. Eğer kalbimizle yaparsak çünkü bütün Kuran Azimüşşan'da da bu yönüne işaret ediliyor zaten. Efendimizin bir mescide girişteki beyan ettik. Beyan buyurdukları söz de bunu ifade edilir.
Eğer kalbinde haşyet olsaydı azalarında da olurdu bu. Gönülle yapabilmek buna yedi yüz misli. Yani bire yedi yüz ecir ve mükafatlığı ama Allah'ın da muhabbetle yapıyor. O artık masivadan tamamen uzaklaşmış. Cenabı hakk'ın dışındaki her düşünceden sıyrılmış ol. Ondan sıyrıldığı zaman ilahi muhabbet tecelli ediyor. Engeller kalkmış. Nefsin arzu ve istek engelleri tamamen bitmiş bu mutmainde ol ama tamamen bitiyor. Huzur ehli oluyor. Onlara buyuruluyor. Yani ölçünemez ve tartıya da gelmez. Hesap da edemezsiniz. Bir ayrı hesap olur. Ama ne kadar güzel. Yapmış olduğu bir saate verilen mükafat insin ve cinin ameline denk gelecek şekilde muhabbetle. Bunların hepsi bir maden denecek olursa işte şu dağda maden var, o maden için gerekli ne icap ederse çıkarmak için onu veriyorlar. Bizim de bu sadır aleminde birçok madenler beş tane letaif o kalp zikir yeter zaten.
Yetmez de bunu dahi güzel yapabilsek Allah'ımızın izniyle bunun gibi büyük bir maden olamaz. Bunu çıkarmak için de işte biz müşir-i kamillerin intisadı ediyoruz. Güzel, evladı ezkarımızı tarif ediyor. Aman ha rabıtaya dikkat edin diyorlar. Aman ha. Çünkü rabıta belli bir yere getirecek bizi. Bak Miraç hadisesiyle çok alakalı. Cebrail Aleyhisselam ne yaptı? Sidrei müntehaya kadar efendimize öncülük yaptı. Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Haydi gel dediğimde, dedi bir parmak dahi gidecek olsam yanarım ya Muhammed. O artık size ait Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Bizi belli bir noktaya getirinceye kadar rabıta aslında rabıta markabedir. Çünkü Rabbımızdan diliyoruz, istiyoruz. Yalnız burada mesela bizim okul arkadaşlarımızdan doğdu okulda da. Bir tanesi çok ısrar etti. Etmesen iyi olurdu. Dedi ben dedi niye direkt yapsam? Olmaz ne dedik ama uğraştık, baş gelemedi.
Sonra sokaklarda Allah korusun Mecnun gibi dolaştı. Çok da zeki. Çok da iyi bir kimse etti. Olmaz, tartışınamaz. İşte o onu bir çocuk gibi çocuğa biz böyle balık böreği diyelim çok yağlı yiyeceklerden içeceklerden türlülerden neden veriyor muyuz? Yo. Verecek olsak bile o yemekleri sulandırıyoruz biz. Sulandırır, midesi kaldırılmaz mümkün. Daha kötü yavru. Onunla daha sonra yiyecek bir hale geldi mi seninle oturup sofrada o da yemeklerden tadıyor. Biz bir yerinize oturuyoruz. Bu çok hayret ettiğimiz bir husus oldu. Düşman kuşları mıdır nedir? Otururken evden görüyoruz. Bir de burada kuşlar var. Gözümüze bir zaman. Anası gidiyor ağızlarına veriyorum da gördük. Yiyeceklerden veriyor. Böyle verirken verirken tabii dikkatimizi çekiyor. Ondan sonra kuşun birisi böyle bana atlandı gitti. Dedik rabıta da aynen bulun işte. Daha o civciv yavruyken ne yapıyor anası? Yiyecekler getiriyor.
Onda istifade ediyor. Hayatın devam ettiriyor. Sonra belli bir hale geldi mi, anlatlanacak bir hale geldi mi kendisi rızkını buluyor Allah'ın izniyle. Bizim durumumuz aynen bunun gibi. İlk anda mürşid-i kamilimizin kalbi vasıtasıyla adıyoruz. O aldığımız Cenabı hakk'ın nurudur. Alıyorum ve sonra herkesin gönlünden de olmaz o. Bu asaleten gelen bizzat Aleyhisselatu Vesselam efendimizin müsaadei adileriyle ve artık rabıta yapılabilir denilen. Mesela Bayezid-i Bistami Hazretleri Harakan tarafının kokluyor. Diyor ki buradan birer kokusu geliyor ve daha sonra ve artık rabıta yapılabilir diyorlar. Bu Sami Efendimiz hazretlerinde de öyle oldu. Karaman'da Kaşıcı Adı Rıza Allahu alem hatırladığım bu. Sonra Efendimiz askerdeymiş o devre. Ben diyorum, talime çıktık, böyle rab rab rab yür yür yürüyor. Yürürken diyor gönlüme şu kelimeler düşmeye başladı.
Rabdı kalp yaptı cevap verir feyzi ilahi Sami ula diye kendiliğinden geliyordur. Sonra etraftan da duyurmuş. Adana'daki Hasan efendimiz neden efendim demişler hep böyle bize geliyor artık rabıtamızı yapacağız demişler. Bütün bölümlere belli olmuş, belli bir sınıfta olan kimselere böyle olunca daha sonra tabii zorlanır. Yani bir çocuğu devamlı anasından emin durmaz ki. Diğer yiyecekleri artık tadacak hale geldiği zaman sütten kesin onun gibi. Direkt istifade etme halini zuhur eder. Anca böyle olur. Miraç bu. Anlatılan bu şekilde beyan ediyor. Ve tahrifi zor müstesna. Nereye kadar? Sidre-i Münteha'ya kadar. Ondan sonra direkt Rabbimize mülaki oluyor. Bu Muhammed Bahaüddin Hazretleri'nin sohbetinde olmuş. Biz onu misal veririz de bunun benzeri pek çok. Biz onu misal veririz de bunun benzeri pek çok. O sohbet buyururken Şahan Nakşibend Hazretleri, Müri Dağı'ndan biri kendinden geçmiş.
Buna gayb hali derler. Bu gayb hali kendisi suyun üstünde bir çam böyle saman çöpü gibi ihtiyarı kalmaz kendinden. Yani ilahi aleme yönlendiriliyor artık. Beni bırak buyurmuş. Yani beni bırak deyişi rabıta halini bırak. Direkt Rabbimize dön diye. Miraç insanın kendini ve Rabbini bilme yolculuğudur. Bu Bandil madalya efendiye bir tanesi onun huzurunda bir soru sordu. Efendim dedi fenafirler bize anlatsana. Dedi ki buyurdu, biz dedi kendimize fani olmamışız ki dedi kalkıp dedi efendimiz aleyhissalatu vesselam da yok olma Öyle ifade etti. Yani biz bir kere nefsimizin arzularından kurtulamadık ki. Zahinen yapmayalım, şimdi Bekir Efendi işiniz varsa görün siz. Şey yapmayın. Ilimsiz biriniz. İşiniz varsa takip edindiğimi istiyorum. Çalışıyorum. Şimdi nefsin heva, arzu ve istekleri bunlar tamamen bitecek. Zahiren yapmayız da bu batinen de içimizden ona bir nefret hali gelirse ancak uzunlar.
Nefsimizi tanıma o zaman başlar. Bu misalleri pek çok. Üstadımızın annelerinin sözünü ifadelerini benim bir hanımın çocuk halinde olması öyle diyeyim artık siz anlarsınız. Bir ete olan arzusu çok fazla olurmuş. Ölülmüş ki bana bir et getirilse çok arzunu olduğum zaman. Sonra da deseler ki bu et aynen Sıddika Azam'a dendiği gibi Radıyallahu Anh haram yolla elde edilen bir ettir. Bana buyurmuş köpek eti gibi gelir. İşte mutmainne sıfatı bu. Artık kötülükten nefret meydana gelmiyor içinde ve evvelki yapmış olduğu hatalardan dolayı da çok utanıyor. Bir veli var. Bunu Allahu alem Beriyka'da Allahu alem değişemedi kitabı. Ben diyor bir yerden geçerim. Ne zaman oradan geçsem beni bir ter basar diyor. Sevemi de diyor. İlle siz miydiniz? Niye Kuran-ı Kerim'i hatmaz. Şöyle buyurun da. Ben tanıyamadım böyle bağlı olunca. Çok iyi olurdu. Arz ediyordum görüşmeden önce. Kuran-ı Kerim okunsa diye.
İnşallah sonunda olur. Bunu çok söylerler. Kıtaamulu misk dediler. Yani sonu misk o cennet içeceklerini. Sonu misk ve bir de o cennet şaraplarından verilirken ağzı diyor açılmadan verilecek. Bu da bir nimetmiş. Kend eliyle açsın diye. Talih yok. Talih yok. Talih yok. Efendim dediğimiz gibi aynen bölümden tamamen kesilmiş. İşte Bayezid Bistami Efendimiz diyor ya Allah'ım sana nasıl kavuşurum? Daha nefse ve teala buyurulmuş. Nefsin arzularını bırak ve gel. Şimdi onların zaten nefis mevzu olmaz. Onu açtıkları için onlar zulmetten perdeleri aşmış, nurdan perdeleri aşıyorlar. Ve bu da Nur suresinde otuz beşinci ayet içinde sana buyurulması. Zannelerim bu hikmete mebni olsa gerek. Nur üstüne nur. Nur üstüne nur. Onun için bitmez. Evet, ilahi aşkın diyor ki burada insanın kendini ve Rabbini bilme yolculuğudur. İlahi aşkın cezbesini iste ki cezbe ile zahmetsiz olarak gör yola.
Vay arabaya bineceğim, bilmem filan. Yakıtını alacağım vesair aksamını tamamen tamamlayacağız, eksiği geldi neyse deme. Öyle ol ki gönül gönül muhabbetiyle aşkıyla diyor zahmetsiz olarak ulaş kavuşacağın yere. Çünkü bu cezbede şu var. Aslında cezbe Allah'ımızın cezbidir. Cenabı hak kulunu kendine çekiyor. Çekmiyor. O anda sonra gezmeyi şu şekilde anlaşıyor. O necit, teveccühtü, bir coşkunluk mesela bağırıyor mesela olabilir. İstikamet üzere olmazsa bununla keder edilmez. Gönüllü Cenabıhakk'a çekiliyor asıl cezbe bu işte. Aşk duyuyor Cenabıhakk'a, muhabbet duyuyor. Rabbımızdan gelir içilmez. Miraç Cenabı hakk'ın Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve bütün insani mertebelerin en yüksek veren mükemmel makamlarında gezdirmesinden ibarettir. Cenabı hak Sevreri Enbiya Efendimiz'i yatağından alıp Mescid-i Haram'a oradan da çok bir aylık yok. Hugat'ta bulunan Mescid-i Aksa'ya götürmüş.
Daha sonra da onu bütün sema kapılarında seyahat ettirir, her bir tabakadaki mucizevi ayetler ve peygamberlerle karşılaşıyor. Zaten bütün peygamberlerin serdarı oluşunu kutsi Şerife Mescidi Aksa'ya olduğu gibi iniyorlar. Efendimizi karşılamada sadece Allah Teala Aleyhisselam olduğu gibi gelmişler. Bu da onun enbiyaya serdar oluşunu ifade buyurulur. Cemalini göstermiş, onunla konuşmuştur. Şimdi efendimize cemalini göstermesin ve onunla konuşması ümmetine büyük bir müjdedir, mükafattır. Ümmetinin de bu nimete mazhariyetidir velayet ölçüsü içerisinde. Miraç olayı hicretten bir yıl ya da on yedi ay önce Recep ayının yirmi yedinci gecesi gerçekleşir. Miraç insanları ahsen-i takvim suretine çıkaran çok önemli bir durumdur. Burada Ebu Abbasi Nursi Hazretleri iki şeye işaret ediyor. Ahsen-i takvim. En güzel biçimde insanın yaratılışının bir zahiri yönü var.
O şekil şemal, boy, doz olarak bir de nimetini eliyle yemesi çünkü hayvanlarda bu yok. Ağzıyla yer. Ondan dolayı insan rızkının temizliğiyle de ahseni takvimdir. Ama ruhundaki güzelliği, O her gün diyor efendimizi müşahede etmezsem Sallallahu Aleyhi ve Sellem, her yıl işte Arapatta bulunmazsam kendimi müminlerden saymam diyen çok büyük bir veli o. İnsanın diyor iki yönü var. Birisi akıl birisi de ruhu tut diyor. Biri akıl birisi de ruhu tut. Böyle işaret buyrulur. Gerçekten insanın bütün varlıklar için en üstün veren değerli varlık olduğunu ispat içindir. İnsanoğlunun yaratılışında yaratıcı olan Mevla'mızı bilmek, onu bulmak, ona kulluk etmek cevheri ve tabiatı vardır. Bu genel bir fıtrattır. İnsan İslam fıtratı üzerine doğru ya, bunu ifade ediyor. İnsanın yaratılışında mevcut. Yaratılışımızda mevcut bunlar. Bir edep tarifi var da Abdullah'ın yaptığı vazife de bu olsa gerek.
İnsanda mecnuz güç ve kuvveti ortaya çıkarmak diyor. Edebin tarifini bunalmışlar. İnsanda mecnuz diyor ismi, güç ve kuvvetin ortaya çıkarılması. Mesela biz mürşid-i kamillerimiz bulmaza nereden bileceğiz? Detayleri nereden bilelim? Murakabeleri nereden bilelim? Bugün bir ilim üzerinde profesördü bu fıkıh üzerine çok güzel de eserleri vardı. Arazi hukuku şeklinde. Bu gerçekten çok sayılı bir kimseydi. Yani memleketimizde buna bir tarikatı Aliyyeyi anlattı. Ben daha hayran vardır, dinliyorum. Bu tarikatın sırlarını anlattı, gerekliliğini anlattı demek bu ona göre mal çıkarmış. Aynen Sarraf'ın bize neyi çıkaracak? İşte, şeyden, neden? Takılar vesaireler ama bir yakutu bir zümrütü ancak ehline çıkar. Efendimiz orada yakutları çıkarttı. Murakabe-i ahadiyet sırrını çıkarttı. Ondan sonra maiyyetini çıkarttı, akrabiyyetini. Tektil anlattı. Bir de ona.
Sonra bir hızın hoca kesimi Efendimiz istermiş onların da bu yolda olmasını. Dildede ara ara bunlar bulunsa intisab etse diye arzu buyuruyorlar. Bir an geldiler bunlar toplanmış gelmişler ama nasıl anlattı? Sonra enham büyüğüne ipeğin bir kısmı biz böyle bilmiyorduk diyerek imza ettiler. Çünkü insan bilmiyor. Yoksa nasıl anlayacağız, nasıl edeceğiz? Bu manevi gücün mesela ilimdeki aynel yakin hakkal yakini anca o vasıtayla insan. Gidebilirsek tailin yolunu gösteriyorlar. Miraç'ta iki türlü bir oruç yükseliştir. Birincisi kendini bütün heva ve heveslerden tedrit ederek, nefsani hiçbir hal kalmıyor olur. Habuta bilhassa işte. Bununla murakabe ehli ise bunlarla o duyguları atabilir. Sonra kendisini zikre ve tefekküre vererek ikincisiyse irfan ile olur. İrfan ne diyelim tanımak, Rabbimiz'i diye tanımak tanımaktır. Gönülde hak nurunun Celle Celalü belirmesidir.
Yani geçici olan her şey bitiyor. Allah'ın Celle Celalü zatından başka hiçbir şey kalmıyor. Hakiki diyorum ilaç budur. Birincisi, Efsaneyi. O bir aslında birincisinde şunu söyledi. Kalbin tezkiyesidir. Tezkiye kötülüklerden arınması demek. Tasfiye ise nur ile donmasıdır. Tezkiyeyle tasfiye birbirinden çok farklıdır. O ruhun kemalidir, yükselmesidir. Efendimiz de gerçekleşmiştir hakiki miraç. Onun sahip olduğu makamı Mahmut'tur aslında Miraç deniyor. Hiçbir peygambere nasip olmayan nimet, makamı Mahmut'a erişmiştir. Niye kıyamadın? Oldu mu? Hak edersiniz. Gecenin bir kısmında uyanarak sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz kıl. Rabbinin seni makamı Mahmud'a göndereceğini uma bilirsin. Bu makam bütün mevcudata hamdi vacip olan, bu makam bütün mevcudata hamdi vacip olan bir makamdır ki bu hatemi nübüvvet cihetindendir. Efendimize mazhar, Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin.
Cenabı hakk'ın namazı Miraç gecesinde hediye olarak ihsan buyurması, Efendimizin namaz müminin miracıdır sözü buradan gelmektedir. Çünkü Miraç gecesinde namaz farz kılınmıştı. İşte bundan dolayı bundan dolayı namaz müminin miracıdır buyurulmuştur. Şeyi hiç unutmuyorum. Bizim bu çoğu aradı mı onu bir ara? Midene Cenabı baba kıymetli bir insandı. Efendimize gelirdi. Sen bilir misin onu? Duyarsın belki. Bu aşık dahil gelirdik biz o, gelirdi efendimize. Kıymetli bir insandı o. Şimdi onu çoğu aradım, geldi elhamdülillah. Ondan sonra devam etti. Diyorum ki arkadaşlar, biz diyor umum muyum namaz kıldık diyor. Namazı kıldık diyor. Demişler ki, Cenan diyor biz namazınızı kıldık. Ben görmedim ki demiş. Sizin namaz kıldığınızı görmedim. Kıldın amca, senin yanında kıldın deyince, nurunu göremedim demiş. Yattı. Ah canım, yattınız, hah kızım demiş. Nur yok demiş.
Bu olay göğsünün Efendimizin Miraç hadisesinde üç bin vilayet daha var. Beş defa mübarek kalbi saadeti yarılmıştır. Bunu anlatırken şunu diyorlar, manevi bir ameliyat olarak değerlendiriyorlar. Çok acayip haller göreceği için ona alıştırılıyor. Mesela Musa Aleyhisselam fessaidan Musa Aleyhisselam görünce feryat etmeye başladı. Bağılıyor Musa Aleyhisselam'a. Bir daha tecellisinde daha biliyorsunuz kül oldu. Fakat efendimiz aleyhissalatu vesselam gördüğünde kendinde buna ne derler? Sahıl hali tasavvufta bir uyanır kılıp kendinden geçme durumu olmadı. Onun için diyorum mübarek, görüşleri yarattı. Bunu Sami Efendimizin böyle bir mantığa alınmış sesleri anlatırken sesi burada değişiyor. O mübarek göğsünün yaratıldığı yarıldığında benim sağ üstümüzde oluyor Halime annemizin. Şeyma validemiz diyor ki, anne diyor iki kişi geldi, Muhammed'i yatırdılar.
Daha efendimiz çocuk Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Yatırdılar. Göğsünü yarıda diye annemiz koşuyor. Hadime validemiz koşuyor. Muhammed'i diyor, beni uçmış bir şekilde gördüm derken bunda Üstad Hazretleri mübarek ve saadeti ve sesi titremeye başlıyor. Ne kadar aşina ama şüphesiz. Efendimizin ruhuna meleklik ruhunun üstün gelmesi, tabiat özelliklerinin yok olması, tabiatın kudsiyet aleminin ilhamlarına tabi olması için yapılmıştır. Melekileşiyor. Mesela vücudu adilleriyle beraber yapmıştır. Şunu hiç şey bölmeyin, bu fıkıh kitaplarının nedeniyle çok geçelim bu Hadisede. Aişe annemizin görüşü işte kalbiyle görmüştür. Zaten kalbiyle gören ismiyle çoktan görür. Gerçekten Aişe annemiz alime ve müstesna bir anamızdı bizim. Efendimiz bizzat başka üzeriyle bölmüştür onu. Yani bunun yorumunu yapmak çok yanlış. Allah'ın Resulü'nün sonra Allahü Ekber vesselam. Bu makam kutsi makamdır.
Şimdi buyuruyor ki Musa Aleyhisselam için, sen elbiseni ve bedenini temiz kıl. Mukaddes Tuva Vadisi'ndesin. Mesela burada Sen Tuva Vadisi'ndesin. Ayakkabılarını çıkar. Efendimizin bu yolculuğunda da mübarek Nadini saadetini çıkarmak isteyince buyuruluyor ki, Nadinin çıkarma ya Muhammed. Senin Nadinin tozlarıyla semavat şereflenmek istiyor diye. Efendimizin uluhiyeti çok müstesna. Cenabı Hak şefaatlerin namaz arkası. Hazreti Ebubekir Radıyallahu Anh, Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'a, bu da bir hakikati ifade ediyor. Bunu söyleyelim de. Mukaddes Tuva Vadisi'ndesin. Yanında da hem melek hem şeytan var. O halde hangisine arkadaş olacağına karar verir. Yanında hem din hem dünya var. O halde hangisine yoldaş olacağına karar verir? Akıl var heva da var. Sen kararı ver. Hayra mı şerre mi? Doğruluğa mı Allah korusun yanlışlığa mı? Batıla mı akla mı?
Ebubekir Radıyallahu Anh'ın Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam'ı, Ebubekir Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ı arkadaş olarak ihtiyar etti. Dünyada kabirde, kıyamette ve cennette ondan ayrılmadı. Bir köpek Ashab-ı Keyfe arkadaş oldu da hem dünyada hem ahirette onlardan ayrılmadı. Aslında efendimizin miracını ümmetiyle beraber yapıyor. Bir orayı idrak edebilsin. Çünkü o tahiyyatta var ya Biz Salihlerden olabilsek bakın ümmeti nasıl yapmış. Hatta Rabbi Zülcelal'imiz ya Muhammed ben Cebrail Aleyhisselam'ı bile gerilerde bıraktım. Sen ümmetini bu araya girdiriyorsun deyince damum, kederim ümmetim için buyuruyor. Salihlerin üzerine de olsun salih kullarımın üzerinde de olsun. Onun için bir salih olursak bütün namaz kılanların duaları gelir. Muhakkak ki ben gönlümü yeri ve semayı yaratan zata döndürdim diyor. Mukarrem meleklerin miracıdır bu.
Yani tamamen kalbiyle, ruhuyla, varlığıyla Cenabıhakk'a dönmek. Sermanın üzerinde dururmuşsun, bayağı var. Ruhunu rehine verip teniyle yaşayan değersiz insanlardan olunmayalım. Bunu Esad Erbili Hazretleri ile izah buyurun. Buyuruyor ki Allah'ımız aklımızı ve ruhumuzu hakim kılsın. Yani aklınızı nefsin esaretinde bırakmayın. Aklınız hakim olsun. İlahi vahye müstenti olan bir akıl. Benhamgulillahi Rabbil alemin dedim. O şeyi bulamadım, çok önemliydi. Niye bulamadın? Hayır dedim. Yok acaba silindi mi? Nasıl oldu? Ahzab suresinde. Diğerini de okuyamaz zaten. Allah sana dil gibi bir nimet bul çekmiş. Onu zikrullah ile meşgul et. Hayidin işlerine. Hayırlı sözler Allah sana göz vermiş. Cenabı hak sana kulak not etmiş. Doğru sözleri dinle. Hayırlı sözleri dinle. Onları anla. Ve devamül murakabe. Allah sana gönül vermiş o Allah'ımızın nazar ettiği bir yerdir.
Murakabe ile, Cenabı Hakk'ı tanıma nimetleriyle onlarla meşgul et diyor. Ben de o aradığım yeri yok. Nasıl oldu? Sabah da okuduk burada Rabbimize hamdolsun.