Mürşid'in hizmetine gelmek eden bir birkaç nevi üzerinde. .Eveltesi abdestli olmalı. İkincisi, Cemil zünük ve kusuruna, kusurundan gafletinden. .On beş kere yahut yirmi beş kere istiğfar etmesidir. Üçüncü, ruhaniyete göndermeli, bereketmeli. Çeyiz, bir ikramında gelir bildirdiğinde insana. Bu üç şey, kabre, şurayadur. Daha gitmeden, yola çıkmadan büyük şey yapılması lazım. Efendim, yeniden tekrarler neymiş? Birincisi, abdestli olmak. İkincisi, cemil züğürt ve kuşurundan ve gafletinden on beş ya da yirmi beş defa istiğfar etmeli. İstiğfar etmeli. Üçüncü, bir Fatiha, Sıfflas-ı Şerif'i, ziraatla mürşidin ruhanatına iddia edilemez. Böyle bitti. Bu üç şey, kabre şuru en evvel olmalı, aynı mescide, I ecr-i istiğfaza, kalbini mürşirin kalbine tamam rab eyle. Değerime vardığı kutlu cihan ise, burada kalbini mürşirin kalbine rahtile, bağlaya. Hiç başka hava hatır gelmemenin için.
Lakin ihlas ve muhabbet ve çözere. Kendisiyle ruhaniyeti beraber niye de olunursa nazarında olduğunu, cezim ve insaniiyeye. Yani, IŞİD'in ruhaniyeti seninle beraber İstanbul'da buraya mı geliyor? Artı Yoo. Onun indinde bütün dünya bir tabak kadar veriyor. Sen nereye gitsen o tabağın içine dönüyorsun. Artı Rozun umurunda. Artı Bunların hikayesi var ya çekmeyeceğim, bizim yok. Şansı, sansürumuzu hikayelerle doldurmayalım, esasları alalım. Zira ruhaniyet çünkü, hicap. Ruhaniyet için perde, bait uzaklık, buruk, yakınlık, madde, dünyevi bir şey, müddet yoktur. Onların gözü açılmış. Vallahi diyor Ömer geçen konuşuyordu İstanbul'da. Vallahi diyor İhvanlardan birçoğu İhvan diyor efendimizi içinde görmüş. Ayrı ayrı teveccüh buyurduğunu yıkılmışlar hep. O saatte efendimiz uykudayım. Uykuda böyle yaparsa uyanın sana ne yapıyor diyor. Bunların uykusu da mani değilmiş yani.
Diye sokağın uykusuna korkmaz. Herhalde beraber. Söylemeyecağız onu da. Lunani ruhaniyetin huzuru, huzuru kalp mürid ile beraberdir. Kalpten çıkarmadığı misal gün değil, çıkardığın için kendi var gibi durur yadır. Zira ruhaniyet ne meal basardan esrardır. Şimdi şak çakmadan daha yakındır.