Ruhanî Velîler ve Nefis Terbiyesi kaydında Mecusallat ve selam ala ressubine Muhammedin ala alihi ve sahbi ecmain. Meccubinden bir bahis geçti, onlardan nüceba, nükaba var, ebdalin var, evtat var. Bunların özellikleri mühim. Çünkü gelişigüzel hareketlerde bulunulduğuna şahit oldum. Bu doğru değil. Bunların öyle bir güzellikleri var ki hayran kalmamak mümkün değil. Buradan takip…
Mecusallat ve selam ala ressubine Muhammedin ala alihi ve sahbi ecmain. Meccubinden bir bahis geçti, onlardan nüceba, nükaba var, ebdalin var, evtat var. Bunların özellikleri mühim. Çünkü gelişigüzel hareketlerde bulunulduğuna şahit oldum. Bu doğru değil. Bunların öyle bir güzellikleri var ki hayran kalmamak mümkün değil. Buradan takip edelim, daha güzel olur inşallah. Ennüceba fe erbaun ve kile sebun, bunlar kırk veya yetmiş kişidirler vehumm meşgulüne bih hamli eskalil halk. Bunlar insanların çektikleri sıkıntıları, Rabbamızın izniyle kaldırmakla meşguldürler. Mesela bize parlamenterlerden birisi geldi. O zaman senota vardı, senatörlerdendi. Tam ayrılacağı zaman buyurdular ki evladınız kurtuldu mu? Dışarı çıktı. O kimse çok takip etti, içeriye girmek istedi, cesaret de demedi. Meğer evladı denizde boğuluyormuş. Biiznillahi Teala üstazımız yetişmişler, o yavruyu kurtarmışlar.
Sami Efendi Hazretleri'nin Adana'dan İstanbul'a hicretini iki şeye bağlardan. Birisi orada Seyhan Nehri var malum. Bir kadın çocuğu Seyhan Nehri'ne düşer. Tabi yavrusu ciğerparesi, peryad u figan koparın kadın. Sami Efendi Hazretleri de o yavruyu biiznillahi teala o nehirden çıkarırlar. Bu pek çok, isterseniz bir misal daha vereyim ama uzadıkça uzak. Es'ad-i Erbili Hazretleri'nin bir zevze-i muhteremeleri var. Biraz safçaymış. Evvelki annemiz irtihal buyurmuşlar. O annemiz biraz safça. Bazı Esad Erbili Hazretleri'nin Biziznillah yetiştiklerine sıkıntılı anlarda insanlara vakıf oluyor. Diyor ki efendim bak sizin kolunuzdan iki kişi tutup götürüyor. Diyorlar ki işte bakmakta olan gemiyi kurtardı, bilmem falan, bu nasıl oluyor diyor. Çok tebessüm buyurmuşlar, bu ruhaniyettir, bu ruhaniyettir hanım buyurmuş. Kısa kesmek istiyorum, çok uzun.
Bunlar kırk ve yetmiş kişi, İnsanların sıkıntılarını kaldırmakla yükümlüdürler. Yalnız Allah'ımız izin verilmedikçe yapamazlar. Mesela bir gemide, bu olan hadiseleri anlatıyor bize. Bir gemide isyan var. O isyan anında bu zümreden bir tanesi bulunuyor. Buna tahammül edemiyor. Oradaki Rabbimize karşı muhalefet haline geminin batmasını istiyor, bir müddet italya batıyor. Bütün rical taifesi, bütün dünyada bulunan rical taifesi bir araya geliyor. Bizim de haberimiz vardı, neden izinsiz yaptın diye o mesul duruma düşüyor. Böyle izni ilahi olmadan yapamazdı. Çok uzun, hani öyle bir konu ki, çok uzun. Filhak, şimdi bunlar hep gözleri Rabbi Zülcelal'imizde, meşguliyetleri Rabbimiz, düşünceleri Rabbimiz, işleri Rabbimiz, her şeyleri Rabbimizdır. Hatay'da vardı mübarek bir kimseydi İskenderun'da, Abdurrauf amca. Görseniz hiç bu halin sahibi değil dersiniz. Çok yaşlı olmasına rağmen sakalı yok.
Ruhanî Velîler ve Nefis Terbiyesi kaydında Mecusallat ve selam ala ressubine Muhammedin ala alihi ve sahbi ecmain. Meccubinden bir bahis geçti, onlardan nüceba, nükaba var, ebdalin var, evtat var. Bunların özellikleri mühim. Çünkü gelişigüzel hareketlerde bulunulduğuna şahit oldum. Bu doğru değil. Bunların öyle bir güzellikleri var ki hayran kalmamak mümkün değil. Buradan takip…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Büyük çok az. Kolları açık ama büyüklerdendi. Böyle kamil bir insandı, inandığımız biiznillahi Teala hüsn-ü zan'da bulunuyoruz. Bu kimse her şeyi Rabbimize bağlıdır. Dediler ki efendim bir dua buyurun. Bundan rahatsız olduk. Dedi ki Duha Rabbamız dedi. Rabbımızdan isteyin dedi. Rabbımızdan isteyin dedi. Halleri çok müstesna, halleri çok müstesna, mübarek insanlar bunlar. Bunların dört tane zahiri dışta görünen güzellikleri var, dört de işte. Yalnız şunu hemen söyleyeyim, şu kardeşimiz meczubin üzerinde duruldu, bir söz geçti. Bunlar hiç kimseyi kötü görmezler. Allah'ımızın kulu diğeri. Bir de ikinci bir özellikleri, herkese nasihat ederler. Bir üçüncüsü, insanların içerisine pek karışmazlar, bulunmazlar. Nerede bulunurlar derseniz, eğer iki kaşın arasında nur belirirse, o kimse onur bulunur.
Ama şuna dikkat etmek gerekir, daha çok insanın sıkıntılı olduğu zamanda daralmış, bunalmış derler ya burnuna değsen ağlayacak, böyle sıkıntılı anda gelirler. Dört yolda İskenderun Fırıncı Mehmet Baba Hazretleri var. Bu rüyasında üstadımızı görür, üstadımız hanesine girer, elektrik düğmesine basar, beş tane lamba alır. Sami Efendi Hazretlerini anlatınca, Hasan Efendi vasıtasıyla beş letaifimiz çalışacak bunlar. Bakın Mürşid-i Kamilimize, gençliğinde onların letaifleriyle meşgul. Sözü kaybettirmeyin de bir şey daha anlatayım. Sıkıntılı zamanlarda yetiştiklerini bunu İhsan Efendi aman, muazzam bir şey daha anlatacağım. Efendim iki kimsenin icazeti bunu çok söylüyoruz. Bir vekaleten geliş var, bir de asaleten. Haseneğin tabirini kullanırlarmış o zaman. Biri Hacı Hasan Efendimiz, birisi de Adanalı Hasan Efendimiz.
Bizzat icazetini onu Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'dan Ladikli Ahmed Baba'nın hizmetkarı olan Ahmed Şahin götürmüştür. Biz buna şahidiz. Bizzat bize anlat. Götürdüm dedi, bir elektrik direğinin dibinde size, Fahri Kainat'ın icazetnamesi size tevdi buyurdular, icazet verdiler deyince bir avladı diyor. Boynuma sarıldı, Ahmet ben buna layık mıyım indirdi diyor. Ricelden bir taife, ricelden bir taife. Bunu siz şu şekilde düşünelim. Bir İrşad-ı Şerdi var, bunlar mürşid-i kamillerimiz. Bir de meczubin tabakası var, rical taifesi. Bunlar İrşad ile meşgul olmazlar. Bunlar imtihan memurlarıdır. Mesela Mevlana Halid Gaddesallahu Sırra Hazretleri Mekke'ye geliyor, bir kısım insanları görüyor, abdest alırken tam alamıyorlar. İşte şu şekilde alınacak deyince sen insanları buraya teftişe mi geldin dediler. O rical taifesinden birisi. Ona ilahi kancayı atarlar.
Onu Abdullah-ı Dehlevi Hazretleri istiyor. Bunların seçimi de Levh-i Mahfuz'a bakarak da seçerler. Bir de gece ibadet ve taate kalktığında da kesilirler. Bir tanesinde böyle Beytullah'a sırtını dönmüş insanlara da yüzünü, der ki hiçbir şey demeyeceğim ama Beytullah'a arkasını neden dönmüş diye Mevlana Halid Hazretleri düşünürken, Beytullah'tan yürümeye başlar Mevlana Halid Hazretlerine doğru. Öyle insanlar var ki Mevlana hali, biz de onlara hayran kalıyoruz. Yani bu Beytullah malum, an mecazest. Din hakikati haram, nist mescit, ezderuni serveran. Şu gördüğünüz Beytullah mecazidir. Hakiki diyor Beytullah Evliyaullah'ın gönlüdür. Ey merkepler diyor, Mevlana'mız söylüyor. Ne olur beni irşad et deyince, ben irşad memuru değilim. Yalnız bas ayağımın üzerine diyor. Basıyor, büyük bir şehir Cihan Abattehle, Hindistan. Görülür Mevlana Halid Efendi'nde bulacak. Yani bunlar irşad memuru değil.
İşte bir söz söyledi acaba nedir bilmem falandır, bu beklenmesin onlardan. Onlar bir ayrı, arzın payandalar onlar. Efendim, bir rical taifesinden Rıza, Hızır Aleyhisselam buyuruyor ki seyr-i süluk görmen gerekir. Biliyorsun seyr-i süluk onun son anlamını söyleyeyim istersen seyr-i süluk güzel ahlaka erişmek demektir. Adana Allah seni Efendimize gönderiyor. Yalnız Celali velilerin iki hali var. Birisi Cemal birisi de Celal. Celal sıfatı galip. Gördüm çok ağır bir vaziyette, nur böyle. O Van'ın yavaştan böyle dedeleri de Evliyaullah'tan mübarek bir kimse. Hani bunu anlatmakla bitiremem nasıl geldiğini Adana'ya, ondan sonra Sami Efendi ile nasıl buluştuklarını. Bu başka bir cesede inşallah görüşmüyor. Onunla deve çobanı nihayet, ricelden olan zat. Dersleri tarif ediliyor ya anlayamıyor. Nef-i ispata gelmiş, bir türlü anlayamıyor. Hasan Efendi bir gayrete gelmiş. Anlamıyor musun demiş.
Bu da Hızır Aleyhisselam'a gelmiş demiş ki efendim beni azar diyor. Anlamıyorsun demiş. Anlamıyorsun onların diline göre diyorum. Ben Yahya'da Hasan Efendi diye bir zat duyuyorum, o çok yumuşakmış. Onunla bu işi yapsak, sihirli sülük işini olur mu, geliyor. Allah Allah. Efendimiz Hazretleri onun Evrad ve Ezkarini nefü ispat derslerini, dairelerini tarif buydu. Yani ricalden de olsa, şehit üç luyu yapacak, dinliyorum. Burada imtihan ettiklerini, insanın sıkıntılı zamanda, zamanında geldiklerini diyordu. Bu Fırıncı Mehmed Baba Hazretleri kırklı yıllarda memleketimiz çok sıkıntı çekmiş. Karne ile fırınlardan kuyruğa diziliyorlar, ekmek almıyorlar. Bir tanesi gelmiş. Günü ekmek istemiş. Ekmeğe verince bir sağına bakmış, bir soluna bakmış. Bu ekmeğin beyazını ver demiş. Mehmet Baba da demiş ki, daha evvel olsa beyazını siyahını ayırmazdınız.
Şimdi biraz bolluğa erince fark etmeye başladınız demiş, gülerek ayrılmışlar. Bir müddet sonra telefon geliyor, çevirmeli telefonla, alo diyor. Mehmet Efendi o ekmek kuyruğuna girip de işte beyazını, işte siyahını artık ayırmaya başladınız denen kimseye hatırladın mı? Evet hatırlarım. O seni imtihana geldi Hızır Aleyhisselam. Böyle insanın daraldığı bir zamanda gelirdi. Hallerim müstesna ve güzel ruhlu insanların da şekline girerdi. Onlar bütün Efendimiz aleyhisselatu vesselam ile bu zamanda bulunan kimselerle devamlı alakalıdır, devamlı alakalıdır. Müstesnada halleri var. Böyle Mesela ehli olanlar onları tanırlar. Bunların vasıfları, sıfatları bu nüceba, dördü zahirde dördü de batındadır. İnsanların sıkıntılarını kaldırırlar biiznillahi tane. Dördü zahiridir. Ve emmez zahire fehiyel fütüve. Çok önemli, tasavvufta çok önemli. Yani şahsiyet demek.
Keşfü'l-Kafada, Keşfü'l-Kafada, Feyzü'l-kadir'de birinci cilt olacak. Orada böyle güzellikleri anlatılır insan. Mesela zenginin güzelliği nedir, fakirin güzelliği nedir diye, o bölüme bakılırsa orada vasıfları müşahede edilir. Zahiri olan kütüve ve tevatür, tevazu sahibi alçak gönüllü. Vel edeb, edep sahibi, edeb malum fıkhımızda karşılığı sünneti Muhammeddiyedir Saganlahu Teala ve kesretul ibade, çokça ibadette bulunurlar. Bemmel batına, batıni olan güzellikleri ise sabırdır. Rızadır, çok yüksek bir makam, rıza hali ve şükür şükür vel hayya, haya sahibidirler. Bunlar güzel ahlak, irfan sahibi kimselerdir. İsterseniz söz buraya gelmişken bu kırklardan da bahsetmek isterim lütfuyla Cenabı hakk'ın. Yalnız bu kırkların kırkı ricaldir, kırkı da kadınlardandır. Bunlar yedi kişidir diyor ama rivayetler var. Kırkta deniyor. Vehum ehlu favilin ve kemalin ve istikametin, Bu yetiyor zaten.
Dört zahiri, dört batıni demeye gerek yok. Zaten onlar herkesin bulunduğu yere girmezler. Onlar gönlün nur olmuş, kimselerle beraber bulunurlar. Kolay kolay giremezler. Rahatsız olurlar çünkü. Fazilet sahibi, kemal sahibi, istikamet sahibi dediler ve iatidell. Bu çok önemli bir tabir. Adalet kelimesi çok önemli bir tabir. Hani ölçülü demek, ölçülü demek her şeyde ölçülü olmaz. Bir şeyi de zamanında yapıp onun hakkını vermektir. Mesela biz kurban tatilini geçirdik. Şimdi kesebilir miyiz? Kesilir ama o vacip olan kurbanı o zamanda kesmemiz gerekir. Mesela Teşrik, tekbirleri. Şimdi yapabilir miyiz, O zamandır. Evet okuyabiliriz ama namazları müteakip yirmi üç vakit, farz namazlardan sonra Allahu Ekber, Allahu Ekber diyoruz ve devam ediyoruz. Her şey zamanında. Onun için büyüklerimiz demişlerdir ki geleceği düşünmeyin. Geçmişi de hatırlamayın, bulunduğunuz anı en güzel şekilde geçirin.
Düşünecek olursak bulunduğumuz anı en güzel geçirmek, istikbali de güzelleştirir, geçmişi de mağfiret olmasına Rabbımızdan Celle Celalühü sebep olur. Çünkü insan hayatının son kısmını buyruluyor. Bu tasavvufi eserlerde gördüğümüzü öldürüyor. Eğer ibadetle, taatle, huzurla Cenabıhakk'a tam dönüş, Biliyorsunuz bu tam dönüşte Belkıs Validemiz ifade buyuruyor. Gallet rabbimmi ve alemtu nefsi. Ya Rabbi ben nefsime zulmettim çünkü Ay'a, güneşe, yıldıza takma durumu var. Ben Süleyman ile Aleyhisselam alemlerin Rabbi olan Allah diyor. Teslim oldum. Bakın İbrahim Aleyhisselam hani biz bunları anlatırken hep bu noktalara temas edilmesi icap ediyor. Yıldızı görüyor, Ay'ı görüyor, güneşi görüyor. Aslında bu yıldız nedir? Bu yıldız aklın yıldızıdır. Bu ay nedir? İlmin bu ayıdır. Bu güneş nedir? Marifetullahıdır. Daha da bir derin anlamları var. İlmel yakini var, aynel yakini var, hakkal yakini var.
Ondan sonra ne dedi? Doğup batan benim Rabbim olamaz, teshamne. Ben diyor, gönlümü Allah'a döndüm, Hanif olarak. Hanif, tevhid esasına riayet ederek, yani tevhidle tam inanarak, yıkan, yakin, gaybe iman bu şekilde. Allah'a döndüm buyuruyor. Tam Rabbi Zülcelal'imize dönen kimselerdir. Hani her taat demek ki vaktinde itidal deyince, mesela akşam namazını eğer yatçıyı geçirseydi olmaz, kazası müstesna de o vakit, o anda dikkat edeceğiz biz. Bunun için helekel müsevvvifun, sadaka resulullah ileride yaparım, ileride yerine getiririm, daha gencim demeler helaka götür, vaktinde yapacağız her Bunda üstadımız şu misali çok verirlerdi. Es'ad-i Elbili Hazretleri yirmi üç yaşında intisap etmiştir. Beş sene sonra da Hazratımın makamına geçtim diyor. Çok kısa bir zamandır dedem de öldü. Dedem Rahmetullah Ali kırk sene bekleyen derin işler varken kırk yıl içerisinde hilafet almış.
Belki birkaç gün daha olabilir. Üstatımız daha askere gitmeden önce, üstadını görür görmez Allah'ın lütf etmiştir. Bunlar daha evvelden teslim alınmış manen. Yetiştirilen kimselerdir. Her yönü kontrol ediliyor. Efendim geçiyoruz. Bunlar hayal aleminde ne de değil, hakikat aleminde gezenlerdir. Velehum er batu amalin batını ve erbatın zahira. Dördü zahirde, dördü batında. Feemme zahiratu fes fasund. Şukutu tercih ederdi. Zaten bu zorlamayla olmaz onlarda. Onların hali durumu budur zaten. Şimdi tarif edelim bunu Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri de, Muhyiddin Arabi Hazretleri de ifade ediyor. İnsanın zahiri insanın, Kuran'ın zahiri insanın zahiri Kuran'ın batını insanın batını. Ne demek insanın zahiri? Kuran-ı Azimüşşan'ın emirlerine uyarak vazifelerimizi yapmaktır. Batın nedir? Batının nurdur, tecellilerdir vesairedir. Bunlar sükut üzeredir ve seher. Bunlar öyle fazla uyumazlar, uyanıktırlar.
Ve'l cururu, karınlarını doyurmazlar fazlaca. Vel'uzlet, uzlet'i tercih ederler. Velikullim nediler, zahirun ve batın, burada biraz izahına girmiş. Biz batıni olan yönünü bulabilirsek oraya bakalım. Demiş, bu daha başka bir konuya girdin. Bu tevhit var malum, tecrit var. Tecrit daha ziyade şeydir masiva'nın terkidir. Tefrit ise vasili ilallah olmaya da işaret edilmiştir. Bunların zahiri olan yönleri budur. Batıni yönü Ünsiyettir Cenabı Hak'la, uzlet halidir. İnsanların içerisine karışmazlar farzca. Cenabı hak ile ne yaparlar, dost olmuşlardır. Yalnız bunun bir kutbiyet makamı var. Onun yanında iki tane imam olacak. Biri sağında biri solunda. Sağındaki mülk aleminin bir tanesi, diğeri melekut alemi ile alakalı olandır. Burada tam denk getirebildik mi onu düşünüyorum şimdi. Zahiri olan sükut, fazla uyumuyorlar, açlık ve uzlet. Allah'ın zikrinin dışında pek konuşmuyor da.
Gafletten uzaktırirler. Diyebileye rabbbil alemin diyeceğiniz bir şey varsa buyurun. Bu usta soracağınız varsa çok önemli bir konu. Buyurun. Estağfurullah efendim. Az önce sorduğumuz o soruya tam bir cevap getirememiştik efendim. Bu meczubiyinle bu mecnun arasındaki, doğuştan deli olan arasındaki bu namazın farz olup olmaması durumu? Mecup dediğimiz insanlara efendim, bu mükellefiyetler farz mıdır yoksa muhabbet bağlamında mı yaparlar? Delil dendiği zaman bunların onunla hiç alakası yok. Bunlardaki meczubiyet şu şekilde, gördüklerine, böyle bazı meczublar var, gördükleriyle kalıyorlar. O gördüklerinden dolayı acayip haller zuhur edebiliyor Fakat bu o değil. Bu cezbetun min cezevatir rahman tuvazi amelet segali. Şimdi halk arasında deniliyor ya işte meczıt diyorlar, Yerine göre deli manasına kullandılar.
Sonra herkesin itibar etmediği, ahık sapık konuşan kimse olarak bunların hiçbir alakası yok. Hatta burada o meczup kelimesini de arıyordum siz konuşurken ve buldum da. Onun ne anlama geldiğini, bu uzun girer. Yalnız deli olan kimse değildir bunlar. Gönlü Cenabı Hakk'a aşık olan gönlü Cenabı Hakk'a aşık olan kimselerdir. Hatta bu hadis-i şerifi almış keşuh, hapada geçen. Cezbetüm min cezebatir rağmen tuvazi amele takali, Onların kız açıp yumuncaya kadar ki ameli nedir? İnsin ve cinnin ameline denktir. Bu olmaması mümkün değil. Mesela öyle madenler var ki öyle madenler, bir gramı yüz yüz trilyon dolara bedel, Bir gramı yüz trilyon dolara bedel. Yani bir taş parçası. Bunlar ilahi rahmet parçası. Allah'ımızın aşığı, mübarek kimselerin olmaması mümkün değil. Zaten dünyada bile bunların nesi var, misalleri var. Başta şuhudu'l gati evvelen, bunlar öyle bir kimse ki meczup olan kimseler ne?
Şuhud makamında, yani bu tarif edilmez, gönlünde hiçbir perde yok. Allah ile kendi arasında. Allah'ımızın böyle sübuti sıfatları var ya, zaten insanın bir tarafı sübati sıfatlar, bir tarafı zati sıfatlar. Hatta esması tam ifade edememiş bulabiliriz. Yani insan boş bir varlık değil. Cenabı Hak, Ademoğlunun hamurunu, çamurunu kendi elimle kardım diye buyuruyor. Bu insana verilen bir değerdir. İnsanın Ademoğlunun yüzünü kendi yüzünden halk ettim buyuruyor. Böyle buyurulunca insanın bir tarafının esma İlahiyenin tecellisi, bir tarafı da sıfatı İlahiyenin olmaması mümkün değildir. Yani insandaki mükemmeliyet müstesna. Mesela Adem Aleyhisselam'a secde ile emrolunmuyor, Yusuf Aleyhisselam'a secde ile. Hakikatte secde kimdir? Rabbi Zülcelal'imizdir. Ama onu kıble iltikaz edilmiş oluyor, insana verilen bir değerdir. Ama burada secdenin makbuliyeti niye bağlıdır?
O secde mesut, Rabbi Zülcelal'imize secde ettiğimizi bilip ve bunu yaşayabilmektir. Secde Cenabı Hakk'a kişinin en yakın olduğu bir andır. Çok basit baskılar versin meczu bulanlar. Huve min celdihilillahi ile, bir kere Cenabı hak onları kendisine çekmiş. Hani bunlarda o güzellik var zaten, ilahi bir güzellik var. O güzellik sebebiyle Cenabı Hak onları zatına çekiyor. Yani Allah'ımızın cemal nuruna artık cezbolmuş. Mesela Acrasının Efendi Hazretleri Allah'ımızın cemalini çok gören Allah'ın yüce velilerinden birisidir. Bunlar Allah'ımız yanında korunan kimselerdir. Hiçbir zaman yanlışlığa Allah'ın izniyle düşmezdi. Daha değişik şekilleri var, üzerinde durulmuş, yalnız deli gibi hiç anlaşılamaz. Değişik şekillerde ele alınır. Yani meczup dindiği zaman, bir de kendinden geçmiş kimseler var, gördüğü hallere göre şekil alan kişiler var.
Mesela eğer öyle olsa bu rical taifesinden, Şeyh-i Sıdukünü yapmaları ifade edilmez. Yani ayriyeten ele alınması lazım olur mu? Şimdi salik var meczupbar, saliki meczupbar, meczubu salik var. Salik böyle ilahi bir yola girmiş, Allah'ın emirlerini takva esasına göre yaşama yoluna girmiş. Meczub daha girmeden önce kendinden geçmiş. Meczub-u Salih meczub-u Salih hem ilahi yola devam ediyor, tarikat-ı aliyedeki belli esaslara riayet ederek bunları geçiyor, detayitlerin neler geçiyor ama cezbe haliyle geçiyor. Ne yapılacak burada? Şer'i Şerife dikkat etmesi, en önemli olan bu. Böyle olduğu zaman şaşırma olmaz ama en kıymetlisi nedir? Saliki meczum. Belli bir mesafe kat etmiş, ondan sonra kendinden geçme, bağırmalar, çağırmalar değil Onlar vecih ve teveccüh ifadesi kullanılır. Saliki meczu, biraz önce dediğimiz gibi Cezbetim mincezibati rahaman, Tuvazi Amel esakali kalbi Cenabıhakk'a dönmüş.
Bir hadis-i kudsi var. Rabbimiz buyuruyor onların kalplerinden kalplerinden zatımı pencere açarım, Oradan bizimle mükaleme ederler. Nasıl ki yeryüzü yıldızla, ayla, güneşle aydınlanırsa, benim semavatım da onların nuruyla aydınlanır diye, onların beden olarak sahip oldukları, renklerinin atmış bir vaziyette olduğu ifade edildi. O mesubun değişik şekilleri var. Şimdi mesul olmayan tipleri de var. Bizim anlattığımız meczubu salih, salihin meczu kısmını ifade etmiş. O bir ayrı konu, Buldun ama ben hata etmeyelim. Elhamdülillahi Rabbil alemin. Var mı bir diyeceğimiz? Ellerinize öperiz efendim. Kardeşimizi de tebrik ediyorum, sağ olsunlar var.