Ruhani Terakki ve Manevi Olgunlaşma Yolları | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Ruhani Terakki ve Manevi Olgunlaşma Yolları
Ruhani Terakki ve Manevi Olgunlaşma Yolları kaydında Halid-i Aliyyemizin Envari füyu zatından hakkıyla müstemir olmak için, hakkıyla istifade etmek için tarikatımızın nurlarından bir talibi saadetin, saadet bir talibi talipin ne yapmak lazım geleceği? Şu anınıza karşı cevap. Bu aleyhatı Aliyyeden nasıl feyiz alacağım üstadım diyorsunuz. Acaba nasıl alabilirim diyorsunuz. Ben de cevap…
Halid-i Aliyyemizin Envari füyu zatından hakkıyla müstemir olmak için, hakkıyla istifade etmek için tarikatımızın nurlarından bir talibi saadetin, saadet bir talibi talipin ne yapmak lazım geleceği? Şu anınıza karşı cevap. Bu aleyhatı Aliyyeden nasıl feyiz alacağım üstadım diyorsunuz. Acaba nasıl alabilirim diyorsunuz. Ben de cevap veriyorum. İfade olunur ki biz salikin teali ve terapiyatı, bir salihin buyula sülük edenin buyula düşenin terakki etmesi ve tabiri a'karla tayyi makamatı, makamatları emmar eden levvameye, levvam eden mühimeye, mürhime eden mayınleye, naziyeye, naziyeye geçmesi. Şüphesiz esna-yı sürükte günün başladığı evradı ezkarım sülukünde memur bulunduğu, memur bulunduğu yüz on bir estatullahen azim diyeceksin. Ve de Allahümme ve Rabbiye duyacaksın. Yüz on bir de La ilahe illallah el melikulehhabul min min diyeceksin. Yüz on bir.
De Muhammed'in haşerullah'a saati Kur'bahirahim'in diyeceksin. Bunları bitirdin mi? Yüz on bir defa da Allah'ın ile, bir Elem neşrakne besmele ile, bir inne altı ile besmele ile, bir gidice besmele ile, üç İhlas-ı şerif besmele ile, bir Kul'a uzin rabbil bir kulauz rabbül Felatit besmeleyle, bir kulauz rabbül nasil besmeleyle, sadakallah lazım Fatiha dedikten sonra Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin ruhu tayyibelerine, ehline, ashabına, sıd-ı azam Efendimiz'den müstağımıza gelene kadar, ne kadar ahirete ih'ten bir anizan Efendimiz varsa ruhlarını ihya edin, hediye eyledim, vasıl et Ya Rabbi dedikten sonra sekiz on dakika ölüm tefekkürü, ölü ölüm tefekkürü ki ki inan yatakta can çıkıyor gibi, ağzına tam buna su veriyorlar gibi iman nasip olacak mı olmayacak mı diye haykıramıyorsun. Acaba halim ne olur ona Ya Rabbi diyorsun.
Öldüm, imanla öldüm inşallah diyerek habire giriyor. İki melek gelir çınarlar gibi, gözleri yavru orada şimşaklar gibi, biri sual sorar dökürler gibi. Dünyye döner bir ön alem pan olur, münker nekir gelir, çok bir lal olur. Dilleri laleden iki melek gelir meleklere cevap verebilecek, veremeyeceğim. Ha birden on dört mü kalkar insan gibi maymun, sıfatın dayalaman diye senin camının yazdığı gibi birden on dört surata kalkacaklar birisi Halin on dördü gibi parlayacak müminüm. Hacı o suratın değişecek mi, akrabım daha düzeldi mi düzelmedi mi diye iyi bir düşündükten sonra defterimi de taraftar alacağım. Acaba sağımdan gelecek, solundan gelecek.
Acaba benim defterim sağdan mı verilir ona, soldan mı, arkamdan mı diye düşündükten sonra Nisa-ı Adalet'nin başında, saltanamdan Muhammed Mustafa, Salim-i Rahman alemin yanında ihale şekilde filan olur filanın ameli daraltılıyor diye acaba günah mı ağır gelir? E, ne alaka? E, elin, elin düşündükten sonra Ferihakomfili cehennem ve Ferihakomfili sair acaba hangi fırkaya ayrılacağını mı, cehennem fırgasını mı, cennet fırgasını günahlarını düşüneceksin. Cehennem fırgasına ayrılıyor gibi bir hal olacak. İznillah, yetiş ya Rasulallah, şifa ya Rasulallah, yedi tane su var ve süt ağzının ötesinde, süt ağzı alsanın bu ayet Hz. Muhammed Mustafa'ya indirdir. Müteselsilen, işte ağzımızın kalbine onun, kalbimden de benim kalbime de Ya Rabbi diyeceksin. Ula demeyeceksin verdiği Allah'a diyeceksin. Yanımız ahir-i Kainat Muhammed şöyle biraz diler ve rabıta-i Şerife, bayakı temekkünün meftünü.
Ruhani Terakki ve Manevi Olgunlaşma Yolları ne anlatıyor?
Ruhani Terakki ve Manevi Olgunlaşma Yolları kaydında Halid-i Aliyyemizin Envari füyu zatından hakkıyla müstemir olmak için, hakkıyla istifade etmek için tarikatımızın nurlarından bir talibi saadetin, saadet bir talibi talipin ne yapmak lazım geleceği? Şu anınıza karşı cevap. Bu aleyhatı Aliyyeden nasıl feyiz alacağım üstadım diyorsunuz. Acaba nasıl alabilirim diyorsunuz. Ben de cevap…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 14 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Rabıta Rabıta ne kadar çok olursa feyiz o kadar çoğalır. Rabıta ne kadar zayıf olursa feyiz olmaya zayıf olur. Bir ondan bir de Allah, Allah, bu nasıl olan lafza-i celala geçen de aldığın ders beş yüz ise biraz alıştırdığında bine çıkarsın, genin çıkman sorarsın. Biraz binle çalışırken iki bine çıkarsın. İki bin canım, kazanını, tenceremin kaynatmadıysa altına birkaç odun daha atmak lazım, birkaç bin daha almak lazım. Allah, derken Allah Allah diye. O koşup da nasıl yoğrulup da bıt bıt bıt deyip kalbin sesini duyarsan öyle kalbin sesini duyacak kadar zikre devam etmem lazım yahu. Diyor ki üst lazım cevaben ifade olunur ki, bidai ve terakkiyatı ve tabiahalle tayyi makamatı makamatı makamata yükselmesi şüphesiz tesna-yı sürüp de memur bulunduğu evrat ve ezkara muvazadan Buna çok muvazat etmek yani gayret etmek lazım. Çünkü kalbin şifası zikrullah olduğu için aman devam lazım.
Kemal-i rivayeti sayesinde olacağı tabi ise de yani evradına, ezkarına iyi devam etmesi, Esma-i süluk'te memurun bulunduğu evradını, eski arasına iyi devam etmekte ise esas olmak getirmama itibariyle iki habeyrattan da ayrılmaması da gerektir. Bunların birincisi Haşr Suresi yedinci ayeti celile-i celile. Malalisi Peygamber size ne verdiyse, ne emrettiyse onu alın. Hazreti Muhammed size ne emrettiyse, ne dediyse, ne söylediyse, ne sünneti var ise onu alın. Size ne yapsak ettiyse, neyi yapmam dediyse ondan da sakının. Yani şeriatsız tarikat olmayacağı için, yani illa bu ayeti celileye uyacaksın. Peygamberimiz ne emretti ise tutacaksın, neden nehyettiyse. Allah'ın emri de onun içinde saklı. Atıiyyullah ve Atıurrasul. Allah'a ve Rasulullah'ı itaat edeceksin. Peygamberine muhalefet hususunda her şeyden sakının Peygambere muhalif. Yani o yapmış ya biz bunu yapacak, iktidarımız.
Yalnız üzülürsen o başla, yoksa yapmaya gayret edeceksin. Hz. Muhammed Mustafa'ya ittiba edeceksin. Niye olacak? Böyle olmazsa olmaz kardeşim. Uymaz bozulur, bozulur, akıl bulması gibi dağıtın. Binaenaleyh dalalet adına. Ayet-i celilesine tevfiran şeriatı mutahharadar gösterilmiş, şeriatın mutahharana gösterilmiş diye dinleyelim. Ve aleyhüssalatü vesselam Efendimiz Hazretlerinin ahval ve ef'anından, kavlinden ve fiilinden yani gidişatı ne ise o sünnet, kavli de sünnet, söylediğiyle şöyle yaptın, böyle yaptın hep o sünnet anlaşılmış olan devamir ve nevahiden sermuruğu, kılın ucu kadar, kılın ucu kadar inhiraf etmemesi olduğu gibi ikincisi dahi, birincisi bu. Yani Rasulullah'ın sözünden kılı ucu kadar ayrılmamalı diyor Üstad-ı Azam Efendimiz.
Hani bir lezzet alayım bu yolda ben de çalışıyorum, terakki edeyim, velilerden olayım, Allah'ın sevgili kullarından olayım, rızasını kazanayım yiyorsan Resulullah'ın gösterdiği şeyden zerre kadar inhiraf etmemek lazımdır. İkincisi de Tevbe suresi yüz on dokuzuncu ayeti celîle-i celîle. Bir de sadıklarla beraber ol. Bu kadar üç şey bak haber veriyor. Birisi yerle ayeti celiresine ittiba yine emrettiyse tutun neden nehyettiyse kaçın. Üçüncüsü bir de sabitlerle beraber, kaziplerle beraber, yalancılarla beraber vurmayın. Bütün hayatınızda sabitlerle beraber bıkmayın. Daha burayı Rabbin. Lakin haram ediyorsun, ben buradayım. Alden onlarla beraber olun, bu isimler razı ediyorlarsın. Alden beraber olun çünkü velileri bir kaldırmaya iki kadar dünyayı ilk görüyorlar. Seni böyle gözlerinin elinden sapıtmıyorlar. Öyle olunca sen onun gözünün dibinde oturuyormuş şimdi şu oturuşumda.
Yani o başta bir yerde değil. Demiş Efendim sizi yanınıza mı getireceğiz, zabıt edeceğiz, biz sizi yanınıza mı varacağız, zabıt edeceğiz? Allah rahmet onları düşünmüyorum. Biz şarttan doğmuş ki güneş gibi geliyor. Bak ziyası hepimize yer yiyor. Geldin şu güneş ziyası olmadığı halde onun ziyası yine karanlık gelip de dibine kadar geliyor. Akçılığa filan da istemiyor, aleyhtgart de istemiyor. Biz diyor herkesin birbirine girer yalnız inanç inanç penceresi açık olsun. Yani şu inanç penceresi açık olsun, buyursak içerisinde bilemem. İmanda, amelde, ahdinde, sözünde, gözünde doğru olanları, habeyrattan ayırılmayanları tercih etmek gerektir. Yani sade peyinin de tarifiymiş bu. Saadeden kime ödersen imanın da kamil. Amelinde devamlı, devamlı ahdinde, sözünde, özünde doğru olanları kavgattan ayrılmayanları tercih edin, iltizam edin. Sadeceden kim ödersen imanında kamil olur.
Amelinde devamlı, devamlı ahdinde, sözünde, özünde doğru olanları, tadilattan ayrılmayanları tercih edin, iltizam edin. Demiş. Şimdi devamı rabıtasından ibarettir. Daha şunu söyleyeyim diyoruz lazım. Yani şeriatla tarikat şahit olmuş, onu mutlu cihan olduğuna karar vermiş, karar vermiş. Böyle bir mürşid-i kamilin devamı rabıtasından ibarettir. Bak üç şey verdi. Birisi aldığımız evlat ve ezkarı tıpkı tıp fıska okumak, esirgmek, bilhassa şafara okumak. Şimdi Sahur kolay oluyor. Sahurun son sahibine kadar yersin, ezenler okunur, namaz vaktine ver, derslerini okursun. Ondan sonra namaz namaz kılarsın diyor. Ondan istiyoruz ihtiyacımızı, o da bir eline gelirse, iki gün gelmezse kendi lütf ediyor. Sizin de bize bir ihtiyacın var. Yalnız konuştuklarımızı tutup da amel edersek kurtulacağız inşallah. Allah'ı amel eden zümreye ilhak buyursun bizlere.
Şunu da ifade edelim ki, şunu da ifade edelim ki şeriat-ı burada haramın devavir ve levahi emriyle nehyettiği itibariyle başlıca iki ısırığı vardır. Devavırdan maksad bir cümle feraiz, fenavahil gibi, nafile gibi yani emrinden, evamirden, Allah'ın emrettiği şeylerden farzlar, vacipler, sünnetler, nevafinler işte sünnetlediği nevatı satı gibi nevahi demek Cenabı hakk'ın haram buyurulmuş, bize iyice anlatmam için haram buyurulmuş olduğu kavli ve tehilden ibarettir. Haram ettiği şeyde kavimlerimizde, dinlerimizde gıybet olmayacak, yalan olmayacak, yalan olmayacak. Amellerimizde riya olmayacak, şuna olmayacak, ahlaklarımızda hırs olmayacak, tamah olmayacak, kul olmayacak, adalet olmayacak, kelime olmayacak olan çok seyrederdır. Helikopter olmayacak. Kim yeri olmayacak, haset olmayacak, günahkar olmayacak, bunlarlığından vazgeçeceğiz.
Nevahi dahi Cenabı hakk'ın haram buyurmuş olduğu kavul ve fiilinden ibaret. Ya bir iman-ı kamil iki sınıftır diyor. İki sınıftır. Bunların birisi bir-iki Kabe'yü ne nailden intina manasına olan sabırda, sabır deyince şöyle yönime sabır, malımın hizayı olanına sabır. Neden? Günahlara sabret. Oruca nal sabır ediyorlar. Oruca sabunu, sabır soğurdu akşam on beş buçuk saat sabrım ise iyi öğretiyor. Canın yemeğini istiyor. Yalan söyleme elhamdülillah içme eyle istiyor. Mevvayı da istiyor. Ya sen sabrıyla kolaylık ettiriyorum ve diyorum sabra alıştırıyor seni. Bütün günahlara sabretmek. Öyle mi? Ellezilnin namusuyla da, umarla da, Irak'ıyla da, menhiyet ile derdim. Parayla da pulla da satılıp geliyorlar. Şöyle gençleri kurmuşsun da Allah'a şükrettiğim için geldim içinize yani. Hasta gecenin saat birinden beri sürünüyorum inan böyle rahatsız vücudun.
Böyle duyunca biz bugün de şunu ganimet olarak biliyoruz şu başımızda bu gençler Allah'ımız verdi bize. Allah'ımız verdi. Bizim hiç medhalımız yok. Şurada niyeti sadıka ile üç, bir sene vaaz derdi yahut ki gençler bize ait. Yok, benim çalanla olmadı. Halid-i Zülcelal gençlerin içine bir yeşerme lütfetti, iman lütfetti. Şimdi başımıza kutlandılar, kaldılar. Caminin umumu genç gibi. Yani halen sekiz, on yaş, on yaşından yukarı çocuklar bütün yaşımızda camiye. Onun için Allah yeşer diyor bunu. İrkitabu menahiden intina manasına olan sabırdır. Diğeri ise intisali evamir ve taatilerden ibaret olan şükürdür. Elhamdülillah diye hoş tutuyor. Elhamdülillah tereddüt çalıyor. Elhamdülillah biz çekiyoruz çekiyor. Elhamdülillah ki tevhid okuyoruz. Elhamdülillah ki iyi insanların yanında sohbetinde oluyoruz. Gidip gelene kadar şükür lazım bu. Yani bu ikisinden birisi inan perhiz, birisi de ilaç.
Şu günahtan imtina perhiz, hiçbir günahı hükmediyor. Azabın gizli onda diyor. Şu beredeki ibadet itaat da iyileştir, kullan da bak. Kullanır kana, kullanır kana diyorum ya sol memenin altından Allah diye çevirmeye başlar yine. Sağ memenin altında ruh da demeye başlar. Sol memenin üstünde sus da demeye başlar. Başlar. Sağ memenin üstüne haki de demeye başlar. Sadrığın ortasında, hem şurada Muhammed Aleyhissalatü Vesselam'ın aleminin altında olan hapha da Allah demeye başlar. Dayanamaz, amin ortasında nefis de Allah demeye başlar. Dayanamaz bütün vücudun damarları, sinirleri, zamp, zamp, zamp, bunu yaşayan bilir. Ayağın altından zor, zarf, zarf, zarf, parmakların ucundan zarf, zarf, zarf, zarf böyle Allah'ı zikreder. Bütün vücut nefis pat olur, murakaba olur. Bunlar bütün iyileştirtir arkadaşlar. Arkadaşlarım böyle devam edelim inşallah.
Malum olan ki hadis-i şerifte menahiden imtina, devam-i insandan mukadder-i zikri duyurmuş olduğu iki noktaya işarettir ki yani Allah evveli nehyediyor, sonra emrediyor. Yani ilki kötülükten nehyediyor, kötülükten nehyediyor. Sonra da devamıyla emrediyor. Allah iyilikle emrediyor. Ulan bunu bize temsil eder mi? Ben size temsil edeyim. Şu binayı yaptıktan sonra penceresi açık, kapıları açık daha korunmamış içeriye buğday döküyorsun, palt mı koyuyorsun, bahçe koyuyorsun, yatıkların koyuyorsun, hanımı koyuyorsun. Emin olabilir mi? Yani pencereden hırsız girip de çıkarmaz mı? Kapıdan girip de çıkarmaz mı? İyi ki bunları kilitleyeceksin, örteceksin da gaetini ondan sonra koyacaksın. Yani kapıları kilitleyeceksin, pencereleri kilitleyeceksin, şu üst penceresinin elinin namusuna bakmayacaksın geldi. Allah'ım Ağız kapısını sütleyeceksin, gav, gıybet, iftirayıcısına gitmeyeceksin.
Ondan sonra efendim kulak kapısını kapatacaksın, çaldı, televizyon filan, o gözüme bakmak, kulağınla dinlemekten kendini ala koyacaksın. Ondan sonra içeriye koyduğum, ondan sonra Allah'ın emirleri gelir, namaz sorsan kalır, oruç tutarsan kalır, zikredersen kalır. Yoksa şeytan nefis istediği gibi girerse bir şey koyan bu var mı arkadaşlar? Hiç imkanı var mı? Onun için üstadımız böyle emrediyor. Silenin celbin ve ıslahtan lügatden bulunduğu evvelin mazaratı dert eden, sonra iyiliği celbeden, şu evi yaptıracak olursan evvel bütün yıkılan kerpiçlerini, taşlarını, şini evvel kaldırır, temelini kazan, ondan sonra bina onun olduğu yere yapılır diyor. Yani bu böyle güzel güzel bize tarif ediyorlar üstadlarımız celbi maslahattan mukaddem bulundu. Zararı kaldırmak kaideyi elde etmekten öncedir. Kaideyi almadan evvel zararı kaldırmak lazım.
İkincisiyse ibadetin ve tarafın kağıt ve icra ve icra eylemek ulvi-i beşerinin haricinde ve ihticab-ı Menahı ise ve içtinab-ı Menahı ise her perdin imkan dahilinde bulunduğundan fevaidin, kaidelerinin kaidelerin daha şuurlu olduğudur. Hatta diyebilirim ki alemi İslam için bir tasaddi olan tasavvur eden taali ve terakkinin en mühim sebebi terki maasıdır. Masiyyeti terk etmektir günahlara. Yahya bin Muaz diyor ki teaccüb ederim o kimseye. Nesine teaccüb eden efendim diyorlar. Hastalık korkusundan perrize yanaşamaz, korkuyor. Çünkü inan ailemden ayrılacaksın liseler ayrılıyor ölümün korkusundan da, cehennem korkusundan günahtan perhiz etmiyor. Şaşarım bu insanlara diyor. Şaşarım bu insanlara. Terk-i maasıdır. Maasidan müberra ve terki maasi savaptan muarrabla melaikram makamı tabilerinden terapi edemedikleri dahi bu manaya müeyyittir. Bunu da anlayalım. Melekler halk olundukları gibi kalır.
İnsanlar halk olunduk gibi kalmaz, hüngür bir gün yetişerek, akıl baliğ olarak, zikrederek, namaz kılarak, terakkileri veli olur, kutb-u cihan olur, kavsi alzap olur ama melekler yerinde durur. Ne için diyor, ne için olsun diyor, bunlarda diyor şeytan yok, nefis yok, emri bil maruf nehy-i anil münker yok bizde var. Biz günahı terk ettiğimiz için terakki ediyoruz. Günahı terk ediyoruz da ondan terakki ediyoruz. Melekler böyle değiller. Melekler böyle değil. Melek bize bir şeye kıtta ediyor diyor ki keşke bende insan olaydım. Şimdi bu hale diyorlar işte. Hep bakıyorlar, görüyorlar. Yani şu adamların sohbetlerine mefhum oluyoruz biz. Ediz ilhan dökecek diyordunuz, onları beğenmiyordunuz, bana mücadele ettiğinizi mi? Şimdi bakın bunlar bütün ibadet ve itaatte. Ya Rabbi, keşke biz de insan olsaydık da uzak yakından toplansak da sohbet izleyelim. Nahlimiz böyle olamadık diyor.
Sana melekler imreniyor, Melekleri imrendirecek hal bu hal. O da o çok kardeşim. Melekler terakki yenemez ama diyor üstası alsam, insanlar terakki eder çünkü günahı terk ettikleri için. Onlarda zorluk yok. Yemeleri, içmeleri uyumalar gibi kolaylık var bunların ibadetinde. Bisikin de öyle manalar. Çok zor. Elhasılı menhiyetle muharranattan tevakkı sakınmak yani. Behtinabın terakkiyatı maneviyeye hadim olduğu kadar menafie-i maddiye ve favaid-i cismaniyesi de ki nazarı itibardan dur ve uzak tutulmamalarıdır. Yani günahlar terakki getirdiği gibi dünyada de faidesi var. Hırsızlık etmezsen hapis etmezler, akletmezsem bir kimseye hapis etmezler, bir kötülük yapmazsan yapmazlar, elin kızını kaçırmazsan yapmazlar. Ne gibi böyle say say say say yemin emen falan diyor. Dünyaya hiçbir zarar gelmez bu adama. Lakin medeniyeti işleyen adam ayrı böyle olur mu?
Dünyyalara da zararlı, hayretlere de zararlı tutmalıdır. Meniyetin insanların mal ve canına, şeref ve canına miras ettiği zarar ve ziyanın kavili telakki olmadığı bir kardeşimiz vardı. Bak yine kardeşim diyor, daha orada çadırları var şu görüşte. Tarikatta gece ailesinin kafasını bastırır da ağlayaraktan ibadetler. Sen görmeyeceksin riya olur diye bir yorganın altına bir çık senin tarikatın yok beni görmeyeceksin diye böyle. Sohbet yerden hıçkır, hıçkır ağlar. Hıçkır, hıçkır ağlar. Hep taaccüb ettiler. İnan Greköy'deki ihvanın çokluğu o çocuğun ıslah olduğundan oldu. O çünkü bir numaralı bırakıcıydı. Fena kimseydi. Onun dönüp de böyle hıçkır hıçkır hele gelin camilerinden ne ve vaazdan ne ve Allah aşkına, herkesi kes. Bir gün şeytan yine bir fırsatını vurmuş, ilmin namusunun çadırına girmiş. O çadırdan sahibi gelince pat diye çıkınca yatsıdan sonra milletler daha evvel verdi.
Bak ben iyiyetin zararının Nasıl olduğunu hem şeriattan hem de tahribattan mahrum oldu. Hiç kuyuya gelemez, yanımıza basamaz. Çünkü yüzleri kara oldu. Rasulullah'ın yanında da kara oldu. Allah'ın yanında da kara oldu, bu cihanın da yanında kara oldu. Ne etsin yani yüz parası bu? Onun için yavrularım. Yani insanın malına, canına, şerefine ve şanına iras ettiği zarar ve ziyanın kabil-i telafi olmadığı ashabı vasiratı malum ve müsellemettir. Yani vasiyet ehlinin müsellemet der ki bu herkes böyle biliyor ki namussuz insanlar, hapishanede yani içişleri, bakanı gelmeseydi bütün hapiste biz idik ya biz bozulduk dünyaya ya sen Allah diyorsun, zikrediyorsun, ibadet edin diyorsun, yani iman tarafını kayırıyorsun diyorsun ya Allah daima bizi baştan bulundursun. Komünistlerin, masumların Allah yedi kudretiyle ayağından tutsun yerlere yensin. Yeriyle yeksan olsunlar.
Ramazan-ı Şerif'te orucun zamanında dua kabul olur. Hiçbir zaman birisi iktidara gelemesin. Amin. Yay ve bizimle kurmayı Allah abartmışsın de musallahiyet bizde olsun da. Amin. Biz başka bir şey istemiyoruz Ya Rabbi. Senin rızanı bulman için zikrimize dokunmasınlar, vaazımıza dokunmasınlar, ibadetimize dokunmasınlar. Senin için pervane olduğumuza dokunmasınlar. Veliğin etrafına toplanmamıza kaybolmayıp bizi hapishanelerde süründürme Ya Rabbi. Nerede bir fena anarşit, fena ki namussuz, dinsiz, imansız, komünist, mahsul varsa onları süründü ya Rabbi. Hastalığı neyse bunun perhini yerler, Yerden geldim ve sıkıyer senin yanına Olsun da ben sonra içeyim dedim. Oralarda değil de onun başından daha cansız bir ses geldi. Yanıyorum yetmiş tane şehit verdik. Yanıyorum dedi. O demeye ben bir ülkmeyeyim de ona ilki verdiler ve onun canı çok az kalmış o isim böyle, ona varana kadar vermişim.
Geriye gelene kadar ortada vermiş, geriye gelene kadar oğlu da vermiş. Üçine de su nasıl olmalı. Böyle harp ettiler, böyle darp ettiler, böyle zahmet çektiler de herkes her şey bir şey. Bir iki tokara diye canımız çökmeye geliyor. Allah için şey ediyor canım Allah'ım inan bütün günlerimin dersinden o sıkıntılı günün dersi tatlı geldi. Otururum biz de olmuş. Kaç olmuş gibiyim oğlum baba. Şehir mushafları, kaç mushaftı yiyecek derken öyle rahatın içinde. Ne oldu ya yavrum ne olsun Habibim. Hikmet'in var. Hazreti Hamza'yı seyidi şuha'da ettim. Şehitlerin seyidi oldu o semt. O mükafata nail olsun diye çok şefaat etsin diye onu her gün dedi. Benim verdiğim çok görülür Mesutış görülür dedi. Ya Rabbi bütün sahabeye kaçtı filan oldu. Şöyle oldu yazayım. Habibim hikmetim çok benim dedim. Halis muhlis münafıktan, kasipten ayrılsın diye bir yerden.
Siz her zaman kazanacak olsanız da içinize çok münafık gideceksiniz. Şimdi halis oldunuz, şimdi baştan güneşinize. Dağılmayın, toplanın yeniden. Şimdi münafıkları seçmenin için verdim bunu diyor. Gelmiş de niyet eden o ihsan şeyi söylüyor diye böyle takdim eden çocuk, diyor ki: Efendim halis muhlis için şükür diyor. Aşından sonra biz işimize kardeş olduğumuz lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle lüle l çok ihlaslı oluyorlar diyor. Diyor ki geçiyor. O orada kal diyor diyor. Burak'la çıktın. Ne oldu filan diyor. Sevatlı kalmıyor bu diyor. Allah'ımız da Habibim diyor. Münafıktan muhlis seçilsin diye yaptım. İçimize çok münafık gideceğini Muhammed'in askeri her yerde hande muvaffak oluyor, Bedirde muvaffak oluyor.
Burada da muvaffak etsem ha diyecek içinizde münafığın sayısı belirsiz olacak. Eğitim ben diyor muhalifsizlikine gönderdim işi şimdi halis müminlerle bir araya gelin ayeti ve desenli olarak Peygamberimiz. Yedi tane de diyor Gulasatü'l-Biyade yedi tane hikmet yazıyor. Bir tekz-i Uhud. Bunda yedi, yetmiş tane hikmet var. Hikmettar. Elhamdülillah aynı günü yaşıyoruz. Bahr-i Kainat Muhammed Aleyhissalatü Vesselam, Zeyd hazretlarıyla o taife vardı ama ne diyor yani bir şey dediği yok. Gelin diyor şeriata gelin, Kuran'a gelin, elimde Kuran, umünde burhan, Allah Vahittir böyle, devam ediyor. Kafirlerin ayıranlığı bu zamanın ayıranlığı gibi kabardı. Ellerinden ne geldiyse onu yaptılar. Ben saymam siz sahih sonra. Ne kadarını ellerinden neler geldiğini bil.
Bizim iki defa hacca giden hacılarımızı altmış beş yaşındaki verilen maaşı belediye reisi tarafından veriliyor zannediyor, simsiyah oldular şimdi böyle döndüler gittiler paranın yoluna hacca giden adam. Böyle para cap cay cahil. Onun için bunlar bütün hile, puta, keyp hep ayaklarına geçer. Yine bu güls olanlar ileriye gider. Bunda ben hiç şüphem yok. Bunun için hiçbir tesir istemem. Hep imanımızda kamil ihlaslı olacağız. Birisi Dahal Hariri Efendimiz, Hudse sirra olacağız. Halifesi demiş ki Efendim bana da Vilayeti Kıbraya irtika ettim. Ben de bana da Vilayeti Kıbraya verildi demiş. Hep daha o dereceye de çıkmamış. Sen o dereceye çıkmadın yalan dese, olacak bir de bir vakti gelsin deneyeyim demiş. Denamaktan geçiyorlarmış Talha Haccrü Efendimizin atı diyor, Efendimiz teyp de bile sesi var böyle, atı geçmiş.
O halifenin atı da iki ayağını kazağa huma basmış, huma geçince at yere kapanmış, o halife boyu suya gömülmüş suya bir talaş çıkarmışlar. Ama aradım bozuldu bunu, yetti bozuldu bunu filan diye eve. Gül yavrum hala ben bir tane daha. O soymuşlar, kurutmuşlar, ne etmişler? Gelmiş gelmiş olsun önüne gelince. Hani demiş vilayet-i küfraya irteda ettim diyordum. Bu talaş ney siz dedi. Bunu Allah'tan geldi bayağı söyleyeyim. Ben dedim ki kader yolundan yılan, akrep ne akasa bir an gel yat sen. Adanın elinden bil, desinler. Ne lütfu aşinadan bil, ne bir sana lütuf olduysa orada dostundan bir iyilik oldu zannetme. Et, umurunu Allah'a tevfiz et, Cenabı ı kibriyadan bil. Cenabı ı Allah'tan bil geleni, o kulların elinden değeri, bu Allah'ın elinden geleni. Sosyal ayeti vermese eli topramaz, gururu gelirdi verirken. Onu yapamazdık, yaptırdı. Allah'ımızdan bilerek biz. Sabrederiz mükafata nail oluruz.
Dedim sen ne ettin böyle dedi. Ne diyeyim efendim işte İşte bu makamı Kübra'ya istifa ettiğini söylüyorum, edememişsin efendim. Sen bu duruma düşünce Allah'tan yalancı öyle diyorsan oluyor. Bu büyükler böyle, İhlaslı adamlar böyle. Muhlis değil de. Dinle menfaat için çalışıyorsa azıcık bir şeyler döneyim girer. Yani şunları bunları dinlemeyi veren yine kalbim baş tanesine girer. Allah bize hadis muhlis kardeşler versin, bizi ihlastan ayırmasın. Kullarından olma teveccüh ettiğin vakitlerde yani razı olacağın vakitlerde musibeten ki bedeni, bedenine musibettir. Bir musibete tutunurlar onlar. Evladına verir. Malına, rehine, neyine bir şeyine vereceğim. Sabrı Cemil'le istikbal eder de senden geldi Ya Rabbi. Bir, Sabri Cemil'i tasavvuf kitapları işte evladın ülerini dışarıdan gelen bilmezse ölü sahibi belli de o da güleç. Bizim Ahmet'in vefatını de benim güle güle ile tanıştığım gibi.
O sabır sütünü sırf mevna atıyor kalbe. Yani Allah'ımızı attın mı insan sabrı. Ondan sonra böyle istikbal ediyor. Sabri Cemil'le karşılıyor. Bunlar senden geldi Allah'ım diyor. Yevm-i kıyamette haya muamelesi buyurun. Haya ederim okulumdan diyor Allah. Hayadan münezzeh ya. Haya gidenler gibi yaparım. Onun için mizanla koymam, huzuruma da çekmem değil mi? Sen niye şöyle ettin, şöyle ettin demem. Vereyim onlara musibet veririm böyle. Böyle bir şey bilmiyorum. Mevlam hazretleri basiramızı müşahedeyi haktan, Sami hamizi, gözümüzü müşahedei haktan hakkı görmekten, sami hamizi, şu kulağımızı, istima-ı hakikattan mahrum buyurmasın, amin.