Diyorlar ki rabıta da o kalp, şimdi herkese rabıta yapılmaz. Ancak aleyhissalatü vesselam efendimizin müsaade buyurduğu kimselere yapılır. Onun için diyorlar kiracı Hasan Efendi de Yahyal'dan bu Adanalı Hasan Efendi de bizzat asaleten Samet efendi Hazretlerinin görevini icra eden kimseler deniyor. Asaleten vekalet bir ayrı. İşte bir memleket olur, Orada meşgul olacak kimse olmayınca der bize vekil olarak burada siz de meşgul olun. İnsanların irşad ve ıslahına bir iznine teala vesile olun. Ama asalet bir ay. Asalet bizzat aleyhissalatu vesselam efendimizden gelir. Burada o kalp varidat böyle ani Allah'ın nuru doğuyor. Otururken, isterse arabayı kullanırken olsun, gezerken dolaşırken bir halvet odasında da olur. İnsanların yerine göre arasında da olur. Kalbine ilahi bir doğuş olur, bir haz duyar, bir lezzet duyar.
Ona hemen eğilir onu kaybetmemeye çalışır füyuzatı ilahiye deyince o manevi bir coşkunluktur aynen böyle bağın, bahçenin, meyvelerin sulanması gibi sulandığı zaman neşr-ü nema buluyor, gelişiyor zaten. Füyuzati ilahiye ile ruhen gelişiyor ol. Beyin olarak da gelişiyor, ilahi bir tefekkür meydana geliyor, düşünce meydana geliyor. Daha sonra tecelliler oluyor, tecelli bir nurdur zaten. Esma-i ilahiyeden dolu, sıfatı ilahiyeden dolu, zatından da olur. Bunlara, bunlara onlar ehil olduğu için biz kalbimizi kalplerinin altına bir müddet bırakıyoruz. O anda istediğimiz Ya Rabbi füyuzatı ilahiyyeni lütfet diyoruz. Bu nedir? Bu inikastır, aksi diyor. Onun kalbinden bizim kalbimize nur-i ilahi aksediyor bunu tarif ederken şöyle de demişler El kameru müstefadun mineşems Kamer, ay güneşten ışık alır Böyle onların gönüllerinden Allah'ımızın nurunu kişi kendisine aksettirmiş oluyor, almış oluyor.
İnsibağ ise güzel ahlak ile ahlaklanmak. Mesela iman edince kelime-i şehadet imanla biz ne yapıyoruz? Boyanıyoruz. İman bizim vücudumuza ve bütün azamıza sirayet ediyor. Yani bir boyama gibi bir haneyi bir eve biz boyuyoruz. Kalbimizle gözümüzle kulağımızla bütün azamız da imanın nuruyla boyanmış oluyor. İmanın nuruyla boyanınca Allah'ımızın emrine müngat oluyor, kişi teslim oluyor. İslam ile de beş esas sayılır, başta kelime-i şehadet, namaz oruç hac, zeka. Bununla da İslam'ın boyası olmuş oluyor. Bir de ihsanın boyası, biz bunu Cibril hadisin şerifinden alarak söylüyoruz, ihsanın boyası da Rabbimizi görür gibi taat kılmak. Göremesek dahi onun bizi gördüğünü bilerek yapabilmek.
Böyle ibadet ve saatte üşenme gibi haller bundan doğar bu zevke eremediğimiz için olur onun için kişide bir gaflet hali olur çünkü bu boya ile boyanmadığımızdan dolayı boyanacak olsak doyurulması mümkün değil daha da bir nur-u ilahi devam edecektir hiç şüphe