Sayı derdi nicelerimiz Musahabe serimizin yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Bugünkü bölümümüzde rıfk ve tahammül konulu sohbetle inşallah programımıza devam ediyoruz. İslam müminlere, dine ve dünyaya ait bütün işlerde taassup ve ifrat göstermeyerek tahammüllü olmayı emrediyor. Ayin veyahut muharip olmamak şartıyla isterse gayrimüslim olsun herkese karşı rıfk ile muameleye teşvikte bulunur. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz insanları yirmi üç yıl dine davet etmişti. O rasuli muhterem İslam'a hikmetle, beliğ mevzularla davette bulunmak, sonra münakaşa için en mutedil tarzı tutmak hususunda insanlar için en mütekamil bir numunei imtisal idi. Şefik idi. Mahza rahmet idi.
Kuran-ı Kerim, Rasul-i Zişan sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin ne kadar tahammüllü bulunduklarını ve bütün işlerde ne büyük bir rıfku incelik, nezaket, lütufkarlık ile hareket buyurduklarını bizlere gösterecek ilahi emirleri beyan ettiği gibi siyer kitapları da bu hususta öyle malumat veriyor ki artık Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Rey'de istibdat gibi, taassup gibi şeylerden pek uzak bulundukları itiraz edilmez bir hakikat olarak meydana çıkıyor. Bu hususa dair bazı ayetleri nakledelim. Sure-i Gayşiye'de. İhtar etki vazifen ancak ihtardır. Yoksa üzerlerinde mütehakkim değilsin. Sure iki hafta Onları cebr ile yola getirecek değilsin. Onun için tehdidinden korkanlara Kuran ile ihtarda bulun. Sure-i Ankebut'ta Ehli kitap ile münakaşa ederken en güzel tarz hangisiyse ancak onunla münakaşa edin.
Surei Nahl'de Allah'ın yoluna hikmetle, bir de beliğ mev'iza ile davette bulun ve kendileriyle münakaşa için en güzel yolu ihtiyar et. Senin Rabbin yok mu? Yolundan sapanı herkesten iyi bilir. Doğru yolu tutanları da herkesten iyi bilir. Sure-i Bakara'da dinde cebir zorlama yoktur. Artık rüşt ile dalal belli oldu. Sure-i Nisa'da Sizlere Kuran'da şu emri indirmişti ki, ayat-ı ilahiyeyi inkar ettiklerini yahut eğlence yerine koyduklarını duydunuz mu? Başka bir söze dalmadıkça yanlarına oturmayın. Sure-i Kafirun'da. Onlara de ki ey kafirler, ben sizin taptığınız putlara tapacak değilim. Siz de benim taptığım Allah'a tapmıyorsunuz. Ne ben sizin taptığınıza tapıcıyım, ne siz benim taptığıma tapıcısınız. Sizin dininiz size, benim dinim bana.
Sure-i Ali İmran'da Ey ehli kitap, gelin aramızda birleşeceğimiz bir kelime üzere toplanalım ki o da hiçbirimizin Allah'tan başkasına tapmaması, ona bir şeyi şerik koşmaması ve bir kısmımızın Allah'ı bırakıp da içimizden bir kısmını mabut ittihaz etmemesidir. Sure-i Maide'de, Sizler doğru yolu tutmuşsanız dalalete düşen bir başkasının zararı size dokunmaz. Sure-i Şura'da Allah'ın davetini kabul ettikten sonra hala İslam'ı iptal için çene çalanların bütün hüccetleri nezd-i ilahide batıldır. Sure-i Nisa'da Nazarında hak zahir olduktan sonra hala peygambere muhalefetle müminlerin tuttuğu yoldan başkasına gidenleri bizler dünyada kendi haline bırakırız, ahirette de cehenneme koyarız. Sure-i Şura'da şayet sana karşı gelirlerse kendilerine ben sizin işlediklerinizden sorumlu değilim dersin buyrulmuştur. Kanaat. Kanaat helal yol ile kendi kazandığını kafi görmek ve razı olmaktır.