Ramazan Ayının Manevi Temizliği ve Nefis Terbiyesi
Ramazan Ayının Manevi Temizliği ve Nefis Terbiyesi kaydında Ramazan-ı Şerif'i bir ilahi harman şeklinde düşünürsek, harman dediğimiz belki anlaşılır, belki anlaşılmaz, Buğday onun toplandığı mekan. İlahi harmanın yıkandığı bir ay. İlk on günü rahmeti ilahiye. Ortası mağfiretle yıkanıyor. Sonu da cehennemden azad olmak suretiyle. Ramazan-ı Şerif'i bu şekilde Allah'ımızın sevgili kulları tarif…
Ramazan Ayının Manevi Temizliği ve Nefis Terbiyesi ne anlatıyor?
Ramazan Ayının Manevi Temizliği ve Nefis Terbiyesi kaydında Ramazan-ı Şerif'i bir ilahi harman şeklinde düşünürsek, harman dediğimiz belki anlaşılır, belki anlaşılmaz, Buğday onun toplandığı mekan. İlahi harmanın yıkandığı bir ay. İlk on günü rahmeti ilahiye. Ortası mağfiretle yıkanıyor. Sonu da cehennemden azad olmak suretiyle. Ramazan-ı Şerif'i bu şekilde Allah'ımızın sevgili kulları tarif…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 16 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Ramazan-ı Şerif'i bir ilahi harman şeklinde düşünürsek, harman dediğimiz belki anlaşılır, belki anlaşılmaz, Buğday onun toplandığı mekan. İlahi harmanın yıkandığı bir ay. İlk on günü rahmeti ilahiye. Ortası mağfiretle yıkanıyor. Sonu da cehennemden azad olmak suretiyle. Ramazan-ı Şerif'i bu şekilde Allah'ımızın sevgili kulları tarif buyururlar. İlk on gününde rahmet-i ilahiye ile yıkanıyor. Zaten biz yağmura ne deriz? Rahmet deriz. Rahmet yağıyor deriz. Elhamdülillah kullanılan kelimeler bile büyüklerimizin dilinde çok müstesna. Onların o inceliklerini mühim olan elde edebilmek. O mühim incelikleri görüp, gözetip tatbik edebilmek. Zaten kazandıkları da bu. Çok gince ve hassas. Diyoruz ya, aynen kuyumcu hassasiyetiyle, ne kadar dikkat eder, ne kadar dikkat ederler. Oruçta da, Ramazan-ı Şerif'te gerek orucu olsun, teravihi olsun vesair, taatlerimizde hepsinde olduğu gibi çok hassastırlar.
Demek ki bu ay taharet bir temizlik ayıdır. Neyin temizliğidir? Onu Rabbi Zülcelal'imiz Kuran-ı Kerim'de Müddessir suresinde geçer, samimi. Ve siyah beke fehhir ve elbiseni temizle. Bu Araplarda bir deyim var. Eğer bir kimsenin ahlakı güzelse eteği temiz dediler. Pizde de kullanılır bu. Eteği temiz diye bizim yöremizde de kullanılır bu. Ahlakı temiz demek. Buradaki temizliği iki şekilde ele alırlar, ulema-yı kiramız. Birisi bedenin temizliği, ikincisi için temizliği. Elbette beden de temiz olacak. İbadet ve taatimiz için. Hadesten taharet, necasetten taharet. Mesela biz Evrad ve Ezkar okuyacağımız zaman ne yaparız? Temiz bir seccade üzerinde vazifemizi yapmaya çalışırız. Sami Efendimizin evlatlarından birisi şunu anlatıyor. Bu Kayseri'de Ulema-i Kiram'dan, Hacı Hüseyin Aksakallı hocamızın evlatları. Kendisi mescide oturmuş rabıta halinde.
Fakat rabıta halinde iken gözünün önüne rafa koymuş olduğu ayakkabı geliyor. Bu nedir diyor. Acaba bir şey mi var? Bu da mükerrelen olunca kalkıyor ayakkabısına bakıyor ki uygunsuz bir hal var. Derhal temizliyor. Bedenin de elbisenin de pak olması gerekir. Abdülhalık-i Ojdevani Gaddesallahu Sırri Hazretleri Hızır Aleyhisselam'dan kelime-i tevhid, nefyi ispatın tarifini alıyor. Kendisine suya dalmasını söylüyor. Suya dalmasının sebepleri çok. Birisi nefes almayacağı için suda nefes alması mümkün olmayacak. Çünkü nefesi göbeğin altına alıyor, alıyor nefessiz la ilahe illallah, eğer tam okuyabilirsek. Şimdi bazen deniyor ya, biz kitaplarda görüyoruz, mesul dualar deniyor, şu duayı yaparsan kabul olur. Şu duayı yaparsan şu şekilde isteğin, arzun gerçekleşir. Olmaz. Her okuyanla olmaz. Bizim memleketimizde bir ahraz var. Bu okuma ne bilmez.
Üstadımızın rahatsız olduğunda gelir, Allah, onu da zor, Allah nasıl ey gelenını kolay gelir. Allah, Muhammed, Ebubekir, Ömer, Osman hadi, radiyallahu anhü, bunu de, üstadımız bunu, üstadının sevgili bir evladına, bu Kozanda Mehmet Savur diye, Giyineci Mehmet Efendilerler, Sami Efendimize de benzerdi. Herhalde hiçbir ne et vardı ne de yağ vardı bir iskelet halindeydi. Zaten Sami Efendi Hazretlerinin gözleri çukurcaydı. Bayezid Bistami Hazretleri, Sami Efendi Hazretleri ve Sıddıki Azam radıyallahu anh birbirine çok benzer derler. Böyle bir zat. Onu anlattı. Dedi ki bu sözü bize Fatiha okuduğu yok. Ayetül Kürsü okuduğu yok. İhlas okuduğu yok. Felak, Nas. Hem de bu okumaları arz edeyim diye hepsini söylerim. Bunu dedi bildiği yok. Dedi Allah, Muhammed. Bir de Sami Efendi hazretlerinin yakınlarından birisi şunu anlattı. Kabe'yi muazzama diyor, muazzamaya vardık diyor, hiç ne feyiz var.
Kalbimde diyor ne aşk, ne muhabbet yok. Gözümden damla yaş gelmiyor. Kalbimde de bir bir sızlama yok, bir hitamet yok. Allah'ım derim ama diyor, tam sarıldım diyor ve şu hadise hatırına gelmiş. Kabe'yi tavaf ederken bir tanesi çok dualar okuyor, meşhur dedik ya, tesir edici dualar, bir türlü gözünden yaş gelmiyor ama hemen yanında birisi var, gözünden akan yaşlar dizlerini ıslatmış. Ona dönüyor, diyor ki sen ne dua ediyorsun da böyle ağlıyorsun? Yine ben de o duayı yapayım. Hasör niye geldi? Sen biliyorsun ya Rabbi. Hasör ne istiyor? Sen biliyorsun ya Rabbi diyor, gözünden böyle döküyormuş. Demek ki kalp kalp namlusu düzgün olacak. Size burada bir hadiseyi anlatayım. Abdurrahman Hürses Hocamız, Rahmetullah Ali Kuran-ı Azimüşşan'da üstat bir zattı. Allah'ım, herhalde diliyle okumuyordu. Hem dili hem de gönlüyle okuyordu. Allah Allah, Allah Allah, o ilk sesleri yok.
Şimdi son yaşlandığındaki sesler, o gençliğindeki sesler var, altmış üçte, Allahu alem, altmış üç, altmış dört de olabilir. Çünkü altmış üçte Hatice hazırlandılar. Nasip olmayınca altmış dörtte bir teyp alınmıştı. Teke kur indik yirmi üç diye, dört taraflı makaralı çalışırdı. Büyük bir teyp. Zaten o meşhurdu o zaman da. Onu işte İstanbul'a gittiler. Oradan mevlit Hanlardan, vaizlerden sesler aldılar. Abdurrahman Mürses hocamız bir hastalığa tutulur. Doktor Necmettin Akcan Sami Efendi Hazretleri'nin yanında bulunan bir kimse. Allah gönlünde de bulunmayı nasip buyursun bize. Zaten sevdiği bir kimseydi o tarihte. O diyor ki, efendim diyor, Abdurrahman Gülses Hoca kanser rahatsızlığı var. Öğrendim. Yarım saatlik bir ömrü kalmış. Ne yapalım deyince, hemen hazırlanalım çünkü Esad Erbili Hazretleri'nin dergahında Kuran-ı Azimüşşan okuyor. Hemen diyor. Doktorlar müdahale ediyor, olmaz.
Yarım saat bir zaman kaldı. Bu mümkün değil. Gerilemez, yoğun bakımda. Gayri o doktor izah ediyor. Diyor mübarek bir zat. Allah'ım. Tabii pek onları oraları tanırım, bilmem ama müstesna bir insan diyorlar. Neyse, zorla müsaade alınmış. Sami Efendi Hazretleri kulağına eğiliyor. Bismillahirrahmanirrahim. Hasan-ı Basri'nin elinde zaten Hasan-ı Basri'nin elinde zaten biz ondan konuşacaktık anlatamadık Rahmetullah Ali. Habibi Acemi faizle meşgul olan bir kimse. Elinde tövbe ediyor ama tövbeyi tam yapmış. Öyle bir temizlik yapmış ki, Ayet-i Celileyi de biraz önce alıverdim hemen. Bu Bakara Suresi'nde olması lazım. Bakara Suresi'nde iki yüz yirmi ikinci ayet-i celiliyle. Hem de mübalağa sigasıyla geliyor. Cenabı hak temizlenenleri sever, tövbe edenleri sever ve temizlenenleri de sever. Zaten biz bunu meal vermeye başladığımız zaman Türkçede bunun manası çoktur.
Böyle tasavvuf üzerine çalışma yapan bizzat anlatmıştı da, Rahman kelimesinin diyor ben Türkçede anlamını bulamadım, ne yapayım diyor. Cenabı hak tövbe edenleri, yani tövbede ısrar edenleri diyeceğiz ve temizlikte aşırı olanları sever. Ölçüler içerisinde temizlikte aşırı olmak da yerine göre doğru değildir. Her şeyi yerli yerince ifade etmemiz gerekir. Yani böyle bir temizlik, dil temiz, kalp temiz, davranış temiz, istikamet işte buna derler. İstikamet neymiş? Dili temiz. Gönlü temiz, davranışları temiz. Temiz insan. İnanılacak insan. Gerçekten temizlik üzerinde duruyoruz. Bu okuyacağım inşallah. Ruhani temizliği gerçekleştiren biiznillah üstadımız mahallemizin birinde, mahallemizin birisinde herkes ondan çekiniyor. Bunun acaba ırzımıza, namusumuza bundan zarar gelir mi? Evimize gider de işte kıymetli olan eşya neyse, onu alır mı diye herkes ürküyor.
Ta ki temizlik merkezine geliyor, üstadımızın huzuruna geliyor. Ne oluyor? Temizlenmenin neticesi işte yaylalara girerler yazın. Zaten bizim memleketimiz yayla. Belki kasaba olmayabilir de bulunduğumuz mahalle yayladır. Zaten yukarı çıktığınız zaman hava derhal değişecektir Biiznna Teala. Allah'ımızdan diliyoruz. Cenabı Hak ruhani ve manevi havasını da temizlesin. Ruhani ve manevi temizlikle. Bu mevlit okumak için Abdullah amcamıza gelenler olmuştu Bursa'dan. Bir tanesi öyle bir cezbelendi ki arabadan yeni iniyor. Allah'ım, bura nedir demeye başladı. O havayı aldırsın Cenabı Hak bize. Bir defasında Erenköy'de kıymetli bir zatın evinde bulunuyoruz. Ta Sami Efendi Hazretleri'nden sonra, İltalinden sonra o zat dedi ki bize hala onun ruhaniyetinin, manevi tasarrufunun eseri altındayız dedi. İşte bizim asıl yandığımız bu. Bu gibi mekanlarda edepli olmak. Şimdi Tillolu kardeşlerimiz var.
Eskiden Tillo'ya girerken ayakkabılarını çıkarır da girerlermiş. O kadar temiz, Evliyaullah'ın ruhaniyeti var. Veliler var. Tillo'ya girerken ayakkabılarını çıkarıp girerlermiş. Yani bir edep, bir erkan, bir ahlak. Ahmet'in bin Hanbel Hazretleri, İmam Malik Hazretleri hep hatırımıza geliyor şimdi. At üzerinde Medine-i Münevvere'de onun dahilinde gezmiyor. Bir def-i hacetini ta uzaklarda yapıyor. Taharet, temizlik, çok mühim. Öyle ki bir doktor gelirdi buraya, ithal etti tabii, yaşlıdı bir zatiydi. Üstadımıza şunu derdi. Efendim ben burada temizleniyorum. Aynı yaştaydı. Yaş itibariyle yani bir iki yaş büyük veya küçük olabilir ama aynı yaşıt deriz. Aynı yaştalar. Efendim ben dedi temizlik dedi, ruhi temizlik olarak bir aylık depomu doldurup gidiyorum dedi. Bir ay sonra dedi tekrar geliyorum. Huzurunuzda bu temizlik hasıl oluyor dedi ruhumda.
Kelam alimi Esseyid, Eşref, Elcürcani Hazretleri. Nakşi meşayihinden birisine müracaat ettiğinde gönlüne öyle bir yönelmiş ki gönlüne, ondan sonra, Hoca Efendi ne hissettin diyor, bir müddet dolduktan sonra. Efendim diyor pek bilmem ama bu sobanın kurumları gibi, şu derinin kılının, kılçığının giderildiği gibi benim kalbimde bir şeyler oldu diyor. Hoca efendi o ilmin gururu, kibiriydi. Onlar yok oldu diye. Biz de fazilet görmezseniz bir şey diyeceğim. Ne fazileti? Ne fazileti? Onların kapılarında bizim Ali Ulvi Kurucu Rahmetullahi aleyh'in dediği gibi, kıtmir olabilmek ne büyük bir nimettir. Üstatımız dedi ki bize, Sami Efendimiz hazretlerinden tabii yakınları vasıtası bir müsaade alınacak. Zaten arabayla giderken sağ olsun Nevşehir'den o Lütfü Efendi çok hizmette bulundu. Aşkına götürürdü. Böyle muhabbetle götürürdü. Yalnız yolda giderken bir değişiklik oldu.
Arabanın içinde bulunan biz üstadımızın ruhani, manevi halini bilemeyiz. Bir değişiklik var ama. Şöyle bir tasarruf altına almış gibi oldu Sami Efendimiz Hazretleri'nin. Bir ağırlık. Böyle güzel tabiat çok hoş. Böyle deniz var. Orman var. Çayır var. Çimen var. Ağaçlar. O güzel manzara hiçbirisinde gözümüz yok. Ve vardık çarşamba gündü. O Zihni Paşa Camii'nde. Hemen yakının yanında durur. Dedi elli metre geriden gel. Sonra da dedi siz mahzuru yok beraber, siz de bir mübarek elini öptüreyim dedi. Başladık. Şimdi teker teker kendileri herhalde salondan çıkıyorlar veya istirahat mahalllerinden. Biz buna mabeyin deriz. Ayakkabılık da derler. Mahalle göre değişir. Oraya çıktılar. Mübarek elleri öpülüyor. Yalnız aşağıdan böyle merdivenden yukarıya doğru çıkılıyor. Arka tarafını, tarafı görmesi zahiren mümkün değil. Bir kimse kaldı buyurdu. Bir kimse kaldı. Zahiren görmesi yok.
O da mübarek elini öptü. Sonra ayrıldık. Üstadımızın huzuruna varınca oğlum dedi, şu gözün, şu yüzün efendimle görüştüm diyor diyor dedi. Yani bir Evliyaullahı görmede bile insanda neler meydana getiriyor. Ama bakış çok önemli. Araf suresinin son ayet cellesinde geçer. Onlar sana bakarlar ama göremezler buyruluyor. Allah görmeyi bize lütfetsin, ihsan etsin. Bak, Beytullah'a çok gidenlerimiz oluyor. Çok gidenlerimiz oluyor ama herkes bir olmuyor. Eğer gerçekten bakacak olursa, bir defasında Efendimiz Hazretleri gerçekten bakışı şu şekilde, ifade buyuruyor. İfade etmiyor da bu yaşanıyor. Bu tombattaki Ahmet Efendi'yi biz çok anlatıyoruz. Onun gibi ne Ahmetler vardı da o meşhurdu. Üstadımızın ne Ahmetleri vardı? Bir gün demişim, gerçekten hep de Ahmet olanlardan, ladikli Ahmet babamız öyle, bu Edirne'de vardı, Ahmet Efendi öyle. Birçok Ahmet Efendiler var.
Bu Ahmet isminde demek ki o ismin berekatı da olmuş oluyor. Efendimiz Hazretleri bu Ahmet Efendi'ye günlerce Beytullah'ta kalıyorlar. Ahmet, Beytullah'a bir bak buyuruyor. Ahmet Efendi diyor ki on yedi, on sekiz gün durdum, hiçbir şey anlamamışım. Efendim Beytullah'a bak deyip de gönül gözlüğüyle bakmamızı lütfedince biiznillahi teala, Beytullah'ın diyor örtüsü de değişti, yazısı da değişti, her şey değişti. Suretim değil artık siretimi görür oldum. Bir ömrün gözyaşını orada döktüm diyor. Gerçekten duaları edilir. Tabii yapacağız. Safa Merve'de koşarken Rabbi fir, verham ve tecavez ammet alem, inneke entel azül Tabii canımız da istiyor, ondan da söylüyorum. Diye böyle. O sesler. Demek ki zatını ziyaret Evliyaullah'a nasip olan bir nimettir. Onlar için bir zorluk yok. Buradan da onlar zaten yapıyor.
Dedim ya size altmış üçte efendimiz hazırlanmış da Hacı Abdullah amcamız, efendimiz bu, bu sağlık kontrolünden geçerken tansiyon yüksekçılığı gülememişler. Hacı Abdullah amcamız demiş, abim burada demiş Arafat'ta, abim burada. Ebu'l Abbasül Mürsi diye Tabakat Ricalinden bizzat var. Her gün Resulullah'ı görmezsem, sallallahu teala aleyhi ve sellem, Her yıl Arafat'ta ispatı vücut etmezsem kendimi rical-i mümininden saymam diyor. Bunlar, bu tahareti yapmış. Bu temizliği yapmış. Ruhen ve kalben arınmış olan kimseler. Efendim, şimdi bu gönülde temizlik de olunca kılmış oldukları namaz da öyle, vermiş oldukları zekatta, her hallerinde tabii zekat da her hallerinde tabii edaffun müdafaa ve bigayrih olacaktır. Bu şirki celiği var, bu açıktan olan şirk. İkileme manasına, Allah'ımızın hükmünün yerinde başka bir hükmü kabul etmek gibi ifade edilir kitaplarda. Bir de şirki hafi vardır ki riyadır.
Bu niye şirk? Şirk ikilemek, üçlemek demek. Allah'ımıza yapılacak olan saati bir başkasına duyurmak. Bundan hasetlikten, kin, kibirden uzak olmak. Bunu Abdülkadir Geylani Efendimiz buyuruyor, ne kesreti ilim ne kesreti amel, yani ne çok ilme mazhar olmam ne de çok amelim bunlarla Allah'a vasıl olmadın. Selametü sadır diyor. Yoksa ilmi de yerinde, ameli de yerinde. Fakat kalbimin diyor o safiyetiyle nur oluşuyla. Biz onların gönüllerinin kin, kibir, hasetlik, her şeyi giderdik diye buyruluyor. Yine bir şeyi anlatmadan geçemeyeceğim. Çok kıymetli bir kardeşimiz İstanbul'da. Benim annem diyor Sami Efendi Hazretleri'yle diyor bizim evimiz sanki bir. Çok rahat diyor gider gelirdik. Rahattı. Annem diyor on beş gün kadar kaldı. Eve geldi ki diyor bir esanstır, koku olur. Zaten o dediğimiz manevi esans bu kokulara benzemez, onu kullanamazsınız zaten.
Sünnet seniyye olduğu için kullanırlar, o başka. O koku başkadır. Sa'd İbni Ebi, Sa'd İbni Rebi var ya, Sa'd İbni Rebi, Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam buyuruyor ki on iki böyle kişiyle kargıyla hücum edildiğini gördüm. Sa'd İbni Rebi'den bana haber getirebilir misiniz? Bakmışlar ki yaralı da değil, ölülerin içerisinde. Sa'd ibn-i Rebi, Sa'd ibn-i Rebi, hiç ses yok. Seni Resulullah soruyor deyince gözünü açıyor sallallahu aleyhi vessellem. Ölüler içerisindeyim, şu anda cennetin kokularını alıyorum diyor. O ilahi alemin kokusu bir diğeriyle ölçülemez. Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin bir sokaktan geçtiği o mübarek kokusundan belli olurdu. Bir çocuğun başını mesh edecek olsa diğer çocuklar arasında zahir belli olurdu.
Dedem Rahmetullah Ali Hazretleri Esadi Erbili Hazretleri'nin huzurunda temizlendikçe temizlenmiş, üç ay Esadi Erbili Hazretleri'nin mübarek eline temas eden elindeki koku geçmemiş. Bu üstadımızda da vardı. Böyle mübarek elini tutup da, işte istirahat mahalline götürürken ondan sonra biz ellerimizi koklardık. Daha ilerisini söylerim de ağır gelebilir. Şu ellerimizi kokluyordu ondan sonra böyle. Tabii esas kullandığı için diyecekler. Olsun olsun o koku başkaydı. Allah Allah. Ettahara tekunu li kalbil add minelgil vel hased. Ve sonra, hiç şüphesiz bunlardan temizlenmesi nasıl olur? Küfürden, şirkten, nifaktan nasıl temizleneceğiz? Kelime-i şehadetle temizleneceğiz. Şimdi temizlik aleti böyle evimizin, diyelim bölümlerini böyle biz park etmek için kullandığımız temizlik aleti bir ayrı. Ondan sonra mutfakta kullandığımız bir ayrı. Elbisede kullandığımız bir ayrı.
Mesela bir demir diyelim, onun temizliği bir ayrı. Bir ağacın, bir mobilyanın temizliği, bir ayrı. Her şeyde temizliği farklı. Şirk, küfür ve nifaktan temizlik kelime-i şehadettir. Günahlardan temizlik nedir? İstiğfardır, tövbedir. Taharet iki kısımdır. Ahaduhuma taharatül zahir, birisi zahiri temizlik. Velahir taharatül kalp, diğeri de gönlün temizliğidir. Bedenimiz temiz olmadıkça namazda sahih olmaz. Şimdi marifetin, Allah'ımızı tanimanın da Celle Celalühu gerçekleşmesi ne iledir? Ne ile gerçekleşir? Kalbin temizliği iledir. Temiz bir su iledir insanın bedeninin temizliği, yoksa temizlik caiz olmaz. Mesela biz suda ne yaparız? Suyun üç tane özelliği var. Rengi, kokusu, başka neydi acaba? Tadı, rengi, kokusu üç şeyle suyun temiz olduğu anlaşılır. Yani kalbin de bu şekilde temiz olması gerekir.
Ettahara füyetathirul kalbi ammasivallah, Allah'tan gayrı bütün düşüncelerden uzak olursa, burada Sami Efendi Hazretleri, Haddiselahü sırra, ayeti celilesinde Cenabı Hak İbrahim Aleyhisselam'ı kendisine dost edindi. Bu ayeti celile'nin tefsirinde şu izahı yapmışlar. Rabbimiz buyuruyor ki İbrahim, eğer kalbinde benden başkasına bir sevgi olursa, eğer kalbinde benden başkasına bir sevgi olursa hullet dostluktan mahrum kalırsın. Bu şekilde hatırlıyorum. Sakın ha gönlüne benim muhabbetimden başka bir muhabbet koyma, buyuruyor. O zaman ne olacak? Çoluğun var, çocuğun var, evin var, barkın var, işin var, gücün var, ticaretin var. Hepsini böyle bizleriz ki ipin ucunu Rabbimize vereceğiz. Her şeyde Rabbimizin rızasını gözeterek. Bir tanesi neredeyse divan-ı harbe girecek. Savunma hazırlanıyor. Üç yüz sayfaya kadar bir savunma hazırlanmış. Savunmayı almış okumuş. Demiş ki bu savunmayı yapamam.
Efendim? Biz bütün avukatlarla uğraştık. Savunmanı güzelce yap günlerce uğraştık bunu. Yapamam. Neden? Savunmada tebliğ yok. Savunmada tebliği ne yapacak? Hakime karşı kendisini savunacak. Bunda bile ilahi rızayı istiyor. Bunda diyor onlara tebliğim yok. Tebliğ yapmam lazım. Saidin Nursi Hazretleri bu tebliği yaptı zaten. İdama gireceği zaman kıldığı namaz Rus generali mi artık neyse, onun huşu içerisinde kılıcını görünce kendinden geçti. Demek ki bir kimse temiz olunca diğerlerini de nasıl temizliyor Şimdi kalbin abdesti neymiş? Onun kötü ahlaktan kurtulmasıdır. Pack olması, arınmasıdır. Ve diğer saatler üzerinde de duruluyor. Mesela zekatın temizliği nedir? Allah yolunda hak için vermektir. Mevla için vermektir. Malın temizliği taharettedir. Oruçtaki temizlik nedir? Allah'tan gayrı arzuları atmak ve orucunu görmemek. Ben şu kadar tuttum, şöyle ettim, fikirlerinden.
Mesela hacda neden vazgeçmektir? Nefsin arzu ve isteklerinden geçmektir. Velhasıl hepsini bir araya getirirsek ve bil cümleti fil, fil cemi, tathirus sırr-ı anisiva, Allah'tan gayrı her şeyden vazgeçmek. Bu bir günde olur mu hemen? Olan bulunabilir ama bir gayretle, bir çabayla hasıl olacak bu. Böyle bir anda olmaz o. Size hangi tarikat olduğunu bilmem. Bir görsel cihazdan haber vereceğim. Görsel cihaz. Ve bildiklerimiz de var, bunu çokça duyduğunuz için onu da söyleyeyim isterseniz. Mesela Hacı Bayram Veli Hazretlerine, Katlesallahu Sırra Akşemsettin Veli'nin gelişi var veya Akşemsettin Veli'ye mi Hacı Bayram Veli geliyor? Böyle olması lazım. Hangisiyse? Geliyor, yalnız zannederim Akşemsettin Veli'yim. Çok kısa zamanda yetişiyor.
Diğerleri diyorlar ki efendim biz otuz dört senedir huzurunuzdayken niye bu bir anda gelince böyle arı oldu, pak oldu, duru oldu, temizlendi, hilafet gibi bir nimet bahşoldu, dedeme de aynı Rahmetullah Ali. Kırk gün içerisinde. Zaten üst gazımız belli, onun hakkında konuşmaya gerek yok, yirmi yaşında. Onun öyle sırları var ki anlatamam. Anamdan emdiğim sütün tadını haber verebilirim size esrarıyla demiştir. Geçelim bunlar bizim aklımızın tahammül edemeyeceği bir husustur. Çok kısa bir zamandı. Diyor ki siz bir şey söylediğim zaman iğneden iple araştırıyorsunuz. İşte üstadımız böyle dedi ama bunun şöyle mahsurları da var canım. Bunun, ya etkilendi mi bir yerden, ne oldu bu, böyle bir söz söyledi, bu olacak bir şey değil. Bunu idarecilerden bir tanesi oğlu Ahmet'e söylüyor. Yerine göre reisi cumhurdu. Yerine göre de reisi yumrukluk yaptı.
Oğlum Ahmet demiş ben beş sene sonra anlaşılabilirim. Yani bir söz söyleniyor, şunu yapalım, uygun değil. Senin işin ne bu? Bunlardan ne meşgul oluyorsun? Şu virüsten haberimiz var mıydı bizim? Virüsten haberimiz var mıydı? Nasıl geldi ama? Bela ağızdan çıkan söze bağlı deniyor ama diğer bütün virüslerin kat be kat üstünde. Hiç böyle kati bir söz yok. Dinliyorsanız eğer kati bir söz yok. İkinci bir dalga konuşuluyor. Daha neler neler deniyor. Şimdi dinlediğim sizin gibi işte, duyduklarımı söylüyorum. Ve bir de araştırmacılara, yazarlara bakıyorum. Tek tek inceliyorum İbni Kainat'ya. Daha diyorlar birinci perde diyorlar. Bilmiyoruz biz. Allah'ımıza hayır diliyoruz. Allah'ımız hayırlar lütfetsin, ihsan etsin. Es sadaka tut fiu gazabar Rabb bunu diyor. Sadaka Allah'ın gazabını söndürür diye. Mevla-yı Zülcelal'e dönüş olmadıkça olmaz bu. Tam canı gönülden dönmemiz gerekiyor.
Bak Ramazan-ı Şerif özellikle bugün taharet aldık, taharet hakkında görüşelim diye. Temizliktir. Ne yapıyor? Kısa bir zamanda siz diyor bir şey söylendiği zaman onu inne boyuna bir düşünüyorsunuz, yorum yapıyorsunuz. Bu ise efendim böyle mi dedi, tamam. İtaat içerisinde. Böyle bir temizlik yapmışlar. Çok kısa bir zamanda. Tamamen gönlünü teslim etmiş. Ashabı Güzin öyle değil mi? Biz taharet üzerinde duruyoruz. Burada bir Ayet-i Celile aldım birkaç tane ama pek okumadığımız Ayet-i Celile'nden özellikle onları da seçtim. Ya Davut Aleyhisselam heva ve hevese hissiyatına tabi olmak, bu seni Allahü Teala'nın yolundan saptırır. Nedir? Temizliği başta işte yapacağız. Gönülde yapacağız. Gönlümüzü karıştıran, hayatımızı berbat eden nefis ve onun arzusudur onun için. Ey, Öyle ki bu nefsin arzu ve isteği ne yapar bize öyle bir bela ki bu, bir kere kalbimizdeki güzelliği yok eder.
İmanımıza zarar verir. İbadetimize zarar verir. Rabbimize, dönüşümüze ve aklımıza, anlayışımıza, ruhumuza ve kişinin Mevla'ya dönmesine, idrakine hep bunlara mani olur. İki cihan güneşi buyuruyor. Sallallahu teala aleyhi ve sellem. Efendimiz buyuruyor. Nefsin arzu ve istekleri ve şehevi duygular akıl verilme galip gelir. Erruh madinü'l hayr, hayırların madeni ruhtur ve nefs madinüsşer, şerrin odağı diyelim artık. Odak noktası nefistir. Akıl ve'l aklu ceyşurru, akıl ruhun askeridir. Vel'heve, cehşun nefs, nefsin istekleriyse nefse yoldaştır, ona güçtür, kuvvettir ve onun askerleridir. Ve tevfikum min Allahü teala, Tevfik, yardım Allah'tandır. Rabbimiz hiçbir şey bedelsiz deyip düşünüyorum ashable. Siz Allah'ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı kaydırmaz. Rabbimize döndükçe, onu geçen biraz anlattım ama gönlüme iyice oturmadı.
Olan hadiseler vay Çin'dendi, vay ABD'dendi, vay şundan, bundan. Evet, sebep olabilir ama her şeyi halk eden Mevla'dır. Onun ilminin dışında hiçbir şey yok. Her şey onun ilmiyle gerçekleşiyor. Yani itikadi noktada bir yanlışlık olur diye titrediğim için bunu söylüyorum. Her şey Rabbimizin emri dahilinde. Vel heva huve meylül nefsi ile mukteveat it tadr, bir kere heva nedir? Böyle kendi tabiatına, çünkü nefis tarif edilirken Yusuf Suresi'nden sonra, innen nefse le emmaratum bissu illa ma rahime rabbi inne rabbiye gafur rahim, şüphesiz nefis kötülükle emreder, tabiatı o. Yılanla tilkinin bir arkadaşlığı var. Yılanla tilkinin bir arkadaşlığı var. Bir su geçecekler, tilki geçer tabii. Yılan geçemeyeceği için diyor ki bak yillarca bir arkadaşlık yaptık seninle. Doğru diyor. Ondan dolayı ben suyu geçemeyeceğim, şöyle bir beline dolanayım, beni geçir. Tilki diyor ki sen ısırırsın.
Yok, öyle vefakarlı olur mu? O kadar arkadaş olduk. Ben beline sarılırım, öylece geçeriz. Beline sarılıyor, tam suyun ortasında öyle bir ısırıyor ki, nihayet geçiyor lan ötesini anlatamam. Anlat derseniz, inşallah bir zaman söyleriz. Velhasıl eğer yılan yılansa tabiatı ısırmaktır. Nefis ısırır. Tedavisi yok mu? Onu okumaya bir fırsat bulabilir miyim bilmem hazırladığım Rabbimin lütuf ve keremiyle nefsin yedi mertebesini ama bunlar hep yarım kalıyor. O meratibü'l nefs sebatun emmare, bu levvame, mülheme, mutmainne, Raziye, Merziye, Merziye, Kamile. Fennefsu'l emmare, nefsi emmare nedir? Dinin emirlerine karşı çıkmak ve neslin arzularına uymaktır. Şu hiç değeri olmayan şehevi arzuyla diyor ahiretini satar, yok eder. Lil mümin mümin için. Liyen nev galbel meyyit le yahissubitaati. İbadet ve taatten hiç etkilenmez. Ramazan-ı Şerif'te etkilenmezsek ne zaman etkileniriz?
Bu ayda temizlenmezsek ne zaman temizleniriz? Okuyoruz istiğfarı. İnşallah üstadımızın dediği gibi okuyalım. Bakın, buyururdu ki sekiz yaşında gözyaşı durmayan bizim efendimiz, Aşkullah aynen. Günahlarımı yüz on bir istiğfar okuyorum, sığmıyor. Karınca kadar yaptığım hata gözüme Erciyes Dağı gibi görünüyor. Böyle yaparsa, gözyaşlarıylama dilimize, gözümüze, bütün ağzamıza sahip olan bir kardeş olarak çırpınıyorum. Vallahi çırpınıyorum. Başta nefsimin ıslah olması için size şu görüşmemde belki bir dua edersiniz de ıslah olurum düşüncesiyle yapıyorum. Evet, nefsi levamede zerre kadar etkilenmiyor ibadet ve dağıtten. Şimdi iftarı açtık. Hurmayla açtık. Hurmanın tadını aldık mı? Aldık elhamdülillah. Ondan sonra bir hoşaf varsa tadını aldık. Neden orucun tadını takva olarak, teravih namazlığının tadını haşyet olarak, Seherin tadını mağfiret olarak almamız gerekir? Bunu ifade etmek istiyor.
Ve la bi-ma'siyeti. Evet, ve galbi müminin hayyun feiza atal mümin rabvehu tena ame. Kalbi Allah'ımıza ibadet ettiği zaman bir lezzetini alır, bir tadını alır. O nimetle nimetlerin üzerinde hiç durmayacağım. Nefs-i levvame, evet, mülheme nedir? O ise, o ise artık sebat makam ü sübut ve temkin ve yezzimha Ne kadar temkin, o pusa bile nefis mülhemede ısırabilir. Çünkü hastalık tamamen geçmemiştir. Çünkü Belh'ın kokusu var. Çok anlattığım için söylüyorum. Çünkü İbrahim bin Edhem'in o Mescid-i Aksa'da ırkların içeriye girdiğinde bir tanesinin efendim bir beşer kokusu geliyor, dediği gibi daha nefsin kokularının geldiği bir zamandır. Mutmainne olduğunda ne yapar? Mutmainne? Derseniz artık hitabını Rabbımızdan duyacak kalp ve gönüldür. El Fatiha.
Kaynak: Genel
Ramazan Ayının Manevi Temizliği ve Nefis… | Mihmandar