Ramazan Ayının Manevi Gücü ve İbadet Faydaları | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Ramazan Ayının Manevi Gücü ve İbadet Faydaları
Ramazan Ayının Manevi Gücü ve İbadet Faydaları kaydında Mübarek aya girmek üzereyiz. Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın Selman-ı Farisi radıyallahu anh'dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte iki cihan güneşi sevgili Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Şaban ayının son gününde şöyle bir hutbe iran ediyorlar. Ey insanlar, büyük bir ay yaklaştı. Rahmeti üzerimize kapladı. Bu öyle mübarek…
Mübarek aya girmek üzereyiz. Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın Selman-ı Farisi radıyallahu anh'dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte iki cihan güneşi sevgili Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Şaban ayının son gününde şöyle bir hutbe iran ediyorlar. Ey insanlar, büyük bir ay yaklaştı. Rahmeti üzerimize kapladı. Bu öyle mübarek bir ay ki içinde bin aydan daha hayırlı bir gece Kadir Gecesi vardır. Allahu Teala Hazretleri bu ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde namazı tatavu çok sevaplı olarak meşru kıldı. Bu ayda hayırdan bir haslete yaklaşan veya bir farzı yapan bir kimse öteki aylarda yetmiş farzı işlemiş gibi olur. Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, itaat ve ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın mükafatı cennettir. Bu ay lütuf ve ihsan ayıdır. Bu ay müminin rızkını artırma, bereketlendirme vesile olur.
Bu ayda oruçluya iftar ettiren bir kimse günahından yarılanır ve cehennemden azat olur. Oruçlunun da sevabından bir eksilme olmaz. Kendisine yedirene verilen sevap kadar ona da verilir. Bu esnada ashabtan Ya Resulallah, bizim çoğumuz oruçluya iftar ettirecek yiyeceğe malik değiliz, biz bu sevaptan mahrum mu kalacağız dediler. Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem. Ey ashabım, Allahu Teala bu sevabı bir hurma yahut bir içim su veyahut bir tadım süt ile de verir. Şehru Ramazan öyle bereketli bir aydır ki onun evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da ateşten cehennemden af olmaktır. Bir kimse bu ayda hizmetçinin vazifesini hafifletirse Allahu Teala hazretleri onu mağfiret ederek cehennemden azat eder. Ey Müslümanlar, mübarek ramazanda şu dört hasleti çok yapınız. Bunlardan ikisi ile Rabbınızı razı eder. Diğer iki haslete kavuşmak zaten emelinizdir.
Rabbınızı razı edeceğiniz hasletler, la ilahe illallah kelime-i tayyibesini şuurlu olarak çok söylemek ve suçlarınızın bağışlanması için daima istiğfarı çok etmek. Müstağni olamadığınız hedef ve gayeniz olan iki haslet ise Allahü Teala'dan cenneti istemeniz ve cehennemden bağışlanma dileklerini çok etmektir. Ey ashabım, bu ayda oruçlu olan bir kimseye su içireni Allahu Teala benim havuzumdan sular. Artık o kimse ebediyen susamaz. Ehlullahın bu ay ve geçtiğimiz Receb-i Şerif Şaban-ı Muazzam ve Ramazan-ı Şerif için şu sözleri ifade buyururlar. Gıy, Recep I terkil cefe, Recep ayı, cefayı terk. Gerek kendimize cefa nasıl ki Adem Aleyhisselam ile Havva annemizin ya Rabbi biz nefsimize zulmettik, yasakladığın meyveden yedik.
Ya Rabbi biz nefsimize zulmettik, biz senin emrine riayet edemedik, biz nefsimize zulmettik, emri ilahiyane sımsıkı yapışamadık, biz kendimize zulmettik, Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve sellem efendimizin sünnet seniyesine canı gönülden sarılamadık deyip hem nefsimize hem de etrafımıza zulümden. Ve Şaban lil ameli vul vefa, Şaban-ı Şerif ise vefalı olmak, ibadet ve taat Rabbimize verdiğimiz kulluk sözümüzü, onun Rab oluşunu ikrar edişimizi, her şeyimizle, gönlümüzle, bütün varlığımızla ona teslimiyeti ifade etmek ve Ramazan lid lid lid lid lid lives safa, Ramazan-ı Şerif ise sadık olmak, imanımızda sadakat, ibadetimizde riyaki bir ucu benlikten uzak olmak ve safa huzura ermek, emri ilahiyeyi yerine getirdikçe ruhumuzun huzura ermesi, Recep Şehrüt Tevbe, Recep ayı çokça Rabbimize döneceğimiz bir ay, çokça döneceğimiz artık terk terk ve vazgeçmek gönülden tamamen kurutmak.
Ramazan Ayının Manevi Gücü ve İbadet Faydaları ne anlatıyor?
Ramazan Ayının Manevi Gücü ve İbadet Faydaları kaydında Mübarek aya girmek üzereyiz. Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın Selman-ı Farisi radıyallahu anh'dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte iki cihan güneşi sevgili Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Şaban ayının son gününde şöyle bir hutbe iran ediyorlar. Ey insanlar, büyük bir ay yaklaştı. Rahmeti üzerimize kapladı. Bu öyle mübarek…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 17 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Mesela hastalıkların geçmesi ne olur? Taa ciğerden onu kestirebilmek, içten onu kestirebilmek, hiçbir kalıntısını koymamak, öyle ki hata ve isyandan zerre kadar bir şey koymamak, hatta hatırımıza bile hatayı getirmemek. Esad Erbillah Hazretleri buyurur, benim ihvanımın semtinden şeytan bile geçemez. Şeytanın bile semtimizden geçemeyeceği Hazreti Ömer Radıyallahu Anh buyuruyor, bir sokaktan giderken şeytan yolunu değiştirirdi. Hazreti Ömer'in Radıyallahu Anh rivayeti gibi şeytanı nasıl yanına yarı semtine yaklaştırmadığı gibi, şeytanın da iva kötü düşünce ve arzularını isteklerini onun aldatmak için bizi kurmuş olduğu tuzağın katiyen yaklaşmaması. Değil gönlümüzden geçmek, kalbimizden geçmek yanı yarı yakınımızdan bile geçmemesidir. Tövbe bu. Şaban-ı Şerif Şeyhul Mahabbe, Rabbi Zülcelalimize muhabbet ayıdır. Ramazan şeyhul gurbe, Allah'ımıza yakınlıktır.
Yalnız bu yakınlık noktası Rabbimizin sevdiği amellere riayet etmek suretiyle Cenabı hakk'ın kulundan razı olunması sebebiyle zatına yaklaştırmasıdır. Recep, Şeyhru'l hurma, o saygıdır, kötülüklerden kaçmadır, Allah'ımızın haram kıldığından uzaklaşman ve Rabbimizin değer verdiklerine değer vermektir. Şaban şeyhul hüdme, gerek ibadet ve taat, ibadet ve taatin bu iç alemimizde olduğu gibi kendi nefsimizde olduğu gibi ailemiz, çocuğumuz, çocuğumuz ve etrafımızda bunu gerçekleştirmek. Ramazan şeyhun niame, artık yeme içme olarak düşünülemez. Bu hem maddi hem de asıl manevi bir nimettir. Kalbin taamıdır, ruhun taamıdır, sırrın taamıdır. Recep şeyhü löibade, ibadet ayı, Şaban şeyhü zühade, artık tamamen dünya muhabbetinin ve onun benzeri kötü hasletlerin bittiği bir aydır. Ramazan-ı Şerif, şehrüzziyade, her türlü hayrın artarak devam ettiği bir aydır.
Recep, şehrun, şehruhudaifillah yani Receb-i Şerif ibadet ve taatlerin katbekat, katbekat ecir ve mükafatının çok olduğu bir aydır. Recep Şehrun yuğdayfullahi fi el-Hasenat, sevabın pek çok olduğu ve Şaban, günahların eridiği bir aydır. Ramazan-ı Şerif yan tazıru fihil keramet, hep hayırların zuhur ettiği, recebayı şehru sabikın, bu tarif pek zor olacak. Yalnız bir yönüyle Cenabı hakk'ın kendilerini sevdiği, onların da Rabbimize muhabbet ettiği kişiler diye geçmektedir. Bir anlamıyla Şaban-ı Şerif, Şeyhru'l Muktası din, Bu hayırlı amelleri fazla olan çokça üzerine durulur. Ramazan şehru'l asi, asilerin gözyaşı dökerek, gönülden nedamet ederek, içleri sızlayarak aman ya Rab senin gibi zatı ecellü ala yüce olan Rabbimizin azameti karşısında ben neden bu günahı işledim deyip yanıp yakılmaktır. Zünnun-i Mısri Hazretleri'nin burada bir izahı var.
Afetlerin giderilmesi, Şaban ayının ibadet ve taat yapılması, Ramazan-ı Şerif'in hayırlarla dolu olan bir gün olduğu, sonra yine izah etmişlerdir. Recep Şehruz zerr yani Ekim ayı ve Şaban Şehruz sertulama ayı ve Ramazan Şehrul Hasat. Birincisinde ne yapıyoruz? Receb-i Şerif'te bir tarla düşünelim. Gönül gönül alemine gönül alemine Allah'ımıza muhabbet tohumlarını, Resul-i Ekrem Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem muhabbet tohumlarını, hep onların sevdikleri muhabbetin ekilmesi, ibadet ve taate aşkın ekilmesi, ihsan ve haşyet. Nasıl tarif edeyim? Yüz elli tane güzel ahlak var. O güzel ahlak tohumlarının ekildiği bir aydır. Şaban-ı Şerif o ise o ettiklerimizin sulama ayıdır, Ramazan-ı Şerif de artık onun biçilmesidir. Burada zahiri batini şifa tarifinde üstazı alimiz, alimiz bakın ne söylüyor. Burada oruçla ilgili bir nokta olduğu için söylüyorum, her bir kelimesi müstesna tabii.
Besmele geçsin başına. Neden böyle söylüyor? Çünkü bir işe besmele ile başlanmazsa onda hayır yoktur buyuruyor. Lem yebdebi bismillah fauva aktavu. Hadis-i Şerif'in baş kısmı eğer bilçe besmele ile başlanmazsa onda hayır yoktur buyuruyor. Gelsin müminler hoşuna geçirme ömrü boşuna Kuran'ına devam lazım. Şimdi göreceksiniz inşallah bunu olsun yapalım. Ramazan-ı Şerif'te Kuran-ı Kerim okuyacağız, her zaman okuyacağız. Şimdi biz programlı olursa günlerimiz yerine getiririz bunu. Mesela hafız olanlarımız hıfzına göre. Mesela bir hafız bize on bir dakikada dedi ben bir cüz okuyorum. Yalnız tedebbürle okumak düşüne düşüne acaba yapabiliyor muyum ayet-i celilere hayatım benim muvafık mı diye düşünerek okumaktır. Haline göre insanın Allah'a hamd eder kulu peygamber göstermiş yolu sallallahu aleyhi ve sellem. Şükre devam eyle ulu, bu nimeti bilmek lazım.
Şimdi biz baktığımız zaman üstadımızın şükre devam eyle ulu dediğinde şükür ibadettir, taattır. Gelip kaldırdı dumanı yani zulmeti kaldırdı. Küfrü, şirki, nifakı, her türlü isyanı zulmü kaldırdı. Kula öğretti imanı, resuldür etme gümanı, salavata gayret lazım. Resuldür etme gümanı diyor. Allah'ın resulüdür, şari mübindir, şer'i esaslar koy, Dikkat edeceğimiz esasları koyabilme yetkisi vardır. Onun sünnet seniyyesi artık kavli, fiili, hem kavli, hem fiili, hem takribi bütününe riayet etmemiz gerekir. Bilin Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem vazife-i etti ifa, ali ashap ruha safa yollarından gitmek lazım. Şimdi zaman yetmez diye söyleyemiyoruz. Üstadımızın şu söylemiş olduğu sözler, altın diyeceğiz, dünyanın altunu değil kıymet ifade etmek için söylüyoruz, değeri ölçülemeyecek şekilde. Bilim Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem vazifeyi itti ifa.
Öyle ki Ebu Cehil'in kapısını otuz dokuz diye de geçiyor, çalmıştır. Tabhanayı yıllarda gezmiş, isyan yuvalarında Allah'ın emrini duyurmak için celle celalühü, Safa tepesinde amcası sen bizi Allah'a ve peygambere itaate ve Kuran-ı Azimüşşan'a hidayete mi davet ettin diye eline taş alıp kovalaması, yapmış olduğu hakarete rağmen vazifesinde katiyen riayetsizlik yoktur. Ali ashap ruha safa yollarından gitmek lazım. Ne güzel söylüyor. İtikadi nokta. Ma en aley ve asabi benim ve ashabımın yolunda olmak gerçek alimlerin yollarını izlemektir. Namaz İslam'ın binası şehadet oldu hanesi, tenvir etti uyannası, tevhide çalışmak lazım. Savm ile kır nefsin belini, oruç ile diyor kır nefsin belini. Allah'ımız nefsi bin yıl ateşte yakıyor, sen kimsin ben kimim deyince sen sensin ben de benim. Bin yıl zemheri cehenneminde yine aynısını söylüyor, aç bırakınca tahammül edemiyor.
Sen Rabbül Alemin'sin, ben de senin aciz bir kulunum. Onun için orucumuzda, orucumuzda her saati, her dakikası, her saniyesi tarif edemeyeceğimiz şekilde kıymeti haizdir, ona göre çalışırız. Yani hiçbir an boş geçecek gibi değil. Allah'ımız razı olmuyor zaten. Boş geçen vakti istemiyor. Belki biz bağımızda bahçemizde ekin dikim neyse bunlarla uğraşırız ve uğraşırken de Sami Efendi Hazretlerinin buyurduğu gibi bizim camimizde minare yapılıyordu. Minare ustası şunu anlattı. Sami Efendi Hazretleri diyor taş yontan, minare taşını yontan birisine tesadüf buyuruyor. Halini hatırını soruyor. Tabii selamla başlıyorlar. Buyuruyorlar ki her taşa vururken Allah de evladım, her taşa vururken Allah de evladım. Hiçbir anları boş değil. Doktoru anlattı bize. Efendimin diyor hali tarif edilemez. Onlar müşahede halindedir, hur hali, o ünsiyet hali, beka halidir.
Böyle olduğu halde diyor, muayenede gördüm, hep mübarek dili Allah Allah Allah diyor, durmuyordu diyor. İmam-ı Azam Rahmetullah Ali Hazretlerinin bıyıklarını düzeltecek olan berber demiş ki efendim biraz sükut buyurursanız okumanıza ara verseniz de şu bıyıklarınızı düzeltsek benim dilimin Zikrullah'tan durmasındansa kesilmesi hayırlıdır demiş. Hiçbir anları boş değil. Bizim takip edeceğimiz bunlar. Bakın en çok sevdiğimiz insanlara mesela yillarca sevmişiz, muhabbet etmişiz, az bir nefsine dokununca bize muhalefet ediyor. Bak az bir nefsine dokununca muhalefet görüyoruz. Çokça iyilikler yapılıyor, ihsanda bulunuluyor, az bir yine ters bir muamele olsa hepsini inkar edebiliyor ama Rabbımızı düşünelim. O kadar isyanımıza rağmen şirk müstesna Şirk müstesna affediyor Cenabı Hak. Ümit kesmeyin buyuruyor.
Bak o kadar hatamıza rağmen, yanlışlığımıza rağmen, beynimizdeki yanlış düşüncelerimize rağmen, gözümüzdeki hıyanete, kulağımızdaki o uygunsuz sözleri işitmeye ve diğer azalarımızı buna kıyas edelim. Buna rağmen Cenabı hak bakın yine yiyeceğimizi veriyor, yine suyumuzu veriyor, havamızı temin ediyor, her türlü imkanı bahşediyor ve bununla bizi helak etmiyor, ihmal etmiyor ama imhal ediyor, mühlet veriyor. Belki tövbe eder kulum, belki bana döner diye. Mesela Firavun'un, bunu büyüklerimizden duyduğum için söylüyorum, o suya garp olduğunda ya Musa değil de ya Allah dese belki kurtulurdu diye. İşte Karun'un yere batma hadisesi var, Ya Huzeyim ya Ard onu içine al diye. O zaman ya Musa değil de ya Allah deseydi umulur ki Rabbimiz kurtarırdı. Kurtarırdım, buyuruyor. Böyle bir rahim, vafu ve settar olan Rabbimize karşı hiçbir gaflet erecek gibi değil mübarek ay geliyor.
İbnü'l-Farıl diye mübarek bir zat var. Kadir gecesi hakkında bir sözü var. Buyuruyor ki, ehlullah için her gece kadirdir. Onlar için her an cezbetüm min cesebatir rahmen tuvazi ameletsakaleyn. O gönlü Rabbımızla olan, onun aşk ve muhabbetiyle dolan kimselerin bir nefeslik taatine insanların ve cinlerin amellik kadar taat veriliyor ecir ve mükafatül. O zaman onların ashab billah ecir ve mükafatı sayılamaz, tecelliyata mazhar olan kimselerdir. Burada Efendimiz Hazretleri ifade buyuruyor. Sav mile kes nefsin belini ancak açlıkla kırılabilir, haksever zekat veren kulunu haccet görmeke ilini farz olana gitmek lazım. Öyle tartı aletlerini Ramazan-ı Şerif başlamadan önce kaçtı benim kilom, ondan sonra da nereye gelmiş arttı mı eksildi mi bunu yapmaktansa benim kalbimde Rabbi Zülcelal'imize muhabbetin yerine kadar bunun ölçüsünü tartısını yapalım, bize de dua edin.
Bu günahkar kardeşiniz de bu hesabın içerisine girsin. Acaba kalbim Allah'ımızın razı olduğu amelleri mi barındırıyor yoksa sevmediği amelleri mi diye? Tartımız bu olsun. Ramazan-ı Şerife giriyoruz. Acaba kalbimde Rabbimin muhabbetin ne kadar diye bunu akşam sabah düşünelim. Böyle teravih vay nasıl kılınır, edilir, iki rekatta kızsak olur, katiyen teravih yirmi rekattır. Eğer evimizde kılmamızı söylüyorlarsa kılarız. Sami Efendi Hazretlerinin halini bizim burada İpek Hocamız Rahmetullah Ali, Sami Efendimizin bu hulefasından birisine soruyor nasıldı diye. Çünkü diyor konuşuyordu, benim de Arzum diyor çokça arıyor beraber oldukları için ondan anlatsın istedim diyor. Hacı Ahmet Data Sayerdi. Demiş ki ben bir şey diyemem yalnız Vali Cuma geceleri de Ramazan-ı Şerif gecelerinde de yatağa girmezdik. Sadat-ı Kiram Efendilerimizi okuyoruz.
Bugün sabah namazında Rabbimize karşı ağır gelmesin, acziyetimizi ifade edecek güzelliği bize lütç etsin. Çünkü Allah'ın Resulü El fakrı fakri, kalbi fakirliğimle iftihar ederim buyuruyor. O böyle dedikten sonra biz kendimize hesap edelim. Alaiddin-i Attar Hazretleri nefsini kırmak için üstazı sen diyor elma satacaksın, kardeşlerin aktar dükkanı var önünde. Kendisi sokaklarda satıyor, buyuruyor ki Alaiddin, kardeşlerin dükkanının önünde sattı. Oraya geliyor kardeşleri biz varlıklı kimseleriz, bizi böyle sokakta satıcılar gibi kimse mi göstermek istiyorsun deyip elinden o elma kasalarını alıyorlar kendisine de bir iyice dayak atıyorlar, bir iyice sopa atıyorlar. Nefsi o kadar kırılıyor, o kadar yok oluyor ki tarifi yok. Meğer üstazı alileri mürşid-i kamilimiz mürşid-i kamilimiz nefsi kırılsın diye yapıyormuş. Bunu herkese de yapmazlar.
Onu yetişecek olan evlatlar ne yaparlar adap Risalesini tabii okuduğunuzu biliyorum ve müsabakelerden. Önümüzdeki her kitaplarda o. Belki almıyor ama yerine göre alabilir. Müsaabeler, ondan sonra diğer Sami Efendimiz'in hep kitaplarını koyun. Kardeşlerimiz buna imrensinler diye okudun mu diyemem. Ama hayran kalmamak mümkün değil. Şimdi atsam size bütün notlar aldım. Musahabelerden de diğer tefsirlerinden de notlar, hayran kalmamak mümkün değil. Dedim ki biz Efendimiz'in kitabını okumamışız, okuyalım, gönlümüze de onun muhabbetini Ehlullah'ın dokuyalım. Şöyle bir düşünelim, mesela Alaüddin Attar Hazretleri. Öyle bir mürşid-i kamilimiz ki o kadar okumamıza rağmen dedik ki hiç görmemişiz. Derler ya, et tekraru hasenul velefane yüz seksen. Tekrar yüz seksen defa da olsa güzeli tekrar etmek elbette ki kıymeti haizdir. Nefsi kırılıyor, yok oluyor.
Adap risalesinde diyeceğim şuydu, bellerini kıracak kadar eza görünmedikçe kemale eremezler diye. Yani kolayına değil, nelerden geçmişler. Kendisi Alaaddin Attar Hazretleri böyle bir hangar dergah, orada hasırın üstünde yatıyor, hasırın üstünde. Başındaki yastık, başındaki yastık bir tuğla ve bir rahne üzerinde de ilim tahsil ediyor, kitabıyla meşgul, yattığı bir hasır. Nebi Ekrem Efendimizi sallallahu aleyhi ve sellem bak yatak beğenemiyoruz, yiyecekler içecekler, havalar tütüyor yerine göre. Neden şu yemekleri yapmadın, yemek kitabı alıyoruz. Bak şuna göre yemek inanın Allah'ımız bizi bağışlasın büyüklerimiz hürmet. Biz bu derde mi düşeceğiz yoksa yediğimiz ve içtiğimiz de ona iskan etmeden şükrünü ifa etmek için kulluğumuzu mu yerine getireceğiz? Ne ki o yedikleri? Aişe annemiz ben her zaman diyor ne zaman ne zaman karnım doysa ağlarım.
Çünkü Resulullah Salallahu Anhü Aleyhi ve Sellem arpa ekmeğiyle karnını doyurmadan şu dünyadan çıkıp gitmiştir. Evet alalım ama böyle yemeğe içmeye düşerek değil Ramazan pideleriydi, bilmem filandı. Şu güzel yapılsın, Allah yolunda ikram için yapalım. Ama bu derde düşmeyelim. Biz öyle bir nimete düşelim ki bugün günlerden, gününden, gecesinden nasıl istifade ederiz, Allah'ım artık bizim halimiz değişmeyecek mi diye düşünelim. Aleyhisselatu vesselam Efendimiz buyuruyor ki bir çocuğun babasına benzemesi nimettir. Bizim babamız Adem Aleyhisselam, bir peygamberdir, ona benzeyeceğiz. Adem Aleyhisselam Safiyullahtır. Ruhumuzun babası Efendimiz aleyhissalatu vesselam, mürşid-i kamillerimiz, biz onlara benzemeye, Onun için diyorum bir Alaüddin Adnan Hazretleri'nin yoksa oruç hakkında okuyacağım, biraz daha değişik olsun diye orucun ruhani yönlerini söylemek istiyordum.
İnşallah muvaffak olmaya çalışırız. Alaaddin İbn Hattar Hazretleri böyle hasır parçasının üzerinde. Efendimiz Aleyhisselam'ın halini gören Hazreti Ömer'in radıyallahu anh gözlerinden yağmur gibi yaşlar attı. Bütün alem senin yüzüğün suyu hürmetine yaratıldı Ya Resulallah, İran'ın şahları bilmem falanlar debdebeler içerisinde saraylarda halin şu, bir bir derinin içerisinde meşin, bir torbanın içerisinde hurma, bir kırbede de su başka bir şey. Ayşe annemiz öyle buyuruyor radıyallahu anha, bizim evimizde aylarca tütün tütmezdi. Eve gelip de vay çorba olmamış, vay şu yemek bunun üzerinde çok duruyorum, bağışlayın bize dayanamadığım için. Allah'ın resulünün haline bakalım. Bak Sami Efendimiz hazretlerine devamlı anlatıyor ve yakınlarından soruyor. Beraber oldukları iç içe. Diyor Efendimiz hazretleri şunu yerim, bunu isterim yok. Önüne ne konursa diyor.
Önüne ne konursa biz bir nimetin helal ve caiz olmadığını ondan bilirdik. Mübarek elini sürerse, o tamam helal bir lokma, yemezse çekinirdik. Birini diyor şu şekilde gördük diyemem, ismini anlatamam. Mümkün değil. O da diyor bir yiyecekti, böyle bisküvilerden neden yiyeceklerdi, yiyordu, yemez oldu. Sonra öğrendik ki faiz içerisine girince Efendimiz yememeye başladılar. Bütün yedik içti. Üç beş kaşık bir çorba bile değil. Gözlerimizle gördük. Medine-i Münevvere'de böyle Ashab-ı Sofvede yerini bekleyenlere sabah beraber kahvaltı veriyorlardı. İnanın bulunduk Sami Efendimiz Hazretleri Sütün içerisine biraz çay karıştırıldı çaydan. Üç beş yudum ya aldı ya almadı yiyemedi. Diğer yiyeceklerden de öyle. Çok az tattılar bu kadar. Dedem Rahmetullahali Essadiye Elbili Hazretleri'nden gelince letaiflerini çok kısa bir zamanda geçmiş, çok kısa bir zamanda. Bak evimizdeyiz şimdi.
Evimizdeyiz bunları dert edinelim. Elhamdülillah duyuyorum ona çok seviniyorum. Gör yeni dünya dergimizi okuyorum diyor. Ondan sonra kitapları mütalaa ediyorum. Evime döndüm diyor. Bakın o kadar harcamalar neler. Yani ayakkabı beğenemiyorduk. Yani bir gömleği beğenemiyorduk. Allah'ımız nimetini elimizden almasın. Bak görüyorsunuz bu son zamandaki virüs sebebiyle ne olduğunu. Her şey durdu. Teknoloji durdu. Şöyle ilaç buluyoruz, böyle ilaç buluyoruz. Allah'ımız hayırlara tebdil etsin ama beynimizi toplamamızın tam zamanıdır. Daha da toplamazsak bizi iki dünyada uyandırmaz. Alem bizi uyandırmaz, şimdi uyanmaz. Kuran Azimüşşan bütün kitapların ve suhufun içerisinde olduğu hadisi şerifler efendimizin tarifi mümkün değil, milyonlarca hadis şeridi. Bakmayın siz o kavgaya hiç girmek istemiyorum. Biz temiz su akıttı bizim evvellerimiz. Biz o temiz sudan içelim.
Resulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem sünneti Muhammediyesiyle, Ahadisi Muhammediyesiyle tertemiz bir su akıttı. O çeşmeye ağzımızı verelim, kalp ağzımızı verelim ondan içelim. Ehlullahın, ulema-i kiramın, onların temiz sularına ne uğraşacağız, şununla buna hiç gerek yok. Kuran Azimüşşan önümüzde bir İmam Şarani Hazretleri üç yüzün üzerinde eser hazırlıyor İmamı Gazali Rahmetullah Ali. Bunlara bakarız ve efendilerimiz ne kadar kitaplar çıkartmışlar. Şimdi efendim başka yok. Evet okuyalım, başkasını da okuyalım. Bunları mütalaa edin. Ama derin derin okuyalım. Mesela Kenzü'l-İrfandan okuyoruz güzel ama bir kere itikadi yönüne de bakalım. İbadet yönüne, ahlak yönüne, o fıkhi yönlerine bakarak bunu tabi bilen insanlar bize tarif edecektir. Efendim boş geçmesin günlerimiz, bizim mürşid-i kamillerimizden ekmeğini diyor kendi eliyle yapar, kuruturdu.
Öyle onun içerisinde tayinliydi, pekmez yiyelim ama Allah'ımıza şükrederek ibadet ve saatte bulunarak, o diyor kuru ekmeği çıktığı zaman, öyle vay benim yeme saatim gerdi, o ne yok, açlıktan duramayacak bir hale geldiği zaman ondan biraz alır su ile açlığını giderirdi. Bizim annemiz öyle vakit geçirdi. Üstadımızın zevce-i muhteremeleri Rahmetullah Ali ya. Öyle yeme içmelerin derdinde değildi, kendi eliyle yapıyordu. Yediği neydi, üzüm. Yanında kuru ekmek, bir de su vardı. Tammül edemedim, anamız böyle geçirdi. Bir peynir, çökelek diyeceğim de bir peynir, ondan sonra bir kuru ekmek su idi. Vakti mürşid-i kamillerimizin yani anamız da müstesna bir anneydi. Bütün annelere Allah'ımızın emrine saygılı, Resulü'nün sünnetine mutabaatta bulunan salgılanacağın annelerimize saygıyla birlikte gerçekten bir anneydi.
İrtihal edince bir imam kardeşimiz dedi ki, emin ol dedi memleketimizin ayakta durması onun sayesinde gibi geliyordu bize dedi. Bir bereketti, gerçekten anneydi. Anlatmakla bitiremem. Buyuruyor ki acıktığı zaman sadece o kuruttuğu ekmekten biraz alır su ile bitti. Alaüddin Attar Hazretleri diyor ki, buyuruyor ki iradenizi Rabbimize Rabbimize teslim etmedikçe kemale ereceğini zannetmeyin. Bir kere tam Rabbimize teslim olun, o şekilde diyor gelişebilirsiniz diye. Oruç ayı müstesna tabi, savum tutmak manasınadır. Şer'i anlamda Bir kere niyet ediyoruz, güzelce niyet ediyoruz. Sonra yemekten içmekten ve cinsi münasebetten da imsak vaktinden güneş artık batıncaya kadar akşama kadar salih bir niyetle vazifemizi yapmaktır. Efendim şimdi bir fidan dikiyoruz bahçemize, niye dikiyoruz, meyvesi için. Efendim biz semaya bakıyoruz, semanın yaratılışındaki hikmet nedir, bitmez.
Güneş için, ay için, yıldızlar için, yağmur için, kar için. Arz arz meyveleri bize vermek için mahsulat için yiyeceğimiz içeceğimiz, her şeyde bir gaye var. Oruç taatindeki gayeyi de Cenabı Hak esamle, ya yuhellezine amanu kutui be aleykum siyam. Ey iman edenler oruç sizin üzerinize farz kılındı. Sadece bizim mi, sizden evvelkilerden de farz kılındığı gibi, işte orucun meyvesi. Ta ki takvaya ulaşasınız. Bu meyveyi İmam-ı Ali Radıyallahu Anh nasıl tarif ediyor bakınız. Oruç bedenin zekatıdır. Bundan ötesi olur. Allah'ımızın cemalinin müşahedesiyle her şeyden geçmektir. Essavum ve tehtehalluku bissamediyye. Şimdi Allah'ımız Celle Celalühü hiçbir şeye muhtaç değil ama biz ona her zaman muhtacız. Oruç sayesinde diyor Samet sıfatının tecellisine mazhariyettir. Allah'ımıza muhtaç olduğumuzu bilmektir celle celaluhu, başkası değildir. Her o Kün emriyle ol demese hiçbir şey yapamayız.
Nedir oruç? Ebu Talib'in Mekki, miftahuz zühtü fitdun, şu dünyaya gönlümüzü kaptırmamanın bir anahtarıdır, dünya. Efendimiz cife diye tarif buyuruyor. Biz ne yapacağız? Nasıl ki ana karnındaki çocuk bir kan içerisinde, daha diğerini demek istemiyorum, onun içinde dönüp dolaşıp azalarını tamamladığı gibi cife diye tanımlanan şu dünyada ruhumuzun azasını tamamlayıp, şu zahiri halimizi de bedenimizi de mahulika lehni için yaratılmışsa onu o şekilde istimal etmektir ve babul ibadeti lil mevlah, Allahu Zülcelal'e ibadetin katkısıdır. Oruç öyle bir taat ki, Liyennehu maannefsi anil lezzetten, yani dünyevi bütün arzu ve isteklerden geçerek şehevani arzulardan, yeme ve içmelerden, sadece ibadet ve taat için yemek olup yine oruç, ve zikrullah Celle Celalü vehuve sırrın sırrün, oruç bir sırdır, Rabbi Zülcelal'imizi anmaktır.
Yine oruç ağıyar Allah'tan gayrilerden gönlümüzü kurtarır, Rabbimizin istediği melikul cebbar olan Allah'ımızın arzumu diyelim, emirlerini yerine getirmektir. Yalnız uzun süreceği için burada bir deyip toparlayıp bir izahta bulunalım. İmamı Ku'ş-Şeri Hazretleri'nden vardı, Caferi Sadık Hazretleri'nden. Şehevi hayvani duyguları ve nefsin isteklerini tamamen bitirmektir. Ve fihi safaul galip, kalbin muura kavuşması, artık ibadet ve taatten dolayı gönlün haberdar olması, gönül haberdar olacak. Kalbin haberdar olması. Yani yaptığımız zaman işte bu teravih namazı biraz uzun sürdü, bilmem filan ne değil, öyle bir zevk olacak ki aynen aynen Veysel Karani Hazretleri'nde olduğu gibi, Kaddesallahu Sırra başını secdeye korumuş bu gece secde gecesi diye, sonra da Rabbimize Ya Rab bütün kıyamete kadar başım secdede kalsa yine doyamam dediği gibi bir huzura erişmektir. Bu neden olacak?
Bazen hastalar oluyor, yiyecekler getiriyorsun en tatlı yiyecek. Diyor ki yiyemem ben, acı geliyor diyor, acı. Neden? Hasta. İnşallah nefsimizin hastalıklardan kurtulur, bu zevke nail oluruz. Ve Taharetü'l Cevari ve İmaretü'zzayiri Velbatın, içimizin ve dışımızın imar edilmesidir. Bunu artık izah etmeden geçeyim ve şükr-u alennian ve ihsani ilah-l fukara, fakirini, yoksulunu gözetmek, Allah'ımızın nimetine karşı şükür içerisinde almak ve ziyade tudarru evvel-l huşu ve el-buka, ağıdın, gözyaşın Rabbimize saygının ve yalvarıp yakarmanın artmasıdır ve tahfif-üs seyyiat, günahlarımızı hafifletmek ve ta'liful hasenat, ecir ve mükafatın çoğalması ve fihi minel feva yiyorsa sayılamayacak kadar faydaları vardır. Artık nasıl delilleyip nasıl toparlayalım dersek önümüzde kitaplarımız inşallah mütalaa edelim, mütalaa edelim, faydalanırız, istifade ederiz. Biz mahrum kalmayız inşallah Allahu Teala.
Cenabı Hak bizi mahrumlardan da etmesin, istifade eden kullarından kılsın diye yalvarıyoruz Mevlamıza. Daha Hadis-i Şeriflere baktığımız zaman Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz'in birkaç Hadis-i Şerif'ini de nakletmeden geçmek istemiyorum. Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü Teala size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin Kadir Gecesi'nin hayrından mahrum kalan her hayırdan mahrum kalmış olur diye buyruluyor. Daha sonra Ramazan ayında oruç tutmayı farz bilip sevabını da Allahü Teala'dan bekleyerek oruç tutan günahlara affolur. Ramazan ayı gelince ey hayır ehli, hayra koş, şer ehli, sen de kötülüklerden el çek denir. Ramazan bereket ayrıdır Ramazan-ı Şerif. Allahü Teala bu ayda günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin.
Ancak cehenneme gidecek olan bu ayda rahmetten mahrum kalır. Ramazan-ı Şerif ayı geldiği zaman Allahü Teala meleklere müminlere istiğfar etmelerini emreder. Farz namaz sonraki namaza kadar cuma, sonraki cumaya kadar Ramazan-ı Şerif ayı sonraki Ramazan-ı Şerif'e kadar olan günahlara kefaret olur, büyük günahlar inşallah affa mazhar oluruz, küçük günahlar diye geçer, peş peşe üç gün oruç tutabilenin Ramazan orucunu tutması gerekir. Ramazan orucu farz, teravih sünnettir. Bu ayda oruç tutup gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur. Bu aya Ramazan dinmesinin sebebi günahları yakıp erittiğinden dolayıdır. Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutunuz, bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır. Ramazan'ın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennemden kurtuluştur.
İslam kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan-ı şerhi oruç tutmak ve haccetmektir. Cennetteki güzel köşkler sözü hoş, selamı çok, yemek yediren, oruca devam eden ve gece namazı kılan kimselere verilir. Oruç tutan müminin susması, tespih, uykusu ibadet, duası müsteca ve amelinin sevabı da çoktur. Bilhassa oruçluyken çirkin kötü sözü söylemeyin, söylemeyin. Birisi size sataşırsa ben oruçluyum oruçluyum deyin. Gerçek oruç sadece yiyip içmeyi değil boş ve hayasızca sözleri de terk ederek tutulan oruçtur. Allahu Teala'nın gözlerin görmediği, kulaklarını işitmediği, hiçbir kimsenin hayaline bile gidilmeyen ümit nimet dolu sofrasına ancak oruçlar oturur. Allah yolunda birbirini oruç tutan Allahu Teala yetmiş yıllık mesafe kadar cehennemden uzaklaştırır. Temizlik imanının yarısı oruç da sabrın yarısıdır. Oruçlu iken ölene kıyamete kadar oruç tutmuş gibi sevap yazılır.
Oruçluyken ölen cennete girer, oruç tutan namaz kılan kimse mükafatını kıyamette aklı kadar alır, oruç şehveti kesen. Allahü Teala benim ümmetime Ramazan-ı Şerif'te şunları ihsan eder buyuruyor. İnşallah Allah'ımız ömür lütfederse başka zaman görüşmeye çalışırız. Şunu da arz etmek istiyorum. Başta nefsimizden sorumluyuz. Esselamühu. Bu enfüsekum ve ehli kumna ala. Merkezden muhite doğru, başta nefsimizin Cenabıhakk'a karşı kulluk vazifemizi bir hakkın yerine getirmeye gayret edeceğiz. Elimizden ne gelirse. Ondan sonra etrafımız. Zaten etrafımız bizim virüs olduğumuzu gördüğü zaman onlar da düzelecektir. Çok büyük bir mesuliyetimiz var. Mesela Üstad-ı Alimiz diyorlar ki hastanede bir doktor kardeşimize anlatmış. Doktor demiş bizim şahsımızda İslam'ı görüyorlar, bizim dikkat etmemiz gerekir diye.
Ona göre aile reisi olarak vazifelerimize dikkat eder, etrafımıza böyle bir grubumuz mesela İhvan'larla yaptığımız sohbetlerde şimdi herhalde telefonlarda, nelerle şimdiki vasıtalarla bir araya gelmiyor, toplanılıyor, konuşuluyor, görüşülüyor. İnşallah hiç bırakmadan daha bir azimli bir şekilde devamımız ancak bizi Allah'ımızın rahmet ve mağfiretine ulaştıracaktık. Velhamdülillahi Rabbil alemin rahim'ımızın ruh tayyibelerine, ehlinin ashabına, peygamberan-ı izem ve piran-ı izem bütün geçmişlerimizin ruhları için El Fatiha.