Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici. Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde rabıta ve lüzumuna dair bir sohbetle sizlerle birlikteyiz inşallah. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddisallahu Sirrahü'l-Asis'in Musahabe isimli eserinden inşallah rabıtaya dair, rabıtanın lüzumuna dair bu sohbeti sizlerle bugün paylaşmak istiyorum. Al-i İman Suresi otuz birinci ayet-i kerimenin mealiyle başlıyor sohbetimiz. Şöyle buyuruyor yüce Rabbimiz mealen: Ey Muhammed söyle eğer Cenab-ı Hakk'ı seviyorsanız yoluma tabi olunuz, Allah da sizi sevsin.
Derdi necem muhabbetullah da mutabaat ile olur, tabi olmakla olur. Muhabbetin birinci adımı şeriat, ikincisi de tarikattır. O da ikidir. Biri zikir, diğeri tefekkürdür. Zikir ve fikir de rabıtasız kazanılmaz. Rabıta da kolay değildir. Çünkü nefse muhalefet ve mücadele lazımdır. Nefis insana çok şüpheler verir. Şüpheleri izale lazımdır. Bu da zamana muhtaçtır. Rabıtada mürşidin hayalini tefekkür etmeye lüzum yoktur. Muhabbet lazımdır. Zaten bir insan sevdiğini daima gözü önünde bulundurur. O, hanginizin daha güzel amelde bulunacağını imtihan için ölümü de hayatı da takdir edip yaratandır. Cenab-ı Hakk'ın dünyaya tecellisi imtihan noktayı nazarındandır. Ahirete tecellisi ise lütfi ilahidir. Cenab-ı Hak cümlemizi hakiki Müslüman ve ehli iman etsin. Lisanen Allah'a fakat kalben masivaya kul olan kimselerden etmesin. Amin.
Dünyada mal toplamaya, fikirlerini tahsis edip servet ve samanına malik olanlar hayattayken ölü kabilindendir. Ebedi hayata nail olan ancak maarif-i ilahiye ve ezkarı batınaya malik olan kimsedir. Ey benim ümmetim, size bir müşkilat, bir gam ve keder teveccüh edince evliyaullahın ziyaretine koşunuz ki onların berekatıyla müşkilatınız hali, gam ve kederiniz zail olsun. Bunun tasavvufi izahında kuburdan murat Evliyaullah'tır. Zira onlar ölmeden evvel ölünüz sırlarına mazhar olmuşlar, nefislerini öldürmüşlerdir, cesetleri ise kabir makamındadır. Mescitler Cenab-ı Hakk'a mahsustur. Orada Cenab-ı Allah'tan başkasını talep etmeyiniz. Yani bütün teveccüh ve itimadınız Cenab-ı Hakk'a olsun, buyrulmaktadır. Evliyaullah'ın verdiği bir manaya göre mescitten murat kalptir. Zira mescitler secde yeridir. Secde ise tezellüldür. Tezellül ise kalpte olmalıdır.
Kalpte azamet bulunup da zahirde küçülmek ve tevazu göstermek muteber olmadığı şüphesizdir. Bu manaya göre ayet-i kerimeden Murat, kalp, Cenabı Allah'a mahsus tezellül için tayin olunmuş bir noktadır. Kalbinizde bir başka şeye talip olmayıp ancak Allah Teala'nın rızasına talip olmalısınız demektir. Ahmed Er-Rifai'yi buyurmuştur ki: Talep etmeyiz, reddetmeyiz, saklamayız. Abdülkadir Geylani şöyle buyurmuştur. Size hediye gelen şeyi Cenab-ı Hakk'ın eliyle ihsan-ı ilahi olduğuna itikat ederek kabul ediniz. Yoksa Zeyd'in, Amrın hediyesi olarak kabul etmeyiniz. Bir insanın duasının istiğfarının müstecab olduğu, o kimsenin ruhunun incelası nispetindedir, parlaklığı nispetindedir. Yani tezkiye-i nefs ve tehzibi ahlakı arttıkça duası da o nispette müstecab olur. Bazı kimseler görüyoruz ki pek çok fenalıklar yapıyor, kendilerini bir türlü fenalıktan kurtaramıyor.
Halbuki ehli tarik böyle değildir. Her ne kadar ehli tarikin bazılarında da bu hal bulunuyorsa da bu şeriata dikkatsizlikleri, teslimiyet ve rabıta zafiyet ve kusurları sebebiyledir. Zira rabıtası kuvvetli olanlara şeytan yaklaşamaz. Rabıtası kuvvetli olan salikin kalbi zakir ve uyanık demektir. Zakir olan kalbe şeytan sokulamaz. Ay ışığını güneşten alır. Bunda rabıta ile elde edilen istifadeye müşabehet, bir benzereşme, bir teşbih vardır. Gözlükle bir şeye bakılınca gözlük vasıta olduğu gibi rabıta da buna benzer. Zamanımızda ise bazıları inkar ve başka suretle halkı iğfal ederek, kandırarak temini menfaat etmek isterler. O gibilerin telaşına hacet yoktur çünkü Müslümanları men hususunda şeytanın isticali onlardan daha ziyadedir. Bazıları da irtihal buyuran kutuplara rabıtayı tavsiye ederler. Cenabı Hak her zaman için mürşid-i kamil bulundurmaktan aciz değildir.
Bunu inkar Cenabı Hakk'a haşa acziyet isnat etmektir. Hadis-i şerifte Şeytan beni Adem'in kalbine icra-i nüfuz için istila eder. Lakin kalp Cenab-ı Allah'ı zikredince şeytan me'yu sen ümitsizce geri çekilir. Unutunca tekrar istila eder buyurulmuştur. Keza ayet-i celilede şeytan sizi fakir olacaksınız diye korkutur. Size cimriliği emreder buyurulmuştur. Böyle kuvvetli bir düşmandan korunmak için şer'i bir tarikata dayanmak lazımdır. Tarikatı aliye'de medar-ı feyzü terakki, muhabbet ve rabıta tarikiyledir. Bu da mürşidinin teveccüh, nazar ve himmetini kazanmak suretiyle olur. Muhabbetin şartı muvafakattır buyurulmuştur. Yani muvafakat mürşidin sevdiğini sevmek, sevmediğini sevmemektir. Böylece in'ikas tarikiyle mürşidin hali salikin kalbinde zuhur eder.
İhvan arasındaki muhabbette şüphe yok ki şemsi hakikat, Nuri nübüvvet Resulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinden geliyor. Aslen o feyiz kaynağından doğuyor. Nitekim İhvan arasındaki muhabbet akraba arasında pek de görülemiyor. İhvan bir kere görüştüler mi ayrılmak istemiyorlar. Halbuki dünyevi sohbet ve muhabbetler de bu hal devam etmiyor. Akıbeti bozuk geliyor. Denilmiştir ki Allah için olmayan muhabbetin nihayeti adavet olur, düşmanlık olur. Muhabbet-i ilahi için dökülen gözyaşları cehennem ateşini söndürür, ehli zikr ve muhabbet kimseler sırattan geçerken cehennem ateşi dile gelip ey mümin çabuk geç zira senin nurun benim ateşimi söndürüyor diyecektir. Hak Teala Hazretleri ümmeti Muhammed'e pek büyük lütuflar ihsan buyurmuştur. Bu yüzden bizler ümmeti itaat olmalıyız.
Emirlerini imtisal, nehiylerinden içtinab ile hakkı tanımalı, amil olmak suretiyle itaatkar olmalıyız. Salik iç dünyasını daima tecessüs etmelidir. İçinde bir kusuru veya fena bir niyeti olup da bir kağıda yazmak lazım geldiğinde utanırsa o kamil değildir. Onu bırakmaya gayret etmelidir. Eğer bir mümin, ekseri emre itaat edip de yalnız bir emre itaat göstermezse ona muti denmez. Tasavvuf da hülasa olarak bir noktadadır. O da Rızaullah'tır. Binaenaleyh heva ve hevese, nefis ve şeytana uyarak başka bir maksat ve niyetle bu işte bulunmamak lazımdır. Hakikat Rabbimiz Allah'tır deyip de sonra doğruluğu iltizam edenler yok mu? Onların üzerlerine korkmayın, tasalanmayın, vadoğlu'na geldiğiniz cennetle sevinin diye diye melekler inecektir, buyrulmuş, Fussilet suresi otuzuncu ayeti kerimede. Sevgili neşerim burada melaikenin onları tebşiri, müjdelemesi zikr için değil, istikameti içindir.
Nitekim hadis-i şerifte Sure-i Hud ile emsali beni ihtiyarlattı buyrulmuştur. Maksadı-ı risaletpenahileri bu sure-i Şerifede meskur olan emrolunduğun gibi dosdoğru ol ayet-i celilesinin mefhumu olan emri istikamet hatıra geldikçe husule gelen teessür-i azimi takdir ve beyandan ibarettir. İbadet eden kimseye lazım olan üç mühim şey vardır. Birincisi, ibadetini itibarı dünyaya alet etmemelidir. İkincisi, bir kimsenin malında gözü olmamalıdır. Üçüncüsü, ibadetine mukabil Cenab-ı Hak'tan mükafat istememelidir. Zira ibadet boynunun borcudur. Cenab-ı Hak Azze ve Celle murad buyurursa sevdiği kullarına her şeyi ihsan eder. Bu suretle bir insan Allah'ın ve Rasulullah'ın ahlakıyla ahlaklanınız hadis-i şerifinin sırrına mazhar olabilir. Ümühat-ı ahlak-ı hamide olan yani güzel ahlakların annesi olan, anneleri olan, seha, cömertlik, sabır ve hizmet, irşad ve terakki için sıfatı lazım edendir.
Hadis-i Nebevi'de cud ve kerem Cenab-ı Allah'ın azamı sıfatlarındandır. Yani büyük sıfatlarındandır. İman-ı kamil iki yarımdır. Bir yarımı irtikab-ı menahiden imtina yani yasaklardan kaçınmak manasına olan sabırdadır, diğeri de evamir-i ilahiyeye yani Allah'ın emirlerine imtisal, bağlanma ve itaatten ibaret olan şükürdedir buyurulmuştur. Nitekim bir hasta için iki şey lazımdır. Biri hemye yani perhiz, diğeri de ilaçtır. Perhiz sabırdır. İlaç da Hak Teala Hazretlerinin nimeti olup onu istimalde şükür vardır. Hadis-i şerifte kötülüklerden sakınmak manasına olan sabrın evvelce zikrolunması iki nükteyi işarettir. Birincisi, def-i mefsedetin celbi maslahattan mukaddem bulunmasına. Yani kötülüklere zararlı olan şeyleri gidermek, iyilikleri çağırmaktan, iyilikleri getirmekten önde gelir.
İkincisi, ibadet ve taatın hepsinin icrası beşerin kudreti haricinde olup, menahiden, yasaklardan içtinabın ise her ferdin ifasının imkan dahilinde bulunmasıyla faydasının daha şuurlu olmasına işarettir. Alem-i İslam için musavver olan ilerleme ve yükselmenin en mühim sebebi de isyan ve günahları terktir. Menhiyatın insanların malına, canına ve maneviyatına iras ettiği zararın gayri kabil-i telafi olduğu ehli basiretin malumudur. Bir sevap nasıl bütün halkın ervahına gider? Böyle bir soruya şu şekilde cevap veriyor, Mahmut Sami Ramazanoğlu Gatı Sallallahü'z-Rahimü'l-Aziz. Uzaklık, yakınlık, cismaniyet içindir. Ruhaniyette bu yoktur. Nasıl ki güneş şarktan doğar bütün alemi tenvir ederse ruhaniyette öyledir. Biiznillahi teala her tarafa yetişir. Ruhaniyet alemi emrdendir, nuranidir, melekidir, felekidir, yemez, içmez, uyumaz, gafil bulunmaz, sevdiklerini unutmaz.
Yakın ve uzak her nerede olursa olsun biiznillahi teala imdatlarına yetişirler. Cismaniyet ise alemi halktandır, Abukildendir, sudan ve topraktandır. Zulbanidir, hayvanidir. Yer, içer, uykuya dalar, gaflette bulunur. Bazen evladını bile unutur. Nitekim sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz iki gözüm uyur, lakin kalbim uyumaz buyurmuşlardır. İşte bu hadis-i şerif maddiyat ile maneviyatın farkını tefrik ve izah buyuruyor. Sevgili dinleyicilerimiz Mahmud Sami Ramazanoğlu Gaddisallahu Sirahü'l azizin Musahabe isimli eserinin altıncı cildinden sizlere bugün rabıta ve lüzumuna dair olan sohbeti aktarmaya, paylaşmaya çalıştım. İhsan Mektebi programımızın bir sonraki bölümünde keşif ve keramete dair bir sohbeti aktarmaya, paylaşmaya çalışacağım inşallah. Görüşmek üzere. Allah'a emanet olunuz.
Sultanü'l-Arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's-Sirrahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici.