Peygamberlerin Gördüğü Eza ve Cefa, Teselli ve Ruh Arınması
Peygamberlerin Gördüğü Eza ve Cefa, Teselli ve Ruh Arınması kaydında Cenabı Hak Hud suresinin son ayeti celilesinde essayla ve Cenabı Hak habibinin gönlünü memnun etmek, mesrur etmek için geçmiş peygamberlerin haberlerinden nakil buyuruyor ki onun gönlü dizele diye buyruluyor. İşte Habibim eza gördün cefa gördün ama diğer peygamberlerle kavminden aynı ezayı aynı cefayı gördüler. Sen mahzun olma. Yasin-i…
Cenabı Hak Hud suresinin son ayeti celilesinde essayla ve Cenabı Hak habibinin gönlünü memnun etmek, mesrur etmek için geçmiş peygamberlerin haberlerinden nakil buyuruyor ki onun gönlü dizele diye buyruluyor. İşte Habibim eza gördün cefa gördün ama diğer peygamberlerle kavminden aynı ezayı aynı cefayı gördüler. Sen mahzun olma. Yasin-i Şerif'te görürüz. Eszaidi billah. Madem söyleyeyim onların yapmış olduğu yanlışlıklardan dolayı Yetmiş altıncı ayeti celilede Habibini teselli ediyor Rabbi Zülcelal'miz, üzülme buyuruyor. Onların içinden gizlediğini de açığa vurduklarını da biz biliyoruz. Çok buna dair Ayet celleler var. Bu da gaf suresinde geçer Mevla-yı Zülcelal'imiz. Hata etmemeye gayret etmeliyiz. Ayeti celileler Rabbi Zülcelal'imizin kelamı olması hasebiyle çok dikkat etmemiz gerekiyor esanı. Onların sözlerinden onların sözlerini sana ne demek istediklerini biz biliyoruz.
Sen onlar üzerine bir zorba değilsin. Sen Kuran-ı Azimüşşan ile Rabbimizin azabından korkan kimselere vazı nasihatini yaparsın. Burada anlayacağımız fezekkir, inleme ente müzekkir, leste aleyhim bir musaytır. Sen tebliğini davetini yaparsın habibin. Bir kelime Türkçede Arapça'daki güzelliği yakalamamız çok zor. Zorba kelimesi. Bunu kullanmayalım. Başka bir kelime diyoruz ama bulamıyoruz. Sen onlar üzerine zorlayıcı değilsin. Ancak bu kadar diyebiliyoruz. Yine burada Hicr suresinde buna mümasin ayet I celileler pek çok. Habibini hep tesliyet hep teselli ediyor. Halıkımız Celle Celalü Habibim biz sana Fatiha-i Şerife ve Kuran-ı Azimüşşan'ı verdik Es-ı biline. Velagat eteineke sebam minel mesani vel Kuran-ı nazim. Hani niye üzülüyorsun? Neden mahsun oluyorsun? Es-ı na. Velagat eteineke sebam minel mesani. Biz sana Fatiha suresini verdik.
Vel Kuran'ı azimüşşan gibi bir Kitabı Kerim'i sana bahçeyledik. Değmez diye buyruluyor. Değmez. İşte bu Ayet-i Celileleri okuyoruz da amelimiz önemli olan o. Mesela başımıza böyle bir nefsimize yapılan bir darbede nefsimize yapılan bir hücumda o anda sükutumuz yok. Yoksa güzel güzel dinliyoruz ama iş bu duruma geldi mi illa öcünü alacak. O bir kelime dediyse nefsimiz çünkü mutmainne değil, ıslahta olmadığı için onun beş katını en az söyleyecek rahat edecek. Onun için Mevlana'mız şehevi yönünü ve gazabını yenen peygamberlik damarı üzeredir buyuruyor. Çok güçlü bir duygu ama buna hakim olursa bu peygamberlik damarı üzeredir diye buyruluyor. Misalleri çok anlatmaya gerek duymuyorum. Burada Süleymaniye Darani Hazretleri Allah'ımızın sevgili bir dostu Gal, Gallerasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Mentevalu alillah made ala ala lillah. Kim Allah için böyle mütevazi olur.
Gönül de beliren bir haldir. Şunu tespit etmemiz lazım. Huy tarif edilirken ahlak kitaplarında huy, ahlak şudur. Kalbe yerleşen ve kolaylıkla yapılan. Mesela tevazu, önündeki mütevazi hareket etmek çok zor geliyor kendisine. Mesela iltifat edilmesini istiyor. Üst tarafa alınmasını istiyor vesaire. Hep yükselmeyi istiyor. Bunun yanında nere olursa olsun bir yer bulduğu zaman oraya oturuyor. Mütevazi kalkıyor. Kendisi de hizmette bulunuyor kardeşlerine. Bu hal gönülde yerleşecek olursa kolaylıkla yapılandır diyor. Zorlamıyor. Böyle yapayım deyin. İlk anda belki zorlanılır bu huyun elde edilmesinde ama sonra biz de bu ahlak haline gelir ama iyi bir çaba istiyor. Bizim tabii hatalarımız pek çok. Mesela yaptık oldu şekli bu değil. Yaptık ama yaptığımız bizim acaba Aleyhisselatu Vesselam Efendimizin yaptığı gibi mi? Çünkü salliu kemara itemuni usalli, ben nasıl namaz kılıyorsam öyle kılın.
Peygamberlerin Gördüğü Eza ve Cefa, Teselli ve Ruh Arınması ne anlatıyor?
Peygamberlerin Gördüğü Eza ve Cefa, Teselli ve Ruh Arınması kaydında Cenabı Hak Hud suresinin son ayeti celilesinde essayla ve Cenabı Hak habibinin gönlünü memnun etmek, mesrur etmek için geçmiş peygamberlerin haberlerinden nakil buyuruyor ki onun gönlü dizele diye buyruluyor. İşte Habibim eza gördün cefa gördün ama diğer peygamberlerle kavminden aynı ezayı aynı cefayı gördüler. Sen mahzun olma. Yasin-i…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Sadece namaz hakkında değil bu. Her hususta çünkü bize örnek olarak tanıtılmış, onu kolaylıkla yapabilmek. Bu da bizim nefsimizi darelemekle, nefsin mertebelerini geçmekle olur. Yoksa olmaz. Nefsi nasıl darbeleyeceğiz derseniz uygulamalar var o kitaplarda, tasavvufi eserlerde pek çok En çok söyledikleri az yemek, az uyumak, az konuşmak. Büyüklerimizden işittiğimize göre nefsimiz ne derse biz muhalifini yaptık derler. Ona uymadık. Şimdi ona da uymayınca ne oluyor? Artık zafiyetten düşüyor. Güç bulamıyor. Kuvvet bulamıyor ama dediğini yaptıkça o güçleniyor ve bize hakim oluyor o zaman. Şunu iyi düşünmemiz lazım. Mesela Allah'ımız bize akıl lütf eylemiş. Fakat bu akıl nefsimize şu anda köle durumunda. Nefsimiz, aklımız nefsimizin esareti altında. Nefsani bir hal olduğu zaman akıl diye bir şey kalmıyor. Mesela gaza milleti dedik hiç tanımıyor. O anda akıl gidiyor.
Burada bizim gücümüz Esad El birliği Hazretleri'nin de beyan buyurduğu gibi aklın ve ruhun hakimiyeti, akıl ve ruh hakim olacak olursa güzel duygular meydana geliyor. Aynen bir ülkenin idaresi gibi. Diyelim ki o ülkede reisi cumhur iyi niyetli bir kimse. Güzel ahlak sahibi, ülkesini 7, halkını 7, insanlara şefkat nazarıyla bakan, herkesin kurtuluşunu isteyen bir kimse. Bunun yanında bakanları da böyle olacak olursa, milletvekilleri de olursa ne olur? Ülkü cennet gibi bir hayat yaşar. Bozulursa her şey bozulur. Efendimizin iki zümre buyurduğu birisi idareciler, bir diğeri de alimler görüyorsunuz. Ondan dolayı biz kitapların listesini veriyoruz. Onu kardeşimiz bilir. İyi takip edelim. Orada gerçi çok kitaplar verilmiş ama kalın puntolarla nelerine verilenler var. Bunlara bakarız sağlıklı olsun diye. Çünkü çokça eserler hazırlanıyor. Mutezili görüş vardı. Bu akla dayanan bir görüş.
Her şeyi akilla halledeceğiz diyorlar, akilla. Müfessirini zam efendilerimiz mesela kimdir? Fahreddin I Razi hazretleri Rahmetullah Ali çok mücadele etmiş. Tefsirinin o kadar geniş olması onlara cevap hazırlamasından dolayı. Biz ne yapacağız? Her şey akıl akıl. Şunu ortaya koyacağız. Diyeceğiz ki sadık haberlerden birisi nedir? Vahiy, Allah'ımızın Kitabı Kerim'i. Diyeceğiz ki vahiy mi önde gelir Allah'ımızın Kitabı Kerim'i yoksa akıl mı? Şimdi akıl Allah'ımızın emrine uyduğu sürece kıymet kazanır. Yani ben şöyle diyorum, böyle diyorum demekle olmaz. O akıl Allah'ımızın kitabı Kerim'ine uyduğu nispette bir değeri vardır. Hep sıkıntılar budur. Başka hiçbir şey yok ve bir de aleyhisselatu vesselam efendimizin ve Ashabı Kiram'ın bu muhterem onların yolunu takip eden kimselerin eserlerini takip edeceğiz. Bir diğerini şimdi bizim malumatımız o noktada olmadığı için yanılırız.
Çünkü o bilgiler yok. Nasıl bilgi ister? Bir kere biz Allah'ımızın ayati ilahiyesini, onun nüzul sebeplerini, beyan ve bedi, fesahat ve belagat, bazı kalıplar böyle mecaz olanlar bunun yanında Al-i İman suresinde geçer, mübhem olanlar belli olmayanlar bunların efendimiz tarafından ve onun tasdik ettiği kimseler vasıtasıyla beyanına bakacağız. Çünkü mübhem olanları böyle açıklanmayanları Aleyhissalatu Vesselam Efendimiz açıklıyor, ona müracaat edeceğiz. Bu münakaşayla bizim işimiz yok, bunlar uzadıkça uzar, manasız ve değersizdir. Cihat ele alındığı zaman bugünkü cihadımız ilim ve fende bir cihattır dünyaya bakalım isterseniz. Araştırdığımız zaman ilim ve fende. Şimdi bir yerde üstadımızın hatıraları. Kardeşim diyorum, hatıralar zamanı değil şimdi. Anlatılacak olan onların tavsiyeleri. İşte burada var. Zaten hatırayı yarı yanlış, unutmuş, veriliyor. Bu değil. Bizim istediğimiz bu değil.
Onlar da bunu istemez. Böyle hatıra anlatılacak, bilmem filan değil bu. O orada o insan dinle, ondan sonra da belli bir seviyede olmadığımız için bu olacak bir şey mi, der başlar. Bak ne güzel, tavsiyeleri ne kadar hoş. Mesela burada insanların birbirlerine olan saygısını ifade ediyor. Müminlerin birbirlerine saygılı olmalarını, imandan dolayı. Bu tavsiye ne güzel? Müminlerin hadis-i şerif sonra her kıtasında ya bir ehadîsi Muhammediye'den ya da Ayet-i Celileden bir güzellik görüyoruz. Onun bir manası, bir tefsiri mahiyetinde ifade buyuruyor. Çünkü hepiniz bir vücut olsun derken kemeselil ceset, müminler bir vücut gibidir buyuruyor. Buna işaret buyurmuş. İşte müminin mesela azasından birisi rahatsız olduğu zaman diğer azalar ona iştirak ediyor. Bir dişi ağrıyor ama vücudunun her tarafı ağrır gibi oluyor. Bu elemi bu sıkıntıyı yaşıyor.
İşte müminler Arakan diyelim, Somali diyelim, eza çekilmeyen yer yok ki. Şimdiki burada o dışarıdan gelen Müslüman ülkelerden gelen eza gören onlara sobayı yetiştiremiyorlar. Battaniyeler yetişmiyor. Hatıra anlatacağımıza asıl onların bu sıkıntılarını giderecek hatıraları yapalım. Bir yerde başlamışlar, şimdi başlamışsınız dedim, onu yapın ama asıl efendimizin tavsiyeleri önemli. Bak müminlerin ızdırap içerisinde olanlarının tutulması gerektiğini, kinin atılmasını hep ayet-i celiler bunlar. Esselamü ve rezana mafi sudurim min illim. Araf suresinde, biz onların gönlünden kini, kibire, hasetliği çıkardık. Nur olur. Böyle olan bir kimsenin bir tarikat-ı aliyyede adım atması çok güçlü olur. Çünkü engelleri kaldırmış. Engeller kalkınca tabii ki vasıtamız hiçbir yere takılmadan doğruca gidecek. Son sürat gelecek ama bir yerde yol çalışması var, bilmem falan.
Engelliler o zaman gidilmesi mümkün değil tabii. Her söz müstesna manalar içeriyor. Bunun olmasının sebebi de ledünni bir ilme sahip. Bu onu gösteriyor. Allah tarafından bir ilim. Şu bizim çok dikkatimizi çeker. Bir hadisi şerifti buyuruyor ki bir yavrunun babasına benzemesi nimettir Bir çocuğun babasına benzemesi. Çünkü buluntu, alıntı, çalıntı olmaması hasebiyle. Şimdi bu beden olarak ruh olarak onlar bizim nedir? Ruh yönünden babalarımız durumunda. Biz onlara ne kadar benziyoruz buna bakacağız. Bak üç ayları geliyor şimdi. Üç ayları niye kıymetli? Üç aylarının kıymeti diyelim rehaip gecesi, bunun yanında miras gecesi, beraat kandili, Kuran'ın inmiş olduğu Kuran-ı Azimüşşan'ın, Ramazan-ı Şerif, Ramazan-ı Şerif'te Kadir gecesi bu bir ay Kuran-ı Azimüşşan indiği için olay kıymetli. Kuran'ı azimüşşan ne için indi? Bizim düşüneceğimiz bu. Allah'ımızın Kitabı Kerim'inin inis sebebi nedir?
Bunu tefekkür edeceğiz. Kuran azimüşşan'ın dini sebebi esta ilibillah. Bizim için. Bizi uyarmak için, bizim hayatımıza yön vermek için gecemize, gündüzümüze, aile hayatımıza, ticari hayatımıza, insanlar arası münasebetimize, her şeyimize işaret buyrulan işaret eden kitabı Kerim, bu bizim için indi. Şimdi Ramazan-ı Şerif çok kıymetli diyelim. Ramazan-ı Şerif kıymeti Kuran azimüşşan indi. İşte düşüneceğiz, aynı sözü tekrar ediyorum ama beyinlerimize başta şahsım için, şahsı aciz için söylüyorum, tesir etsin gönlümüze diye Kuran bizim için indi. Biz ona ne kadar dikkat edersek o nispette değerimiz artar. Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz insanın değeri buyuruyor. Kuran-ı Kerim'deki ayet-i celilelere muvafık durumundan dolayı. Kaç ayet-i celileye muvafıksak o nispette yükselir. Bunu düşüneceğiz.
Düşüncemiz böyle ortalığın düşüncesi gibi olursa çevrede zaten istenilen tarzda bir çevre değil şu anda. Hani kimin yanına varsak bize böyle Süleyman-ı Darani Hazretleri ne buyuruyor? Ehlullah ne konuşuyor? Kitabı Kerim'de ne geçiyor? Bunu söyleyen çok az çıkıyor. O zaman biz kendimizi derleyip toparlayacağız, kendimize bir yön çizeceğiz. Bizim okul arkadaşlarımızdan vardı oyunu, görürdüm. Kendilerine hedef tayin ederlerdi. İşte şu güzelliği elde edeceğiz, oradan şuraya geçeceğiz. O zaman hemen söyleyelim. Nefsimizin yedi tane mertebesi var. Mesela en sonu Allah'ımız kulundan, kul Cenabı Hak'tan razı. Hiç düşündük mü ve ala ibadilillahi salihayı namazda okuyoruz tahiyyat. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz Allah'ım, selamın, rahmetin, mağfiretin, ümmetimin salihleri üzerine de olsun. Ne haberimiz olacak? Okuyoruz işte. Onu okurken salihlerden olmanın güzelliği bizim ruhumuza yansıyor mu?
Tenlerimize bile sirayet ediyor mu? Tefekkür edeceğimiz bu. Bundan dolayı kabukta değil içine nüfuz etmek, işin ruh cihetine. Şimdi mürşid-i kamilimiz anlatıyorlar. Hele hatıra dediler mi? Sevgili kardeşim sen hatırasını anlatmıyorsun. Onun hatırası bize Allah'ımıza muhabbeti meydana getirecek ve o her zaman makam kaydeden bir kimse onlar. Yani bir evvelki nefes aldığıyla ikinci aldığı arasında büyük fark var. Her zaman değişir. O anlattığımız bizim elli sene önceki bir hal. Ondan sonra devamlı makam kaydediyor o. Mesela bir yerin gelişmesi nüfusunun çokluğuna göre olur. Mesela kasaba kırk senedir aynı diyelim. Gittikçe de nüfus düşüyor diyelim. Ama büyük bir şehir öyle değil. Büyüklüğüne göre gelişiyor. Onlar mesela edep tayin etmiş. Nefsinin mertebelerini aşmış. Ruhen kemale ermiş. Sırren de kemale ermiş. O zaman ona göre bir gelişimi var mı?
Bak efendimizi bir bilebilsek inanın başta şahsım olarak hep yüzeysel geçmişiz. İşte bir yerde hatırası deniyor. Kendisi buyuruyor ki daha diyor bundan elli sene önce efendimiz buydu diyor. Bakın ifadesine bakın. Sami Efendi Hazretleri için Gaddes Allahü Sırrı bu anlattığım diyor daha diyor üstadımızın gençlik yillarıydı, nasıl isabet etmiş? Şimdiki hali diyor tarif edeceğimiz gibi değil. Onlar iki hususa riayet eder, en sonunu söyleyeyim. Halini devamlı gizlerler. Ortaya atmaz ki. Ortaya atılan nedir? El arabasıyla satılan yiyeceklerdir. Onlar altını da alır el arabasının üzerinde satarmadan gümüşlü satar mı? Yakuttu satar mı? Zümrüt'ü satar mı? El arabasında. Böyle götürüyor. Gelin zümrüt var, gelin ya adam bir taşı buldu tesadüfen. Taşın içinde zümrüt oldu. Deniyor ki büyük bir servete mazhar oldu.
Şimdi o gönlündeki cevheri ancak kellimunnas alakaderi ukulihim, bize konuştukları bizim seviyelerimize göredir. Çok merak ederdim Cem'ul Cem makamını bu çok mühim. Yetmiş iki milleti bir görmek. Bu izah edilemez öyle anlatırsa hep itirazlar doğar. Bu yaşanan bir hal. Bu İbrahim bin Ethem'in tesallahü sırra bir eşyaya bakarken Evliyaullah eserden müessire geçiyor. Esere bakmıyor. Onu halk eden Mevla'yı görüyor. Yüce kudreti görüyor. Öyle bir kimse anlatmış mı? Anlatmış. Kime anlatmış? İrtihad etmesine rağmen denmez. İki kişiye anlatmış. Belki daha başkaları da olabilir. Yani bunların izahı yok. İmamı Gazali Rahmetullahi İlbali öyle kimseler için kibriti Ahmer tabirini kullanmıştır. Kibrit-i Ahmer kırmızı kibrit demek. Bulunmazmış. O zaman çok kıymetli olduğu için çok değerli bulunmuyor. Bu sebeple onu ifade etmişler. Bugünkü zamanda daha başka ifadelerde bulunabilirlerdi. Bulunmaz.
Evet, ricalini bulursunuz. Ondan sonra güçleri, yedileri, kırkları bize kolay kolay görünmez de ehline görünür onlar. Şimdi onlar birbirlerini tamamlar. Mesela ebdalin dedikleri şimdi bu kelimeden hareketle diyorlar ki biri ahirete düştüğü zaman diğeri onun yerini tamamlar ama bulunmayan mürşid-i kamillerdir. Bunlar bulunmaz. Diğeri bulunur. Mürşid-i kamillerin bulunması çok zor. Öyle kolayına değil ki. Hangi aşamalardan geçer? İşte dedik nefsimizin mertebeleri, ruhumuzun mertebeleri, sırrın mertebeleri marifetullah vesair. Nedir marifetullah? Diyorlar Bayezid Bistami Hazretlerine, diğerleri de buna benzer ifadelerde bulunuyorlar. Arafullah Arafü billah diyorlar. Allahü Zülcelal'i ancak Rabbimizin zatını bize tanıttığı kadar bunun için Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz ma'raf neka hakka marifet ettik, seni hakkıyla tanıyamadık.
Kuran-ı Kerim'de geçiyor Esselamle ve ma kaderullaha hakka gadiri onlar hakkıyla takdir edemediği için şirke düştü, küfre düştü, nifaka düştü. Biz takdir edebildik mi? Efendimiz buyuruyor. Sen kendini nasıl vasf ediyorsan sen öylesin buyuruyor. Seni hakkıyla tanıyamadık. Tanımak için adım atacağız. Bak ne güzel. Rabıtai şerifeler murakabeler hep buradan gider. Gönülden girer. Bunun kapısı gönüldür kalp. Kalp ihya oldukça zaten şudur. Gittikçe insan gidemediği yerler ortaya çıkar. Yani vardım dedikçe varamadığı yerler ortaya çıkar. İşte kar yağıyor. Karın her bir tanesi bir diğerine benzemiyor. Bu bir tane misal. Bu bir tanesi. Bir kar tanesi diğer bir kar tanesine tanesi benzemiyor böyle bir Cenabı hak. Şimdi bak taat yapıyoruz. Nasıl yapıyoruz taati? Nasıl yapacağız? Farz olduğu için Allahu Ekber diyoruz. Böyle değil işte. Allah'ımız Allah'tır diye yapabilmek.
O benim Rabbi Zülcelal'imdir. Allah'ımızın yüce kudretini düşünerek, onun sonsuz ilmini düşünerek Allah'tır bu diyerek Celle Celalü, kendimize çeki düzen vererek kılmaktır. Yani şöyle idari noktada biraz ileride olan kimseye bile giderken adam titriyor. Nasıl çıkacağım diyor, nasıl varacağım diyor. O namazda huzurunda durduğumuz kim? Bu şekilde. Onlar efendim tefekkürüyle, bu güzel düşünceleriyle, gönlündeki halleriyle bunlara ilişmiş. Şimdi bu bize tesir eder mi? Bakın ne söylemiş? Mustan Hoca burada müderris bir zatmış. Onun bulunduğu mecliste, onun bulunduğu mecliste hocalar pek konuşamazmış büyük bir alim olduğu için. Hatta dili dolaşanlar bile olmuş. Üstazımız konuşurken o gelmiş. Cemaat nasıl bilmiyorum ki bu nasıl bir huy? Bir üstadımıza bakıyormuş, bir de hocaya bakıyormuş. Niye bakıyor? Yani onun yanında nasıl konuşabilecek diye.
Mürşidimiz buyurmuş ki müşterimiz ne kadar zengin olursa ona göre mal çıkar. Halbuki onda da okumuş, tefsir de okumuş. O da demiş ki biz konuşmanızı takip ediyoruz. Siz de hiç gün görmemiş kitaplar var diyormuş. O gün görmedik kitaplar ehlince malum olan kitaplardır. Burada yazmaz onu. Ettebeni Rabbi onda yazar onu. Allemeni Rabbi onda yazar. Rabbani alimlerde olur o. Şimdi arada bul. Evet efendim, onların tavsiyeleri çok önemli. Burada müellif Hazretleri Süleyman-ı Darani'den, haddesallahu Sülre men tevada alillah refah Hadis herifuh Kim Allah için tevazu gösterirse Cenabı Hak onu yüceltir. Bu gönül de belirecek. Eda gale berr race alel hafi, pes edil vakti. Eğer diyor yani bazda derine dalınıyor, Bu olacak bir şey değil.
Nerede bu yapılabilir ki deyip de böyle ümitvar olma onda çoğalırsa, ideale berraca, ümitvar olmak böyle galip gelecek olursa hayatını fesheden vakti, vaktini mahvetmiş olur. Çünkü o yakmaz diyor Allah. Allah zaten yakmaz. Yunus Emre diyor ya cehennemi görmüş de hani burada demiş ateş olacağını zannediyorduk. Bekçisi olan Malik'te ya Yunus demiş burada dağdan kesilen tomruklar yanmaz. Herkes kendi ateşine yanar diye ifade etmiş. Yani cennetimizle diğerini demek istemiyorum Allah'ımız ona yakın etmesin. Çünkü kitabı kerimimize. Yaklaştırmasın Cenabı Hak. İnsan cenneti buradadır. Ateş de burada, cennet de burada. Burada eğer gönlümüz cennet gibi huzurla doluysa mesela bir Ayet celil okuduk. Değil mi? Hacaser efendimiz mi? Onu mu anlatacağız? Düşmanına ya Rabbi veli etmeden canını alma diyen bir kutbu cihanı. Ben de derim, bizimki dilden olur. Onunki kalpten geliyor.
Eğer o hali el dilersek tabii dinleyecek hiçbir şey yoktur. Cenabı hak şefaatlerine mazhar kılsın. Aleyhissalatü vesselam efendimizin ruhu tayyibelerine ehline ashabına peygamberanizan ve piranizan bütün geçmişlerimizin ruhları için el Fatiha.
Kaynak: Genel
Peygamberlerin Gördüğü Eza ve Cefa, Teselli ve… | Mihmandar