Peygamberimizin Hayatından İnsani Değerler ve İmani Dayanışma
Peygamberimizin Hayatından İnsani Değerler ve İmani Dayanışma kaydında Ayet-i celile'ye başlamazdan mukaddem, yine Sultanımız Sultan-ı Enbiya, Şefi Euzz-i Ceza Muhammed Mustafa Sallallahu Teala Aleyhi ve Sellem Efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz Televat-ı Şerifelerin, azaylı hakkında bir hadis-i şerif nevn-i beyan edelim, badez'e dualar edelim. Ola ki Rabbimiz Teala ve tevat-cez Hazretleri…
Ayet-i celile'ye başlamazdan mukaddem, yine Sultanımız Sultan-ı Enbiya, Şefi Euzz-i Ceza Muhammed Mustafa Sallallahu Teala Aleyhi ve Sellem Efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz Televat-ı Şerifelerin, azaylı hakkında bir hadis-i şerif nevn-i beyan edelim, badez'e dualar edelim. Ola ki Rabbimiz Teala ve tevat-cez Hazretleri ettiğimiz dualarımızı cergi aizesinde ahsen-i kabul ile makbul eyleye, kusurlarımızı af eyleye. Böyle Cami-i Şerif'te toplandığımız gibi, Sultan-ı Enbiya Efendimiz'in sancağı saadeti altında böylece haşricem eyleye, evvela bu fakirin lisanını hatt-ı halem hata ve zelaldan hıfzı himaye eyleye, cümle gemi ağza birbiriyle elveda el-firak dediği gün, gözlerimiz tavana dikilip, yangılarımızın boyun büktüğü gün buyurun aşkılar. Kelimesi ile cümlemize hüsnü hatimeler tevfik eyleye, tevfikine refik eyleye. Doksanıncı sahifesi. Ebu Talha'dan mermidir.
O rivayet ediyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir gün, günlerde bir gün, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yüzünde müjde olarak geldi. Yüzünde bir müjde hali var, yüzünde bir beşaşak bir güleç haline geldi. Dedi ki Cebrail aleyhisselam şöyle dedi, buyurdu. Ya Muhammed, ümmetinden, senin ümmetinden her kim sana bir defa Salavatı kursa, senin ümmetinden sana bir defa salavat-ı şerife okursa, okuyalım, derse, derse, ona on defa rahmet, on defa rahmet ve bir selam okursa ona on tane selamet kapısı açmaya razı mısın buyurdu demiştir. Ben de razı oldum. Bir salat okursa derse, Allah'ın onun kalbine on rahmetini lütfveriyor ve bir de selam okursa, Esselamu aleyke ya Rasulallah derse, ona da on tane selamet kapısı, sıkıntılardan kurtulmak kapısı açılır. Zatlardan bizzat, emir Buhari hazretları, yani okuyunca kafama o geldi deyin.
Bizim memleketimizin Bursa'da Emir Sultan diye camide, caminin önünde yatan bir zat. Memleketimizi şereflendiren bir zat. Allah şefaatine nail etsin. Uzunca bahsi var, Peygamberimizin torunlarından hocam. İki cihan güneşinin yani neslinden gelen. Çok sonra gelmiş ama ne kadar sonra gelsem Muhammed Aleyhisselam'ın torununun torunu, torununun torunu derken o neslinden gelmiş. Memleketi isminden biliyorsunuz ki Emir Buhari, Muhammed Emir Buhari, Buhara'dan Sultanı Enbiya Cevat gitmiş. Beni ziyarete gelmiyor mu evladım diye. Çekmiş keşkülunu, asasını, istemiş Medine'yi, Taide'yi varmış. Tabii fıkara, fıkara elbisesini eğip tezverde halde bir derviş adam. Ashab-ı Suffa'nın oturduğu yere oturmuş. Huccadı kiram bilinler Nurayir. Razay-ı Mu'tahara'nın karşısı Ashab-ı Suffe'nin oturduğu yere oturmuş.
Evvaf-ı Etme'dan dört yüz tane peygamber silsilesinden, sülalesinden, büyük şehitlerden gökyüzü tane gelmişler. Ora onların yeri ruhsatı Hatice'nında çoğaldığı zaman her tarafta olur bir ora boş. Bu zat orayı boş gördüğü için oturmuş, onlar gelmişler çık, babam adam çık kardeşim demişler. Nereye hiç kendimiz yeri yok. Oraya peygamber torunları oturur, seyyidler oturur, lütfen çıkarsan o zaman iyi olur çık demiş. Ben de peygamber torunuyım babam demiş. Buyur çıkar evimden şeceren varsa demiş, bakalım da peygamber torunusun nesin biz görelim demiş. Ben buraya şecere ile ney ile gelmedim. Üstünün tezvelerde olduğuna bakmayın. Ben iki cihan güneşi Muhammed aleyhisselamın, torunuyum diyorum size. Başka laf istemem demiş. Bütün kağıtlar yağıyor ya, birisi davalıda gözü yağma bir kardeşimiz varmış, onun için Allah rızası için cemaatten bir şey istiyorlar, suyadaki ihtiyaçlı gözü görmediği için.
Peygamberimizin Hayatından İnsani Değerler ve İmani Dayanışma ne anlatıyor?
Peygamberimizin Hayatından İnsani Değerler ve İmani Dayanışma kaydında Ayet-i celile'ye başlamazdan mukaddem, yine Sultanımız Sultan-ı Enbiya, Şefi Euzz-i Ceza Muhammed Mustafa Sallallahu Teala Aleyhi ve Sellem Efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz Televat-ı Şerifelerin, azaylı hakkında bir hadis-i şerif nevn-i beyan edelim, badez'e dualar edelim. Ola ki Rabbimiz Teala ve tevat-cez Hazretleri…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bu da ta diyanetten müftülük vasıtasıyla rica ediyorlar. Bizden dergiler çıkıyor, dini eserler çıkıyor, her yazı okunulmaz. Kimisini Yahudi yazıyor, kimisine Masranı yazıyor. İslam'ın perdesi altında kendi dinlerinin reklamını yapıp insanın fikrini bozuyorlar, oraya üye ne olur o kitaplardan alırsanız çok faydamız olur deyip müftülük gönderiyor. Bu kağıtta bu kardeşim. Daha evet okumadığım için ancak bu arada cevap veriyorum. Demiş ki benim boynumda şeceremle olmadığım için beni kovmayın, işte iki cihan güneşi burada yatıyor demiş. Burada yatıyor, buyur yanına varalım, yüzümüzle berabersen çok kısaltıyorum. Uzun uzun bayır, yani tüm vaktinizi hacire bilirim bununla. Lakin istemem ki kardeşlerimin çok yerden faydalanmesini istiyorum. Şöyle kısaca hissi vereceğim inşallah. Buyurun gidelim iki cihan güneşliğin yanına varalım.
Essalatu vesselamu aleyke ya Resulullah diyelim, Essalatu vesselamu aleyke ya Habiballah diyelim, diyelim. Esselamu aleykum ya Muhammed diyelim. Kimin selamına ve alitik selam girse açıktan, o anca onun silsilesinden gelen, kendinin gidişatı gibi gelişette giren, onun sünneti gibi sünneti tutan o. Hepiniz şehit diye ortaya çıkmayalım demiş. Yani onun ettiği amel ile amel etmeyince gözü sürmeli Müslüman doğru dünyada. Takva olmazsa, düzen olmazsa, nasıl olursa olsun. Ben Seyyidlere hep bir gayret gelmiş, buyurun demişler, gitmişler, Şavza-i Mübahara boşaltılmış, birer birer hepsi bu salahatı okumuşlar, selam vermişler, tezsede yok. Bu zata gelmişti, tezvelerde şekilde, boynu büküp sol tarafına, kalbinin üstüne. Peygamberimizin sesi böyle duyunca, bütün seyyidler yere biçmişler, Yere yıkılmışlar, kendine seslenmeyince, Ya Resulallah ben seyyidim diyorum da bunları ikna gidemedim.
Ha, mübarek evimi bir uzat da öpeyim ne olur. Peygamberimizin eli diyor. Kitabımız yazıyor, ben de getiriyorum. Eli gül yaprağı gibi dışarıya çıktı, bütün seyyidleri yere devrildiler ağlaya ağlaya ayağına düştüler zaten. Diyor ki, sen diyor bir salavat getirdin mü Allah on rahmet lütfeden bir selam verdin mü on selamet kapısı açılır, biz Tahir Hocamızla giderken e ceza boşa gelip gelenlerden olmayın gibi. Varınca Peygambere selam verince badeti selam dediğini duyar, duysanız sık sık gelin peygambere huzuruna. O şekil duyamıyorsanız vızır vızır geç gelmeyle bir şey olmaz peygamberin selamını duyabileceksiniz hadisanız dedi. Hoca kanaatullah, dostum. Bir zıtır insanız. Allah kusurumuzu affetsin Halid-i Zülcelal'ımız, Allah'ımız okuduğum ayete başlamazsan Mukadde'miş ayet-i celîde'yi dinleyelim.
Bizim hocamız Merkadı nur olsun, Allah'ımızın mektubunu dinle kardeşim diye başlardı, habire konuşuruz Allah'ın mektubunu tükenir mi? Bütün altı bin altı yüz altmış altı ayet hep Allah'ımızın kullarına mektubu. Uzattan sonra size lazım olduğu zaman haber veririm inşallah. İki cihan güneşi emir Buhari hazretlarına diyor ki, sen diyor beni sevdiğin için geldin, ben de seni sevdiğimden ve Türkiye'yi de sevdiğim için benim emrettiğim yere git orada irşad ile meşgul ol diyor. Em nereye emrediyorsun? Bursa'ya gelip bozacaksın, Anadolu'yu irşad edeceksin buyuruyor. Yani sen kendini çok kıymetsız görme, iki cihan güneşi kendi evladını emrediyor, geliyor Bursa'ya oturuyor. Oturduğu yerin her tarafı nur kesmiş, böyle zıya girmişler, çok daha. Kelimeleri çok da ben onları diyemeyeceğim, buraya deyip bizzat geldi demişler. Keramet-i keşfiler kopuşmuşlar ziyanına. Ziyaret edenler hayran oluyor.
Hocalar demiş ki hocalar, her adama birden kapılmayın, sıkı olur, büyü olur vesair olur, Bir şahsiyettan geçirelim adamı, ilimde nasıl bakalım. Yani uydurucu dünyada çok şeyler var. He, boynuna bir taş sokuyor, yazılı taksicağızdan gelmiş, peygamberimiz verdi, bundan sonra hiç seni irşad edeceğim. Bunlar yalan, safaları böyle ilimsiz, irfansız sözleri hiç kimse kabul etmez. O muhakkak bir hakikate dayanacak. Ulema onu beğenmedikten sonra kimsenin ardına düşünülmez ve insan koyun gibi çoban nasıl kendini kendine tabi olan, tabi olan koyunun düğünden bir ırmağa, bir genize atıldığı zaman bütün koyun sapı çıktı dökülüyor arkasına. Böyle görenler çok herhalde biliyorsunuz, değil mi? Boyunu kendine alıştırıp bozulan yeminen bükmeyle kendine yaktın mı hepsini birden durma döktür arkadan. Sen atıldın mı çobansın.
Bir alim de, bir fazıl da, bir meşayık da kendini tehlikeye atarsa arkasındaki hepsi tehlikeye düşer. Beraber tüm tehlikeye. Onun için ilmiyle amin olan dertlarla beraber konuşulması lazım gelir. Böyle herkesin ağzına düşürülmez. Demiş girelim bunu bir imtihan edelim. On sekiz tane alim, müşkülden, ey müşkülden on sekiz sual yazmışlar. Koyunlarına koymuşlar, varmışlar, esselamü aleyküm demişler. Ellerini üfmüşler, oturmuşlar. Hepsine habıt Vabı olmuş. Konuşma takati çok. Çünkü büyük yani bildiğimiz gibi değil. Yani bilen bilir onu. Başka her insan bilmez, Allah kıyamet koparır onlar olmasa. Onların güçleri de var, yedileri de var, dörtları da var, yüzleri de var, binleri de var, on binleri de var. Allah rivayetin iki yüz, bir yirmi dört bin peygamberin hadisinde Allah'ın ricalı Gaybi var. Onlar olmasa şimdiye çoktan devrilsin geçsin.
Bu kadar fena sıkıştırmış da onların yüzü gözü olmasına dilek gibi duruyor bu dünyada. İşte, azıcık bıyığeden çekildi de o memleketten çekiliverdin mi? Kaynayıyor memleket görmüyor mu böyle zenzelelerle? Nasıl oluyor kendi memleketimde Pakistan'da ne de ne olduğunu benimle beraber sen de duyuyorsun. Boynunuzda ki getirdiğiniz suala mı okuyamayacaksınız demiş. Ben o suallarınızın cevabını vereyim, onların boynundatı on sekiz sualin tek tek cevabını verdikten sonra demiş ki bir de kardeşim, bir insanın medresesi arşı azam olur, okunan da Muhammed Aleyhisselam olursa bunu imtihana gelmeniz doğru der demiş. Yani, böyle azaplara giremiyorum, korkumdan sizin hatınızı harcarım diye. Onun için gayet süratle hareket edeyim, çok yorulmayı, kardeşimizi o zaman da doyurayım diye, beni mazur görün, usul usul böyle konuşaraktan, vakfımızı övün, geç geldiğinde ondan oldu.
Yani fazla yıpranmayalım, akşamda çalışalım inşallah, din kardeşlerim bir aylık vasıem ama bir soruda tükeneceksin, bir ayda verirsen tükenecek gibi ayeti celiyle değil. Ne yapalım? Şüphesiz ki diyor Allah'ımız Kuran-ı Kerim'inde muhakkak Allah'ın emrine teslim olup can atan erkekler ile Allah'ın emrine teslim olmuş Kuran-ı Kerim'in vücudunu çıkarın diye tir tir titreyiyor. Tek gücü bir alış, yedi kişi olsa müftülüğe, lağza, hocaya, haccıya başvurmayınca o işi tutmuyor. Oğlum bunda şüphe var, bu haram karışıyor içme zannediyorum. Diyelim mi, haramda vaki olan, haramda, şüphede vaki olan haramda vaki olur. Bu şüphelendiğin işi yapıp da Allah'ın huzurunda mesul olma durumuna gelmeyindir. Böyle ram olan kadınlar, Allah'ın emrine teslim olup, olup can atan erkeklerle Allah'ın emrine ram olan, Allah'ın emrine bağlanan kadınlar buyuruyor Allah. Şimdi aşağıda mükafatı var, böyle sahip geliyor.
Allah'ın emrine tağu olmuyorsa kendi bilir, yani zıttı bu. İman eden erkeklerle iman eden kadınlar. İmanı seni kolay aldığın için kolay zannediyor. Ben geçen bir şeye başlarım da bıraksın, hatırınız için kırılmasın, başka söz söyleyeyim diye, Selman-ı Farisi dedim İran'ın, Dahkan'ının, ağasının, asaşa tapan babanın ğulu yolu imanı vurmanın için günlerce süründü, günlerce süründü. Şam'a gitti, Şam'dan sivri hisar'a geldi, Musul'a gitti, efendim Ankara'nın Hacı Bayram'ın itkı Sağında diyor kitaptan bilmem bak, itkı Sağında bir kilise varlığı, gelişersene, gelişersene o Hristiyan dinini İhya'dan sonra o dinde kimse kalmayınca dedi ki vasiyet alıp alıp geliyor. Haber veremem çünkü. Dedi ki, Arabistan da, Nahlistan da, Mekke-i Mükerreme'den Medine'ye hicret edecek iki cihan güneşi Muhammed aleyhisselamın gelmesi yaklaştı diyorlar. Müjdele yok, git oraya gir.
Peygamberimiz bunun için diyor ki, iman füze de olsa bunun gibi zatlar yetişir ve iman eder. Böyle arıyorlarlardı imanı. Sen aranıza, babanla imanlı oğul verip de oturduğuna bakma. Gitti. Araplar gelmişler de onlara birer sığır ve duvarını satarak verdi. Dedi ki beni götürünüz mü Medine-i Sahile'ye? Götürelim dediler. O kervanına gitti. Bey uzun. Bahisler çok uzun. Zatür'l Kara denilen, Zatür'l Kara denilen bir memlekete vardılar. Ura Yahudilerin merkeziydi. Şimdi yıkılmış veren olmuş ya, Allah Yahudi merkezleri yıkılsın veren olsun. Amin. Hudsuz şerifi kan ağlattıkları Arapların elinden alıp da camilerinin şerefesinde minarelerinin birbiriyle beraber olan kadın ve hutsu Şerif'in bütün peygamberlerin geçtiği ve gızlagahı, hutsu Şerif'i yapmaya kadar cesaret eden kafirleri Allah su mübarek gün hürmetine makbul etsin, helak etsin, orayı Habibi insanlara teslim etsin Rabbim diye.
Oradan gittiler cahil karaya, Araplar da dürüst mü? O adamcağızı Selman-ı Farisi'yi köle diye satmışlar oraya. Esir etmişler. Yani ben hürliyasım var, paramına, hem parasını yemişler hem köle deybi Yahudi'ye satmışlar. Haksız olursa Arap'tan olsun, Acem'den olsun, Herkes'den olsun, Kürt'ten olsun, Türk'ten olsun, kimde olursa olsun fırkacılık, mezhep ayırman dedi Peygamberimiz. Ayırman. Inne esramekum indallaha essasın. Kim Allah'tan ziyade korkarsa hepsi de Allah'ın önünde makbul. Yahut da isterse peygamber çocuğu olsun, daha İbrahim Aleyhisselam'ın çocuğuydu. Gel uzun gitme, helak olacaksın. Nuh Aleyhisselam'ın oğluydu be. Nuh Aleyhisselam'ın oğlu heyme, uzun. İbadesen de oğlunun bile öyle oldu ya. Hey etme, uzun dedi. Yani batarsın. Su semadan birden sıkıştıracak, dağların başına girer, kurtulurum ben diyor.
Gel yavrum deyince Allah Kuran-ı Kerim'i ile o senin ehlin değil, o imansızdır, bırak onu dedi, bir ses geldi ile vurdu yere, öldürdük, etti. Kim o olursan ol, virüs olmadıktan sonra beni nefes aramak, sırf Türkiye'ye çalışıyorum, Türk Sırf neslinden olanın da müdafaasıyım. Sırf herkes, bunlar doğru değil. Müminler Kemerbaşı gibi imanlı olduktan sonra herkes pardaktır. Başka mesele yok. Dedi ki beni sattınız, buraya zulmettiniz, oraya hizmet eder. Onun akrabasından Medine'den gelen Amuldesinin oğlu da çok beğendiği için ha şu köleyi bana ver ne var dedi. Hem güzel hem çok yumuşa yarıyor. Çok parayla ona saptı. Barış Medine-i Münevvere'ymiş vardığı yer, bakınca iki cihan güneşi buraya gelecek elhamdülillah dedi. Ben herhalde göreceğim inşallah dedi. Höleliğin verdiği eziyetten ne Peygamberimizin doğduğunu duymuş ne de peygamberliğini ilan ettiğini duymuş, hiçbir şey duymamış.
O bahçeleri görür, bağları görür, kitleri sürer, duvarları yer, develerin ardında doğar. Başka işi yok. Hurmayı topluyordum diyor hurmanın dalındaydım tepesinde. Amucesu'nun oğlu geldi benim ağanın yanında. Dedi ki diyor Allah Hazraç ve İblis kabilelerinin canını alsın. Uba'ya dön, Mekke'de gelen adamın başına toplandılar da hicret etti diye pervane kullanıyorlar arkadaş. Allah velelerini versin devir diyor. Oradan peygamberimizin Uba'ya geldiğini duymuş, hummaya tutuluyor gibi, titremeye başlamış yani sıtma tutuyor gibi, titrerken de fitre düşecekmiş, zor olan sıyrını vermiş gelmiş. Demiş ki ne dediniz, ne dediniz demiş. Ne dediniz? Bizim gelimizden sana ne diye o Yahudi sıpası ayağının altında çınmamış diye kutlemiş. Peht! Sen Yavuzhavastanı gore'ya mı gideceksin? Sadece onun için varmış gore'ye, şöyle olmuş. Nasıl biriyim Muhammed Aleyhisselam'ı demiş, dervem soruyor.
Sadaka götürün, yemezse sadakayı, üst katı, ceketi sadakayı, o Peygamber demiş. Musul'nun hediyeyi, himayeyi iletince çekinmeden yerse ikinci işte, ikinci işareti Peygamber o demiş. Bu üçüncünde değil, sırtının külahının arasında mühürüyle mühürlenmiş mügülvet mührü var, tırsında. Bunu gördün mü, Bekçibelenla o Muhammed Aleyhisselam iman etmiş. Gece diyor, gittim diyor. Vardım diyor, bizzat oturuyor ezrafaz, ziya saç diyor. Esselamü aleyküm dedim diyor. Ve aleyküm selam. Ya Muhammed, herkesten seni buna münafık gördüm, biraz sadakan var, şunu yığlıktan. Sahabelere şunu yiyin gardaşımız sadakasını dedi. Sahabeleri yedi, kendi eline hiç almadı. Bir yedi, gibi, bir peygamber olduğunda hiçbir şey yok, bir. İki, ikinci gün gitti, bir daha götürdü.
Ya Muhammed, sen sadakadan yemediniz gördüm, bunu hediye olarak sana getirdim, lütfen şunu ye, sahabelere buyurun dedi, kendileri beraber onu yediler. İki, iki. Üçüncü gün yahut da sekiz on gün sonra, bir ölü ölmüş de Peygamberimiz ihramla oraya gelmiş, arkasına dönmüş böyle arıyor ihram kalksalar bir nübüvvet mührünü görsem değiliz. Peygamberimiz mucizesiyle bildiği için ihramı sıyırdıyla sırtındaki mührünü gösterince yüzlerini oraya kapanmış. Ağlağa ağla. Gönder ye ya Paris, gönder ye ya demiş peygamberimiz. Ya Muhammed buldum sizi demiş. Eşhedü enne ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden az göz ardı açıldı. Böyle iman ettiler birer birer hikayesini çektirdi Peygamberimiz. Bu zatın başından geçen hikayeyi dinlemek istersen bayramdan sonra eğmek inşallah. Orada sana özeni özeni bir buçuk saatte olsun, belki bitirdim, haber verdim. Kölelik burnunu sürttü.
Dedi ki kendini kölelikten kurtar dedi. Vukuta bağlan. Nasıl dedi Yahudi ile pazarlık ettiler, beş yüz dikme, hurma dikmesi dikersen, kırk okka altın verirsen seni kölelikten kurtarırım dedi. Peygamberimize geldi dedi ki, böyle diyor ya Resulallah. Kardeşlerim dedi, Medineli kardeşlerim birbirine yardım eden kardeşlerim, haydi bu alanın hurmasını getirin bakayım. Kimisi elli, kimisi yüz, kimisi herkes hurma dikmelerini söktüler getirdiler beş yüz tane yıla koydular buraya. Kardeşınıza yardım edin da hurma yerini tukaz verin haydi. Müslüman böyle birbirine yardım et, anlıyor mu? Bunlar hikaye değil, birbirimizle sevişme bunlar. Biz bu sevişmeden geçtim, bir efendinin, bir hocanın, bir efendim, fukaranın bağını etmeye üç kişi gitse, ötedilerin haseristen gözü çatlıyor. Ben ne diyorsun da biz birbirimize yardım edebileceğizsek? Hiç imkanı var mı bizde? Aldılar efendim.
Peygamber efendimiz dedi ki, ben de bunun kardeşiyim dedi peygamberimiz. Ben de bunun kardeşiyim, dikerken beni çıkın da ben de dikeyim dedi peygamberimiz. Bizzat kendi gelmişler, hiç kimse tutmasın dikmeyi. Ben tutacağım, siz döveceksiniz dedi peygamberimiz. Hepsini kendi tuttu. Bir dediğini Selman-ı Farisi tutmuş kendi evvel. Peygamberimizden emir gelmeden, Selman-ı Farisi diyor ki, Allah'a yemin ederim ki vallahi ki Resulullah'ın tuttuğu hurmadan bir tane hurmadı, yalnız benim tuttuğum o bir hurmam mıdır. Resulullah'ın tuttuğu, Rasulullah'ın ümmeti kuruyacak zannetme. Ümmetini Rasulullah'ın nasıl tutuyor? Onun tuttuğu ümmet kuruyacak değil, gönül bilir de o, saman, saman oğlu gibi üstü küllemiş olabilir. Lakin birisi var da bir dine topuverir de ayranlığını kabartsınlar, saman akışını dur dur dur dur dur yanmaya başlar, bu ümmetim Muhammed'in başhulunu mahvetmıyor.
Gitilmeye inkar yok inşallah. Hiç korkmayacaksın. Açıldı karşılar.